Haber Detayı

Adanmış bir hayattır müzisyenlik
Avrupa aydinlik.com.tr
08/02/2026 17:52 (3 saat önce)

Adanmış bir hayattır müzisyenlik

Antik çağın sihirli çalgısı flütünün sesi, dünyanın her yanından ödüller, beş kıtadan besteciler topluyor gibi. Son olarak, ABD’de düzenlenen 2025 Küresel Flüt Mükemmeliyet Ödülleri kapsamında 'İlham Veren Flüt Sanatçısı' ödülüne layık görüldü. Sanatçı Bayramoğulları ile müziği, eğitimi konuştuk.

Sanki 27 yıllık sanatçı, sanki icracı ve eğitimci olarak parlak bir kariyer sahibi o değilmiş gibi alçakgönüllü ve sade bir sanatçı Lelya Bayramoğulları.

Konserler, derslerle dolu programı arasında bize zaman ayırdı, müzik aşığı bir yıldızla sohbetin heyecanını ve onurunu yaşadık.

ANTALYA’NIN İLK FLÜT SANATÇISI Eğitim hayatınız nasıl ilerledi?

Flüte nasıl başladınız?

Aslında doğum yerim Sivas, ama hiç gidemedim… Şimdi bir projemiz var, Aşık Veysel için yakında gideceğim inşallah… 9 Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuvarı’nda flüt eğitimime başladım.

Almanya'da Düsseldorf, Robert Schumman Müzik Akademisi, Folk Wang Müzik Akademisi’nde master eğitimimi yaptım.

O esnada, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası kuruluyor, dediler.

Eşimle beraber Antalya'ya geldik, yerleştik ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın ilk kadın flüt sanatçısı oldum 1998'de.

Konservatuvar da yoktu herhalde o tarihte?

Aynı şekilde, 2000 yılında Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı’nın ilk flüt hocasıyım, aynı zamanda bölümü açan, kuran olarak 7 yıl kadar hizmetim oldu.

Daha sonra doktora eğitimi için Mimar Sinan'a, (MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı) İstanbul'a gittim.

Orada 2014 yılında ‘sanatta yeterlilik eğitimi’, 2015'te de üniversite doçentliğini aldım.

SİHİRLİ BLOK FLÜT Tebrikler Hocam,  flüt seçiminiz nasıl oldu?

Benim sosyal bir ailem vardı İzmir'de, konserlere, tiyatrolara çok giderdik.

Babam TRT'de prodüktör, annem de benim ilk öğretmenim, ilkokul öğretmenim.

Şehre kim geliyorsa hiç kaçırmazdık!

Müşfik Kenterler, Yıldız Kenterler, Genco Erkallar, operada o ay ne varsa, takip ederdik.

Küçükken ilk bale kursuna başladım, ama fizik yapım çok uygun değil diye bıraktım.

Sonra çocuk korularında şarkı söyledim, mandolin çaldım uzun bir dönem… Çelimsiz bir kızdım, el kaslarım çok gelişmemişti, mandolin de bitti.

Hocam dedi ki, “Bu kızın kulağı çok iyi, absolute (mutlak ve güçlü) bir duyuşu var.

Bunu konservatuara yönlendirelim.” Bana bir blok flüt verdi!

Blok flütü alınca büyülenmiştim!

Benim nefesim notalara dönüşüyor...

Ondan sonra duyduğum her müziği, her notayı saatlerce odama girer çıkartırdım.

Elimden çıkartmazdım.

Kendimi müzikle ifade ettiğimi görünce ailemde beni Konservatuvar’a yönlendirdi. 1986'da 9 Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuvarı’nda Prof.

Cahit Koparal'la flüt eğitimi başladım ve onunla tamamladım.

NİJERYA’DAN ŞÜKRAN PLAKETİ Adınızı son yıllarda daha sık duyuyoruz, ama ismin arkasında beş kıtada bilinen bir flüt sanatçımızı görüyoruz.

Brezilya’dan Japonya’ya kadar size ithaf edilen eserler var.

Ne ara dolaştınız dünyayı?

Farklı kültürlerle nasıl bir bağ kurdunuz?

Aslında başlangıç noktası doktora eğitimiyle geliyor sanırım.

Orkestra sanatçısı olarak repertuvarı öğreniyorsunuz, çalmak belli bir rutine erişmişti.

Antalya’nın kuruluşunda rol oynadım, ama mütevazi bir orkestra sanatçısıydım, halen de öyle… Paylaşmayı çok seviyorum.

Kendimi ifade edebildiğim en iyi yol bu… Diğer yandan hep kendimi geliştirmek isteyen bir sanatçıyım.

Sanatta Yeterlilik yapayım, dedim ve 2014-2015'de doçentlik sınavını verdim.

Doçentlik Jürimde 5 farklı şehirden 5 profesör vardı.

Çaldım, sınavım bitti, beni yanlarına çağırdılar. ‘Çok iyi bir sanatçısın, çok iyi bir icracısın’ dediler.

Yurtdışında konser teklifi mi geliyor?

O dönemde Alman bir Orkestra Şefi, ‘Nijerya’da bir orkestra yönetiyorum, teknik anlamda yardıma çok ihtiyaçları var.

Lütfen gelin!’ dedi.

Biraz tedirgin oldum başında, ama oradaki Türk Büyükelçimizi arayıp danıştım, “Biz burdayız, merak etmeyin, buyrun gelin” dediler.

Gerçekten de beni uçağın kokpitinden aldılar!

Gidiş o gidiş oldu, sonrasında 6-7 yıl boyunca oraya gitmeye devam ettim.

Hiç kimsenin gitmek isteyeceği bir yer değil Nijerya, dikkatleri üzerime çekti.

Belli süreliğine mi gidiyorsunuz?

Konser mi?

Eğitim mi?

Her yıl Aralık ayında, onların en büyük festivalinde solist olarak yer aldım.

Oradaki gençlere de ders verdim ve 3 yıl önce de, İçişleri Bakanları bana bir Şükran Plaketisundu, ülkelerine yaptığım katkılardan dolayı.

Sosyal sorumluluk da devreye giriyor yani? “Ülkenin insanlarına ne kadar ulaşırsam, ne kadar faydalı olursam o kadar iyi olur” mantığıyla yol aldığım için halka sorumluluk projeleri yapıyorum.

Mesela huzur evlerine gidiyorum, eğitimler veriyorum.

Giderek daha büyük kitlelere ulaşmaya başladım.

Derken Sankyo firması 2019'da beni seçtikten sonra Tokyo'da ve dünyada resitaller yaptım, tanıtmaya başladılar.

Gittiğim her ülke beni tekrar yeniden çağırdı.

Kapılar kapıları açtı.

Kolay olmadı tabi.

Klasik müzik, pek de yatırım almayan bir alan mı?

Kültür, müzik… Bunlar çok destek alan sektörler değil.

Maalesef en çok kesintiye uğrayan bir sektör.

Benim de herhalde azmim, mesleğime olan aşkım, tutkum… Bu sorunları çözerken hepsinin birer yansıması oldu sanırım.

TANRILARIN ÇALGISI Hocam, flütün antik bir kimliği var.

Biraz flütü anlatır mısınız?

Diğer nefesli çalgılardan farkı nedir?

Anavatanı belli mi?

Asyalı mı?

Flüt dünyanın en eski çağlarından beri yaşıyor, mitolojiye dayanıyor biliyorsunuz: Tanrıların çalgısı.

Evet, arp ile bir rekabeti de var bu konuda… Ve aynı anda da çok güzel bir ikili, birbirlerini çok güzel tamamlar, çok yakışırlar.

İnsanlığın başlangıçlarından itibaren ortaya çıkmış.

İlk olarak hayvan boynuzlarından, hatta onun dişleriyle delikleri oluşturup geliştiriyorlar flütü.

Ondan sonra abanozdan, farklı ağaçlardan, kargıdan yapılıyor.

Teknoloji ve sanayiyle beraber artık metallerden yapılıyor.

Gümüş kaplaması var, gümüşü var, altını var, platini var artık.

Karat karat ayar ayar… Siz hangisini kullanıyorsunuz?

Benimki altın, Sankyo, Japon bir flüt.

Ben aynı zamanda Sankyo'nun anlaşmalı artistiyim. 2019'da beni artistleri olarak seçmişlerdi.

Diğer nefesli sazlardan farkı nedir?

Daha az nefes gerekiyor mu?

Flüt çok popüler ve çok da becerikli bir enstrüman.

Her tür müziğe uyabiliyor.

Halk müziği de çalabiliyorsunuz, caz da oluyor, popa da yakışıyor.

Teknik imkanları çok elverişli ve geniş bir enstrüman.

Diğer üflemeli çalgılar gibi bir ağızlık, bir kamış olmadığı için üflediğiniz havanın yarısından çoğu dışarıya gidiyor.

Bu yüzden çok fazla bir nefese ihtiyaç var.

Ama az bir nefesle de ses çıkarılabiliyor flütten.

Bu da aynı zamanda bir avantaj.

Diğer bütün üflemeli çalgılar, obua, klarnet, fagot, trompet, trombon… Hepsi kapalı bir şekilde çalınıyor, üflediğiniz her hava gidiyor.

Dikkat ederseniz dudağın altında durur flüt ve üflediğinizin çoğunluğu dışarıya gider.

O yüzden güçlü bir nefese ihtiyaç var tabi.

Bu yüzden de diyaframı kullanmak gerekiyor.

Tabi profesyonelce çalabilmek, daha sağlıklı bir ton elde etmek için kasları kullanmalısınız.

MÜZİKSİZ BİR YAŞAM DÜŞÜNÜLEMEZ Son olarak konservatuvar ve müzik eğitimi.

Yani mezunların ancak yüzde 25'i mesleğine uygun iş bulabiliyormuş.

Böyle bir kısıt var mı?

Gençler müziğe yönelsin mi?

Ne öneriyorsunuz?

Bence dünyadaki en güzel mesleklerden biri tabii ki.

Müziksiz bir yaşam düşünülebilir mi?

Ama, inanılmaz bir emek vermek gerekiyor, oysa günümüzde emek tüketim üzerine.

Günümüzdeki çocuklar da çok akıllıca bulmuyorlar.

Teknolojinin de kolaylığı olduğu için dünyada da bir küçülme var.

Avrupa’da mesela orkestralar birleştiriliyor.

Bizim ülkemizde de kısıtlı.

Ben 98-99'da girdim ve 27 sezonumu bitirdim, benden sonra sadece iki kişi alındı.

Birisi pandemide benim öğrencimdi, diğeri ise geçen yıl alındı.

Oysa bir orkestrada en az 5 ya da 6 flüt olmamız gerekiyor aslında.

Bizdeki eğitim ihtiyacın üstünde mi?

Türkiye'de 52 tane konservatuvar var.

Buna oranla baktığımızda 5 Opera ve 6 tane Devlet Senfoni Orkestrası var.

Birkaç tane de özel orkestra var, Borusan, Bilkent gibi.

Tabii çok ihtiyaç var, ama bu ekonomik tedbirler, pandemi, savaşlar, her şeyden etkiliyor.

Ve tabii devletin buna verdiği öncelik ne ölçüde?

Gençlerde talep var mı?

O eski talep yok.

Gençler haklı olarak, karşılığını alamam, diye ilgi göstermiyor.

Gerçekten müziği, sanatı çok seven, çok yetenekli, bunun dışında başka bir iş yapamayacak olan gençler bu mesleği yapmalı.

Zaten sevmezseniz bu iş yapılabilecek bir iş değil.

Aslında her şehirde bir orkestra olsa, talep de artar.

Baktığımızda küçük bir Bulgaristan'ın köylerinde bile opera binaları var.

Şehirin karakterini taşıyan opera salonları, bizim ülkemize de çok yakışacaktır.

Evet.

Bu altın değerleri, altın kurumları yaşatmalıyız.

Dünyanın en ilham veren sanatçısı “Amerika’da Flute Almanac diye bir dergi var.

Onursal Başkanları Sir James Galway, dünyaya mal olmuş bir flüt sanatçısı.

Her yıl birçok kategoride ödülleri vardır.

Jüride 22 ülkeden 56 jüri üyesi oylama yapıyor.

Jüride aralarında Lowell Liebermann gibi ünlü isimler var.

Kategorilerden biri de ‘İlham Veren Sanatçılar’.

Öğrendim ki, bir İngiliz meslektaşıma beraber finale kalmışız!

Ocak ayında da sonuçlar açıklandı, ben tüm dünyada İlham Veren Flüt Sanatçısı seçilmişim.

Ülkem adına, şehrim adına, Türk kadın sanatçı olarak dünyada ses verebilmek adına büyük onur oldu.” İlk konçerto pandemide geldi “Burada (Akdeniz Üniversitesi) Tazelenme Üniversitesi var, 50 ve 60 yaş üzerine yönelik üniversite eğitimi.

Onların içinde kalmış, hep yapmak istemişler, ama yapamamışlar.

Pandemiden önce başladık, sonra kesintiye uğradı.

Tazelenme Üniversitesi’nde 14 öğrencim vardı, pandemide onlarla whatsap üzerinden solfej ve nota çalışmaya devam ettik.

O dönem Afrika'daki öğrenciler onlar çok zor durumdaydı, onlarla online dersler yaptım.

Bir de uluslararası jüri üyeliklerimi online sürdürdüm, Trio Patara’yı kurduk.

Benim de bu durmadan çalışmamdan etkilenen Özbek bir besteci Mustafa Bafoyev, sosyal medyadaki paylaşımlarımı görüp tanışmak istedi. ‘Bir de Früt Konçertosu yazayım’ dedi. 2021'de çok büyük bir Flüt Konçertosu besteledi bana ithafen.

Yurtdışından bana ithaf edilen ilk beste oldu.

Taşkent’te prömiyerini yaptık, Ulusal Kanal yayınlamıştı.

Çok da güzel bir konserdi,  Türk motifleri, Türk halk müziği temaları da var.

AŞIK VEYSEL LATİN AMERİKA’DA “Ardından 2023 Brezilya'ya, Uluslararası Kültür Festivaline davetliyim.

Ve...

O yılı da Türkiye ve UNESCO Aşık Veysel yılı ilan etmişti.

Ben zaten gittiğim her ülkede mutlaka kendi bestecilerimle kendi müziğimizi götürüp tanıtırım.

Aşık Veysel’den hiç yapılmamış bir şey olsa da Brezilya’ya götürsem, prömiyer yapsak, dedim.

O dönemde Ege Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuarı Müdürü olan kompozitör Prof.

Özge Gül Bey’le konuştuk, ‘Güzelliği On Para Etmez / Şu Bendeki Aşk Olmasa’, onu mu yapsak?

Olur, dedi!

İlk olarak Brezilya'da 16.

Uluslararası Paraty Festivali’nde seslendirdim.

AMAZON KADINLAR BULUŞMASI “Konser bitti, toparlandım, dışarıya çıktım… Bir kadın geldi nefes nefese, ‘Ben çok etkilendim sizin yorumunuzdan, bu eserden’ dedi. ‘Sizin yorumunuz çok güçlü, bizim Amazon kadınları gibi… Sizin için bir Flüt Konçertosu bestelemek istiyorum!’ Ben tabi çok mutlu olurum, dedim.

Ama bestecilerle çalışmak pek kolay değildir.

Söylerler, ama ötelerler, bazen hiçbir şey yapmazlar bile.

Öyle olmadı!

Gerçekten ‘Amazonia Dreams’ diye bir Flüt Konçertosu yazdı bana ithaf etti.

YUNANİSTAN’DA 29 EKİM KUTLAMASI “Yine 2023’te, çalışmalarımı gören bestecilerden Yunan besteci Papadopoulos, bana ithafen ‘Flüt ve Piyano için 6 parça besteledi, 29 Ekim Cumhuriyetimizin 100.

Yılında seslendirdim.

Geçen yıl 10 Kasım’da Atina’da, iki yıl önce de Selanik'te 9 Kasım'da çaldım.” Moskova’da bir Türk sanatçı Doç.

Lelya Bayramoğulları’nın Aşık Veysel yolculuğunda Peru ve Brezilya’dan da beste ithaf eden sanatçılar olur.

Aralarında kadın sanatçılar da vardır.

Özgün eserler New York’tan Moskova’ya yol yapar.

Geçen yıl Haziran ayında, Rus Besteci Vladimir Senegin’in kendisine ithaf ettiği “Water Play” adlı eserini ilk kez Moskova’da, Scriabin Müzesi’nde seslendirir.

Bayramoğulları, bir eserin kendi adına ithaf edilmesinin ötesinde seslendirmenin ve yerin önemine dikkat çekiyor: Eseri ne kadar içselleştirip ne kadar yansıtabiliyorsunuz?

Hepsi bir arada eserin başarıyla geri dönmesini sağlar.

İlgili Sitenin Haberleri