Haber Detayı

Nuri el-Maliki
Mehmet yuva aydinlik.com.tr
11/02/2026 00:00 (5 saat önce)

Nuri el-Maliki

Nuri el-Maliki

Yeni Şafak gazetesinde yazan Mahmut Osmanoğlu 4 Şubat 2026’da şöyle demiş: “Maliki’nin yeniden dönme ihtimali ülkede mezhepçi siyasetin tırmanması endişelerini artırıyor.

Maliki’li yeni dönemin Şam’daki yönetim ile normalleşmeyi engellemesi de bekleniyor.

Suriyeliler, Maliki’yi sadece Suriye ve Irak’ın istikrarına değil tüm bölge için bir tehdit olarak görüyor.

Maliki iktidarının önceki politikalarını sürdürmesi halinde, PKK, su meselesi, Kalkınma Yolu Projesi ve Suriye başlıkları üzerinden Türkiye’ye yönelik olumsuz etkilerin ortaya çıkması beklenebilir.” Maalesef dar “Sünni” mezhepçi bir değerlendirme olmuş.

Zira eski köprülerin altından çok sular aktı.

Sayın Mahmut Osmanoğlu yeni şeyler söylemek lazım.

Anlatalım; Suriye BAAS’ı ile Irak BAAS’ı arasında “kanlı bir rekabet” olmasına rağmen Esad yönetimi “Irak-BAAS” mensuplarının Suriye üniversitelerinde görev almasına onay verdi.

İşgal sonrasında İsrail, İngiltere ve ABD ajanları eğitimli ama özellikle savunma sanayi, nükleer, tıp, arkeoloji, uygarlık tarihi, iletişim ve hassas teknolojiler alanında uzman Iraklı bilim adamlarını avladılar.

Onlarcası Esad yönetimi tarafından kabul edildi ve korunma altına alındı.

Saddam Irak’ı yönetirken Saddam’dan kaçan Barzani ve Talabani gibi Kürt liderler, 12 Eylül 1980 Türkiye’ye darbeyle musallat olan cuntadan kaçan tüm sol örgüt liderleri, Abdullah Öcalan ve aileleri de Baba Esad’a sığınmışlardı.

ESAD DA BENZER DURUMU YAŞAMIŞTI Enteresandır, buna mukabil Suriye, Mısır, Lübnan, Irak ve Filistin’in “İslamcı” “İhvan-Müslüman Kardeşler” örgütü mensupları da, özellikle 12 Eylül 1980 sonrasında ve özellikle AK Parti döneminde Türkiye’yi güvenli liman olarak seçmişlerdi.

Ancak devlet ve iktidar çıkarları örtüştüğünde, kendisine karşı örülen cepheyi yarmak, işlevsiz hale getirmek ve dengeyi lehine dönüştürmek amacıyla Türkiye bireyler veya örgütleri tercih etmek yerine devletler ve hâkim iktidarlarla ilişkileri pekiştirmeyi de ihmal etmiyor.

Bunun en bariz örneği Mısırla yaşanan süreçtir.

Benzer bir adım Esad’a doğru da atılmış ancak Esad bu adımı doğru okuyamamıştı.

Benzer bir durum Nuri El-Maliki’nin yeniden Irak’a Başbakan olması meselesinde görülmektedir.

SURİYE’DEKİ SAVAŞA KARŞI ÇIKMIŞTI Beğenmesek de Irak’ta emrivaki bir durum var.

Ülkede mezhep ve etnik temelde çalışan bir kast rejimi var.

Şii, Sünni ve Kürt Blok var.

Lübnan benzeridir ama bir farkı var.

Lübnan’da esas sulta Marunî Katolik Cumhurbaşkanı makamındayken Irak’ta sulta Şii Başbakanın elinde.

Nuri Maliki 2006’dan 2014’e kadar Irak Başbakanıydı.

ABD ile münasebetleri kötü değildi ancak İran çıkarları masadaysa Tahran’ı koruma, kollama, gözetleme pozisyonu alırdı. 2011’de Suriye’ye dayatılan uluslararası işgal, mezhep ve etnik taksim ve talan projesi dayatıldığında Nuri El Maliki bu savaşa şiddetle karşı çıktı.

Esad ile dayanışma içinde olacağını açıkça beyan etti.

Bunun iki esaslı sebebi vardı; Birincisi, Suriye’nin düşmesi halinde sıranın Irak ve İran’a geleceğini biliyordu.

Suriye ve Irak meselesinin Lübnan Hizbullah’ı ve İran’la ilgili olduğuna müdrikti. 1950 Babil doğumlu Nuri Maliki’nin İran sevgisi sadece aynı mezhebe tabi olmakla izah edilemez.

Maliki siyasi ve askeri yaşamını en çok İran’a borçlu.

Saddam 1979’da Bağdat’ta “bir iç darbe sonucu” iktidara el koyduğunda Maliki İran’a sığındı. 8 sene İran’da kaldı.

Mensubu olduğu İslami Dava (Davet) Partisinin silahlı kanadından “Şehit Sadr Alayı” sorumlusu oldu.

Bu askeri birliğin merkezi kampı İran’da Ahvaz şehrinde İran ordusu ve İran devrim Muhafızları ordusu tarafından istihdam edilen Ramazan üssü, Şayur kampındaydı.

İran-Irak savaşı esnasında Maliki Saddam ve BAAS yönetimine karşı askeri eylemler yaptı.

İkincisi, Maliki ile Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri - PMF) arasındaki ilişkiler, Irak’ın 2014 sonrası güvenlik ve siyasi yapısının temel taşlarından biri oldu.

Maliki, Haşdi Şabi’yi “vatanın koruyucuları” olarak nitelendirdi ve her zaman güçlü bir siyasi destek verdi.

Irak ordusunun, birçok sosyolojik, mezhepsel, bölgesel sebep ve şehir savaşlarında etkili olmamasından dolayı, Irak şehirlerine musallat olmaya başlayan Irak ve Şam İslam Devleti örgütü (DEAŞ-IŞİD) ile savaşta Haşdi Şabi’nin daha etkili ve sonuç alıcı olduğuna inandı. 2014’te DEAŞ’ın Musul’u ele geçirmesinin ardından, Şii mercilerin fetvasıyla kurulan bu yapı, Maliki’nin hükümeti döneminde meşruiyet kazandı.

Özetle, Nuri el-Maliki, Haşdi Şabi’nin hem kuruluş sürecindeki politikalarda hem de sonrasında bu yapının kurumsallaşmasında ve korunmasında kilit rol oynamıştır.

TÜRKİYE DEVREYE GİRMELİ İsrail ve ABD, Nuri Maliki’nin yeniden Irak Başbakanı olması halinde, Suriye sahasından gelecek olası bir (DEAŞ, HTŞ, yabancı savaşçılar veya bileşenleri) saldırı veya İran’a karşı Irak’tan yapılacak bir harekete karşı kalkan olacağını biliyor.

Suriye sahasındaki planlarına ve İran’a karşı projelerinde pasif durmayacağı ve çomak olacak potansiyele sahip olduğuna müdrikler.

Bu sebeple Trump ve avenesinden Başbakanlığını engellemek için baskının dozunu arttırmalarını bekliyorlar.

Bu sebeple kendisini Başbakan olarak atayacak Cumhurbaşkanı seçimini yokuşa sürüyorlar.

Bu hengamede Türkiye devreye girmeli ve Nuri Maliki ile görüşmeli.

Zira Trump tehditlerine rağmen Maliki ile çalışma imkanını tamamen rafa kaldırmış değil.

Maliki de Trump’la çalışabileceğinin sinyallerini vermiş ve “beni tanımıyor, tanısa düşüncesi değişecektir” demiştir.

Ayrıca Şam da Ahmet Şara ve Suriye ile Irak’ın iç işlerine karışmadığı sürece iyi ilişkiler istediğini beyan etti.

Daha önce Esad’a verdiği desteğe rağmen, Esad’ı eleştiren açıklamalarda bulundu.

Esad’ın Suriye hapishanelerindeki “radikal İslamcıları serbest bıraktığını, eğittiğini ve Irak’a gönderdiğini” söyledi.

Bu söylemlere terfi eden pragmatik Maliki’nin Türkiye ile de ilişkilerini daha iyi bir seviyeye taşıma niyetinde olabilir.

Malik ve bloğu ile inşa edilecek ilişkiler sayesinde Türkiye’nin Irak nüfusunun çoğunluğu oluşturan Şiilere Ankara’nın sadece Sünni ve bazı Kürt kesimlerle münasebet içinde olmadığı algısı yerleşir.

Maliki’nin nefret ettiği, Türkiye’de yaşayan, Bağdat’ta idamla yargılanan ve Irak eski Cumhurbaşkanı yardımcısı “Sünni” Tarık El-Haşimi meselesini de bu olumlu görüşmeler sayesinde çözebilir.

Maliki-Ankara, Ankara-Maliki işbirliği İran-Türkiye ilişkilerine de artı-değer katar.

Suriye’deki berbat mezhepçi tablonun dönüşmesine yardımcı olur.

İsrail ve ABD’nin birçok bölgesel planlarına çomak sokar.   

İlgili Sitenin Haberleri