Haber Detayı

‘Yeni çağın hastalığı narsistik birliktelikler’
Kelebek hurriyet.com.tr
15/02/2026 07:00 (5 saat önce)

‘Yeni çağın hastalığı narsistik birliktelikler’

Sevgililer Günü romantizminin tam ortasındayken çift terapistleriyle konuştuk. Teknolojiyle değişen çağda çiftlerin artık bambaşka sınavlar verdiğini öğrendik. Uzmanlara göre ekranlar yakınlığı azaltıyor, narsistik ilişkiler güçleniyor ve sosyal medyadaki en küçük temas bile güven krizine dönüşebiliyor.

Hızla gelişen teknolojilerle değişen hayatların romantik ilişkileri nasıl etkilediğini ve terapi odasına taşınan problemlerin nasıl dönüştüğünü üç uzmana sorduk: Uzman psikolog Dr.

Sevilay Abudaram, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi’nden uzman psikolog Mert Kaya ve Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden uzman klinik psikolog Jülide Unutmaz.Uzmanlara göre ilişkilerin ‘üçüncü kişisi’ olan ekranlar yakınlık ve paylaşım alanını azaltıyor, çiftlerin tahammülünü düşürüyor.

Geçmişte sık duyulan, kadınların eşlerine ekonomik bağımlılığı kaynaklı ilişki sorunlarıysa bugün daha az dile getiriliyor.

Buna karşılık herkesin ‘en’ olmaya çalıştığı bir ilişki iklimi öne çıkıyor.

Uzmanlar bunu ‘narsistik ilişkiler’ olarak tanımlıyor ve çağın hastalığı olduğunu ifade ediyor.10-15 yıl önce terapi odasına gelen çiftlerle bugün gelenleri kıyasladığınızda neleri artık daha az duyuyorsunuz?◊ Sorunlar yıllar geçse de benzer konular etrafında dolaşıyor: Aldatma, güvensizlik, geniş aile meseleleri, cinsellik sorunları, güç yarışları ve bağlanma problemleri...

Ancak eskisine göre daha az duyduğum konulardan biri, kadınların ekonomik olarak eşlerine bağımlılığı.

Kadınlar artık bu konuda daha özgür. (Sevilay Abudaram)◊ Geçmişte çiftlerin terapi odasına en sık getirdikleri gündemler iletişim sorunları, rol ve sorumluluk paylaşımı, geniş aile sınırlarıydı.

Bunlar hâlâ geçerli.

Ayrıca çiftlerden yakınlık ve bağlılıkla ilgili sorunlar duyuyoruz.

Bu aslında ilişkilerde beklentinin farklılaştığını gösteriyor.

İnsanlar yalnızca devam etmeyi değil, iyi hissetmeyi de önemsiyor. (Mert Kaya)◊ Çiftler 10 yıl önce terapiye aile müdahaleleri, ekonomik stres ve ev içi sorumluluklardan kaynaklanan problemlerle gelirdi.

Bugün kimin ne yapacağı tartışmalarından daha çok duygusal ihmal sorunları geliyor.

Yalnızlık hissiyle geliyor çiftler.

Bağ kuramama, ilişki içinde görünmeme temaları daha baskın. (Jülide Unutmaz)‘Sabretmek’ veya ‘idare etmek’ üzerine kurulu eski usul dinamikler, yerini ‘kişisel mutluluk’ ve ‘ben olgusu’na mı bıraktı? ◊ İlişkiler gerçekten de idare etmekten daha çok tatmin arayan yapılara dönüştü.

Bu olumlu çünkü duygusal ihtiyaçlar daha görünür hale geldi.

Ancak riski şu şekilde özetleyebilirim: ‘Ben alanı’ genişlerken ilişkisel dayanıklılık eşiği bazen düşebiliyor. (Jülide Unutmaz)◊ Çiftler her ikisinin de isteklerini, beklentilerini paylaşacağı ve dolayısıyla kişisel sınırların belirli olacağı ilişkileri arzu ediyor.

Bu benmerkezci olmaktan çok, kişinin kendi sınırlarına sahip çıkarak biz olma halinin en sağlıklı şeklidir.

Tek tarafın uyumlandığı, isteklerinden vazgeçtiği, sadece bir partnerin ilişkiyi şekillendirdiği dinamik işlevsizdir. (Sevilay Abudaram)◊ Toplumsal araştırmalar yakın ilişkilerde bireysel ihtiyaçların ve bireysel iyi oluşun geçmişe kıyasla daha fazla önemsendiğini gösteriyor.

İnsanlar günümüzde ilişkide yalnızca sürdürmeyi değil, kendileri olarak var olabilmeyi de bekliyor.

Bu durum genellikle “İlişkimizde hep ben uyum sağlıyorum, kendi isteklerim ikinci planda kalıyor” gibi somut ifadelerle karşımıza çıkabiliyor.

Ancak bu durum biz kavramının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. (Mert Kaya) Sadakatsizliğin tanımı değişti mi? ◊ Sadakatsizliğin tanımı değişmedi.

Sadakat hâlâ ilişkinin omurgası.

Sadece sadakatsizliğin görüldüğü mecraların çeşidi arttı.

Sosyal medya birçok insanla eşzamanlı kontak kurabileceğiniz bir alan.

Güven zedelendiğinde partner ister cinsel birliktelik yaşasın, ister sosyal medyada fotoğraf beğensin, bıraktığı duygusal etki aynı oranda yıkıcı olabiliyor. (Sevilay Abudaram)◊ Değişmedi ama genişledi.

Bugün birçok çift gizli mesajlaşma, flörtleşme, partnerden saklanan dijital yakınlıklar sebebiyle fiziksel aldatma kadar yıkıcı bir duygu hissedebiliyor.

Çünkü ihanet deneyimini belirleyen şey çoğu zaman davranışın fiziksel boyutu değil gizlilik, yatırım ve duygusal yönelimidir. (Jülide Unutmaz)Çiftlere eski yakınlıklarını yakalamaları için verebileceğiniz en temel ‘ilkyardım’ önerisi nedir? ◊ İlkyardım önerisi olarak şefkat duygusundan bahsetmek isterim.

Şefkatin olmadığı yerde yargı, yargının olduğu yerde de kavga vardır.

Eğer birbirimizi dinlemeyi sürdüremiyorsak 20 dakikalık molalar verelim.

Oda değişikliği yapabiliriz, kısa süreliğine evden dışarı çıkabiliriz.

Şefkatimizi tam anlamıyla sağlayabildiğimizde ve duygularımız da düzenliyse partnerimizi dinlemeye geçebiliriz.

En azından beş dakika birinin konuşmasını, diğerinin dinlemesini, sonra da dinleyenin duyduğunu özetlemesini öneririm. (Jülide Unutmaz)Son yıllarda dahada sık karşılaştığınız spesifik problemler var mı?◊ Bugün ilişkilerde herkes değerli, biricik ve her şeyin ‘en’i olmaya çalışıyor.

Bu ‘en iyi olma’ arzusu narsistik bir eğilime işaret edebiliyor.Narsistik ilişkiler yeni çağın hastalığı diyebiliriz.

Bu ilişkiler yoğun idealizasyonla başlıyor; “Ruh eşim sensin, senden önce yaptıklarımın hiçbir anlamı yokmuş meğer” gibi ifadelerle kurulan bağ zamanla yerini değersizleştirme döngüsüne bırakabiliyor. (Sevilay Abudaram)◊ İletişim becerilerinde zorluk, tekrar eden çatışma döngüleri, güvene dair hassasiyetler ve dijital dünyanın ilişkiler üzerindeki etkisi...Bunların ortak özelliği tarafların birbirine ne söylediğinden çok, söylenenin nasıl duyulduğu ve nasıl yorumlandığı etrafında şekillenmeye başlıyor. (Mert Kaya)İlişkilerin üçüncü ortağı haline gelen ekranlar hakkında ne gibi sorunlar gözlemliyorsunuz? ◊ Ekranlar yakınlık ve paylaşım alanını azaltıyor; fiziksel ve duygusal teması zayıflatıyor.

Çiftler ortak zamanı ekranla geçirdiğinde, duygusal ve cinsel paylaşımlar azalıyor.“Sen zaten hiçbir zaman beni dinlemiyorsun.

Bir gözün hep telefonunda” gibi tartışmalar çıkıyor.

Çiftlerin tahammül seviyelerinin azalmasına sebep oluyor. (Sevilay Abudaram)Sosyal medyadaki ‘mükemmeliyet’ illüzyonları, çiftlerin kendi gerçekliklerinden memnuniyetsiz olmalarına yol açıyor mu?◊ Elbette.

Sürekli dikte edilmiş ilişki görüntülerine maruz kalmak çiftlerin kendi ilişkilerini gerçekçi olmayan referanslarla kıyaslamasına sebep oluyor.

Bu durum özellikle ilişkisi stabil olan ama yüksek romantik uyarım yaşamayan çiftlerde memnuniyet algısını düşürebiliyor. (Jülide Unutmaz)

İlgili Sitenin Haberleri