Haber Detayı

Öteki mahalle rahatsız
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
18/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Öteki mahalle rahatsız

Türkiye, özellikle yeme içme sektöründe fırsatçılar ülkesi oldu pandemiden bu yana.

Türkiye, özellikle yeme içme sektöründe fırsatçılar ülkesi oldu pandemiden bu yana.

Önlem alan yok, önlemin “adını” anmaktan çekinen çok.

Ara sıra birileri, “Kral çıplak” diyor sadece.

Geçenlerde MÜSİAD’ın, yani Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin yeni genel başkanı Burhan Özdemir , “Aynı çayı bir yerde 500 liraya başka bir yerde 5 liraya içmek normal değil.

Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir fiyat makası yok” diyerek malumun ilamını seslendirdi. “Ülkemizde fiyatlamaları kontrol etmediğimizi düşünüyorum.

Hiçbir kurum maliyet temelli fiyatlamayı çalışmıyor” sözleri ise başıboşluğun ve enflasyonist ortamın kabullenilişi.

Üstelik MÜSİAD iktidara yakın bir STK ama demek ki bir şeylerin tıkandığını “öteki mahalle” de görmeye başladı.

Özdemir’in örneklendirdiği “Bir bardak çay 500 TL’ye satılıyor” gerçeğiyse ülkenin karabasanı.

Geçenlerde Antalyalı bir iş insanı peynir tabağı, köfte, salata ve gazlı içeceğe 22 bin TL ödemiş.

Canı yanınca, daha doğrusu, “yolunacak kaz” yerine konmayı kendisine yediremeyince fişiyle tüketici hakları heyetinin kapısını çalmış.

Aldığı yanıt Türkiye’deki fırsatçılığın nedenini açıklar nitelikte: “Serbest piyasa ekonomisi var kardeşim...” Evet tüm dünyada bu sistem yaygın ama uygar ülkelerde, serbest piyasa ekonomisi denetleniyor.

Bizde ise bu kural, modelin isim babası Turgut Özal ’dan bu yana bilinçli olarak iş-le-ti-le-mi-yor!

İşin şakası, MÜSİAD Başkanı Özdemir’in yaptığı açıklamanın bir benzerini örneğin TÜİSAD’ın önceki başkanı Orhan Turan yapsa kısa bir Çağlayan Adliye ziyareti gündeme gelebilirdi ama dedik ya mahalle farkı var!

Bu arada Burhan Özdemir sadece piyasadaki sıkıntıları dile getirmedi, iktidar kanadındaki çekişmeyi de gözler önüne serdi. “Enflasyon sıkı para politikası ya da Merkez Bankası’nın açılımlarıyla geriye gidecek noktayı geçti” diyerek Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ’le, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ’ı hedefe koydu.

Belli ki sıkı para politikasının sonu geliyor!

ÖTV’SİZ MAZOT ŞART!

İBB toplu taşımaya yüzde 20 zam yaptı.

Kısa bir zaman içinde İzmir ve Ankara’da da benzer düzenlemeler kaçınılmaz.

Çünkü girdi fiyatlarında inanılmaz artış var.

Yedek parça, bakım onarım maliyetleri, personel giderleri yüzde 30 ile 50 arasında yükselmişti 2025 sonunda.

İşletme zararı başka kaynaklarca fonlandığı halde akaryakıt fiyatları tırmanışa geçince zam kaçınılmaz oldu.

Başkanvekili Nuri Aslan ve genel sekreter Prof.

Dr.

Volkan Demir bilet fiyatlarındaki artışı, “girdi maliyetleri” diye açıklıyorlar ki haklılar!

Çünkü Türkiye’de 10 milyon değerinde lüks bir dizel araçla her sabah tıkış tıkış dolduğumuz metrobüsler aynı fiyattan akaryakıt alıyor.

Batılı ülkelerde toplu taşıma araçları avantajlı fiyattan deposunu doldururken Maliye Bakanlığı’ndakilerin aklına “resmi kurum” kimliğindeki İETT, ESHOT, EGO’nun belediye araçlarına ÖTV’siz mazot vermek gelmiyor.

ÜNLÜ KİŞİ SORUNSALI! 2026 Türkiye’sinde uyuşturucu, fuhuş ve karaparanın ortak adı fenomenlik; yani ünlü kişi!

Gün geçmiyor ki sahne, magazin, beyaz perde, sosyal medya, hatta spor dünyasından birileri gözaltına alınmasın.

İşin kötüsü bu isimler rol model kimliğindeki kişiler ve yetişme çağındaki çocuklara kötü örnek oluyorlar.

Türkiye fenomen; yani ünlü kişi merakından vazgeçmek zorunda!

Firma ismi vermeyeceğim, ancak şu an gözaltı veya ev hapsindeki birçok isim, ünlü giyim-kuşam markalarının reklam yüzü.

AVM’lerdeki reklam alanlarında boy boy fotoğrafları var!

Hatta bazı dev holdinglerin konserlerinin, sportif müsabakalarının da baştacıydı bu güya ünlü kişiler!

Yine büyük firmalar bu isimleri markalarının tanıtımını yaptıkları etkinliklere “VIP davetli” olarak taşıdılar.

İki etkileşim alma uğruna markalarını riske atıyorlar.

Şu fenomen şımarıklığına son verip yine “bilinen” tanıtım-reklam formatına dönseler iyi olur, çünkü bir bakarsınız, locada ağırlanan isim uyuşturucu tedarikçisi çıkmış!

Dipnot: Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek , dava süreçlerindeki gecikmelere ilişkin şikâyetlerin değerlendirilmesi amacıyla “Alo Adalet” hattının devreye alınacağını duyurdu.

Teknik olarak olumlu bir adım.

Peki, “Alo Adalet” hattını, haftada bir telefon görüşme hakkı olan tutuklu Hatay Milletvekili Can Atalay veya eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş arar, “Serbest kalmamız ve yeniden yargılanmamız konusunda yüksek yargının kararları varken süreç niçin hızlanmıyor” derse ne yanıt verecek ahizenin diğer ucundaki operatör?

Ya da Muhittin Böcek ’le Murat Çalık da Alo Adalet’i tuşlayıp “Hastalıklarımız nedeniyle kısıt kararı ile yargılanacağımız günü evimizde beklemek istiyoruz” diye şikâyet ederse ne olacak? “Alo Adalet” hattı kâğıt üzerinde önemli bir hamleyse de günümüz Türkiye’siyle pek uyuşmuyor!

İlgili Sitenin Haberleri

BRICS Yazarlar cumhuriyet.com.tr
3 saat önce

BRICS