Haber Detayı
EMEP: 'Mevcut haliyle raporu onaylamamız mümkün değil'
TBMM’de kurulan komisyonun 82 sayfalık ortak raporu 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla onaylandı. Ret oyu veren EMEP’li İskender Bayhan, raporda 'Kürt sorunu' ifadesinin yer almamasını, anadil hakkına değinilmemesini ve genel af ile umut hakkına ilişkin açık düzenleme bulunmamasını eleştirdi
Artı Gerçek - Kürt sorununun çözümü kapsamında Meclis'te kurulan komisyon, bugün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında 21’inci kez toplandı.
Ortak rapor taslağı 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. *Meclis komisyonu ortak raporu oy çokluğu ile onaylandı; İşte 82 sayfalık nihai raporun tamamı Ret oyu kullanan Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, “Rapor taslağını mevcut haliyle onaylamamız partimiz açısından mümkün değildir” dedi.
Emek Partisi'nin komisyona yaklaşımını hatırlatan Bayhan, “Bilindiği gibi, işçilerin, emekçilerin çıkarlarını savunan bir parti olarak komisyonda yer aldığımızı sürecin en başından beri vurguladık” dedi. “Kuruluşundan bu yana komisyon çalışmalarında Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünü savunduk.
Bunun için atılması gereken somut adımları dile getirmeye çalıştık” diyen Bayhan, “PKK’nin fesih ve silah bırakma kararını da bunun bir dayanağı olarak gördük.
Türk ve Kürt uluslarından bütün işçi sınıfımıza ve emekçilere karşı sorumlu bir tutumla hareket etmeyi esas aldık” ifadelerini kullandı. 'RAPOR YAZIM ÇALIŞMALARINA KATILAMADIK' Bayhan, komisyon çalışmalarına katılan ve grubu olmayan partilerin karar alma süreçlerine katılımındaki “antidemokratik tutumu” eleştirdiklerini belirterek, bu tutumun rapor yazım sürecinde de sürdüğünü vurguladı. “Talep ettiğimiz hâlde rapor yazım grubunun çalışmalarına katılamadık.
Raporun taslak hâlini ise iki gün önce alabildik” dedi.
KÜRT SORUNU İFADESİ YOK Bayhan konuşmasında, “Raporda Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor” diyerek, “Metinde problem deniyor, sorun deniyor, mesele deniyor, kök nedenler var deniyor ama sorunun adı ve nedenlerin kendisi yok” ifadelerini kullandı. “Yetmiyor, bir de terör sorunu ve ‘terörsüz Türkiye’ asıl hedef olarak ifade ediliyor” dedi.
Bayhan, “Bırakalım ana dilinde eğitimi, ana dili hakkı bile kavram olarak geçmiyor” derken, Türkçenin resmi dil statüsünün özellikle vurgulanmasını eleştirdi.
Bayhan, “Bütün ulusal inkâr ve baskı politikalarına, türlü provokasyonlara rağmen Türk ve Kürt halklarının kardeşlik duygusu bozulmamıştır.
Halklar düşmanlaştırılamamıştır.
Ancak bu gerçek, Türk ve Kürtlerin eşit haklara dayalı, bir arada, barış içerisinde yaşaması konusunda devlet yönetiminin ve hükümetlerin bugüne kadar izlediği yanlış politikaları ortadan kaldırmıyor” dedi. “Her şeyi sadece terör parantezine alarak izah etmek doğru değildir.
Ülkeyi de ilerletmez” diyen Bayhan, faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar ve yargısız infazlara ilişkin tek bir cümlenin bulunmamasını önemli bir eksiklik olarak değerlendirdi.
GENEL AF KONUSU “Silah bırakan PKK üyeleri ve bugüne kadar Kürt sorununun çözümünü savunduğu için terörist ilan edilip cezaevine konulan bütün yurttaşlarımızın bu raporu okuduğunda, eve dönüş konusunda yasal düzenlemelerin yapılacağı güvenini elde etmesi gerekir.
Siyasi bir genel af konusunda güven duyması gerekir.
Bunu başından beri vurguladık” diyen Bayhan, raporun böyle bir özellik taşımadığını söyledi.
UMUT HAKKI TARTIŞMALARI Raporda AİHM ve AYM kararlarına uyulması yönünde ifadeler bulunduğunu belirten Bayhan, “Umut hakkının zikredilmesinden kaçınılması tamamen politik bir tercihtir.
Bu konu 10 yıllardır hapishanelerde tutulan çok sayıda mahpusu doğrudan ilgilendirmektedir ve bu nedenle ‘hak’ olarak tespiti dahi elzemdir.
Yapısal sorunlardan kurtarılmayan infaz hukuku, hapishanelerde yaşanan hak ve özgürlük ihlallerinin temel sebebidir.
Bu hususta, ihlalleri giderecek fiili düzenlemelerin ve yasal iyileştirmelerin hızla yapılması şarttır” sözleriyle eleştiride bulundu.
Rapor taslağının kayyım konusunda mevcut durumdan daha ileri bir düzenleme içerdiğini belirten Bayhan, bunun sınırlı da olsa olumlu olduğunu ifade etti.
Ancak atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetini değiştirecek demokratik düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. (Gazetepencere)