Haber Detayı
Sibirya’dan Ankara’ya Fırça darbeleri sesin titreşimiyle buluştu
Ankara, klasik müzik ve Türk ebru sanatını bir araya getiren yepyeni bir deneyim yaşadı.
Sibirya kökenli viyola ustası Pavel Matckevich, Moskova’lı sanatçı Anna Klykovskaya ile sahneye çıktı.
Dev ekranda Anna’nın fırça darbeleri, Pavel’in müziğiyle birleşti.
Sessizliğe bürünen salondan bir anda alkışlar yükseldi.
Pavel Sibirya yıllarını anlatırken gülümsüyor: “İlk on beş yılım Sibirya’da geçti… Tayga, Baykal, Zima şehri.
Orada sanat yolumun temeli atıldı.
İlk önce resim, keman ve gitar dersleri aldım.
Kemanı da, viyolayı da seviyorum ama viyolada sesin derinliği ve kadifemsi dokusu beni çekiyor.
Solo eserlerimi hep viyolada yazdım, çünkü orkestrada bunun alanı yok.” “XX. yüzyılın klasik müziği bana biraz müze nesnesi gibi geliyor,” diyor sonra, “herkes belli okullara, yorumlara bağlı.
Ben kendi yolumu bulmak istiyorum.
Neoklasik ise hem daha modern, hem dinleyiciye yakın; akademik müziği biraz daha serbest ve ulaşılabilir kılıyor.” ‘NOTALARA BAKMADAN ANI YAŞAMAYI ÖĞRENDİM’ Turnelerinin verdiği enerjiyi anlatırken gözleri parlıyor: “Avrupa’yı, Türkiye’yi dolaşıyorum… Her sahne, her salon bana farklı bir enerji veriyor.
Solo çalmak özgürlük demek; doğaçlama yapabiliyorum, katmanlar ekleyebiliyorum.
Rock bana notalara bakmadan anı yaşamayı öğretti.
Anna sahne öncesi biraz geriliyor: “Ebru, Türk sanatı… Ve ben bunu kendi üslubumla, Türk izleyicilere göstereceğim.
Biraz heyecanlıydım, biraz da korktum.
Ama sahneye çıkınca her şey harika gitti.” SEYİRCİLERDEN TAM NOT Salondaki izleyiciler de ayrı bir hikâye.
Pavel’in önceki solo konserlerini veya Evgeny Grinko ile birlikte sahnedeki performanslarını izleme imkânı bulmuşlardı.
Ayrıca resim, heykel ve diğer sanat dallarıyla uğraşan sanatçılar Anna’nın Türk ebrusunu nasıl yorumlayacağını görmek için gelmişti.
Herkesin gözleri ekrana, kulakları Pavel’in müziğine kilitlenmişti.
Gösteri bittiğinde alkışlar uzun sürdü.
Seyirciler tam puan verdi.
Konser sonrası ikili Ankara’yı dolaştı.
Önce Ankara Kalesi’ni ve Anıtkabir’i gezdiler, sonra Beypazarı ve Nallıhan’a kısa bir kaçamak yaptılar.
Nallıhan’ın doğal güzellikleri eşliğinde birkaç video klip çektiler; Pavel müziğini, Anna fırça darbelerini doğayla buluşturdu.
O anlarda sanki sahnede yaşanan büyü doğanın içinden de geçiyordu.
Bu performans, klasik müzik ve görsel sanatları bir araya getirerek izleyiciye unutulmaz bir deneyim sundu.
Ebruya aşina olanlar bile ilk kez böyle bir sahne performansını görmüş gibi heyecanlandı ve herkes salonu uzun süre terk etmek istemedi.