Haber Detayı

CIA Türkiye Şefi Graham Fuller öldü! Türkiye onu karanlık işleriyle hatırlayacak!
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
24/02/2026 00:00 (1 saat önce)

CIA Türkiye Şefi Graham Fuller öldü! Türkiye onu karanlık işleriyle hatırlayacak!

CIA'nın eski Ortadoğu sorumlularından olan Fuller'in 29 Ocak 2026 günü Kanada'da hayatını kaybettiği belirtildi. Fuller, PKK üzerinden Türkiye'nin bölünmesi ve devlete ABD Derin Devleti'nin yerleştirilmesi projelerinde yer aldı

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA)’nın eski Ortadoğu sorumlularından Graham E.

Fuller’in 29 Ocak 2026 günü Kanada’da öldüğü öğrenildi. 1964 yılında Türkiye’de göreve başlayan Fuller, özellikle PKK üzerinden Türkiye’nin bölünmesi, FETÖ üzerinden de devlete ABD Derin Devleti (Gladyo)’nin yerleştirilmesi projelerinde görev aldı. 1990’lardan sonra basın üzerinden Türkiye’de rejim tartışması başlattı.

Atatürk’ü hedef aldı. “Artık Kemalizm’in modası geçti!” diyerek silinmesi için çaba harcadı.

Türkiye’ye “Amerikancı ılımlı İslâm”ı önerdi.

Türk Ordusu’nu hedefe koydu. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nde görev aldı.

Darbe başarısız olunca ülkemizden apar topar kaçtı.

Hakkında dava açıldı.

Kurduğu yapı da tasfiye edildi… ABD DERİN DEVLET ÇEKİRDEĞİNİN ADAMI Graham E.

Fuller, 28 Kasım 1936 tarihinde doğdu.

Harvard Üniversitesi’nden Rusya ve Ortadoğu çalışmaları ile BA ve MA dereceleri aldı. 20 yıllık Dışişleri görevlerinin 17 senesini Almanya, Türkiye, Lübnan, Suudi Arabistan, Kuzey Yemen, Afganistan, Hong Kong’da geçirdi. 1982 yılında Yakın Doğu ve Güney Asya’dan sorumlu CIA’nın Milli Haberalma Konseyi’nde göreve atandı. 1986 yılında ulusal seviyede stratejik tahminler umumi sorumlusu olarak CIA Milli Haberalma Konseyi Başkan Yardımcılığı’na getirildi. 1988 yılında doğrudan devlet ile çalışmalarını sonlandıran Fuller, RAND Corporation’a esas olarak Orta Doğu, Orta Asya, Güney ve Güneydoğu Asya ve Sovyetler Birliği’ndeki etnik ayrımlarla ilgili çalışmalar yapmak göreviyle katıldı. 1990’larda Sovyetler Birliği ve bağlı ülkelerin dağılmasından sonra etnik ve dini ayrılıkçılığı siyaset haline getirerek özellikle Ortadoğu’ya zikretmeye başladı.

Bu dönemde ulus devletlere savaş açtı.

Küreselleşme ve tek kutuplu dünyayı savundu.

Özellikle Türkiye’de bölücülüğü destekledi.

Bu konuda akıl hocalığı yaptı.

Ulus devletlerin sonunun geldiğini, etnik ve dini temellere dayalı sistemlerin “daha demokratik” olduğunu ileri sürerek bu konuların öne çıkmasını savundu.

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra cesaretlenerek hedef olarak Türkiye’yi kendilerine seçtiler.

ETNİK VE DİNİ BÖLÜNME UZMANI İlginçtir bu yıllarda, Irak ve Afganistan’ın işgali ve bölünme girişimi gündeme geldi.

PKK, Lübnan’dan Irak’ın kuzeyine taşınarak Türkiye üzerine sürülmeye başlandı.

Aynı günlerde içerde de dini ve mezhebi ayrılıklar büyütüldü.

Siyaset haline getirildi.

Türkiye’ye “ılımlı İslâm” dayatıldı.

Laik Cumhuriyet’e savaş açıldı.

Ona karşı psikolojik savaş başlatıldı.

Bu süreç, 28 Şubat dönemiyle doruğa çıktı.

Türk Ordusu’nun PKK bölücülüğünün üstüne gittiği günlerde içerde tarikatlar sokaklara salınarak bu mücadele boğulmaya çalışıldı.

Türk Ordusu’nun ABD emperyalizmine karşı milli devleti savunma refleksleri FETÖ benzeri yapılanmalarla içerden kırılmaya çalışıldı.

ABD, Türk Ordusu’nu kriz bölgelerinde kullanmaya çalıştı.

Buna direnen Ordu’ya karşı da kumpaslar kuruldu.

Bu tertiplerin ve psikolojik savaşın akıl hocası Graham Fuller idi… Ona hep “karanlık adam” denildi.

FETÖ’NÜN DESTEKÇİSİ 1990 yılından itibaren Türkiye’de büyük bir çıkış yapan ve ABD desteğiyle “makbul adam” ilan edilen Fetullah Gülen’e, ABD eliyle “yürü kulum” dendi.

CIA eliyle yapılandırıldı.

Referans mektuplarıyla Türk Cumhuriyetleri içinde örgütlendirildi.

Öyle ki İngilizce öğretmenleri ABD pasaportu taşıyordu.

Türk Devleti içinde de adım adım karanlık bir ağ olarak örgütlendi.

Bu örgüt PKK ile eşgüdüm içinde çalıştı.

Türkiye’yi iki taraftan sıkıştırdı.

Siyasi ve ekonomik bir güç olarak da büyütüldü.

Siyasetin kucağına verildi.

Ona övgüler dizildi.

Türk çocukları onun eliyle zehirlenmeye çalışıldı.

Eğitim kurumları onun kamuflajı oldu.

Vatan Partisi dışında FETÖ’nün CIA’ya hizmet ettiğini söyleyen olmadı.

FETÖ’nün bir Gladyo yapılanması olduğunu Aydınlık yazdı. 15 Temmuz 2016 gecesi de onun gerçek yüzü ortaya çıktı. 40 yıllık mücadele, 40 yıllık ağı çözdü ve yerle bir etti. 28 Şubat sürecinde hakkında ajanlık iddiasıyla dava açılan Gülen, ABD’ye kaçırıldı.

ABD’de oturmasına Graham Fuller referans oldu.

Rus General Ligaçev onun için, “Fetullah Gülen FBI’dan izin almadan taksi bile çağıramaz.” diyerek özlü anlatımla onun durumunu tarif etti.

Gülen hareketinin gayesini iyi bildiği için Rusya Federasyonu da yıllar önce bunlara karşı savaş açtı.

Ülkelerinde örgütlenmesini engelledi.

Rusya’nın bu tavrı Türk Cumhuriyetlerine de örnek oldu.

Fuller, Türkiye’yi “hizaya getirmek için” 12 Eylül 1980 Darbesi’ni şefleriyle birlikte örgütledi.

Kanlı Gladyo eylemlerinin hayata geçirilmesini sağladı.

FETÖ ile birlikte Ergenekon ve Balyoz tertiplerini organize etti.

Buralarda akıl hocalığı yaptı. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sırasında İstanbul Büyükada’daydı.

Ekibiyle birlikte bir otelden hareketi yönetmeye kalktığı iddia edildi.

Girişim başarısız olunca apar topar kaçtı.

Hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından tutuklama kararı çıkarıldı ve dava açıldı. 90 yaşında ölen Fuller, hayatının 40 yılını Türkiye’nin dize getirilmesine harcadı.

Uğursuz tertiplerle uğraştı.

Ancak Fuller Türkiye kalesine çarptı ve ABD’nin dünya hegemonyasının inişe geçtiğini görerek hayatını kaybetti… ‘BOP’UN DÜŞÜNSEL MİMARIYDI’ FERİT İLSEVER - Vatan Partisi MKK üyesi  ABD Derin Devleti Gladyo’nun, Türkiye ve Batı Asya’yı teslim almak için görevlendirdiği bir numaralı isimdir Graham Fuller.

Yıllarca Türkiye’de CIA İstasyon Şefi olarak görev yapmıştır.

Ferit İlsever 60’lı yıllarda Gülen Cemaati’nin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ne dönüşmesinde başrolü oynamıştır.

Ve bu örgütün Asya’daki Türk Cumhuriyetlerinde örgütlenmesini gerçekleştirerek, ABD’nin Sovyetler Birliği’ni parçalamak amacıyla geliştirdiği Yeşil Kuşak Projesi’nde de bir numaralı isimdir.

Bu projenin uygulanmasında görevli diğer isimler ise, yakın arkadaşları CIA Ortadoğu Direktörü Ruzi Nazar ve Enver Altaylı’dır.

FETÖ’NÜN ÖNÜNÜ AÇTI 90’lı yıllara gelince...

Bu kez Gladyo’nun bölgemizde milli devletleri parçalamak amacıyla, “Ilımlı İslâm” adı altında başlattığı BOP saldırısının düşünsel ve pratik mimarıdır Fuller.

O, bu bölücü ideolojiye “Popüler İslâm” diyordu.

Türkiye’de laiklik, demokrasiyi vb. ortadan kaldırmıştı. “Özgürlükçü laiklik” olmalıydı.

Bunu Fuller’lerin denetimindeki neoliberal sol (Biz sahte sol diyorduk), “Tarikat ve cemaatlere özgürlük!” sloganıyla savunuyordu.

Tabii, bu ortam FETÖ bölücülüğünün de önünü açıyordu.

Graham Fuller Türkiye’deki bütün Amerikancı darbelerin arkasındaki isimdir.

O’nu en son 15 Temmuz Fetullahçı Gladyo darbesinde gördük.

Cumhuriyet Başsavcılığı darbeden sonra hakkında tutuklama kararı çıkartmıştı. ‘ABD HEGEMONYASI SONA ERMEK ÜZERE’ Graham Fuller son yıllarda ABD’nin küresel üstünlüğünün yitirildiğini, Çin ve Rusya’nın yükseldiğini görerek bu konuda devletini uyaran sözler sarf etti.

Fuller, geçen yıl Schiller Enstitüsü’nde yaptığı bir söyleşide şunları söyledi: “Bence çok önemli bir dönemden geçiyoruz.

Profesyonel hayatımda Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü dışında, böylesine dramatik bir jeopolitik değişim görmedim.

Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyadaki tek hegemon, küresel hegemon olarak ortaya çıkmasına yol açtı.

Ve ABD bu rolü uygun şekilde üstlendi ve dünyanın tek küresel süper gücü gibi davranarak, istediği her şeyi, istediği yerde yapabildi ve diğer güçlerin ve ülkelerin Amerikan isteklerine uygun şekilde hareket etmesini bekledi.

O günler gerçekten sona ermek üzere.

Bunu söyleyen tek kişi ben değilim, ama Washington’un bunu inkâr ettiğini düşünüyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’nin hâlâ dünyanın tek süper gücü, vazgeçilmez aktörü ve en güçlü ülkesi olduğuna inanarak bunu inkâr ettiğini düşünüyorum. “Açıkçası, dünyada mutlaka düşman olmak zorunda olmayan diğer güçlerin ortaya çıkması, belki de tüm dünyada söz sahibi olabilecek tek süper güç olma arzumuzu dengeleyebilir.

BRICS ülkeleri gibi, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika’dan oluşan ve şimdi Suudi Arabistan ve İran’ın da katıldığı, buna katılmak isteyen birçok aday ülkenin bulunduğu bir grup var.

Bu, benim gözümde yeni doğmakta olan, yeni bir BM örgütü olarak gördüğüm, müthiş bir yeni hareket.

BM, kurulduğu günden bu yana, belki de son yüz yıldır dünyayı yöneten eski sömürge güçlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş ve bu sayede hâkim konuma gelmiştir.

Bence o günler artık geride kalıyor.

Yeni çıkarları olan, Washington veya Batı Avrupalılar tarafından ekonomik, askeri, sosyal, siyasi veya başka herhangi bir açıdan baskı altında tutulmak istemeyen yeni sesler var.

Şu anda, Trump ve Peter Hegseth’in Avrupalılara Ukrayna’daki oyunun esasen bittiğini söylemek için attıkları son adımı görüyoruz.

Temel olarak söylediği şey, NATO oyununun bittiği.

Genel olarak, küresel çatışmanın kaynağının yeniden düşünülmesi gerektiğini düşünüyorum.  ‘PENTAGON SAVAŞI SEVER’ “Bu bir seçimdir.

Seçim şansımız var arkadaşlar.

Rusya’nın düşmanımız olmasını istediğimize karar verdik ve hükümetimiz bundan besleniyor.

Mike, sen ve ben bunu konuştuk.

Askeri sanayi kompleksi savaşı sever, Pentagon savaşı sever.

Ama bu tür bir çatışmanın olması için hiçbir neden yok.

Ve aslında Hegseth, bence, bu gerçeği ima etmeye başlamıştı: ‘Bakın, oturup konuşabiliriz.

Mutlaka savaşmak zorunda değiliz.’ dedi.

Ama Amerika Birleşik Devletleri dış politikasında çoğu zaman düşman olarak gördüğü ülkeleri engellemekle meşgul olduğunda, elbette düşmanlar yaratıyor.

İnsanlara ‘Siz bizim düşmanımızsınız.

Siz bizim rakibimizsiniz.’ diyorsunuz.

Bu tür şeyler söylemek, bu ülkeler için bir tehdittir.

Ne düşünüyorsun Mike?

Sana, ‘Sen iyi bir adamsın, ama benim düşmanımsın.’ dersem, sen de belirli sonuçlar ortaya çıkarır ve ona göre davranırsın.

Bence, neden otomatik olarak dünyadaki diğer güçlü ülkelerle savaşmak zorunda olduğumuzu yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Bu, Rusya için de geçerli.

Çin içinse daha da geçerli. ‘DEĞİŞİKLİK ZAMANI GELDİ’ “Neden savaşmak zorundayız?

Son on yılda ABD’nin dış politikası esasen “Rusya’yı engellemek”, “Çin’i engellemek”ten ibaretti.

ABD, parasının, hazinesinin, zamanının ve enerjisinin çoğunu, dünyadaki diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla, dünyanın en büyük bütçesini düşmanlarını belirlemeye harcadı.

Bu, çok yapıcı veya yaratıcı bir Amerikan dış politikası değil. “Bu soruları çılgınca ya da belki de çok geç kalınmış olarak nitelendirebilirsiniz.

Her ikisi de doğru.

Ama artık gerçek bir paradigma değişikliği yapmanın zamanı geldi.

Ve ben bunun işaretlerini görüyorum.

Bu da beni cesaretlendiriyor.”

İlgili Sitenin Haberleri