Haber Detayı

71 yıl önce bugün Sovyetlerle düşman olduk: Bağdat Paktı nasıl CENTO oldu
Güncel odatv.com
24/02/2026 09:51 (2 saat önce)

71 yıl önce bugün Sovyetlerle düşman olduk: Bağdat Paktı nasıl CENTO oldu

Ahmet Köprülü yazdı...

Aslında “Bağdat Paktı” Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk adımlarıydı.

Ortadoğu’da SSCB’ye karşı NATO’nun bir uzantısı olarak kurulan Bağdat Paktı’nın oluşum süreci Mayıs 1953’te ABD Dışişleri Bakanı John Foster Dulles’in Ortadoğu ülkelerine yaptığı geziyle başlamıştı.İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hem karşılaştığı iç güçlükler, hem de sömürge yönetimi altındaki ülkelerde başlayan bağımsızlık akımları yüzünden Ortadoğu’daki varlığını uzun süre sürdüremeyeceğini anlayan İngiltere bu bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını korumak için Türkiye ve Mısır’ı da içine alan bir savunma örgütü kurmanın yollarını arıyordu.

Kore’ye asker göndererek Batı ittifakı ile iyi ilişkiler geliştirme çabası içindeki Demokrat Parti, İngiltere’nin bu önerisini hemen kabul etti. 2 Nisan 1954’te Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan dostluk ve işbirliği antlaşması kuruluş için önemli bir aşama oldu.

Ekim 1954’te Ankara’yı ziyaret eden Irak Başbakanı Nuri Said Paşa, Türkiye ile Irak’ın Ortadoğu’da bir savunma örgütü oluşturmayı kararlaştırdıklarını açıkladı.Britanya yanlısı politikalar izleyen Irak Başbakanı Nuri Said Paşa, Türkiye’ye geldiğinde Türk Polisi tarafından sıkı bir şekilde korundu…Nuri Said Paşa Irak’ta Abdülkerim Kasım yönetimindeki askeri cuntanın darbesi ile devrildi ve feci şekilde öldürüldü.24 Şubat 1955’te Türkiye ile Irak arasında imzalanan karşılıklı işbirliği antlaşmasına 4 Nisan’da Birleşik Krallık’ın, 23 Eylül’de Pakistan’ın, 3 Kasım’da da İran’ın katılmasıyla Bağdat Paktı kurulmuş oldu.

Başbakan Adnan Menderes Pakt’a Suriye ve Lübnan’ın da katılımını sağlamak için Şam ve Beyrut’u ziyaret etti, fakat başarı sağlayamadı.

ABD ise Pakt’a gözlemci üye olarak katıldı, 1957’de de Pakt’ın Askeri Komitesi’ne üye oldu.

ABD’nin tam destek verdiği Pakt, Sovyetler’i Ortadoğu’da önlemeyi amaçlıyordu ancak tersi oldu, Sovyetler Birliği Ortadoğu’da nüfuz kazandı.

Nitekim Mısır Çekoslavakya ile silah yardımını öngören bir anlaşma imzalayarak Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri ile yakınlaştı.

Mısır, topraklarından çıkarmak istediği İngiliz askerlerinin Süveyş bölgesindeki varlığını sürdüreceği korkusuyla Bağdat Paktı’na karşı bir tutum aldı.Başbakan Adnan Menderes Arap ülkelerini CENTO’ya ikna etmek için çaba gösterdi.

Menderes Irak ile kolay anlaştı ancak Suriye, Lübnan ve Mısır girişimleri sonuçsuz kaldı.ABD başından beri böyle bir örgütün NATO ile SEATO arasında kalan boşluğu dolduracağı için İngiltere’nin önerisini destekliyordu.

Pakt’ın perde gerisinde 14 Mayıs 1948’de resmen kurulan İsrail’in güvenliği için Yahudi lobileri vardı ve Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğine tehlike oluşturmayacak yönetimler oluşturmak için İngiltere ve ABD’yi zaten harekete geçirmişlerdi.

İşte Bağdat Paktı bu çok fonksiyonel amaçlarla 1955 yılında kurulmuştu.Irak Başbakanı Nuri Said Paşa ve Başbakan Adnan Menderes arasında sıkı bir dostluk ilişkisi vardı…Ancak 1958’de Irak’ta Nuri Sait monarşisini deviren askeri cunta tüm planları bozdu ve Bağdat Paktı’ndan çekildi.

Yeni Irak yönetimini ve Suriye’yi ikna etme görevi ise Ankara’da Amerikan Yardım Heyeti’nden Amerikan Okulu’nun yönetimindeki General A.

Mead’e verildi.

General Mead, Irak’taki cunta yönetimini ikna etmek için Ankara ile Bağdat arasında adeta mekik dokudu ancak sonuç alamadı.Amerikan Yardım Heyeti Üyesi ve Amerikan Okulu Yöneticisi General A.

Mead…ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yıllar sonra açıklanan raporlarına göre, Suriye ABD teknik yardım programını baştan kabul etmemişti.

ABD’nin, Eylül 1953'te Suriye'ye yapılan ekonomik yardım teklifi (yol yapımı, bataklık drenajı ve liman geliştirme için) gibi teklifleri içeriyordu.

ABD’ye rapor yazan Tümgeneral A.Mead Suriye'deki Batı karşıtı halk ruh hali karşısında, mevcut Hükümetin ABD’nin ekonomik yardım teklifini kabul edecek ölçüde cesarete sahip olup olmayacağının “şüpheli” olduğunu bildirdi.

Başta Suriye olmak üzere Arap ülkeleri bu antlaşmanın İsrail’in güvenliğini öncelediğini farketmişlerdi."TÜRKİYE'YE YARDIM ETMEKSİZİN İSRAİL'İ KURTARMAK ÜZERE GEÇERLİ BİR POLİTİKA İZLEYEMEYİZ"Nitekim ilerleyen yıllarda ABD Başkanı Nixon 27 Temmuz 1972 günü Washington’da düzenlediği basın toplantısında, Truman’ın Başkanlık dönemine de değinmiş, Türkiye ile Yunanistan’a yardım konusunu daha o zamandan desteklediğini söylemiş ve şu ilginç açıklamayı yapmıştı:“Bu arada şunu da söyleyeyim ki, Yunanistan’a, Türkiye’ye yardımı hala destekliyorum.

Bu yardım, şimdi de, o zamanlardaki kadar gereklidir; o zamanki nedenlerin çoğu bugün de devam ettiği gibi, şimdi bu yardım daha da zorunlu olmuştur.

Çünkü Yunanistan’la Türkiye’ye yardım etmeksizin, İsrail’i kurtarmak üzere geçerli bir politika izleyemeyiz”Başkan Nixon’un gözlerden kaçan bu açıklaması ile çok açık bir şekilde “İsrail’in güvenliğinin sağlanacağını” garanti etmekteydi.

Türk kamuoyuna yansımayan bu demeç sonrasında paniğe kapılan Türk Dışişleri Başkan Nixon’un açıklamasını düzeltmesini beklediler ancak Beyaz Saray’dan bu yönde bir açıklama hiç gelmedi.ABD’nin perde gerisinden yönettiği CENTO’nun Konsey Toplantısı’nda (1959) Richard Nixon Başkanvekili olarak toplantının ev sahibi…Türkiye’den Başbakan Adnan Menderes katılıyor.İNGİLTERE “ŞÖVALYE” NİŞANLI ELÇİ İLE İNTİKAM ALDIAncak İngiltere Irak’ta intikam peşindeydi.

Şubat 1963’te Krallığın Batı yanlısı politikalarına karşı çıkarak darbe yapan Irak Lideri Abdülkerim Kasım, özerklik teklifini geri çevirdiği Kürtlerin desteğini kaybedince 8 Şubat 1963’te başlayan iç ayaklanmada öldürüldü.

Olayın içinde İngiltere’nin olduğu hatta desteklediği iddia edilmişti.

Yıllar sonra Irak operasyonunun arkasında 1961-1965 yılları arasında Birleşik Krallık’ın Irak Büyükelçisi olan ve 1967-1969 yılları arasında Büyükelçi olarak Türkiye’ye gelen St Michael ve St George Tarikatının Şövalye Komutanı nişanına sahip “Sir” ünvanlı Roger Allen’ın olduğu ortaya çıktı.Irak’ta darbeci yönetimi “komplo” ile deviren ve “Sir” ünvanını alan Roger Allen, İngiltere Büyükelçisi olarak geldiği Türkiye’de Ankara’daki Amerikan Okulu’nda öğrencilere mezuniyet ödüllerini veriyor…Ortadoğu’nun geri kalan devletleri tarafından Batı’nın yeni bir sömürgecilik aracı olarak görülen Bağdat Paktı Irak’taki rejim değişikliği ile büyük darbe almıştı.

General Mead’in Ankara ile Bağdat arasında mekik dokuduğu Bağdat Paktı, Türkiye’nin Ortadoğu’daki Arap devletleriyle, özellikle o zamanın İslam dünyasında etkili olan Nasır’ın Mısır’ıyla arasının açılmasına da neden oldu.

CENTO, 1979 yılı başına kadar Türkiye’de güvenlik ve istihbarat kuruluşlarına kodlanan “komünizmle mücadele” formatını korudu.

Batı’nın Ortadoğu’daki son kozu olan İran Şahı Rıza Pehlevi’nin devrilmesinden sonra da önce İran, onun arkasından da Pakistan çekilince 1979 yılında CENTO tarihe karıştı.

Ancak CENTO’nun Türkiye’deki görevlerini ise 1 yıl sonra 12 Eylül 1980 darbesini yaparak yönetimi ele geçiren askeri cunta üstlenecekti.CENTO ANAYASASI ODATV’DECENTO kitapçığı, adeta teşkilatın Anayasası kapsamında hazırlanmış…İlk kez Odatv’nin yayınladığı CENTO Anayasası “Gölge” Genel Sekreter M.O.A.

Bag’in önsözüyle başlıyor.

Önsöze göre “Bağdat Paktı”nın yeni adı olan Merkezi Antlaşma Teşkilatı CENTO, İran, Pakistan, Türkiye, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 1955'te Bağdat Paktı ile başlattığı kapsamlı işbirliğini sürdürmektedir.

CENTO, hizmet ettiği bölgede güvenlik ve ilerlemenin temel taşıdır.

Planlama, deneyimler, sağlamlaştırma, güven ve artan karşılıklı anlayışın başlangıcıydı.

Önsözde, “Bu belgede derlenen materyal, beş özgür ulusun daha iyi bir yaşam ortak hedefine yönelik çabalarını anlatmaktadır” deniliyordu.

Tarihçe kısmında ise asıl amaç ortaya çıkıyor ve SSCB’ye suçlamalar yöneltilerek şu ifadelere yer veriliyordu:CENTO (Merkezi Antlaşma Örgütü) Genel Sekreteri ve Temsilciler Meclisi Başkanı M.O.A.

Baig ilk Genel Sekreter… Sadece soy ismi bilinen ve “gölge genel sekreter” olarak nitelendirilen M.O.A.

Baig emekli olduktan sonra CENTO’nun 27-28 Nisan 1961 tarihlerinde Türkiye Dışişleri Bakanı Selim Sarper başkanlığında Ankara'da gerçekleştirilen 9.Bakanlar Konseyi toplantısında oturuma sunduğu raporda, ABD'nin örgütün tam üyesi olmamasına rağmen, CENTO da dahil olmak üzere herhangi bir "özgür dünya" savunma ittifakına anlam ve geçerlilik kazandıran tek şeyin ABD'nin varlığı olduğuna dikkat çekiyordu.“II.

Dünya Savaşı'nın sona ermesinden kısa bir süre sonra, Birleşmiş Milletler’in dünya barışının korunmasında etkili bir güç olarak rolünün, Sovyetler Birliği’nin engellemeleri ve açık saldırganlığı nedeniyle sekteye uğradığı ortaya çıktı.

Sovyetler Birliği dünya genelinde özgür halkların bağımsızlığını tehdit eden savaş sonrası faaliyetlerinin karanlık sicilini oluştururken, Ortadoğu’yu hiçbir şekilde ihmal etmedi.

Aslında Büyük Petro döneminden itibaren Çarlık Rusyası, Akdeniz, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu’na doğru güneye doğru genişleyerek çıkış yolları aradı.

Sovyet Rusyası bu politikaları miras aldı ve uygulama konusunda asla tereddüt etmedi.

Ortadoğu’nun petrol kaynaklarındaki şaşırtıcı gelişmeler bölgenin komünist stratejistlerin gözünde cazibesini artırdı. 1945’ten bu yana yaşanan olaylar, Sovyetlerin bu bölgedeki emellerinin derinliğini ve kapsamını açığa vurdu”CENTO’NUN DAYANAĞI BİRLEŞMİŞ MİLLETLERCENTO Anayasası’nda bireysel veya kolektif öz savunma hakkının, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51.

Maddesinde güvence altına alındığına vurgu yapılarak, “Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü (SEATO), Avrupa ve Asya halklarını tehdit eden komünist ilerlemeyi durdurmak amacıyla bu maddenin ruhuna uygun olarak kurulmuştur” deniliyor.

Kitapçıkta, Ortadoğu’da Sovyetlerin bağımsızlığı yok etme ve bölgesel kalkınmayı engelleme niyetlerinin anlaşıldığı iddia edilirken, bu durumun da benzer bir ittifakın oluşmasına yol açtığı kaydediliyor. 24 Şubat 1955’te Irak’ın Bağdat kentinde imzalanarak kurulan paktın özgür ulusların çabalarının bir başka pratik göstergesi olarak nitelendiriliyor. 1956’da Tahran’da düzenlenen Konseyin İkinci Oturumunda Amerika Birleşik Devletleri Örgütle daimi bir bağ kuracağını açıkladı ve Konsey’in daveti üzerine Ekonomik ve Yıkıcılık Karşıtı Komitelere katıldı. 1957’de Karaçi’de düzenlenen Üçüncü Oturumda ise Amerika Birleşik Devletleri, Konseyin Askeri Komiteye üye olma davetini kabul etti.

Başından beri Amerika Birleşik Devletleri, Pakt’a olan desteğini birçok kez önemli ölçüde yinelemişti.Bildiriden üç ay sonra, ABD Başkanı’nın Kişisel Temsilcisi Büyükelçi James P.

Richards, Pakt Başkentleri de dahil olmak üzere Ortadoğu’yu gezdi ve Genel Sekreter ile istişarede bulundu. 8 Nisan 1957’de Büyükelçi Richards, onaylanmış Pakt projelerini desteklemek amacıyla belirli danışmanlık ve mühendislik çalışmaları ile ekipman maliyetlerini karşılamak üzere ABD’nin mali desteğini duyurdu.

İletişim ve teknik yardım alanlarındaki geniş bir faaliyet yelpazesine ayrılan mali destek 22 milyon dolardan fazla fonu kapsamaktaydı.

CENTO kitapçığında süreç ise şöyle özetleniyordu:“Kuruluşundan bu yana Pakt birçok kesimden yanlış bilgilendirme ve karalama kampanyasına maruz kaldı.

Çöküşü sık sık öngörüldü.

Süveyş krizi gibi olaylar, onu (Antlaşmayı) birbiri ardına ciddi baskılara ve zorluklara maruz bıraktı.

Her seferinde eskisinden daha güçlü bir şekilde ortaya çıktı.

Irak’ın ani bir devrim sonucu tarafsız bir Hükümet’in kurulmasıyla sonuçlanan bir olayın ardından aktif üyelikten çekildiği 1958 yazında dayanıklılığının ciddi bir sınavı yaşandı.”28 Temmuz 1958’de Londra’da düzenlenen Bakanlar Konseyi’nin Beşinci Oturumu sırasında, üye ülkelerin kolektif güvenliklerini koruma ve doğrudan veya dolaylı saldırılara karşı koyma kararlılığını teyit eden önemli bir bildiri imzalandı.

Bu tarihi olaya katılanlar (soldan sağa) : İran Başbakanı Manouchehr Eghbal, Pakistan Başbakanı Malik Firoz Khan Noon, Birleşik Krallık Başbakanı Harold MacMillan, Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ve Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı John Foster Dulles idi.5 Mart 1959’da Ankara’da İran, Pakistan ve Türkiye ile imzalanan ikili anlaşmalar, Amerika Birleşik Devletleri’ni, güvenlik ve savunma alanlarında işbirliği yaparak dünya barışını ve istikrarını teşvik etme kararlılığında CENTO üyeleriyle sağlam bir şekilde biraraya getirdi.

Şampanyalı kutlama yapılan imza töreninin ardından (soldan sağa): İran ve Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçileri Tümgeneral Hasan Arfa ve Fletcher Warren, Türkiye Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Pakistan ve Birleşik Krallık Büyükelçileri S.M.

Hassan ve Sir Bernard Burrows görülüyor.BAĞDAT PAKTI CENTO ADIYLA ANKARA’DA 2.

MECLİS BİNASINDAIrak’ın 1959’da Pakt’tan resmen çekilmesiyle, Pakt’ın genel olarak bilindiği ismin değiştirilmesi uygun görüldü. “Bağdat Paktı” adı güncelliğini yitirmişti.

Bu nedenle Ankara’daki Konsey tarafından resmen Merkezi Antlaşma Örgütü (CENTO) olarak adlandırılmasına karar verildi.

İsim değişikliği, Örgütün faaliyetlerinde ve amaçlarında herhangi bir değişiklik anlamına gelmediği bildirilmişti.

Kısa bir süre içinde Sekreterliğin ve Birleşik Askeri Planlama Kadrosunun tüm personeli Ankara’daki Ulus’taki Türkiye’nin 2.

Meclis binasında görevlerine başladı.Kitapçıkta, Ocak 1959’da Karaçi’de, Bakanlar Kurulu Pakt üyelerinin gösterdiği dayanışmanın, Londra’da biraraya geldikleri zamandan beri Ortadoğu’da hüküm süren istikrarın artmasına katkıda bulunduğu vurgulanıyordu. 5 Mart 1959’da Ankara’da Amerika Birleşik Devletleri ile İran, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan ikili savunma anlaşmalarının Amerika Birleşik Devletleri’nin bu üç Pakt imzacısının toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve kolektif savunma çabalarına, ekonomik kalkınmaya yönelik ortak plan ve projeleri için verdiği desteği yeniden teyit ettiği kaydediliyordu.Ankara’da Ulus’taki 2.

Meclis Binası CENTO’nun merkez teşkilat binası olarak yıllarca kullanıldı…CENTO GENEL SEKRETERİNİN YEĞENİ CENTO’NUN BAYRAĞINI İNDİRMEYE KALKIŞTICENTO 1960’lı yıllarda kısa süre içinde sol muhalefetin dikkatini çekmiş ve protestoların da merkezi olmuştu. 1968-1972 yılları arasında CENTO Genel Sekreterliği yapan Rıfat Turgut Menemencioğlu’nun görevi sırasında yine bir protesto gösterisi yaşanmış, genç eylemcilerden biri de 2.

Meclis binasının önünde yeralan bayrak direğine tırmanarak CENTO bayrağını indirmeye çalışmıştı.

O genç CENTO Genel Sekreteri Menemencioğlu’nun öz yeğeniydi. 14 Mart 1970 tarihindeki olayda o gün, binlerce kişilik sol görüşlü öğrenci grubu TBMM'nin önünde Amerikan emperyalizmini ve Türkiye’deki işbirlikçilerini protesto etmişlerdi.

Gösterinin ardından aralarında Haluk Menemencioğlu'nun da bulunduğu bir grup öğrenci CENTO binasına doğru yürüyüşe geçmiş ve polislere rağmen binanın önüne varmışlardı.

Haluk Menemencioğlu bina önündeki direkte asılı bulunan CENTO bayrağını indirme eylemine koyulduğunda ise amcası pencereden onu izlemekteydi.Sonradan CENTO Genel Sekreteri olacak olan Rıfat Turgut Menemencioğlu ABD Başkanı John F.

Kennedy ile…CENTO’NUN TEŞKİLAT YAPISICENTO Teşkilat Organizasyonu…CENTO kitapçığına göre, Teşkilat’ın Bakanlar ve Müsteşarlar düzeyinde toplanan daimi Konseyi, üye devletlerin karşılıklı çıkarlarını ilgilendiren siyasi, ekonomik ve askeri konularda sürekli istişaresini sağlıyordu.

Bakanlar düzeyinde üye hükümetler normalde Başbakanlar, Dışişleri Bakanları veya üst düzey Kabine Bakanları tarafından temsil ediliyordu.

Müsteşarlar düzeyinde ise Konsey, Teşkilat'ın merkezi olan Türkiye'nin Ankara şehrinde görev yapan üye ülke büyükelçileri ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir temsilciden oluşuyordu.

Konseyin daveti üzerine Amerika Birleşik Devletleri, hem Bakanlar hem de Müsteşarlar düzeyindeki toplantılara tartışmalara tam olarak katılan bir gözlemci ile temsil ediliyordu.

Konseyin kararları oybirliği ile alınıyordu ve CENTO içindeki hiçbir ülke grubu, diğer bir üye veya üyeler üzerinde iradesini dayatamayacaktı.

Bakanlar düzeyindeki Konsey yılda bir veya iki kez üye ülkeler arasında dönüşümlü olarak toplanacaktı.

Normalde başkanlık ev sahibi ülke tarafından yürütülürken Müsteşarlar düzeyindeki Konsey ise normalde Genel Sekreter'in daimi başkanlığında Ankara'da iki haftada bir toplanıyordu.KONSEYİN KOMİTELERİKonsey ise dört ana Komite tarafından destekleniyordu ve komitelerin görevleri şöyle anlatılıyordu:1.

Askeri KomiteAskeri Komite, üye ülkelerin askeri güvenliğini güçlendirmek ve savunma konularında işbirliğini artırmak amacıyla Konseye tavsiyelerde bulunur.

Ayrıca Birleşik Askeri Planlama Personeli tarafından yürütülen Teşkilat'ın askeri planlamasını yönlendirir.

Her ülke normalde Askeri Komite'de Genelkurmay Başkanı veya Başkomutan tarafından temsil edilir.

Askeri Komite başkanlığı yıllık olarak rotasyonla değişir.Askeri Komite MüsteşarlarıAskeri Komite'nin hemen altında, Teşkilat içindeki askeri planlamayı daha ayrıntılı şekilde incelemek üzere Askeri Komite Müsteşarları bulunur.

Yılda iki kez yapılan toplantılarında, Askeri Komite'ye sunulmak üzere Birleşik Askeri Planlama Personeli tarafından hazırlanan çeşitli çalışma ve planları gözden geçirirler. 1 Ocak 1960'ta faaliyete geçecek olan Ankara merkezli Daimi Askeri Müsteşarlar Grubu, Askeri Komite Müsteşarlarının yerini alacak ve işlevlerini üstlenecektir.2.

Karşı-Sabotaj KomitesiBu komite, üye ülkelere yönelik sabotaj tehditlerine en iyi şekilde nasıl karşı konulacağı konusunda tavsiyelerde bulunmakla görevlidir.3.

İrtibat Komitesiİrtibat Komitesi'nin genel sorumluluğu, bölgenin güvenliği ile ilgili konularda üye ülkeler arasında bilgi alışverişini kolaylaştırmaktır.4.

Ekonomik KomiteEkonomik Komite, üye ülkelerin ortak yapısını ve mali kaynaklarını geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla ekonomik işbirliği önlemlerini incelemek ve Konseye rapor etmekle sorumludur.

Bakanlar veya üst düzey yetkililer ülkelerini bu Komite'de temsil eder.Ekonomik Komite, bir dizi Çalışma Grubu ve Seminer Grubunun sorumlu olduğu dört ana Alt Komite oluşturmuştur.Ekonomik Komite UzmanlarıEkonomik Komite'nin oturumları, normalde üye ülkelerden ve Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen Ekonomik Uzmanların toplantılarından önce yapılır.

Bu Uzmanlar, çeşitli Alt Komiteler ve Çalışma Gruplarının raporlarını koordine eder ve gözden geçirir, böylece Ekonomik Komite'nin daha önemli ekonomik politika konularına odaklanabilmesi için zemin hazırlar.Bilimsel KonseyEkonomik Komite bünyesinde faaliyet gösteren Bilimsel Konsey, her üye ülkeden bir temsilci içerir ve CENTO'nun bilimsel ve teknik politikaları üzerinde genel kontrol yetkisine sahiptir.

Ayrıca Tahran Üniversitesi Fen Fakültesi'nde yeni kurulan Nükleer Merkez'in faaliyetlerini yönlendirir.

Bilimsel Konsey, bölgesel üye ülkelere Bilimsel Fon kapsamında bilimsel ekipman dağıtımına ilişkin politika konularıyla da ilgilenir.SekreteryaSekreterya uluslararası bir karaktere sahiptir ve uluslararası bütçeye katkıda bulunan tüm ülkelerin (Teşkilat'ın dört üyesi ve Amerika Birleşik Devletleri) vatandaşlarından oluşur.

Sekreterya, Teşkilat'ın icra kurulu başkanı olan ve tüm Sekreterya operasyonlarından Konseye karşı sorumlu olan bir Genel Sekreter tarafından yönetilir.Sekreterya Bölümleri: 1.

Siyasi ve İdari Bölüm: Konsey toplantılarının koordinasyonundan sorumludur.2.

Ekonomik Bölüm: Teknik yardım programlarını yönetir.3.

Halkla İlişkiler Bölümü: Teşkilat'ın tanıtımını yapar.4.

Güvenlik Teşkilatı: Sivil ve askeri güvenlik önlemlerini denetler.Ahmet KöprülüOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri