Haber Detayı

Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
28/02/2026 04:00 (1 saat önce)

Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ve birçok devletlerarası sözleşmelerde vurgulanan, “Eğitim vazgeçilmez bir insan hakkıdır” ilkesine aykırı davranmıştır.

Bu ve bunun gibi “amaçlı” zorlamalar; öğrencileri inançları üzerinden ayrıştırır.

AKP iktidarının eğitime yönelik müdahaleleri kesintisiz sürüyor, sürdürülüyor.

Genelge gereği okullarda yapılacak “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinlikler; “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında, “milli ve manevi değerleri geliştirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinlikler yapılacağı” belirtiliyor.

İftar programları ve söyleşiler planlandığı açıklanıyor.

Söz konusu yazıda (genelge), anayasa ve 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıf yapılarak eğitimin “ahlaki olgunluğu ve değer temelli gelişimi” esas alan bütüncül bir anlayışla yürütülmesi gerektiği savunuluyor.

LAİKLİĞE AYKIRI “Ramazan ayının milli birlik ve beraberliği güçlendirme imkânı sunduğu” ifade edilerek bu çerçevede 81 ildeki bütün okullarda etkinlikler düzenleneceği kaydediliyor.

Ancak söz konusu uygulama ve okullarda yapılan/ yapılacak olan bütün dini içerikli etkinlikleri laiklik ilkesine aykırıdır.

Aynı dinden olmayan, inancı farklı olan öğrencilerin eğitim hakkına aykırıdır.

Bu uygulama, evrensel hukuk normları ve eğitimin pedagojik ilkeleriyle uyuşmaz.

Anayasanın 2. ve 42. maddeleri açık.

Okullar, kamusal ve kapsayıcı alanlardır.

Oruç tutan ve tutmayan öğrencilerin ayrıştırılması, çocukların inançlarını beyan etmek zorunda bırakılması inanç özgürlüğüne aykırıdır.

Bu uygulama, öğretmenlerin ve öğrencilerin üstlerinde huzursuzluk yaratır.

Barış ortamında çalışmayı bozacak basınç oluşturur.

Öğrencilerden evde dua ederken ya da iftar sofrasında çekilmiş fotoğraflarının istenmesi; okulların ötesinde, haneye müdahale anlamına geliyor.

Bu açık bir “çocuk hakkı” ihlalidir.

Hiçbir çocuktan, hangi inanca sahip olduğunu açıklaması istenemez.

AMACA ULAŞMAK İÇİN EL YÜKSELTME Bu uygulama tek başına değerlendirilmez.

Uzun süredir yürütülen politikaların, eğitim öğretim sistemine düşen payının bir parçasıdır. 2017 yılı anayasa referandumu ile yönetim şekli değiştirilen, değiştirilmeye çalışılan devletin; eğitim öğretim alanındaki “Maarif Modelinden” ÇEDES projelerine kadar uzanan “özel çalışmalardır”.

Devleti dönüştürmek bütünlüklü çalışma süreci gerektirir.

Eğitimin öğretim sistemi; baskın olan mezhepsel anlayışın giderek teokratikleşmesine yardımcı alan olarak kullanılmaktadır.

Son çeyrek yüzyılda “milliliği” yok edilen eğitim öğretim sistemi, sermaye ilişkileri ve istekleri doğrultusunda, devletin topyekûn dünüştürülmesi için bilinçli olarak araçsallaştırılıyor.

Ortak kamusal varlığımız olan okullarda, çocuklarımıza verilen eğitim öğretim; tamamen iktidarın ideolojik ve siyasi bir aracı haline gelmiş durumda.

ÇEDES protokollerine ilişkin yargı kararları uygulanmamaktadır.

Mahkeme kararlarına rağmen, uygulamalar kesintisiz devam etmektedir.

Devletin, çocuklarımıza vermek zorunda olduğu eğitim öğretim sorumluluğu, herhangi bir dini yapı ya da vakfa devredilemez; edilirse bu eylem bir anayasal suçtur.

İlgili Sitenin Haberleri