Haber Detayı

Petrol piyasası en büyük korkusuyla yüzleşiyor!
Ekonomi ekonomim.com
02/03/2026 00:00 (1 saat önce)

Petrol piyasası en büyük korkusuyla yüzleşiyor!

Hürmüz’de fiili kapanma iddiaları sonrası küresel piyasalar haftaya sert başlıyor. Arz şoku ihtimali Brent’i hızla 100 dolara taşıyabilir. Boğazda tam bir abluka ise 140 dolar senaryosunu masaya getirdi. Uzmanlara göre uzun süren kriz küresel ekonomiyi sarsabilir.

EVRİM KÜÇÜK ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve füze programlarını ortadan kaldırmak ve Tahran rejimini düşürmek amacıyla başlattığı saldırı petrol piyasaları için en büyük korkuları tetikledi.

İran’a yönelik askeri müdahale, ABD’nin bu yıl Venezuela’nın ardından büyük bir petrol üreticisine yönelik ikinci saldırısı oldu.

Ancak bu sefer küresel piyasalar için sonuçlar çok daha ciddi olabilir.

Petrol arzının ciddi bir darbe alması petrol fiyatlarını 140 dolara kadar tırmandırabilir.

Gemiler U dönüşü yapıyor ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırıları sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri kapattığına yönelik iddiaların ardından bazı ticari gemilerin U dönüşüne geçtiği görüldü.

İran basını, gemilerin ve petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin durdurulmasıyla boğazın “fiilen” kapatıldığını iddia etti.

Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattığına yönelik açıklamalar, küresel piyasaların uzun süredir fiyatlamakta olduğu jeopolitik riskin somut bir enerji şokuna dönüşebileceğini gösteriyor.

Zira dünya petrol arzının kalbinin attığı bu koridorun kilitlenmesi ihtimali bu hafta ham petrol fiyatlarını yükseltebilir. 140 dolarlık senaryo masada Cuma günü 73 dolar seviyesinde kapanan Brent petrol için 100 dolar eşiği artık uzak bir ihtimal olarak görülmüyor.

Barclays analistleri, mevcut tabloyu “petrol piyasalarının en büyük korkularıyla yüzleşmesi” olarak tanımlarken, kısa vadede Brent’in 100 doları test edebileceğini belirtiyor.

Goldman Sachs, daha önce yayımlanan stres senaryolarında ise uzun süreli ve etkili bir kapanma halinde 110 doların aşılabileceğini söylemişti.

ING, ABD’nin nükleer tesislerle sınırlı kalmayan ve enerji altyapısını hedef alan daha kapsamlı saldırılar olması halinde İran’dan çok daha agresif bir misilleme yaşanabileceğini belirtiyor.

Bu da sadece İran’ın arzını değil, Hürmüz Boğazı’ndan geçen Basra Körfezi’nden gelen daha geniş petrol akışlarını da riske atar.

Boğazın bloke edilmesi, piyasada önemli bir yükselişe yol açabilir ve Brent petrolünün varil başına 140 dolara ulaşmasına neden olabilir.

Saxo Bank’a göre piyasa “kağıt üzerinde arz fazlası” görünse de, yaptırımlı petrolün yüzer depolarda birikiyor.

Rusya, İran ve Venezuela’dan gelen ham petrolün deniz yoluyla taşınmasıyla ilgili tahminlere göre, bu miktar yaklaşık 375 milyon varile ulaştı.

Bu nedenle fiyatlama merkezlerinde fiziksel rahatlama yok.

Bu da risk primini büyütüyor.

Kapanmanın süresi ve kapsamı izlenecek Fiyat patikasında belirleyici olacak unsur, kapanmanın süresi ve kapsamı.

Eğer tanker geçişleri tamamen durur ve Körfez üreticilerinin sevkiyatları kesintiye uğrarsa, piyasada oluşacak arz açığı mevcut yedek kapasiteyle kolayca telafi edilemeyebilir.

Buna karşılık kısmi bir aksama, tanker tacizleri ya da sigorta kaynaklı yavaşlamalar fiyatı ilk etapta 100 dolara taşısa da, diplomatik bir yumuşama ile 80–90 dolar bandında denge oluşabilir.

Ancak risk primi artık teorik değil; fiili bir akış tehdidine dayanıyor.

ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi yaklaşık 415 milyon varil seviyesinde bulunuyor.

Washington yönetiminin şu aşamada rezerv kullanımı planlamadığı belirtilse de, tam ölçekli bir Hürmüz krizi halinde stratejik stokların tek başına fiyat şokunu önlemesi zor görünüyor.

OPEC+ cephesinde ise üretim artışı ihtimali masada; ancak bölgedeki fiili bir lojistik aksama yaşanırsa üretim kararı tek başına yeterli olmayabilir.

Küresel ekonomide enflasyon endişesi Petrol fiyatlarında yaşanacak sert bir yükseliş dünya ekonomisi için bazı sonuçlar doğurabilir.

Petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın küresel enflasyona belirgin katkı yapabileceği hesaplanıyor.

ABD için bu etkinin 0,3–0,4 puan aralığında olabileceği tahmin edilirken, halihazırda kırılgan olan büyüme görünümü stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor.

Avrupa, LNG tedarikini çeşitlendirmiş olsa da enerji fiyatlarına karşı yüksek hassasiyetini koruyor.

Asya ekonomileri, Körfez’den gelen petrol akışına yüksek bağımlılıkları nedeniyle daha kırılgan bir görünüm sergiliyor.

İran petrolünün büyük kısmını alan Çin rezervleri sayesinde kısa vadeli şoku yumuşatabilir; ancak Hindistan ve Güneydoğu Asya ekonomileri Ortadoğu ham petrolüne bağımlılık nedeniyle daha kırılgan bir konumda.

Enerji maliyetleri üretim ve taşımacılık zincirleri üzerinden hızla yayılırken, özellikle enerji ithalatçısı ülkelerde büyüme üzerinde baskı oluşabilir.

Altın %15 ivme kazanabilir Altın, çatışma zamanlarında en önemli finansal araç olma özelliğini koruyor ve İran’a yönelik saldırının altın fiyatlarını yükseltmesi bekleniyor.

Altın sadece serveti korumanın ötesinde, savaş zamanlarında askeri finansman, ekonomik istikrar ve geopolitik güç dengelerinde kritik bir bileşen görevi görüyor.

Fransız bankası Natixis’e göre, ABD ile İran çatışması kısa vadede önemli bir güvenli liman talebini tetikleyecek.

Şu sıralar 5.200 doların üzerinde işlem gören altının, tarihsel çatışma modellerine dayanarak, kısa bir süre içinde yaklaşık yüzde 15 oranında artabileceği tahmin ediliyor.

Natixis saldırıdan sonraki iki hafta içinde altının ons başına 5.800 dolara çıkabileceğini öngörüyor.

II.

Dünya Savaşı (1939-1945): Savaş enflasyonu nedeniyle para birimleri önemli ölçüde değer kaybetti, altın gücünü korudu.

Vietnam Savaşı Dönemi (1965-1975): Askeri harcamaların para sistemini zorlamasıyla altının fiyatı ons başına 35 dolardan 180 doların üzerine çıktı.

Körfez Savaşı (1990-1991): Çatışma döneminde değer artışı görüldü.

Irak Savaşı (2003): İşgal yılı boyunca %19 değer artışı.

Rusya-Ukrayna Çatışması (2022-Günümüz): Altın başına 2.450 doların üzerinde tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşmasına katkıda bulundu.

Jeopolitik şoklar piyasalarda ilk etapta sert ama yönü değişken hareketler yaratır.

Enerji ve savunma şirketleri artan fiyat beklentileriyle pozitif ayrışabilirken, havacılık ve ulaştırma sektörü artan yakıt maliyetleri nedeniyle baskı altında kalabilir.

Güvenli liman talebi artabilir; altın ve ABD tahvilleri gibi varlıklara yönelim görülebilir.

Hürmüz Boğazı küresel petrol ticaretini nasıl etkiliyor?

Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktası.

Günlük 19–20 milyon varil ham petrol ve rafine ürün bu dar suyolundan geçiyor.

Bu, küresel sıvı yakıt tüketiminin yaklaşık beşte biri demek.

Suudi Arabistan: 6 milyon varil/gün Irak: 3,5–4 milyon varil/gün.

İhracat ise 1.5 milyon varil civarında.

Bunun yüzde 80’inin Çin’e gittiği tahmin ediliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt: 2–3 milyon varil/gün İran: 2–2,5 milyon varil/gün Katar: LNG ve kondensat ihracatı Hürmüz’deki akışın yüzde 80’inden fazlasının Asya’ya yöneldiği tahmin ediliyor.

Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore doğrudan risk altında.

Alternatifler yetersiz Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattı ve BAE’nin Fujairah çıkışlı boru hattı birlikte en fazla 2–3 milyon varillik bypass kapasitesi sunabiliyor.

Bu, Hürmüz’den geçen toplam hacmin çok altında.

Diğer yandan, ihracat aksarsa, ani talep şoku Çin’de yoğunlaşır.

Bu nedenle Çin stratejik rezervlerinden yararlanarak ve ithalatı geçici olarak azaltarak piyasa baskısını hafifletebilir.

Geçici konsey belli oldu İran'da üç üyeli geçici liderlik konseyine, Ayetullah Ali Rıza Arafi hukukçu üye olarak seçildi.

Yeni lider seçilene kadar Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Ejei ve Ayetullah Arafi, Veliyy-i Fakih makamının görevlerini geçici olarak birlikte yürütecek.

Gemilerin sigorta primlerinde %50 bekleniyor Basra Körfezi ve Hürmüz hattında gemi geçişlerine yönelik savaş riski sigortalarında artış beklentisi güçlenmiş durumda.

Sigorta primlerinin yüzde 50’ye kadar yükselebileceği ifade edilirken, tanker operatörleri artan maliyetleri navlun fiyatlarına yansıtabilir.

Bazı gemi sahiplerinin rotalarını yeniden değerlendirdiği ve geçişleri yavaşlattığı bildiriliyor. 206 bin varil OPEC+ grubu üyesi 8 ülke, nisanda petrol üretimini günlük 206 bin varil artırma kararı aldı.

Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman, piyasa koşullarına bağlı olarak gönüllü üretim kesintilerinin kademeli olarak kısmen ya da tamamen geri getirilebileceğini kaydetti.

İlgili Sitenin Haberleri