Haber Detayı
Bakan Şimşek: İş dünyası olarak endişeleri bırakın, fırsatlara bakın
Ekonomim.com’un düzenlediği “Ekonominin Ufuk Turu ‘26” zirvesi, İstanbul Finans Merkezi’nde ekonomi yönetimi ve reel sektör temsilcilerini buluşturdu. Ana konuşmacı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, uygulanan para, maliye ve gelirler politikalarının enflasyonun düşüşünü destekleyeceğini belirterek, “2026’da enflasyon niye düşsün? Çünkü politikalar destekleyici” dedi. Faiz indirimlerinin bankalara yansımadığı eleştirilerine yanıt veren Şimşek, küresel gelişmelere rağmen Türkiye için fırsatlar gördüklerini vurgulayarak, “Endişeleri bırakın, fırsatlara bakın" dedi.
Türkiye ekonomisinin geleceğine ışık tutmak, sektörlerin 2026 projeksiyonlarını ve stratejik yol haritalarını değerlendirmek amacıyla düzenlenen “Ekonominin Ufuk Turu ‘26” zirvesi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımıyla düzenlendi. 28 Şubat Cumartesi günü İstanbul Finans Merkezi, Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleşen dev buluşma, ekonomi dünyasının karar vericilerini aynı çatıda biraraya getirdi. "Ekonominin Ufuk Turu '26” zirvesinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomiye yönelik önemli mesajları içeren yaklaşık 2 saat süren bir sunum yaptı.
Bakan Şimşek, sunumunda küresel ekonomide yaşanan belirsizliklerin artık yeni normale döndüğünü, jeopolitik gerginliklerin ve çatışmaların oldukça yaygın hale geldiğini dile getirirken; dönüştürücü, yıkıcı ve yapay zeka gibi otonom sistemler ile insansı robotların yakında yeni normal olacağını söyledi.
Şimşek, bu gelişmelerin tüm sektörleri ve iş alanlarını etkileyeceğine dikkati çekerek, ticarette ciddi sınamalarla karşı karşıya bulunduklarını, korumacılığın tarihi rekor düzeyde olduğunu anlattı.
Geçmişte Sanayi Devrimi diye nitelendirilebilecek gelişmelerin ne kadar sürede gerçekleştiğini örneklerle anlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan önceki sanayi devrimleri veya yıkıcı-dönüştürücü dönemler, genelde en az 40 yıl almış fakat yapay zeka ve bununla ilişkili dönüştürücü-yıkıcı teknolojiler, 20 yıldan daha az süre içerisinde sonuç doğuracak.
Çok hızlı bir şekilde hemen hemen bütün alanları etkileyecek ve önceki yıkıcı, dönüştürücü teknolojilere oranla belki 10 kat, belki 100 kat daha hızlı bir şekilde, daha büyük oranda etkileyebilecek.” Şimşek, yapay zeka nedeniyle işten çıkarmalara değinerek, konfeksiyondan liman işletmelerine kadar akla gelebilecek tüm alanlarda insanların olmadığı fabrikaların artık yaygınlaşmaya başladığını anlattı. “Bazı kırılmaları uygulanan programa yüklemek kolaycılık olur” Bakan Şimşek, 55 ülkede 22 sektörü temsilen 1000 işletmenin üst yöneticisi (CEO) ile yapılan araştırmayla ilgili bilgi vererek, “(Gelecek 5 yılda iş dünyasını dönüştüren teknolojiler konusunda) Yapay zeka ile bilgi işleme teknolojileri yüzde 86 ile ilk sırada, robotlar-otonom sistemler yüzde 58 ile ikinci sırada.
Enerji üretimi, depolama gibi teknolojiler şeklinde sıralama gidiyor” diye konuştu.
İş dünyasının temsilcilerinin sahada yoğun rekabeti görmeye başladığını dile getiren Şimşek, “Bazı kırılmaları hissediyorsunuz, görüyorsunuz.
Bunun büyük bir kısmını uygulanmakta olan programa yüklemek kolaycılık olur yani çok basit olur ama size yardımcı olsa yine sorun değil.
Konjonktürel konularla, açıklamalarla durum değerlendirmesi yaparsak hem kendinize hem de aslında programa haksızlık yapmış olursunuz” ifadelerini kullandı.
Şimşek, Türkiye’nin jeopolitik ve jeoekonomik kırılmalar ile ticarette korumacılığa nispeten daha hazırlıklı ülkeler arasında yer aldığını çünkü ihracatının 3’te 2’ye yakınının serbest ticaret anlaşması olan ülkelere yapıldığını, yüzde 80-85’inin de o serbest ticaret anlaşmalarının bulunduğu ülkelerin yanı sıra yakın coğrafyadaki özel ilişkiler kurdukları Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar’a gittiğini anlattı.
Türkiye’nin bulunduğu ulaşım akslarının ve Orta Koridor’un önemini vurgulayan Şimşek, Kalkınma Yolu Projesi ile bağlantısallık alanında yeni yatırımlar yaptıklarını, yeni nesil ticaret anlaşmaları üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Şimşek, “Şu anda en kritik gündem maddelerimizden bir tanesi kamu alımları, hizmetler ve tarımı da içerecek yeni nesil ticaret anlaşmaları” dedi. “Savunma sanayisi, hibrit inovasyon modelinin temeli olacak” Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye’nin büyümenin ve sermayenin nerede olduğu konusunda çalışması gerektiğini belirterek, sermaye sahibi ülkelere “Gelin, sizinle üçüncü ülkelerde iş yapalım” yaklaşımıyla gidilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin ana ticaret koridorlarının merkezinde olduğuna dikkati çeken Şimşek, ülkenin hizmet ihracatındaki başarılı uygulamalara ve elde ettiği gelire değindi.
Şimşek, geçen yıl hizmet ticaretinde 63,5 milyar dolar fazla verdiklerini kaydederek, hizmetler alanına dahil olan turizm, sağlık ve eğitim gibi sektörlerde elde edilen başarıları anlattı.
Hizmet sektörüne ellerinden gelen tüm destek ve teşvikleri vermeye devam edeceklerini vurgulayan Şimşek, Türkiye’de eğitim gören yabancı öğrenci sayısının 380 bine ulaştığını, 3-5 yıl içinde bu sayıyı 500 bine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Türkiye’nin küresel inşaat sektöründe güçlü konumda olduğunu dile getiren Şimşek, bu alanda çevre ülkelerde büyük iş imkanlarının bulunduğunu, İstanbul’un da bir başka hizmet kalemi olan video oyunlarında dünyanın en önemli üslerinden birisi haline geldiğini vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği başarılara ilişkin detaylar paylaşarak, 1990’lı yıllarda dünyanın en büyük ithalatçısı Türkiye’nin 2025 itibarıyla henüz kesin rakamlar açıklanmasa da dünyanın en büyük 10 ihracatçısı arasına girmiş olabileceğini söyledi.
Şu anda savunma sanayisi alanında 1400 ürünün geliştirme aşamasında olduğunu ifade eden Şimşek, “Savunma sanayisi, Türk sanayisinde hibrit inovasyon modelinin temeli olacak, temel taşı olacak” dedi. “Siz istemeseniz de biz, sanayide dönüşümü görüyoruz” Bakan Şimşek, fiber kapasite, internet, uzay hizmetleri, veri merkezleri ve yapay zeka gibi alanlarda yapılan yatırımlara işaret ederek, gelecek 5 yılda iş dünyasını değiştirecek teknolojileri ıskalama veya görmezlikten gelme lükslerinin bulunmadığını söyledi.
Şimşek, “Reel sektörün şu anda harıl harıl bakması gereken en temel başlıklardan bir tanesi de ‘Yapay zeka kullanarak rekabet gücümüzü, verimliliğimizi nasıl artıracağız' olmalı" dedi.
Türkiye’nin beşeri sermaye konusunda sıkıntısının olmadığını dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Burada dönüp dolaşıp her şey kaynak noktasına geliyor. 90 milyar doları deprem bölgesinin yeniden ihya ve inşasına harcayıp da bütçe açığını milli gelire oran olarak yüzde 3’ün altına çekecek fazla ülke ben bilmiyorum.
Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde ortalama bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 6,3, bu oran Türkiye’de yüzde 2,9.
Bir taraftan bizim kamu maliyesi, kamu bütçesini iyileştiriyoruz.
Niye?
Tam da bu hazırlıkları tamamlamak için.
Çünkü savunma sanayisine, bu teknolojilerin gelişmesine, sanayide dönüşüme daha çok kaynak ayıracağız.
Siz istemeseniz de biz, sanayide dönüşümü görüyoruz.
Bu, bir ihtiyaç, zorunluluk çünkü etrafımız durmuyor, dünya yerinde saymıyor.” “Enerji emtia fiyatlarında düşüş beklenmesi Türkiye’nin lehine” Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye’nin hem kamu hem özel sektör hem de hane halkı borçluluğundaki düşük oranlara ilişkin detaylar paylaştı.
Küresel ekonominin tüm bu gelişmelere rağmen geçen sene epey direnç gösterdiğini, bu sene de dirençli olmasının tahmin edildiğini, ticaret ortaklarında hafif kıpırdanma olduğunu, AB’nin kendisini toparlamaya başladığını anlatan Şimşek, avro/dolar paritesinin yükseldiğini ve bir süre daha yüksek kalmaya devam edeceğini, bunun ihracatçılar için önemli olduğunu, enerji fiyatlarının ise uluslararası kuruluşlar tarafından uzun vadede reel ve nominal olarak düşmesinin beklendiğini söyledi. "İlk aşamada risklerin hepsini yönettik şimdi programın üçüncü aşamasındayız" Bakan Şimşek, uyguladıkları programın ilk aşamasında risklerin hepsini yönettiklerini, kural bazlı piyasa ekonomisine geçtiklerini, enflasyonun kontrolden çıkmasını önlediklerini, cari açığın ödemeler dengesi sorununa dönüşmesini engellediklerini, deprem harcamalarını yapmalarına rağmen bütçe açığını kontrol altında tuttuklarını anlattı.
Bir taraftan rezerv birikimi yaparken diğer yandan koşullu yükümlülükleri azaltmaya başladıklarını dile getiren Şimşek, programın ikinci aşamasında dezenflasyonun başladığını, mali disiplinin tesisini yaptıklarını, KKM'den çıkışı başarıyla yönettiklerini, 2025’te çoklu simültane şoklar yaşamalarına rağmen programın sonuç üretmeye devam ettiğini belirtti.
Şimşek, şu anda üçüncü evrede olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti: “İş yaparken, bütçe yaparken, planlama yaparken artık enflasyonun daha az hissedileceği, belirsizliklerin azaldığı, fiyat istikrarına doğru artık yolculuğun son evresindeyiz.
Yani enflasyonun tek haneye indirilmesi...
Kazanımların pekiştirilmesi önemli; bütçe açığının milli gelire oran olarak yüzde 3’ün altına tutulması, orta vadede cari açığın milli gelire oranının yüzde 1’in altına düşürülmesi, verimlilik ve rekabet gücü odaklı reformlarla reel sektörün dönüşümü...” Şimşek, geçen yıl kuraklık, zirai don, ABD’nin tarife uygulamaları gibi olumsuz gelişmelere rağmen enflasyonun düştüğünü belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Enflasyon, 2022 Ekim’de zirveyi yüzde 85 ile bulmadı mı?
Yılı yüzde 64-65 civarında tamamlamadık mı?
Bugün yüzde 31 civarıyız.
Hedefler iddialı, bunlar hep konuşulacak.
Merkez Bankamızın belirlediği hedef aralığı yüzde 15-21.
Piyasa nerede görüyor? 12 ay sonrasını yüzde 21-22’de görüyor.
Bu, bir ilerlemedir.
Biz mükemmeliyetçi değiliz, mükemmeliyetçiliğin ilerlemeye engel olmasını da istemiyoruz.
Şu anda son 50 ayın en düşük enflasyonuyla karşı karşıyaysak bu, bir ilerlemedir.” “Para politikasıyla bir yere varılamaz deniyor.
Varılacağını kim söyledi? ” “2026’da enflasyon niye düşsün” diye sorulabileceğini belirten Bakan Şimşek, şöyle devam etti: “Çünkü para, maliye ve gelirler politikası destekleyici olmaya devam ediyor.
Çünkü biz, hedeflenen enflasyonla uyumlu yönetilen, yönlendirilen yani kamunun belirlediği, etkilediği fiyatlamaları yapıyoruz ama en önemlisi hani diyorlar ya ‘Para politikasıyla bir yere varamazsınız’.
Varılacağını kim söyledi ben anlamıyorum. ‘Bugüne kadar para politikasıyla biz, sihirli bir şekilde bütün sorunları çözeriz’ diyen oldu mu?
Nereden çıkarıyorsunuz?
Biz, tam aksine entegre, çok boyutlu, birbiriyle tutarlı olan bir program uyguluyoruz. “Sıcak paraya karşı ilk defa bu hükümet tedbir aldı” Önce ‘program yok.’ denildi, sonra ‘başarılı olmaz’ denildi.
Sonra da 'Bu program sıcak paraya dayanıyor’ denildi.
Sıcak paraya karşı ilk defa bu hükümet tedbir aldı.
Haberiniz var mı?
Sıcak para girişini sınırlamak için fiilen adım attık, o kanaldan gelen kısa vadeli fonlara karşılık oranlarını artırdık.
Bir sonraki bahane ne olacak bilmiyorum ama ortada bir program var ve bu program sonuç üretiyor.
Üretmeye de devam edecek.” Şimşek, hizmet enflasyonunun yüzde 91’den yüzde 40’lara düştüğünü ve düşmeye devam edeceğini, mal enflasyonunun yüzde 56’lardan yüzde 25-26’ya kadar gerilediğini, temel mal enflasyonunun yüzde 17,5’e kadar indiğini, tüm enflasyon göstergelerinde iyileşme yaşandığını anlattı.
Eğitimde kural bazlı fiyatlamaya gidildiğini dile getiren ve kira artışlarında yüzde 25’lik sınırın etkilerinin eskisi kadar hissedilmediğini anlatan Şimşek, hizmet enflasyonunda gecikmeli de olsa düşüşün devam edeceğini söyledi. “Yakında görülmemiş, çok hızlı bir konut arzı geliyor” Yapı ruhsatı alınan daire sayısının 1,1 milyonu aştığını dile getiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Yakın dönemde görülmemiş, çok hızlı bir konut arzı geliyor.
Konut birim fiyatlarındaki artış 2023’te zirveyi buluyor, şimdi ise yüzde 26’ya geliyor.
Yeni kiracı endeksi Türkiye’de yüzde 34’e düştü.
Ankara, İstanbul’da yüzde 37’ye, Hatay ve Kahramanmaraş gibi deprem bölgesi olan illerimizde yüzde 20’nin altına düştü.
Dolayısıyla ‘(Hizmet enflasyonunda) katılık var’ diyenler bunu görmüyorlar.
Çünkü bu detayları ya bilmiyorlar ya da analiz etmiyorlar.
Dolayısıyla bu enflasyon düşmeye devam edecek.
Uzun süredir ilk kez ev sahipliği oranı Türkiye’de artmaya başladı.
Henüz deprem bölgesinin tapuları verilmedi.
O sisteme girerse zaten çok hızlı bir şekilde artacak.
Kira ödeyenlerin oranı da düşmeye başladı.
Zaten arzuladığımız trend bu” dedi.
Şimşek, burada duramayacaklarını, 750 bin sosyal konutun inşasının başladığını kaydederek, “Dolayısıyla kira enflasyonunu para politikasıyla çözemeyiz.
Bakın ben itiraf ediyorum.
Neyle çözeceğiz?
Konut arzıyla çözeceğiz.
Gördüğünüz gibi sadece para politikası üzerinden yürüyen bir program yok.
Olsa biz bütçeden bu kadar büyük yüklü sosyal konut seferberliğini destekler miydik?” diye konuştu.
Bakan Şimşek, ocakta gıda enflasyonundaki artıştan bahsederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şubatta da maalesef ramazan ayı nedeniyle fiyat artışları görüyoruz.
Bütün dünya bayramlarda, özel günlerde, özel dönemlerde fiyatları indirirken Türkiye’de fiyatlar artıyor.
Bu da ilginç bir şey tabii.
Gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Geçen yıl ramazan marta denk geldiği için bu sene hem ocakta başladılar hem de şubatta da devam ettiler gibi görünüyor.
Ama bunlar önemli değil.
Niye biliyor musunuz?
Çünkü önümüzdeki aylarda bunu telafi edeceğiz.” Şimşek, ocak ve şubattaki yüksek yağış seviyelerinin gıda ve tarımda bereketli bir yıla vesile olacağını belirterek, “Dolayısıyla ocakta, şubatta aylık enflasyon gıda kaynaklı yüksek seyretti diye dezenflasyon durdu, program artık çalışmıyor hikayeleri üreten arkadaşlara başarılar diliyorum.
Çünkü 3-5 ay sonra farklı bir resmi göreceğiz” dedi.
Arazi toplulaştırma, tarla içi sulama, örtü altı ve dikey üretim, depolama, soğuk zincir altyapısı, üretici kooperatifleri, hal reformu ve su reformu gibi alanlarda yatırımlara ve planlamalara devam edeceklerini dile getiren Şimşek, dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başladığını söyledi. “Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ciddi sonuç alıyoruz” Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bütçe açığını yüzde 2,9’a düşürdüklerini, kamu tasarrufunda iyileşme yaşandığını, dolaylı vergilerin toplam vergilerin içindeki payının uzun süre sonra ilk kez düştüğünü, programın bütün boyutlarıyla çok net sonuç verdiğini anlattı.
Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ciddi sonuç aldıklarını dile getiren Şimşek, denetimleri artırdıklarını belirterek, beyanname sayısında yaşanan artıştan bahsetti.
Şimşek, Osmanlı’dan bu yana Türkiye’nin yumuşak karnının dış açık olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi: “Bunu köklü bir şekilde çözmek yapısal dönüşüm gerektiriyor.
Biz bu yapısal dönüşümü yapıyoruz şu anda.
Cari açığın milli gelire oranı program öncesi yüzde 5,5 civarıydı.
Mayıs 2023’te o civarlardaydı.
Biz yılı yüzde 3,6 ile kapattık.
Büyük oranda da altın.
Geçen sene değil, bir önceki sene cari fazla verdik.
Nasıl?
Altın hariç cari fazla verdik.
Şimdi 2025 yılında bütün bu çalkantılara, Çin’in ihracatının rota değişikliğine, ticaretteki parçalanmalara rağmen cari açığın milli gelir oranı yüzde 1,6, altını çıkarırsanız yüzde 0,3.
Altın bir sermaye ve tasarruf aracıysa, portföy unsuruysa cari açık artık bırakın yönetilebilirliği, sıfıra yakın bir düzeye inmiş durumda.
Bazı tahminlere göre Türkiye’nin 600- 700 milyar dolar civarında sistem dışı altını var.
Bunun yarısı bilançoya yansısa Türkiye yatırım yapılabilir kredi statüsüne geçecek.” “Türkiye, risk primindeki düşüşte benzer ülkelerin çok ilerisinde” Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye’nin finansman ihtiyacındaki düşüşten bahsederek, Merkez Bankasının rezervlerinin 200 milyar doların üzerine çıktığını, net rezervlerin eksi 61 milyar dolardan 76 milyar dolara yükseldiğini, bilançoyu 280 milyar dolar iyileştirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin tahvil faizlerindeki ve 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) düşüşlere işaret eden Şimşek, Türkiye’nin bu alandaki ilerlemesinin benzer ülkelerin çok ilerisinde olduğunu vurguladı.
Şimşek, Türkiye’nin büyümesinin bu zorlu süreçte dirençli kaldığını, ülkenin kredi notunun artmaya devam ettiğini kaydederek, kredi derecelendirme kuruluşu Rating and Investment Information (R&I) kuruluşunun 8 yıl sonra ilk kez not artırdığını, Türkiye’nin yabancı para cinsinden uzun vadeli kredi notunu “BB-” seviyesinden “BB”ye yükselttiğini bildirdi. “Reel kredi genişlemesi, ülke büyümesinin 3-4 kat üzerinde” Bakan Şimşek, Türkiye’de kredi genişlemesinin ülke büyümesinin 3-4 kat üzerinde olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Büyümemiz yüzde 3-4 civarıysa yüzde 10-11 civarı bir reel kredi artışı var. 2024’te bir ciddi daralma var evet ama 2025’ten itibaren oradan çıkış var.
Peki, doğru alanlara kredi gidiyor mu?
KOBİ kredilerinin toplam krediler içerisindeki payı yüzde 24,6’dan yüzde 27’ye çıkmış. ‘Efendim KOBİ’ler krediye erişemiyor.’ İyi de nasıl oluyor bu rakam o zaman?
Peki, ihracat kredileri artmış mı?
Toplam krediler içerisindeki payı ikiye katlanmış.
Yatırım kredilerinin toplam kredilerdeki oranı 7,8’den yüzde 8,4’e çıkmış.
Rakamlar sizi desteklemiyor.” Şimşek, “Merkez Bankası faizi indiriyor ama bankalar bunu yansıtmıyor.” şeklindeki eleştirilere ilişkin, “Bu doğru değil.
Birebir yansıtıyorlar.
Bazen erken, bazen geç” dedi.
Bakan Şimşek, 2003-2022 döneminde 100 lira borç ödeyip 96 lira borçlandıklarını, 2023-2025 döneminde deprem harcamaları ve EYT’nin finansmanı nedeniyle 100 lira borç ödeyip 136 lira borç aldıklarını, özel sektöre fazla kaynak kalmadığını söyledi. “Kredilerin yüzde 51’i hiçbir sınırlamaya tabi değil” Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, şimdi yeni bir döneme girdiklerinin altını çizerek, sözlerine şöyle devam etti: “Bundan sonra sürekli bir şekilde biz roll over rasyosunu yüzde 100’ün altında tutmaya çalışacağız.
Bu senenin ilk çeyreğinde 100 lira borç ödeyip 80 lira borç alıyoruz.
Bu, ‘bankalarda daha çok kaynak’ demek.
Şimdi, ‘Bankalarda kaynak olsa da makro ihtiyati tedbirler ve kredi büyüme sınırları nedeniyle bize gelmiyor.’ diyebilirsiniz.
O da doğru değil.
Bakın kredilerin yüzde 51’i hiçbir sınırlamaya tabi değildir.
Çünkü biz doğru alanlarda kredi kullanmanızı istiyoruz.
Yatırım yapmak isteyene, ihracata, tarım kredilerine, esnaf kredilerine, deprem bölgesi kredilerine sınırlamamız yok.
Dolayısıyla çoğu zaman bilgiye dayalı olmayan değerlendirmeleri görüyoruz.” Şimşek, öncelikledirdikleri ve doğru alanlarda kredinin bol olduğunu kaydederek, 962 bin çiftçiye 660 milyar liranın üzerinde kredi kullandırdıklarını, bunların faizinin ortalama yüzde 70’ini Hazine’nin karşıladığını, tarımı kamu bütçesinden güçlü şekilde desteklediklerini anlattı.
Tarıma, ihracata, esnafa, yatırıma yönelik kredilerde yaşanan artışa ilişkin rakamlar paylaşan Şimşek, HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı gibi yüksek teknolojiye yönelik yatırımlara verilen desteklerden bahsetti.
Şimşek, finansmana erişim konusunun her tarafta konuşulduğunu belirterek, “Finansmana erişim konusunda hiçbir dönemde olmadığı kadar, piyasayı bozmadan devlet olarak elini taşını altına koyma anlamında hiçbir dönemi göremezsiniz.
Hiçbir dönemde ihracatçı piyasa faizinin yarısına, çiftçiye yüzde 30’una, yatırımcıya piyasa faizinin 3’te birine, esnafa piyasa faizinin yüzde 50’sine kadar büyük miktarlarda ve bu kadar çok fırsat sunulduğunu bana zor, gösteremezsiniz” diye konuştu. “Konkordato talep edenlerin bazıları gerçeği yansıtmıyor, süreç başlattık” Reel sektöre sunulan destek ve teşviklerden bahseden Şimşek, konkordato talep eden firmaların payının kredilerdeki yüzde 1,5, istihdamda yüzde 0,84, ihracatta yüzde 1 civarı, ciroda yüzde 1,2 civarında olduğunu, konkordato talep eden şirketlerin raporların bir kısmının gerçeği yansıtmadığını gördüklerini, o firmalar hakkında da gerekli yasal süreçleri başlattıklarını anlattı.
Takipteki ticari kredilerin uzun vadeli ortalamaların altında olduğunu, karşılıklı çeklerin ise bu ortalamaların paralelinde gerçekleştiğini dile getiren Şimşek, iş gücü maliyetlerinde Türkiye’nin kendisine benzer ülkelere göre dezavantajlı bir noktaya geldiğine ilişkin eleştirilerin doğru olduğunu ancak Avrupa’nın en düşük elektrik ve doğal gaz fiyatına sahip olan ülkeleri arasında yer aldıklarını söyledi. “Bu program olmasa ve bir savaş çıksa nasıl tepki verirdiniz?” Bakan Şimşek, Türkiye’nin AR-GE harcamalarının hala istenilen seviyelerde olmadığını belirterek, bu konuda devletin güçlü bir destek verdiğini, yapay zeka okuryazarlığının artırılması gerektiğini vurguladı.
Lojistik ve demir yolunda yapılan yatırımlardan bahseden Şimşek, talep fazlasının aşırı yüksek olması nedeniyle Çin’in ihracat odaklı büyümede ısrarcı olduğunu, bu durumun dünyanın problemi olduğunu anlattı.
Şimşek, bu konuda tedbir aldıklarını ve dünyanın yeni normalini ihmal edemeyeceklerini belirterek, “Her ne kadar biz kural bazlı ticareti tercih ediyor olsak da dünyanın yeni normallerini ihmal etmeyeceğiz, edemeyiz.
Dolayısıyla bütün sorunları programla ilişkilendirmek kolaycılık olur.
Bakın Çin, ABD tedbir aldı.
Rota değişimine gitti, Türkiye de bundan etkileniyor ama sadece Türkiye mi?
Bakın Afrika, Asya, Avrupa Birliği, etkilenmeyen bir yer yok” şeklinde konuştu. “Koşullar Türkiye'nin lehine, stratejik fırsatları değerlendirmek gerekli” Küresel koşulların kısa vadede Türkiye’nin lehine olduğunun altını çizen Bakan Şimşek, şu açıklamalarda bulundu: “Finansal koşullar, ticaret ortaklarındaki büyüme, emtia fiyatları, küresel yapısal kırılganlıklara karşı stratejik fırsatlar görüyoruz.
Biz fırsat görüyoruz, siz tehdit görüyorsunuz.
Sizlere bu fırsatları hazırlamak için sizlerle birlikte çalışmaya hazırız.
Kapımız açık, sizlerle birlikte bunu başaracağız.
Program sonuç veriyor.
Finansal istikrar pekişti, öngörülebilirlik ve güven artıyor.
Bu program olmasa ve bölgemizde bir savaş çıksa nasıl tepki verirdiniz?
Dezenflasyonla birlikte finansman maliyetleri düşecek.
Siz istemezseniz de düşecek.
Finansmana erişim artacak.
Üretken alanlardaki yatırımların hızlanmasını arzuluyoruz, destekliyoruz.
Türkiye, üretim, ihracat ve büyümede sıçrama yapmaya devam edecek.” “Yandık, bittik, öldük derseniz, bankacılar not alır, birlikte çalışalım" İş insanlarına kötümser olmamaları yönünde çağrıda bulunan Şimşek, “Çünkü kötümserliğin size bir faydası yok.
Her gün ‘Yandık, bittik, öldük’ derseniz dünya da bunu kayda alır, not alır, bankacılar not alır.
Açık konuşuyorum.
Nasıl birlikte iyileştiririz, sorunları birlikte nasıl çözeriz, ülkemizi nasıl daha ileriye taşırız?
Birlikte çalışalım” diyerek sözlerini tamamladı.