Haber Detayı
Ayaklarımızın iki kilometre altında yaşayan canlı
Bilim dünyası, yerin yaklaşık iki kilometre altında hayatta kalmayı başaran yeni bir canlı türünü konuşuyor. Işığın ve oksijenin kısıtlı olduğu bu derinlikte, gözleri olmayan ama devasa antenleriyle yolunu bulan bu gizemli yaratık, yaşamın sınırlarını yeniden çiziyor.
Dünyanın en uç noktalarını merak ettiğimizde genellikle gökyüzüne ya da okyanus tabanlarına baksak da asıl sürpriz ayaklarımızın çok daha altında, zifiri karanlık bir mağarada ortaya çıktı.
Batı Kafkasya'da bulunan Krubera-Voronja mağara sistemi, biyoloji kitaplarını güncelleyecek bir keşfe ev sahipliği yaptı.Araştırmacılar, yüzeyden tam 1980 metre derinlikte, yaşamın imkansız kabul edildiği bir noktada canlı bir organizmayla karşılaştı. "Plutomurus ortobalaganensis" adı verilen bu canlı, artık yeryüzünün en derinlerinde yaşayan kara hayvanı unvanını taşıyor.2010 yılının yaz aylarında gerçekleştirilen İber-Rus ortak keşif gezisi, bu minik canlının varlığını kanıtlayarak bilim dünyasında büyük bir yankı uyandırdı.
Daha önce bu rekor, Güney Afrika’daki bir altın madeninde yaklaşık 1300 metre derinlikte yaşayan bir solucan türüne aitti.
Ancak yeni keşif, yaşam sınırını neredeyse iki kilometre derinliğe çekerek çıtayı bambaşka bir noktaya taşıdı.Gözlerin yerini alan devasa antenlerMilyonlarca yıldır mutlak karanlığa uyum sağlayan bu eklem bacaklı türü, hayatta kalmak için evrimsel olarak sıra dışı özellikler geliştirmiş.
Tamamen gözsüz olan bu canlı, çevresini algılamak için başının üzerinde yer alan devasa boyutlardaki bir çift anteni kullanıyor.
Bilim insanları, bu organları adeta birer "kimyasal sensör" olarak nitelendiriyor.
Hayvan, zifiri karanlıkta yolunu bu hassas antenleri sayesinde bulurken, besin kaynağı olarak mağara duvarlarındaki mantarları ve organik atıkları tercih ediyor.Derin mağara ekosistemlerinde yaşayan canlıların çoğu, renk pigmentlerini tamamen kaybedip şeffaf bir görünüme sahip olur.
Çünkü ışığın olmadığı bir dünyada renkli olmanın herhangi bir avantajı bulunmaz.
Fakat bu yeni tür, bilim insanlarını şaşırtan bir istisna sunuyor.
Vücudu oldukça soluk olsa da tamamen renksiz değil; üzerinde hala çok hafif pigment kalıntıları taşıyor.
Bu durum, türün bu aşırı derinliklere evrimsel takvimde nispeten yakın bir zamanda göç etmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.Krubera-Voronja’nın derinliklerinde yaşayan bu dirençli canlı, bulunduğu ekosistemin dengesini koruma noktasında da kritik bir göreve sahip.
Mantar tüketimiyle organik döngüyü devam ettiren bu tür, Dünya'nın altındaki gizemli dünyanın hala keşfedilmeyi bekleyen ne kadar çok sırrı barındırdığını bir kez daha kanıtladı.