Haber Detayı

Gelecek planı yapamayan kuşak: İklim kaygısı gençleri nasıl değiştiriyor?
Güncel chip.com.tr
03/03/2026 09:56 (4 saat önce)

Gelecek planı yapamayan kuşak: İklim kaygısı gençleri nasıl değiştiriyor?

İklim krizi gençlerin ruh sağlığını nasıl etkiliyor? Yeni araştırmalar, Z ve Alfa kuşağının kaygı, öfke ve umutsuzlukla nasıl baş etmeye çalıştığını ve umut için hangi adımların işe yaradığını ortaya koyuyor.

Genç kuşaklar, hayatlarının her alanına sirayet eden ağır bir “iklim kaygısı” yüküyle yaşıyor.

Yaklaşık 50 çalışmayı inceleyen yeni bir derleme, iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın (CCED) Z ve Alfa kuşaklarının ruh sağlığını nasıl etkilediğini ve bu süreçte hangi “eko-duyguların” ortaya çıktığını gözler önüne seriyor.Maya Gislason, Simon Fraser University bünyesinde sağlık bilimleri alanında görev yapan ve araştırmanın yazarlarından biri.

Gislason’a göre birçok genç, “nasıl bir dünyaya büyüdüğünü bilmeden” hayatına devam etmeye çalışıyor.

Yetişkinlerin bile iklim krizini anlamlandırmakta zorlandığını belirten akademisyen, “eko-duygular” kavramının yalnızca kaygıyı değil; öfke, umut, suçluluk ve karmaşık başka hisleri de tarif edebilmek için geliştirildiğini söylüyor.Çocuklar ne hissediyor?Gislason’ın durumu ciddiyetle fark etmesi, çocuğunun okuldan getirdiği iki resimle olmuş.

Biri mavi-yeşil tonlarda bir dünya, diğeri ise alevler içindeki bir gezegen.

Ardından gelen soru sarsıcı: “2050’de öldüğümde kaç yaşında olacağım?”Bu soru, yalnızca bir çocuğun korkusunu değil; bir kuşağın varoluşsal endişesini yansıtıyor.

Gezegen hızla ısınıyor, iklim felaketleri daha sık ve daha yıkıcı hale geliyor.

Küresel atmosfer sistemleri bozuluyor, Amazon ormanları kritik eşikte, türler yok oluyor, bazı ülkeler haritadan silinme tehlikesi yaşıyor.

Üstelik gençlerin gözünde bu tabloya karşı yeterli adım atılmıyor.Dora Marinova, Curtin University’nde sürdürülebilirlik profesörü olarak görev yapıyor. 2024’te Avustralyalı gençlerle yapılan bir araştırmanın yazarlarından olan Marinova’ya göre gençler son derece kaygılı ve özellikle somut adımların eksikliği karşısında kendilerini çaresiz hissediyor.Araştırmalar tabloyu net biçimde ortaya koyuyor:Avustralya’da Z kuşağının yüzde 81’i,Kanada’da yüzde 73’ü,Tanzanya ve Kenya’da gençlerin yüzde 70’e varan kısmı iklim değişikliği konusunda kaygılı.Çok uluslu araştırmalarda ise dünya genelinde gençlerin yüzde 84’ü iklim krizi nedeniyle endişe duyduğunu söylüyor.

Üstelik bu yalnızca “endişe” değil; üzüntü, öfke, suçluluk, güçsüzlük ve yöneticilere karşı derin bir hayal kırıklığı da tabloya eşlik ediyor.Yeni çalışma, çocuk ve ergenlerin iklim değişikliğine çok katmanlı ve karmaşık duygusal tepkiler verdiğini doğruluyor: kaygı, korku, öfke, umut, empati, suçluluk ve hatta zaman zaman güçlenme hissi…Ancak en baskın duyguların korku ve üzüntü olduğu belirtiliyor.“Dünyayı biz mi kurtaracağız?” baskısıAraştırmaya katılan gençler, üzerlerinde “krizi çözme zorunluluğu” hissettiklerini ifade ediyor.

Öfke ve hayal kırıklığı çoğunlukla hükümetlere, şirketlere ve daha yaşlı kuşaklara yöneliyor.

Bununla birlikte, duyarsız olduğunu düşündükleri akranlarına ve çevrelerine karşı da tepki geliştirebiliyorlar.Bazı çocuklar için bu baskı günlük hayata kadar inmiş durumda.

Örneğin bir katılımcı, sütlü çikolata yediğinde kendini kötü hissettiğini söylüyor; çünkü bitter çikolatanın çevre açısından “daha iyi” olduğunu biliyor ama tadını sevmiyor.

Bu basit tercih bile suçluluk duygusunu tetikleyebiliyor.Gelecek planı yapamayan bir kuşak“Dünya sona eriyor olsaydı ne yapardınız?” sorusu, bugün birçok genç için soyut bir senaryo değil.Araştırmaya göre bazı gençler çocuk sahibi olup olmamayı bile iklim krizine göre değerlendiriyor.

Özellikle genç kadınlar ve kız çocukları, geleceğe dair ciddi belirsizlik hissediyor.

Henüz 9-10 yaşındaki çocuklar bile “dünyanın sonu” üzerine kaygı duyduklarını dile getiriyor.Bazıları “plan yapacak bir gelecek göremediğini” söylüyor.

Bir genç, “Bize büyük hayaller kurmamız öğretiliyor ama ne için plan yapacağız?” sözleriyle bu çelişkiyi özetliyor.Ruh sağlığı üzerindeki etkilerBu ağır duygusal yükün gerçek sonuçları var.

Araştırmalarda depresyon sık bildirilen bir duygu.

Bazı çocuklar çevre hakkında konuşurken gözyaşlarını tutamıyor.

Hatta bir Brezilyalı katılımcının iklim değişikliğini düşündüğünde panik atak geçirdiği belirtiliyor.Yoğun korku ve kaygı nedeniyle uyku problemleri yaşayan gençler de var.

Özellikle iklim felaketlerini doğrudan deneyimleyenlerde etkiler daha belirgin.

Avustralya’daki “Black Summer” yangınlarını hatırlayan gençler, kışları giderek kısalan Kanada’daki yerli topluluklar ya da yazın dışarı çıkamayacak kadar aşırı sıcakları deneyimleyen çocuklar bu gruba dahil.Bir genç, dumanla kaplı ortamlardan sürünerek çıkan insanları gördüğü kâbuslardan söz ediyor.

Bir diğeri ise endüstriyel çiftliklerde öldürülen hayvanları rüyasında gördüğünü anlatıyor.Umut için küçük ama güçlü adımlarTablo karanlık olsa da tamamen umutsuz değil.Çalışmada, iklim temalı atölye ve etkinliklere katılan gençlerin umut ve motivasyon hislerinin güçlendiği görülüyor.

Bir katılımcı, “Hâlâ endişeliyim ama artık bir fark yaratabileceğimize daha çok inanıyorum” diyor.Gislason’a göre gençlerin “zihinlerini, ellerini ve kalplerini” sürece dahil etmek; yani hem bilgilerini hem eylemlerini hem de duygusal zekâlarını harekete geçirmek değişimin anahtarı olabilir.

Ancak en kritik adım, gençlerin kaygılarını ciddiye almak ve gerçek, somut adımlar atmak.Bir araştırma katılımcısının sözleri durumu çarpıcı biçimde özetliyor: “Okyanuslar ısınıyor, sıcaklıklar her gün artıyor.

Güneşin yakıcı sıcaklığını hissediyorum ve bu hiç iyi değil.

Eylemi 12 yıl sonra değil, şimdi istiyoruz.” 

İlgili Sitenin Haberleri