Haber Detayı
Ofis dedikodusunun şaşırtıcı faydası: Patronu çekiştirmek çok işe yarıyor
Ofis koridorlarında patron hakkında konuşmak sadece stres atmaya yaramıyor, aynı zamanda çalışanları birbirine kenetliyor. Bilim insanlarının mercek altına aldığı "ofis dedikodusu" mekanizması, hem vicdan azabı yaratıyor hem de "bizden biri" hissini pekiştirerek dayanışmayı artırıyor.
İş yerinde su sebilinin başında ya da gizli mesaj gruplarında yapılan küçük patron dedikodularının aslında sandığımızdan çok daha derin etkileri olduğu ortaya çıktı.
Rutgers ve Utah State üniversitelerinden araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, yöneticiler hakkında dedikodu yapmanın çalışanlar üzerinde iki ucu keskin bir bıçak etkisi yarattığını gösteriyor.
Birçok ofis çalışanı patronunu çekiştirdikten sonra içten içe bir suçluluk veya korku hissetse de, bu durumun takım ruhunu perçinleyen şaşırtıcı bir "bağ kurma" aracına dönüştüğü gözlemlendi.
Araştırma ekibi, 10 gün boyunca farklı sektörlerden yüzlerce ofis çalışanını mercek altına aldı.
Katılımcılara her gün belirli aralıklarla patronları hakkında konuşup konuşmadıkları ve sonrasında neler hissettikleri soruldu.
Elde edilen bulgular oldukça tutarlı bir tabloyu işaret ediyor: Dedikodu yapan bireylerde utanç duygusu artsa da aynı deneyimi paylaşan meslektaşlar arasındaki "bizden biri" hissi güçleniyor.
Bu aidiyet duygusu, çalışanların o gün içerisinde birbirleriyle çok daha uyumlu ve yardımsever hareket etmesini sağlıyor.Sosyal hayatta kalma stratejisi olarak dedikoduÇalışmanın yazarlarından Profesör Rebecca Greenbaum, bu durumu insanın sosyal hayatta kalma içgüdüsüne bağlıyor.
Greenbaum'a göre bazen kendimizi "bunu yapmamalıyım" derken buluyoruz ama aynı zamanda bizi anlayan birileriyle dertleşmek inanılmaz iyi hissettiriyor.
Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var.
Suçluluk duygusu bazen o kadar ağır basıyor ki, çalışanlar dedikodusunu yaptıkları yöneticiden kaçmaya başlıyor.
Bu kaçınma hali, zamanla acil projelerde iş birliğini sekteye uğratan bir engel haline geldi.Öte yandan uzmanlar, bu sonuçların "her fırsatta dedikodu yapın" anlamına gelmediği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
Özellikle narsist veya manipülatif karakterli yöneticilerle başa çıkmak için dedikoduya sığınmak, uzun vadede profesyonel ilişkilere zarar veren bir alışkanlığa dönüşebiliyor.
Zaragoza Üniversitesi’nden Profesör Elena Fernández-del-Río, iş dünyasındaki "karanlık kişilik özelliklerine" dikkat çekerek yöneticilerin sergilediği gaddarlık veya aşırı bencillik gibi durumların çalışanları bu tür davranışlara ittiğini belirtiyor.Kısacası ofis koridorlarındaki o fısıltılar, sadece birer boş vakit geçirme aracı değil, çalışanların ortak zorluklar karşısında birbirine kenetlenmesini sağlayan karmaşık bir mekanizma görevi görüyor.
Dedikodu, vicdanı biraz sızlatsa da ofis içindeki dayanışmayı tetikleyen gizli bir güç haline gelmiş durumda.