Haber Detayı
Okulda şiddetin son kurbanı Fatma Nur öğretmen… Eğitimcinin güvenliği nasıl sağlanacak
Fatma Nur Çelik... 44 yaşında, pırıl pırıl, melek yüzlü, gencecik bir öğretmen... Hiçbir husumeti olmadığı, iyi birer insan olsunlar diye didindiği, 17 yaşındaki bir öğrencisi tarafından bıçaklandı, kaldırıldığı hastanede ise yaşamını yitirdi. Tüm Türkiye’yi yasa boğdu bu ölüm. Umarım bu son olur. Fakat bu cinayet, ilk değil... Daha iki yıl önce Alibeyköy’de 54 yıllık eğitimci, İbrahim Oktugan’ın da bir öğrencisi tarafından silahla katledilişine tanık olduk. Hepimizin zihninde aynı sorular var haliyle: “Elinde silahla okula nasıl girebiliyor bu öğrenciler?”, “Okul ve öğretmen güvenliği neden sağlanamıyor?” Asıl sorum şu: “Bir genç, öğretmenini öldürebilecek böylesi bir öfkeyle nasıl büyür?”
OKUL KAPILARINA GÜVENLİK VE GEREKİYORSA TURNİKE KONULMALI- Adana’da bir ilkokul öğretmeni, eski öğrencisinin cezaevinden yeni çıkan velisi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu.
Öğretmen saldırıdan şans eseri, sağ kurtuldu.- Van’da bir ilkokulda teneffüste kartopu oynayan öğrenciler arasında çıkan tartışma sonrası bir veli, okulu bastı.
Çocuğunun tartıştığı öğrenciyi diğer öğrencilerin önünde evire çevire dövdü.- Diyarbakır’da bir öğrenci disiplin cezası aldığı gerekçesiyle okul müdürünü bacağından bıçakladı.Bunlar benim kısa bir arama ile ulaştığım en güncel haberler...
Peki, neden böyle? “İlim, irfan yuvası” olması gerekirken okullardaki, daha doğrusu öğrencilerdeki bu değişimi gören yok mu?Yanıtını Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak verdi: “Elbette görülüyor.
Ama aynı oranda, sorunları çözme iradesi gösterilmiyor, üzeri örtülüyor ya da kısır tartışmaların gölgesinde kalınıyor.
Oysaki eğitimin kalitesi, o ülkenin geleceğini belirler.
Bu çocuklar da bu ülkenin geleceği!
Dolayısıyla gerçekçi ve uygulanabilir politikalara ihtiyaç var.”İTİBARLARI GERİ VERİLMELİNedir o politikalar?
Cevabı şöyle: “Öncelikle öğretmenlerimize kaybettikleri itibarları geri verilmeli. ‘Boş boş oturuyorlar’ gibi söylemlerle itibarsızlaştırıldılar. 147 şikâyet hattı ile CİMER’e yapılan, öğretmeni huzursuz eden, veliyi ise her koşulda haklı gören, mesnetsiz başvurular da bugünkü tablonun temel sebeplerinden.
Gelen şikâyetleri bir görseniz... ‘Benim çocuğumla daha az ilgileniliyor’dan tutun da öğretmenin kullandığı kalemin rengine, yediği yemeğe, kıyafetine, saçına, bakışına, arabasına kadar...
Bu şikâyetler öğretmenlere elbette tebliğ ediliyor, bu da eğitimcilerde derin bir üzüntü yaratmasının yanı sıra, ‘Karışırsam şikâyet edilirim, başıma iş gelir’ kaygısı yaratıyor.
Bu kaygıyla nasıl verimli olunabilir ki?
Öğretmenin kurması gereken otoriteyi ellerimizle yok ettik.”GÜVENLİK STANDART OLMALI“Okullarımızın güvenlikli hale gelmesi de şart.
Okul kapılarına, üniformaya dayalı olmayan bir güvenlik görevlisi, gerekliyse bir metal dedektör/turnike konulmalıdır.
Avrupa’da okul ziyareti yaptık, 15 dakika bekletildik, ciddi bir güvenlik aramasından geçerek girdik içeri.
Çünkü dünya artık eski dünya değil.
Bu önlemler, sadece eğitimciler değil dışarıdan gelebilecek her tür riske karşı çocuklarımızın da yararınadır.
Bugün, ekonomik açıdan daha zengin semtlerde, velilerin bağışlarıyla, okul- aile birliği bütçesinden karşılanarak bunu uygulayan okullar var.
Oysa merkezi bir planlama ile Türkiye’nin her yerinde bir standart haline gelmesi lazım bu önlemlerin.”CİDDİ REHBERLİK ÇALIŞMALARINA İHTİYAÇ VAR“Güvenliği elbette sadece kapıya güvenlik dikerek başaramayız.
Okullar kalabalık, ikili öğrenime devam edenler var.
Kim, nasıl bir aileden, nasıl bir sosyoekonomik ve kültürel yapıdan geliyor, hangi çocuklar suça meyilli...
Tespiti zor.
Rehber öğretmen açığımız var.
Var olanların bir kısmı da kâğıtta.
Suça eğilimli çocukların tespiti, eğitimi, rehabilitasyonu, bu çocukların yeniden topluma kazandırılması konusunda ailelerle beraber çalışılabilecek düzenlemeler yapılmalı.”RUH SAĞLIĞI ÖNLEMLERİ ALINMALI, YOKSA ‘GÜZEL YÜZLÜ KURBANLARIMIZ’ OLUR Ne zaman bir insan ya da hayvan öldürülse Psikiyatrist Prof.
Dr.
Arif Verimli’nin sözleri gelir aklıma: “Bu günler iyi günlerimiz...
Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak...
Hiç sebepsiz insanlar birbirini ve zavallı hayvanları öldürecek.
Çünkü bu çağ dijital değil öfke çağı!
Yeni dünya düzeni, şiddetiyle gelecek...”Aradım.
Diyor ki: “Şiddet, sadece sosyal sebeplerle oluşmaz, bireysel hastalıklar da etkilidir.
Epilepsi, dikkat eksikliği, hiperaktivite, özel öğrenme bozuklukları, zekâ geriliği, çocuklukta geçirilen menenjit, ensafalit, mikrosefali, havale gibi organik beyin sendromları ile aile öyküsünde/genetik yatkınlık olması öfke ve dürtüselliği körükler.
Fatma Nur öğretmeni öldüren çocuk hasta olabilir mi?
Olabilir.
Ancak o zaman, hastaneye zorla yatışının yapılması ve tedavisinin tamamlanması lazım gelirdi. ‘Hasta’ olduğu tespit edilmeyen, ömrü boyunca tanı almamış o kadar çok çocuk var ki!
Demek burada çok gerideyiz, bu bir.NARSİST BÜYÜMESİNLERİki, aile içinde ‘prens’, ‘prenses’ gibi, bir dediği iki edilmeden, bir narsist olarak yetiştirilen, istediği olmayınca ‘gözü dönen’, her şeyi yapma hakkı olduğuna inanan bir grup var.
Aile-eğitimciler ve sistemin kendisi, bu çocukların rehabilitasyonu için ne yapmış ya da ne yapmakta?Üçüncü grup ise aile içinde şiddetle büyüyen, maddi-manevi zorluklar sebebiyle zorlanan, çevresine ayak uyduran ve sorunları şiddetle çözeceğine inanan, gerçek hayatta ya da filmlerde gördüğü, özendiği kişi gibi ‘güçlü’, ‘zengin’, ‘bıçkın’ olmak isteyen, ayağı toprağa basmadan yetişen, iletişim problemleri çeken gençler.
Ve bu grubun içinde bir de uyuşturucu madde kullanan bir grup daha var ki, bunlarda da öfke ve şiddet kontrolü çok zordur.
Toplum ruh sağlığı alarm vermektedir!PEKİ NE YAPMALI“Her okula alanında deneyimli en az iki rehber öğretmen ve psikolojik danışman atanmalı, okul çağındaki çocuklara beden-ruh sağlığı kontrolleri ile uyuşturucu taramaları rutin olarak yapılmalı, sonuçlara göre de ihtiyacı olanlar özel uzmanlara acilen yönlendirilmelidir.”