Haber Detayı

Türkiye tüm aktörleri uyardı: ‘Savaş derinleşirse iç savaş çıkarsa bölge kaldıramaz’
Yazarlar hurriyet.com.tr
05/03/2026 06:03 (2 saat önce)

Türkiye tüm aktörleri uyardı: ‘Savaş derinleşirse iç savaş çıkarsa bölge kaldıramaz’

Müzakere masasında otururken, çıkarılan bir savaş...

İsrail’in baskısı hatta bizzat tehdidi dünya başkentlerinde konuşulurken, yapılan açıklamalar nedeniyle herkes bir umutla yapılacağı açıklanan bir sonraki görüşme turunu bekliyordu.

Müzakere masası bombalarla dağıldı.

Herkesin bildiği sırrı ABD Dışişleri Bakanı Rubio, kameraların karşısında açıkladı; “İsrail zaten vuracaktı, ABD bekleseydi daha fazla kayıp ve ölüm yaşardık” sözüyle...

Peki masa bombardımanla dağılmadan ne yaşandı:- Aslında ABD Başkanı Trump hızla sonuç almak istiyordu.

İlk adım olarak da nükleer konusunda bir an önce sonuca varmak istedi.

Trump, İsrail baskısıyla kuşatılmıştı.- İran, ABD’nin yaşadığı kıskacı göremedi.

Üstelik masadaki görüşmelerde tüm yaptırımların kaldırılmasını istedi.- İran bu şartı öne sürünce, İsrail baskısı altındaki Trump’a göre masada görüşme tıkandı.ANKARA’NIN ÖNCELİĞİ: SAVAŞI BÜYÜTMEMEK...

ERDOĞAN’IN TARİHİ UYARISI Savaş başlayınca ABD Başkanı Trump’ın aradığı liderlerden biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı.

O görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’a “Diplomasiye fırsat verilsin.

Eğer iç savaş çıkarsa ya da mülteci akını olursa artık bölge kaldırmaz!” dedi.

Trump da konuşmasında hak verdi ama dile getiremediği engeli İsrail idi.- Ankara’nın diplomasi trafiğine bakıldığında Türkiye’nin bir süredir yoğun bir temas yürüttüğü görülüyor.- ABD, Avrupa ülkeleri, İran ve Körfez başkentleriyle yapılan görüşmelerin ortak amacı var: Gerilimin kontrol dışına çıkmasını engellemek.- Ankara’nın stratejisi net.

Türkiye bu krizde taraf olmak istemiyor.

Ama krizin yönetilmesinde etkili bir aktör olmak istiyor.- Aslında Ankara’nın diplomasi çabaları yeni değil.- 29 Ocak 2026’da Hürriyet’te yayımlanan “ABD-İran krizinde Ankara’nın sessiz diplomasisi: Üçlü görüşme formülü” başlıklı yazımda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’a dikkat çekici bir öneri yaptığını yazmıştım.- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde ABD ile İran’ı Türkiye’nin de içinde olduğu bir liderler görüşmesinde bir araya getirme çağrısı yapmıştı.- Bu teklifi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber ekranlarından ilk kez açıkladı.

Fidan; “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın bir araya gelebileceği bir liderler görüşmesi önerdi” dedi.- Aslında o tarihte krizi çözmek için Türkiye ve bölge ülkeleri ortak bir dil, formül geliştirmişti.

Hatta İran Dışişleri Bakanı bu teklife “İyi bir fikir” demişti.

Sonra İran önüne gelen bu fırsatı kullanmaktan vazgeçti.

Ankara’ya göre böyle bir zirve gerçekleşseydi süreç için “oyun değiştirici” bir adım olabilirdi.- O dönemde Ankara’nın amacı açıktı: Krizi askeri alana taşımadan önce liderler düzeyinde diplomatik bir çıkış yolu açmak.- Ankara bu amacından vazgeçmiş değil.

Diplomasiye dönüş için yoğun çaba devam ediyor.ANKARA’NIN BÖLGEYE DAİR ENDİŞELERİAnkara bir anlamda krizi dondurmaya çalışıyor.

Nedeni ise bölgeye dair endişeleri:- Bu kriz büyüyebilir.- Bu çatışma kontrolsüz şekilde büyürse Ortadoğu’da yeni bir güvenlik mimarisi oluşabilir.- Hürmüz Boğazı, enerji hatları, Körfez ülkelerinin güvenliği ve İsrail-İran denklemindeki değişim sadece bölgeyi değil, dünya ekonomisini de etkileyebilir.- Türkiye açısından ise mesele çok daha doğrudan.

Çünkü Türkiye hem NATO üyesi hem İran’ın komşusu hem de Ortadoğu’nun merkezindeki ülkelerden biri.

Bu nedenle Ankara için mesele sadece bir kriz değil, jeopolitik bir risk.- Türkiye İran ile doğrudan bir gerilim istemiyor.

Ancak İran’ın Körfez’i de içine alan geniş bir çatışma alanı yaratmasının bölgeyi kontrolsüz bir savaşa sürükleyebileceğini düşünüyor.- Ancak Ankara’nın eleştirisi sadece İran’a yönelik değil.

Türkiye, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının da bölgesel dengeleri daha da kırılgan hale getirdiğini düşünüyor.- Ankara’da dile getirilen görüşlerden biri şu: Ortadoğu’da askeri müdahaleler çoğu zaman krizleri çözmek yerine daha karmaşık hale getiriyor.

Irak ve Suriye tecrübeleri bunun en açık örnekleri.- Unutmayalım Ortadoğu’daki güç dengesi köklü şekilde değişebilir.

Çünkü İran’ın zayıflaması yalnızca Tahran’ı değil;- Irak’ı,- Suriye’yi,- Lübnan’ı,- Körfez dengelerini doğrudan etkiler.ABD VE İSRAİL ATEŞLE OYNUYOR: KÜRT KARTICNN International’ın kaynaklara dayandırdığı haberle gündeme düştü aslında, İsrail’den beklenen hamleydi, haberde iki yorum dikkati çekti:- CIA, İran’da rejime karşı bir ayaklanmayı teşvik etmek amacıyla Kürt silahlı gruplara destek vermeyi değerlendiriyor.- ABD, tarihi bir müttefik olan Kürtleri silahlandırarak İran’daki rejimin devrilme sürecini açıkça hızlandırmaya çalışıyor.- Üstelik şu ana kadar bu habere bir yalanlama ya da doğrulama gelmedi.- Ancak bu arada ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Kürt siyasetinin iki ismiyle, Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile görüşmesinin zamanlamasının tesadüf olmadığı açık.- Soru artık net: Kürtler İran’a karşı sahaya mı sürülüyor?

Netanyahu’nun uzun süredir savunduğu strateji hayata mı geçirilmeye çalışılıyor?- İsrail’in oluşturduğu bu stratejinin merkezinde İran’ın etnik fay hatları var yani İranı’ı çevreleme stratejisi;- Kürtler.- Azeriler.- Beluçlar.- Ahvaz Arapları.Amaçları İran’ın içinde farklı bölgelerde eş zamanlı baskı oluşturmak.- Washington açık bir kara savaşı istemiyor.

Amerikan askerlerinin İran topraklarında savaşması hem askeri hem siyasi açıdan büyük risk.- Bu yüzden masadaki model şu: Yerel güçler yani İran’a karşı içeriden baskı oluşturacak aktörler.

İşte bu noktada İran’ın kuzeybatısındaki Kürt bölgeleri yeniden gündeme geliyor.

Mahabad, Urmiye, Kermanshah hattı.ANKARA NE DİYORÖncelikle bir süredir İran’ın hem Irak’ta Kürtlerin bulunduğu bölgeyi hem de PJAK’ı vurduğunu biliniyor.

Ayrıca Trump’ın telefonda görüştüğü Bafel Talabani, PKK ile PJAK’ın geçiş yaptığı bölgeyi kontrolü altında tutuyor, bir anlamda PKK’ların İran tarafına geçmesinin önünde engel yok.

Bu çerçevede Ankara’nın bakış açısını şöyle sıralayabiliriz:- ABD ve İsrail Kürt grupları tarih boyunca işine geldiği dönemlerde kullanmaya çalıştı, kullandı.- Kürt gruplar İsrail’in maşası haline gelmemeli.- Abdullah Öcalan’ın Nisan 2025 tarihinde İmralı’da, “İsrail 30 yıldır Kürtlerle ilgileniyor.

El altından devlet vaadinde bulunuyor.

Ama Kürtleri kandırıyor, oyalıyor” sözleri unutulmamalı.- Kısacası Kürtlerin kendini kullandırtması, İsrail için kendini ateşe atarak bölgede yeni sorunlara yol açması büyük sorun yaratabilir.

Ankara’nın üç temel hassasiyeti ile yazıya nokta koyalım:1.

Bölgedeki Kürt silahlı yapılar güçlenmemeli.2.

İran’ın parçalanmasıyla yeni bir Kürt kuşağı oluşmamalı.3.

PKK-PJAK hattı genişlememeli.

İlgili Sitenin Haberleri