Haber Detayı

‘Aşk tutku demek, çok büyülü bir şey’
Kelebek hurriyet.com.tr
07/03/2026 07:00 (3 saat önce)

‘Aşk tutku demek, çok büyülü bir şey’

Arkadaşlarıyla oturduğu salonda bir ajans için doldurduğu formla birlikte hayatı değişti. İstanbul’a geldi, ilk başrolünü kaptı. “Çok zorlandığım zamanlar oldu. Bazı şeylerle başa çıkmak konusunda fikirlerim yoktu. Artık fikir sahibiyim, iyiyim” diyor. Şimdi Kanal D’de yayımlanan ‘Uzak Şehir’ dizisinde rol alan Dilin Döğer’le buluşuyoruz. Hayatını, oyunculuğu ve dizideki rol arkadaşı Atakan Özkaya’yla yaşadığı aşkı konuşuyoruz.

Seti olmadığı bir gün çekim için Midyat’tan geliyor.

İlk işinden bu zamana onun için birçok şey değişti, hızla takipçi ve hayran kazandı.

Ama o değişmemiş; hem ilk günkü kadar heyecanlı hem de enerjik.

Başlıyoruz sohbete. ◊ Son dönemin en çok izlenen dizilerinden, Kanal D’de yayımlanan ‘Uzak Şehir’desin.

Bu hikâye sana geldiğinde nasıl hissettin?Dizideki herkesin aslında bu diziye seçilmeden önce ‘Artık buralardan biraz gitsem mi’ gibi bir dileği varmış.

Kimimizin de aklından gerçekten Mardin geçiyormuş.

Mesela bana proje gelmeden iki ay önce fotoğrafçı bir arkadaşımla Mardin’e gidip, eski bir ev kiralayıp bir ay kalma düşüncemiz vardı.

Tam zamanında bu iş geldi.

Kişisel olarak da sevdiklerimden uzakta kalmak zor olsa da Mardin iyi geldi.◊ Zerrin karakterinin iki sezondur mutluluklarına, yaşadığı zorluklara şahit olduk.

İzleyici Zerrin hakkında birçok fikir sahibi.

Peki, sen karakterini nasıl görüyorsun?Benim Zerrin’e çok içim acıyor, bu acı gittikçe daha da büyüyor çünkü başından daha da zor şeyler geçiyor. ‘Öldürmeyen acı güçlendirir’ mottosunu kullanıyorum çünkü başka çıkar yolu yok, yardım edeni yok.

Ve hayatta kalmak için sürekli bir yollar bulmaya çalışıyor, bu Dilin olarak bana da iyi geliyor çünkü sürekli kendi hayatımda bir şeyler bulmaya çalışıyorum.

Dolayısıyla Zerrin’le birlikte ben de kendimde, oyunculuğumda birçok şey keşfettim, keşfediyorum.◊ Zerrin en başından beri imkânsız bir aşkın içinde.

Sence aşkta imkânsız olur mu?Aşkta imkânsızlıklar olabilir.◊ Senin hiç imkânsız aşkın oldu mu?Evet, “Bu artık imkânsız galiba” dediğim bir şey yaşadım.

İmkânsız olmaması için çok uğraşmıştım ama öyle oldu.

Bu da insana başka bir şey öğretip güçlendiriyor.◊ Karakterin kısa süre önce anne oldu.

Sen ilk kez bir anneyi oynuyorsun.

Nasıl hissettirdi?

Bebeği ilk kucağıma aldığımda oyuncu arkadaşlarıma da söyledim “Çok özel, farklı bir duyguydu” diye.

Bir şey olacak diye korkuyorsun.

Gerçekten ağladığım yerler oldu, oynarken kucağımda öyle muhteşem bir varlığın olması beni çok etkiledi.◊ Bir de karakterin, sevmediği bir adamla evlendirildi.

O sahnelerde zorlandın mı?

Zor ama keyifliydi.

Çünkü Zerrin’in oyun alanı değişti, anti bir karakterle oynamaya başlamak başka kapılar açıyor.

Zerrin kendinde olmayan şeyleri mücadele sırasında fark ediyor.

Benim de oyuncu olarak alanım genişliyor, Dilin olarak Zerrin’i oynarken çok mutlu olmaya başladım ama tabii zorlandığım yerler de var.

Bütün sahnelerimiz dramatik açıdan çok yüksek olduğu için anda kalmaya çalışıp haliyle duygusal olarak zorlanıyorum.◊ Sence bu dizi neden bu kadar sevildi?Oyuncularımız harika, yönetmenlerimiz ve senaryo bunu destekliyor.

Hep birbirimizle iletişim halindeyiz, bir de herkes oynamaya çok iştahlı ve mesleğine çok saygılı.

Bunlar birleşince aramızda güzel bir sinerji oldu. “Zamanla hayat bizi başka bir yere getirdi ve evet, birlikteyiz”◊ Geçen hafta 31 yaşına bastın.Mutlu yaşlar...

Teşekkürler.◊ Doğum gününde Atakan Özkaya bir fotoğrafınızı koydu ve herkes bunu aşkın ilanı olarak yorumladı.

Nedir aslı?

Proje başladığından beri çok iyi arkadaştık.

Sanırım seyircilerimizin de ekranda algıladığı gerçeklik duygusu; Atakan’la arkadaşlığımız, birbirimize duyduğumuz güven ve verdiğimiz emekten kaynaklanıyordu.

Gerçekten set alanında hep disiplin ve özveriyle bir araya geldik.

Sahneler üzerine hep konuştuk.

Zamanla hayat bizi başka bir yere getirdi.

Ve evet, birlikteyiz.

Ama işteki disiplin ve çalışma alanını ayırabilmek ikimizin de iyi becerebildiği bir şey.

O yüzden özel hayatımızı biraz kendimiz yaşamak ve daha özel bir yerde tutmak istiyoruz.◊ Atakan “Aramızda bir şey yok” demişti.

Beni mi kandırdınız?

Hayır, gerçekten arkadaştık, yeni birlikteyiz, sana yalan söylemiyorum.◊ Aynı projede oynamak zor mu?İkimiz de işimize saygı gösteriyoruz.

İş alanı bizim için sadece disiplinden oluşuyor ve özel hayatla ikisini çok rahat ayırabiliyoruz.

O sebeple bir zorluğu yok.◊ Aşkın sendeki karşılığı ne?Aşk tutku demek, çok büyülü bir şey.

Abartmak istemiyorum ama gerçekten öyle hissediyorum.◊ Aşk seni nasıl değiştirir?

Şu an nasıl hissediyorsun?Çok coşkulu, çokkatmanlı, aynı zamanda çok da sakin.

İyi hissediyorum.“Bir ateş topu gibi geliyor”◊ Dört sene önce ilk projen ‘O Kız’da röportaj yapmıştık.

Dizi yayına başladığında sosyal medyada 6 bin takipçin vardı.

Dört senede takipçi sayın 800 bine yaklaştı.

Tanınmak hayatında neleri değiştirdi?Hayatımın koşulları da değişti, içsel değişiklikler de yaşadım.

O yüzden dört değil sanki 10 yıl geçmiş gibi hissediyorum.

Ama hep iyi dönüşümler olduğunu düşünüyorum.

Çok zorlandığım zamanlar oldu.

Her şey bir ateş topu gibi geliyor.

Sonra patlıyor ve siz o dökülenlerle kalıp başa çıkmaya çalışıyorsunuz.

Bazı şeylerle başa çıkmak konusunda fikirlerim yoktu.

Artık fikir sahibiyim, iyiyim, şu an az çok her şeyi anladım.◊ Tanınırlığın en zor yanı ne? ‘Uzak Şehir’le gelen o başarının etkisi daha önce tatmadığım bir şeydi.

Başlarda tanımadığım insanların bu kadar sevgi ve hayranlıkla yaklaşması şaşırtıcı geliyordu.

Biraz daha kendi kendine yaşamayı, özel hayatını saklı tutmayı seven biri olarak ne yapacağımı bilemediğim zamanlar olmuştu.

Zamanla alışıyormuşsun.“Salonda oturuyorduk, bilgisayarı açıp bir ajans için form doldurdum”◊ Baban Diyarbakırlı, sen de orada doğup 10 yıl boyunca yaşıyorsun.

Sonra anne-baban ayrılıyorlar.

Sen annen ve kardeşinle annenin memleketi Mersin’e gidiyorsun.

Nasıldı o yıllar senin için?

Bazı yılların sadece hisleri var.

Evet, insanın başına küçük yaşta anne-baba ayrılığı gelebiliyor.

Günümüzde bu daha başa çıkılabilir bir şey olmaya başladı.

O zamanlar benim için öyle değildi.

Ama o duygunun bile şu an işime çok yaradığının farkındayım.

Baba tarafım hep sanatla ilgiliydi.

Benim de onlardan aldığım çok şey vardı, hatırlıyorum.

O yüzden sanatla ilk tanışmamdan sonra Mersin’e gittiğimizde resmimi daha çok geliştirdim.

İngilizce o zaman hayatıma girdi.

Sonra da Ankara’ya gittim.◊ Ankara Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi Bölümü’nü kazanıp Ankara’ya gittiğinde de babanla görüşmeye başlıyorsun, değil mi?

Babam Diyarbakır’daydı.

O emekli olma yılındaydı, ben de mezun olma...

Bir süredir de birlikte hayat geçirememiştik. “Sen emekli ol, ben de mezun olayım, gel Ankara’ya, birlikte yaşayalım” dedim.

O da geldi, 2,5 senemiz birlikte geçti.◊ İngiliz dilbilimi bölümünü bitirip de oyunculuğa nasıl geçtin?

Sessiz bir çocuktum.

Halam çocukken önüme pirinç taneleri koyarmış, ben saatlerce onunla şekiller falan yapar, sıkılmazmışım.

Ardından resim, dans...

Tiyatroyla sahnenin tadına vardım.

Sonra “Budur” dedim.

Büyüyünce bir sanat dalıyla yaşıyor olabilmek çok meditatif de geldi.

Oyunculuk benim için rahatlama alanı gibi oldu.

O yüzden oyunculuğun aslında ortaya çıkması pat diye değil.◊ Peki, nasıl keşfedildin?Öğrenci evimiz vardı.

Mezun olmama bir ay kalmıştı, arkadaşlarımla salonda oturuyorduk.

Bilgisayarı açtım, bir ajans için form doldurdum.

Kapattım ve arkadaşlarıma söyledim.◊ İstanbul’a ilk olarak işin için mi geldin?

Korkutucu geldi mi?İstanbul’da bir menajerle anlaştım.

Önce reklamlarla başladım.

Bir günlük ya da iki günlük gelip gidiyordum.

Orada sektörün kokusunu almaya başladım.

İstanbul şehri benim için korkunçtu.

Ama hayallerim her şeyin önüne geçti.“Çirkin görünmeye, makyaj yapmamaya çok ‘ok’im”◊ Bir röportajında “Ruh halime göre değişen işaretlere, kozmik birtakım şeylere, onları yakalamaya, onları çağırmaya inanıyorum” demişsin.

Nedir bunlar?

Mesela bir şey hissediyorum, bir şeyin olmasını ya da olmamasını bekliyorum, onunla ilgili bir sezgim oluyor.

Onun zamanı gelene kadar o işaretlere açığımdır.

Bunu acaba önemsemem mi gerekiyor deyip yok saymamaya çalışıyorum.◊ Güzellik sana ne ifade ediyor?Güzellik bir enerji bence.◊ Sende çok estetik var mı?Hiç yok, biliyor musun?

Sadece sağlıklı bir cilt için yaptırdığım bazı işlemler var ama onlar estetiğe girmiyor.

İleride de kendime gerçekten bir şey yaptırmamayı hedefliyorum, güzel yaşlanmak istiyorum ve o çizgileri seviyorum.

Yurtdışındaki oyunculara bakıyorum, ne kadar güzel yaşlanıyorlar, onlar gibi olmak isterim.

Ekranda şu anda da oynarken nasıl gözüktüğümü düşünmek istemiyorum.

Ve ne zaman düşünmezsem gerçekten kendimi bir şey yapmış hissediyorum, sahne de iyi çıkıyor.◊ Sosyal medyada da filtreleri kullanmıyorsun...

Yok, hayır.

Bu arada oynarken sahne gerektiriyorsa çirkin görünmeye, makyaj yapmamaya çok ‘ok’im.

İlgili Sitenin Haberleri