Haber Detayı
‘Kadınların artan ağırlığı bir tesadüf değil’
Kültür-sanat konusunda yıldızımız parlak. Bir yandan dünyaca ünlü isimleri ağırlıyoruz, diğer yandan sergilerden uluslararası festivallere önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyoruz. Büyük bir emek ve vizyonla büyüyen bu sektördeki kadın emeğiyse tartışılmaz. Sektöre yön veren önemli kurumlarda uzun yıllar çalışıp kariyerlerini ilmek ilmek ören kadın yöneticilerle konuştuk.
Büyük heyecanla beklediğimiz o konser, ufkumuzu açan bir sergi, biletini hâlâ sakladığımız bir gösteri...
Özellikle son yıllarda kültür-sanat alanında öne çıkan, emsalleriyle yarışan bir noktadayız.
Hem yerel hem de uluslararası etkinlikler söz konusu olduğunda karnemiz oldukça parlak.
Sergi gezmek, bir kültür-sanat etkinliğine katılmak çoğumuz için gündelik hayatın bir parçası artık. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle ülkenin önemli kültür-sanat kurumlarında çalışan, bu alana yön veren kadınlarla konuştuk.
Onlara bu alandaki kadın ağırlığının sebebini, Türkiye çapında ve kişisel kariyerlerinde unutamadıkları etkinlikleri sorduk.‘Toplumsal cinsiyet rollerine yönelik geleneksel algı yavaş yavaş kırılıyor’Ahu Antmen Sakıp Sabancı Müzesi Müdürüm1990’ların sonunda akademik dünyaya girdim, Marmara Üniversitesi Güzel Sanat Fakültesi’nde ve Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptım, halihazırda üniversitemize bağlı Sakıp Sabancı Müzesi’nde çalışıyorum.Nereye baktığınızla ilgili değişebilir ama genel olarak dünyada kültür-sanat alanı, kadın-erkek çalışan oranlarının birbirine en yakın olduğu alan diyebiliriz.
Özellikle bu alanın eğitimle ilgili faaliyetlerinde kadınlar daha fazla ön planda.
Ayrıca yönetici pozisyonlarında artık daha çok kadın var.
Bu durum yalnızca kültür-sanat değil, hemen her alanda toplumsal cinsiyet rollerine yönelik geleneksel algının yavaş yavaş kırıldığını gösteriyor.Kültür-sanat alanına kamusal destek oldukça kısıtlı olmasına rağmen bu alanda çok üretkeniz ve çok nitelikli işler yapılıyor. 1970’lerden günümüze uzanan uluslararası nitelikli festivalleri, özel müzecilik alanındaki yoğun faaliyetleri düşünmemiz yeterli.Araştırdığım alanlarda yayın ve sergi yapmayı seviyorum; ‘Üryan, Çıplak, Nü’ sergisi, Nur Koçak retrospektif sergisi, Semiha Es’i de içeren kadın fotoğrafçılar sergisi ve yakın dönemde de Suzanne Lacy sergisi çok sevdiğim çalışmalar arasında.Sakıp Sabancı Müzesi’nde Sabancı Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirdiğimiz Amerikalı feminist sanatçı Suzanne Lacy’nin ‘Birlikte’ sergisini 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde (yarın) kapatıyoruz, henüz görme fırsatı bulamayanları bekliyoruz. ‘Önemli unsurlardan biri dayanışma’Burcu Çimen Yapı Kredi Müzesi Direktörüİstanbul’da yaşayan bir sanat tarihçi ve küratörüm. 2024’ten bu yana Yapı Kredi Müzesi Direktörü olarak çalışıyorum.Türkiye’de kültür-sanat alanında kadınların görünür ve belirleyici rollerde olması güzel ama bu örnekler ne yazık ki hâlâ az sayıda.
Birçok önemli kurumda kadın yöneticilerin küratörlerin karar verici pozisyonlarda olması, alanın görece daha kapsayıcı bir yapıya sahip olduğunu düşündürüyor.
Ancak yöneticilerin kadın olması bilgisi tek başına ele alındığında, o yöneticilerin verecekleri kararların da toplumsal cinsiyet alanında adalet sağlayacağı, patriyarkayla mücadeleyi güçlendirici olacağı anlamına gelmiyor elbette… Önemli olan kadın yöneticilerin getireceği uygulamaların uzun vadede toplumda kadınlar için güçlendirici sonuçları olabilmesi, bunun için sistemin zorlanabilmesi.
Kültür-sanat alanında kadınların görünürlüğünü ve etkisini arttıran en önemli unsurlardan biri bence kadın dayanışmasının gücü...Elbette küratörlüğünü üstlendiğim sergileri, son olarak ‘Islık Çalan Hafıza’yı (2026) içten bir sevgiyle düşünüyorum.
Emeğimin geçtiği kültür-sanat faaliyetleri arasında en belirleyici olanın İstanbul Bienali olduğunu söyleyebilirim.
İstanbul Film Festivali de kişisel gelişimimde önemli bir rol oynadı. ‘Çoğu zaman görünenden daha fazla emek ve kararlılık gerektiriyor’Filiz Ova Zorlu PSM Genel Müdürü2020 yılından bu yana Zorlu PSM’de genel müdür olarak görev yapıyorum.Kültür-sanat sektörü, ifade alanı açan, çoğulcu ve dönüştürücü bir zemin sunduğu için kadınların burada güçlü bir temsil geliştirmesi tesadüf değil.
Sektörümüz doğası gereği empatiye, çoksesliliğe, estetik duyarlılığa ve uzun vadeli düşünmeye açık bir alan.
Ayrıca bugün birçok önemli kurumda kadın yöneticilerin öne çıkmasını uzun yıllara yayılan bir emeğin ve yetkinliğin doğal bir sonucu olarak görüyorum.
Ancak bu tablonun, kadınların iş hayatında karşılaştığı zorlukları, özellikle de yakın zamanda deneyimlediğim annelik ve kariyeri birlikte yürütme mücadelesini unutturmaması gerekiyor.
Kadınların iş hayatında kalıcı ve sürdürülebilir bir varlık göstermesi çoğu zaman görünenden daha fazla emek ve kararlılık gerektiriyor.Zorlu PSM sahnelerinde Türkiye’deki izleyicinin uluslararası ölçekte prodüksiyonlarla buluşmasını sağladık.
Bu sene 10’uncu yılını kutlayacağımız Sónar Istanbul da bizim için ayrı bir gurur kaynağı.
Bir de PSM Loves Summer var.
Pandemi sonrası doğan bu yaz festivali serisi benim için her zaman çok değerlidir.
Arctic Monkeys (2022) ve Placebo (2022) konserlerinin yeri bende gerçekten çok ayrı. ‘Afife’ oyunu benim için çok özel bir yere sahip. ‘Festivaller kültür yaşamını canlandırmada lokomotif görevi üstleniyor’Kumru Eren Borusan Contemporary Müze Direktörü2020’den beri Borusan’da çalışıyorum.
Mesleklerin cinsiyeti olmaz ancak sanat alanı farklı sektörlere göre kadınların kendilerine daha fazla alan yaratabilme potansiyeline sahip.
Güncel veriler kültür ve sanat alanını da içine alan yaratıcı sektörler çalışanlarının yüzde 41,5’inin kadın olduğunu ortaya koyuyor.
Bu veri, kadın istihdamı lehine diğer sektörlere göre oldukça rekabetçi ortam yaratıyor.
Sektördeki kadın yönetici ağırlığı istihdam verilerinin de bir göstergesi.
Kültür-sanat kurumlarının, kültürün kendi etki alanı dışında toplumsal katkı, eğitim, sürdürülebilir kültür gibi çok daha derin bir zeminde işlediğinin bilincinde olduklarını; dolayısıyla da kapsayıcılık ve eşitlik söyleminin bu alanlarda kendine daha çok uygulama sahası bulabildiğini düşünüyorum.Ülkemizin küresel kültür haritalarında yer alabilmesini bienal ve festivallere borçlu olduğumuzu düşünüyorum.
İstanbul Bienali ve yine İstanbul merkezli festivaller, yalnızca İstanbul’u kent bağlamında dünyanın büyük metropolleriyle hizalamakla kalmıyor; aynı zamanda Çanakkale’den Mardin’e kadar İstanbul dışındaki pek çok kentin de kültür yaşamını canlandırmada lokomotif görevi üstleniyor.Geçen yıl Jerome Sans ile yaptığımız Doug Aitken sergisi (2025); Jeff Koons’la olan etkinlikler ve Borusan Contemporary’de sürmekte olan ‘Edward Burtnsky: Dönüşen Yeryüzü’ sergisi… Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını, Borusan Kocabıyık Vakfı şemsiyesi altında imza attığımız ‘Cumhuriyetin Yüzü’ (2023)sergisi gibi harikulade bir eserle kutlamak unutamayacağım başka bir mesleki dönüm noktası diyebilirim. ‘Birikimin doğal sonucu’Yeşim Gürer Oymak İKSV Genel Müdür Yardımcısı90’ların sonuna kadar kültür-sanat alanında farklı kurumlarda görev aldım. 2006’da İKSV ekibine İstanbul Müzik Festivali Direktörü olarak katıldım. 1 Temmuz 2026 itibariyle de İKSV Genel Müdürlüğü görevini devralacağım.Öncelikle kültür-sanat alanı, Türkiye’de uzun yıllardır güçlü bir kadın emeğine dayanıyor.
Sanat yöneticiliğinden, küratörlüğe kadar pek çok kademede kadınların varlığı zaten yüksekti.
Yönetim kademelerinde kadınların artışını bu birikimin doğal bir sonucu olarak görüyorum.
Yani aslında yeni olan şey kadınların varlığı değil; karar alma mekanizmalarındaki görünürlüklerinin artması.
Bugün kültür-sanat alanında başarı sadece artistik mükemmeliyet veya finansal başarıyla değil, aynı zamanda sosyal etki, sürdürülebilirlik ve toplumsal faydayla ölçülüyor.
Kadın yöneticilerin detaycı, kapsayıcı yaklaşımları ve empati yetenekleriyle liderlik ettikleri kurumları olumlu şekilde dönüştürebildiklerine inanıyorum.
Yani kadınların bu alanda artan ağırlığı bence bir ‘tesadüf’ değil, dönüşen kurumsal kültürün ve değişen liderlik anlayışının sonucu.
Asıl önemli olan bu kazanımın kalıcı hale gelmesi ve diğer sektörlere de ilham vermesi.Türkiye’de kültür-sanat alanında dönüştürücü etkisi en güçlü etkinliklerden biri İstanbul Festivali.
Bugün İstanbul Müzik Festivali adıyla devam ettirdiğimiz festival, İstanbul’un uluslararası sanat haritasındaki yerini belirleyen önemli bir başlangıç noktası oldu.
İstanbul Festivalleri’nin çeşitlenmesini ve İstanbul Bienali’nin ilk tohumlarının atılmasını sağladı.1998’de etkinlik organizasyonu tarafına adım attığım ilk etkinlik olan Amfor Klasik Müzik Festivali’nin yeri bende ayrıdır.
Bu festival, bu alandaki tutkumu keşfettiğim müthiş bir deneyimdi. ‘Hem operasyonel disiplin hem de vizyon...’Zuhal Üreten İş Sanat Genel MüdürüKültür-sanatın liyakatin en güçlü olduğu ekosistemlerden biri olduğu kanaatindeyim, dolayısıyla bu durumu kadın olmakla değil, nitelikli uzmanlıkla açıklayabilirim.
Kültür-sanat yönetimini sadece bir organizasyon süreci değil, entelektüel sermaye yönetimi olarak görmek daha uygun olur.
Bugün bu alanda kadın profesyonellerin ağırlıkta olmasını bir cinsiyet dinamiğinden çok, liyakat ve yetkinlik açısından değerlendirmek isabetli olur.
Bu alan doğası gereği hem operasyonel disiplin hem de vizyon gerektirir.
Bugün bu masalarda oturan değerli isimlerin her biri sorumluluklarının gerektirdiği zihinsel müktesebat ve uygulama becerisiyle öne çıkmışlardır.30 yılı aşkın bir süredir aynı kurumda olmanın tüm avantajıyla çok sayıda çalışmanın hayata geçirilmesine çeşitli pozisyonlarda emek verdim.
Pandemi sırasındaki ‘İş Sanat Umut ve Dayanışma Sezonu’nu her birimizde iz bırakan benzersizliğiyle anmak isterim.
Dayanışmamız sadece sanatçılarla değil, izleyicilerimizle güçlendi.
Evlerden yapılan yeni üretimlerin evlerden çıkamayan izleyicilere ulaştırılmasına aracı olduk.
Ardından seyircisiz olarak konserler, dinletiler, oyunlar kaydedip paylaşmaya başladık.
YouTube üzerinden yayımlanan içeriklerimizle sanatçılar ve izleyiciler buluştu... ‘Türkiye Şarkıları içinde olmaktan en gurur duyduğum projelerden biriydi’Zümrüt Arol BKM CEO’su2000 yılında kültür-sanat ve eğlence sektörüne geçerek BKM ailesine katıldım.
Kültür- sanat alanı çokkatmanlı bir yönetim anlayışı gerektiren ve aynı zamanda dönüşümün çok hızlı yaşandığı bir alan.
Kadın yöneticilerin empati, çoklubakış açısı geliştirme ve kriz yönetimi konularındaki yetkinliklerinin bu dönüşümde önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.
Bununla birlikte önemli olan cinsiyet değil; vizyon, dayanıklılık ve uzun vadeli değer üretme kapasitesi.
Kadınların karar mekanizmalarında daha fazla olması sektöre hem estetik hem de yapısal bir zenginlik katıyor.
Ayrıca önümüzdeki dönemde daha kapsayıcı, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir kültür ekosisteminin inşasında kadın liderliğinin etkisinin artacağına inanıyorum.İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) öncülüğünü yaptığı festivalleri çok önemsiyorum.
İKSV Caz Festivali bu yıl 33’üncü, bizim organizasyonunu Ayşegül Turfan’la birlikte yaptığımız Akbank Caz Festivali’yse 36’ncı yılını kutluyor.
Michael Jackson (1993), Madonna (1993), Metallica (1993) ve Roger Waters (2013) gibi isimlerin stadyum konserleri de unutulmaz etkinlikler arasındadır.İTÜ Stadyumu’nda yaptığımız Roger Waters konserinde, inanılmaz bir atmosfer vardı statta.
Bir de ‘Sezen Aksu Türkiye Şarkıları’ (2002), içinde olmaktan en gurur duyduğum projelerden biriydi.