Haber Detayı
Zona aşısı demans riskini azaltıyor
ÇOCUKKEN geçirilen suçiçeği, çoğumuz için çoktan unutulmuş bir hastalık. Oysa bu enfeksiyona neden olan virüs, vücudu tamamen terk etmiyor. Sinir hücrelerinde sessizce bekliyor ve yıllar sonra, çoğu zaman hiç beklenmedik bir anda yeniden aktifleşebiliyor. Bu yeniden uyanışın tıptaki adı ise zona.
Zona, genellikle vücudun tek bir tarafında ortaya çıkan, şiddetli ağrıya eşlik eden kabarcıklı bir döküntüyle kendini gösterir.
Ağrı bazen döküntüden günler, hatta haftalar önce başlar.
Yanma, batma, elektrik çarpması hissi tarif eden hastalar az değildir.
Ateş, baş ağrısı, halsizlik gibi genel belirtiler tabloya eşlik edebilir.
Döküntüler iyileştikten sonra bile ağrı aylarca, hatta yıllarca sürebilir ve zonanın en sık, en yıpratıcı komplikasyonudur.Ancak zona yalnızca ağrıdan ibaret değildir.
Göz çevresini tutarsa görme kaybına, yüz sinirini etkilerse yüz felcine, beyni tutarsa iltihaba yol açabilir.
Nadir de olsa yaşamı tehdit eden sonuçları vardır.
Yaş ilerledikçe ve bağışıklık sistemi zayıfladıkça risk artar.
Bu yüzden zona, özellikle 50 yaş sonrası için ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.
Bu noktada devreye zona aşısı girer.
Yıllardır temel amaç nettir: Zonayı ve onun yol açtığı ağır ağrıları önlemek.
Tabii ki bu, herkes aşı olmalı demek değildir.
Ancak son yıllarda bu aşının etkilerinin düşündüğümüzden çok daha geniş olabileceğini gösteren bulgular ortaya çıktı.
Üstelik bu bulgular, bilim dünyasında nadir görülen bir tutarlılıkla, farklı ülkelerden ve farklı sağlık sistemlerinden geliyor.BEYNİ NASIL KORUMA ALTINA ALIYORSon yıllarda yayımlanan büyük ölçekli çalışmalar, zona aşısı yaptıran kişilerde ilerleyen yıllarda demans gelişme riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor.
Galler, İngiltere, ABD, Avustralya ve Kanada’da yüz binlerce kişinin yıllarca takip edildiği çalışmalarda, zona aşısı olan gruplarda yeni demans tanısı alma oranının belirgin biçimde daha düşük olduğu görüldü.
Takip süresi uzadıkça fark daha da belirginleşti.Peki zona aşısı beyni nasıl koruyor olabilir?
Bunun birkaç olası açıklaması var.
Birincisi virüsün kendisiyle ilgili olabilir.
Zona, suçiçeği virüsünün sinirlerde yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıkar.
Bazı veriler, bu virüsün tekrar tekrar aktive olmasının demans riskini artırabileceğini düşündürüyor.
Aşı, bu yeniden aktivasyonu baskılayarak dolaylı bir koruma sağlıyor olabilir.İkinci olasılık bağışıklık sistemiyle ilgili.
Yaşlandıkça bağışıklık sistemi hem zayıflar hem de daha dengesiz çalışmaya başlar.
Bu durum vücutta kronik bir iltihap zeminine yol açar.
Beyin de bu süreçten bağımsız değildir.
Zona aşısı, bağışıklık sistemini yeniden “ayarlar” gibi davranarak bu iltihabi yükü azaltıyor olabilir.YAŞLANMAYI YAVAŞLATABİLİYORNitekim bazı çalışmalarda, aşı olan kişilerde biyolojik yaşlanma göstergelerinin daha yavaş seyrettiği, iltihap belirteçlerinin daha düşük olduğu ve bağışıklık hücrelerinin daha dengeli çalıştığı görülmüştür.
Güney Kaliforniya Üniversitesi araştırmacılarının 70 yaş üzerindeki 3 bin 884 kişi üzerinde yaptığı ve Journal of Gerontology’de yayımlanan analizde, zona aşısı olan bireylerde özellikle epigenetik yaşlanma belirteçlerinin yavaşladığı görüldü.
Etki ilk yıllarda daha belirgin olmakla birlikte dört yıl sonrasında da devam ediyordu.Bu olası sistemik etkiler yalnızca beyinle sınırlı olmayabilir.
Güney Kore’de 1.6 milyondan fazla kişinin incelendiği geniş ölçekli bir analizde, zona aşısı yaptıran bireylerde kalp-damar olaylarının daha düşük oranda görüldüğü bildirildi.
Özellikle 60 yaş üzeri ve erkeklerde majör kardiyovasküler olay (kalp krizi vb) riskinde anlamlı azalma gözlendi.
Çalışma gözlemsel nitelikte olsa da daha önceki benzer bulgularla uyumlu sonuçlar verdi.KADINLARDA DAHA ETKİLİZona aşısının demans riskini azaltıcı etkisinin kadınlarda daha belirgin olması dikkat çeken bir başka bulgu.
Alzheimer hastalığı kadınlarda daha sık görülür.
Bunun nedenleri arasında hormonal faktörler, yaşam süresi farkları ve bağışıklık sistemi yanıtlarındaki cinsiyet farklılıkları sayılır.
Aşının bağışıklık sistemi üzerindeki düzenleyici etkilerinin kadınlarda daha güçlü olması bu farkı kısmen açıklayabilir.
Erkeklerde de fayda görülmekle birlikte etki kadınlarda daha tutarlı görünmektedir.KİMLER AŞI OLMALIBugün için net olan şu: Zona aşısı, özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyler ile bağışıklık sistemi baskılanmış veya immün yetmezliği olan kişiler için etkili ve güçlü biçimde önerilen bir koruyucu önlemdir.
Zonayı önlemede, şiddetini azaltmada ve en sık görülen komplikasyonu olan kalıcı sinir ağrısı riskini düşürmede oldukça faydalıdır.
Bunun yanında demans riskini azaltma potansiyeli giderek daha güçlü biçimde desteklenmektedir.
Ayrıca güncel veriler, bilişsel gerilemenin daha yavaş seyredebileceğini ve hatta demansa bağlı ölümlerin azalabileceğini düşündürüyor.
Daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç olsa da bağımsız, büyük ölçekli ve tutarlı veriler bu ilişkinin tesadüf olmadığını güçlü biçimde düşündürüyor.50–65 yaş aralığı ise daha çok bir “gri alan”dır.
Bu yaş grubunda kesin bir zorunluluktan ziyade, kronik hastalıklar, bağışıklık durumu ve genel sağlık profili gibi bireysel risklerin dikkate alınarak karar verilmesi uygundur.
Bu nedenle zona aşısı, özellikle yüksek riskli gruplarda hekimle birlikte değerlendirilmesi gereken akılcı ve bilimsel bir korunma seçeneği olarak gündemde yerini almıştır.Tıpta hiçbir aşı ya da tedavi mutlak bir garanti sunmaz.
Zona aşısı da yüzde yüz koruma sağlamaz; ancak riski ve ağır sonuçları anlamlı ölçüde azaltır.
Özellikle 65 yaş sonrasında mesele yalnızca bir döküntüyü önlemek değildir; aylarca sürebilen ağrıyı, yaşam kalitesini bozan komplikasyonları ve belki de sandığımızdan daha geniş etkileri azaltmaktır.
Bilim kesin konuşmaz, olasılıkları tartar.
Bugün eldeki veriler, özellikle ileri yaşta bu olasılığın aşı lehine güçlü biçimde ağır bastığını gösteriyor.