Haber Detayı

Tek kişilik oyun hayalimin bile ötesinde
Kelebek hurriyet.com.tr
08/03/2026 08:39 (3 saat önce)

Tek kişilik oyun hayalimin bile ötesinde

Derya Şensoy, koridorlarında büyüdüğü, annesi Derya Baykal ve babası Ferhan Şensoy sayesinde daha çocuk yaşta tozunu yuttuğu Ses Tiyatrosu’nda şimdi tek kişilik oyunuyla sahnede. Üstelik kendi hayatını anlatıyor. Şensoy’la, zamanında söyleyemediklerini dile getirdiği “Diyemedim” adlı oyununu konuştuk.

◊ “Diyemedim” ile sahnedesin.

Diyemediklerini seyirciyle paylaşma fikri nasıl çıktı ortaya? - Aslında dolup taşma hissinden çıktı.

Kötü bir süreç yaşıyordum.

O sürecin içinde, içimde o dolup taşan şeyi yazmaya başladım ama oyun olsun düşüncesiyle başlamamıştım.

Ses Tiyatrosu’nun, babam Ferhan Şensoy’un mirasının devam etmesi, aslında hayalim olan bir şeyi seyirciyle buluşturmama vesile oldu.◊ Oyunu izledim.

Bence izleyen herkes senin yaşadıklarından, bir noktada kendine pay çıkarabilir... - Buna ben de inanıyorum.

Ben, diyemediklerimi, başımdan geçen bir süreci anlatıyorum ama seyircinin de oyundan ayrılırken hem buradan eve bir şey götüreceğine hem de kendinden bir şeyi burada bırakacağına inanıyorum.

Çünkü hepimizin hayatta diyemediği çok fazla şey var.

Oyunu samimi kılan taraf da şu; çok büyük büyük laflar değil bunlar.

Çok sıradan şeylerin bir insanın hayatındaki yansımaları çok daha büyük olabiliyor fark etmeden.

O nedenle ortak paydada buluştuğumuz bir oyun oldu.

Fotoğraflar: Murat ŞAKAKENDİMLE VE YAŞADIKLARIMLA YÜZLEŞMEK KORKUNÇTU◊ İlk kez tek kişilik bir oyunla sahnedesin ve ilk kez duygularını seyirciye açıyorsun.

Daha ilk deneyiminde iç dünyanda kopan fırtınaları, yaşadığın çatışmaları dile getirmek zor olmadı mı senin için? - İlk defa bir oyun yazdım.

İlk defa tek kişilik bir oyunla sahnedeyim.

Ve ilk defa bu kadar fazla şeyi hiç tanımadığım birileriyle paylaşıyorum.

Fikir olarak korkutucuydu en başta.

Yazar olarak bir şey başarmış olmaya çok sonra geldim. “Aa evet, ben yazdım bu oyunu” duygusunu oyundan sonra fark ettim.İlk başta “Ben nasıl anlatacağım” düşüncesi çok korkunçtu.

Ama o yazım ve prova sürecinde aslında daha korkunç olan, kendimle ve yaşadıklarımla yüzleşmek oldu.

Onu atlattıktan sonra, paylaşmak fikri daha hafif geldi.

Aslında zor olacağını düşündüğüm şey, zor olmayan kısımmış.

Bana iyi geldi paylaşıyor olmak.

Çünkü hiçbirimiz dertlerimizle biricik değiliz.

Hepimiz kişi olarak biriciğiz ama dertlerimiz genelde çok ortak; ölüm ortak, yas ortak, hastalık ortak, hayat ortak.

Dolayısıyla paylaştıkça hafifleyebileceğimize inanıyorum.

Paylaşıyor olmak belki de cesur bir şey.◊ Oyunun metni sana ait.

Oyun ya da senaryo yazarlığıyla ilgili bir eğitimin var mıydı? - Hayır, yok.

Burada kolay olan kendi hikâyemi anlatıyor olmamdı.

Ama tabii ki bir yazarın kızı olarak kulağıma çalınmış, öğütlenmiş şeyler vardı ve yıllar boyunca önümde bir örnek olduğu için fikir sahibiydim.BABAMIN KULİSİNDE HAZIRLANIYORUM◊ Babanın kurduğu, çocukluğunun geçtiği tiyatroda sahneye çıkıyorsun.

İlk gün nasıldı, sahneye çıkarken duygusallaştın mı? - Onu yaşamamak için çok çaba harcadım ilk gün.

Burası çok büyüleyici bir mekân.

Zaten bir tarihi eser.

Benim için avantajı, burayı evim gibi hissediyor olmam.

Ben gerçekten bu koridorlarda büyüdüm, bu localarda zaman geçirdim, provaları izlerken uyuyakaldım...

Çok büyük bir duygusal yük de var.

Bir taraf babamın kulisi, diğer taraf annemin.Çocukluğumuzdan beri oynadığımız oyunlarda hep bir aradaydık.

İlk defa yalnız kalma hali duygusal olarak zordu.

Ama o gün özelinde, bu duygusal tünele girmemek için çaba harcadım.

Babamın kulisinde hazırlanmaya karar vermek de benim için duygusal bir süreçti.

Makyaj masası olduğu gibi duruyor.

Onun yanına bana küçük bir masa yaptık.

İlk oyunda orada hazırlanamadım.

Bu bana iyi geliyor.

Antrede babamın oyuna çıkmadan önce vurduğu bir tahta var, ben de şimdi her oyun öncesi ona vuruyorum.

Böyle ritüellerle o duygusal yükü hem hafifletmek hem de yaşatmak hissi iyi geliyor.

Çok fazla isim geçti buradan.

Beraber sahneye çıktığımız çok önemli ustalar var.

Hepsinin gücünün arkamda olduğunu hissetmek de o yalnızlık duygusunu biraz kırıyor.◊ Oyunun finalinde “Acaba bir devam oyunu gelir mi?” diye düşündüm.

Ne dersin, gelir mi? - Bu henüz yeni bir oyun.

Öncelikle bunu herkese buluşturmak isterim.

Ama hayat yolculuğunda, diyemediklerim bitmediği sürece, tabii ki devam edebilir.

Ama dilerim ki bir dahaki oyun “Diyemedim” değil, “Dedim” olsun.◊ Oyundan sonra bir şeyleri “diyebilmeye” başladın mı? - Ben aslında bu oyunda anlattığım süreci yaşamadan önce hep diyen tarafta birisiydim.

Yani birini kırmak için bir şey diyen değil de, sözünü sakınmayan anlamında diyen taraftaydım.

Birisi bana bir şey söylediğinde, her zaman verecek cevabım var.

Hâlâ var.

Ben, hayatımın sadece oyunda anlattığım o kısmında bir şeyleri diyemedim.

ANNEMİN PROVAYA GELMESİ BÜYÜK ŞANS◊ Ailen ilk oyunu izledikten sonra nasıl yorumlar yaptı?- Onlar bütün prova sürecinde buradaydı.

Yazım sürecinde de varlardı.

Özellikle ablam Ferhan ilk yazmaya başladığım günden beri yanımdaydı.

Onun böyle bir eğitimi de var, yazı konusunda benden daha tecrübeli.

Dizi ve oyun yazmışlığı var.

Ama ilk oyunda o mu daha heyecanlıydı, ben mi bilmiyorum.

Büyük ihtimalle Yağız Can’la birlikte kapının orada birbirlerini dürterek izlemişlerdir.Ben sahnede çok heyecanlıyım ama arkada kocaman bir ekip var.

Teknik ekip, Yağız, ablam; hepsinin benimle aynı heyecanı paylaştığına eminim.Muhakkak ilk oyunu izlerken annem de çok heyecanlıydı.

Provada çok gelip gitti ve bir sürü konuda “Şöyle mi yapsan acaba” diye yorum yaptı.

Sonunda bir gün geldi, “Tamamdır” dedi.

O güne kadar bence “Nasıl olacak” gerginliği yaşıyordu.◊ Eleştiriyor muydu peki? - Tabii ki.

Zaten annemin provaya gelmesini istememizin sebebi o.

Dev bir tecrübeye sahip.

Hiç kimsenin kolay kolay erişemeyeceği bir şey bu.

Kimsenin provasına gidip bakmak gibi hizmeti yok annemin. (Gülüyor) Tabii ki benim için çok çok büyük bir şans.

Yağız Can’ın bu oyunun yönetmeni olması da öyle.

Konservatuvar mezunu ve tutkuyla tiyatro yapan bir oyuncu.

O da ilk defa yönetmen koltuğunda oturdu.◊ Bir sürü ilk bu oyunda yaşanmış...- Tüm ilkleri tek seferde çıkarayım dedim! (Gülüyor)PROVALARDA YAĞIZ CAN’LA HİÇ GERGİNLİK YAŞAMADIK◊ Hem hayatı paylaşıyorsunuz hem de işi.

Birlikte çalışmaya karar verdikten sonra, Yağız Can Konyalı’nın hangi yönünü keşfettin? - Biz hiç “Acaba ilişkimizi olumsuz etkiler mi?” diye düşünmedik.

Her şey çok organik gelişti.

Belki de o yüzden bir karar aşaması değildi bu.

Zaten evde başlayan bir sürecin tiyatroya taşınması gibi oldu.Ben evde ezber yapıyordum.

O da bana “Şöyle mi yapsan, böyle mi yapsan” diye minik minik oyuncu koçluğu yapıyordu.

Sonra “Hadi sahneye gidelim bakalım o zaman” diyerek onun bu işin yönetmeni olduğu noktaya geldik.Çalışırken çok titiz olduğunu söylüyordu.

Bu yönüne şahit olmuş oldum.

Çok çok çalışkan, hiç ama hiç yorulmayan birisi.

Çok keyifli bir süreçti.

Hiç öyle kırılma, darılma, gerginlik gibi bir durum da yaşamadık.◊ Belki bir gün birlikte de sahneye çıkarsınız.

Var mı öyle bir plan? - Olabilir, neden olmasın?

Bu oyunu yeni çıkardık ve “Ne yapıyoruz?” noktasına daha gelmedik ama bence isteriz beraber bir oyunda oynamayı.

Keyifli olur.◊ Evlilik teklifi aldın ve ilişkinizi resmiyete taşıma kararı aldınız.

Peki, Yağız Can Konyalı’nın evleneceğin adam olduğunu ne zaman anlamıştın?- Aslında çok hızlı ilerledi ilişkimiz.

Hep tanıdığım birisiymiş hissi, güven ve huzur duygusu ilişkimizi buraya getirdi.EVDE BASKIN OLMASINA MÜSAADE EDİLEN TARAF BENİM◊ Düğün planlarınız ne durumda? - Yaza olabilir.

Şu anda bunu söylüyorum ama konuştuğumuz bir şey değil henüz.

Yaza da bir şey kalmadı diye düşündüm şimdi, o yüzden emin olamadım.

Hayırlısı ne zamansa o zaman olsun.◊ Evde nasıl bir çiftsiniz?

Enerjik, komik mi yoksa romantik mi?- Enerjik, komik.

Ben çok romantik değilim.

Yağız Can da değil.

Ya da benden daha romantik mi acaba?

Düşünmemiştim bunu.

Güzel bir arkadaşlık, güzel bir sevgililik bizimki.

Komik bir çiftiz bence.◊ Peki evde baskın olan taraf kim?

Ya da bir tartışmada ilk adımı atan...- Evde baskın olmasına müsaade edilen benim diyeyim. “Aman tadımız kaçmasın, senin dediğin gibi olsun” şeklinde oluyor.TURNEYE ÇIKIYORUM◊ Oyun takvimin hakkında bilgi verir misin?- 7 Mart’ta sahnedeydim. 14 Mart, 19 Mart, 20 Mart ve 27 Mart’ta da oyunum var.

Mart ayı benim için önemli.

Çünkü 7 Mart “Ferhangi Şeyler”in doğum günü.

Ve babam da “Ferhangi Şeyler”i 36 yaşında oynamaya başlamıştı. 7 Şubat’ta başlarken, o 7’nin uğuruna inanmıştım. 14 Mart da Ortaoyuncular’ın doğum günü. 46’ncı yıl olacak bu sene.◊ Bilerek mi ayarladın bu tarihleri? - Evet.

Tesadüf değil. 27 Mart da Dünya Tiyatro Günü.

O nedenle mart takvimim benim için heyecanlı bir takvim.

Nisan başında da Bursa, Eskişehir, Ankara ve İzmir müjdesi vereceğim.◊ Turne heyecanı da başlıyor o zaman...- Tiyatroda turneler her zaman keyifli geçiyor.

Turne seyircisi, İstanbul’dan giden oyunlara iştahla geliyor.

Şehir dışında ilgi ve sevgi daha büyük oluyor.

Şu an baba memleketinden; Samsun’dan talep var.

O da benim için duygusal ve güzel olabilir.TEK KİŞİLİK OYUN YAPABİLECEĞİMİ SÖYLESELER ‘NİYE YAPAYIM ÖYLE BİR DELİLİK!’ DERDİM  ◊ Mesleğine dair en büyük hedefin ne?- “Bir gün tek kişilik bir oyun oynamak isterim” diye bir hayalim yoktu.

Bana yapabileceğimi söyleselerdi, “Yok canım niye yapayım öyle bir delilik ya, çıkar hep beraber oynarız” derdim.

Bu adımı atmak, buna cesaret etmiş olmak, benim için tahmin bile edemeyeceğim bir hayalin gerçekleşmiş olması.

O nedenle sorunun yanıtını şu an bilmiyorum.

İnşallah yıllar sonra oturduğumuzda, “Bunu yapabileceğimi hiç düşünmezdim” diyeceğim bir şey daha gerçekleştiririm.

Bu benim için hayalimin ötesinde şu an.

İlgili Sitenin Haberleri