Haber Detayı

Şehirde kadın olmanın görünmez kuralları
Kelebek hurriyet.com.tr
08/03/2026 07:00 (5 saat önce)

Şehirde kadın olmanın görünmez kuralları

Akşam olmuş, içiniz sıkılmış, kendinizi sokaklara vurup salına salına yürüyerek kafa dağıtıyorsunuz... İşte bu ‘hayal’ kadınlar için fantastik bir film sahnesi gibi. 17 ile 74 yaş arasında 83 kadınla konuştuk. Şehirde yaşarken ne kadar güvende hissettiklerini ve stratejilerini sorduk. Gördük ki kadınlar sokaklarda devamlı tetikte, arkasına bakıyor, taksi plakasını, konumunu paylaşıyor, toplu taşımada güvenli alan seçiyor, telefonla konuşuyormuş gibi yapıyor... Yalnızsa, evde bile tedirginlikler, taktikler devam ediyor. Aldığımız yanıtlar hepi topu hareket özgürlüğümüzü kullanırken nasıl korktuğumuzu ortaya seriyor.

Tüm hafta boyunca ekip arkadaşım Ece Altıkulaç’la birlikte 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel toplamda 83 kadınla iletişime geçtik.

Kadınların yaşları 17 ile 74 arasında değişiyor.

Meslekleri de farklı; öğrenci, muhasebeci, sosyal hizmet çalışanı, psikolog, ebe, yönetici, yayıncı, avukat, sanatçı, yazar, ev kadını, emekli...

Liste uzun.

Değişmeyen şey, hepsinin şehirde yalnız kaldıklarında kendilerini güvende hissetmemeleri.Mesela toplu taşımaların gece geç saatte olan son seferini içeride az kişi ve çoğunluğunun erkek olması sebebiyle başımıza gelebileceklerden korktuğumuz için kullan(a)mıyoruz!

Biz kullanmaktan çekiniyoruz ancak işin ironik kısmı erkekler de eşlerinin, kardeşlerinin, kız çocuklarının bu gece seferlerinde seyahat etmesinden korkuyorlar.Tek mesele bu değil elbet, hava kararınca belli bir saatten sonra çıkıp sokakta yürüyememekle başlıyor her şey.

Her daim arkamızdan gelen biri var mı diye yolu kollamamız gerekiyor.

Daha evin sokağına dönmeden bir refleks olarak elimize alıyoruz dairenin anahtarını.

Sıkı sıkı tutuyoruz avcumuzun içinde, sanki bizi tüm kötülüklerden koruyacak kalkan gibi.

Telefonda birileriyle konuşuyormuşuz gibi yapıyoruz, toplu taşımada güvenli alan arıyoruz.

Tüm gün işyerinde onca yoruluyoruz ama eve dönüş yolunda kafamızı metronun camına dayamaktan ödümüz kopuyor, olur da uyuyakalırsak diye...Sokaktan taksi çeviremez olduk.

Ya bildiğimiz durak ya güvenilir uygulama seçiyoruz.

Plakaya mutlaka bakıyoruz ve bir yakınımızla paylaşıyoruz.

Canlı konumlarımız açık.

Yalandan telefonda konuşup, bizi karşılayacak biri yokken dahi, vardığımız yerde bizi bekleyen biri var imajı yaratıyoruz.

Biz kadınlara bunlar okullarda öğretilmiyor.

Hayatın içinde kendi başımıza geliştirdiğimiz ve çoğu zaman birbirimize öğütlediğimiz güvenlik stratejilerimiz.Kadınlara şehirde kendilerini ne kadar güvende hissettiklerini anlamak için 28 soru yönelttik.

Gündelik hayatımızda hesaba katmak zorunda kaldığımız o kadar çok durum, o kadar çok görünmez kural var ki bunu birkaç soruya sığdırmak mümkün olmadı.Yayıncı bir arkadaşım “Soruların öyle acıttı ki yanıtlarken canım sıkıldı” dedi.

Kendisi her akşam iş dönüşü metrodan indikten sonra evine 15 dakikalık yürüyüş mesafesini taksiyle gitmek zorunda kalıyor. 8 yıldır toplu taşıma kullandığından giyim tarzının tamamen değiştiğini vurguluyor.

Bazı kadınlarsa artık toplu taşıma kullanmayı bıraktığından bahsediyor.

Açıkçası ben de onlardan biriyim, çok mecbur kalmadıkça...Yaptığımız araştırma sonucunda görünen o ki şehirde güvende yaşamamız için nispeten güvenli bir semtte, yüksek kiralar ve aidat ödeyerek 7/24 güvenliği olan sitede oturmamız ve bir araç sahibi olmamız gerekiyor.

Ha tabii bir de balkabağına dönüşmeden hemen önce eve dönmemiz! 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun.‘Tetikte olmadığım tek bir anım yok’Nalan Erdem, ev kadını (62)◊ Doğma büyüme İstanbulluyum.

Hiçbir zaman kendimi sokakta güvende hissetmedim.

Ben gençken otobüslerde ‘fordçuluk’ diye bir tabir vardı.

Çok fazla tacize uğrardık ama sesimizi çıkaramazdık.

Büyüklerimiz bağırmamamız gerektiğini ama yanımızda bir iğne taşıyıp adamın koluna batırabileceğimizi söylerdi.

O günden bugüne şehirde kendimi güvende hissetmedim.

Ama artık kadınlar bağırıyor, ses çıkarıyor, buna seviniyorum.

Utanç artık yer değiştiriyor.◊ Ben de çoğumuz gibi eve gelmeden önce anahtarımı hemen çıkarıyorum.

Arkamdan biri gelir diye hep elimde hazır tutuyorum.

Girer girmez hemen kapımı kilitliyorum.

Apartmana girmeden önce arkamdan biri geliyorsa hemen önüme geçsin diye yol veriyorum.

Arkamda bir erkek varsa merdivenden dahi çıkamam, önüme geçmesini beklerim. 26 senedir yalnız yaşıyorum, tetikte olmadığım tek bir anım yok.‘Güvenlik endişelerim arttıkça yalnızlaşıyorum’Belki Altıkulaç, satış direktörü (52) ◊ Kız çocuklarım var ve okuduğum haberler nedeniyle bir anne olarak endişelerim arttıkça korkularım da arttı.

Kariyerim, şartlarım, ayrıcalıklarım gereği çok daha korunaklı ve steril bir şekilde hayatımı idame ettirebiliyorum.

Kendime ait aracım ve maddi gücüm var.

Güvenlikli bir sitede oturuyorum.

Güvenlik endişesi duyduğumda tüm bu ayrıcalıklarımdan yararlanarak kendimi daha korunaklı bir konuma getirebiliyorum.

Bundan şu anlamda memnun değilim; giderek daha steril bir alanda yaşayan, belli yerlere giden, çocuklarımı belli yerlerde okutan biri oldum.

İnsanlarla ayrıştığım, bilinçli bir yalnızlığa çekildiğim bir süreçteyim.

Güvenlik endişelerim artıyor, arttıkça da yalnızlaşıyorum.‘Keşke gece sokakta yürürken sadece yıldızları düşünebilsek’Aydilge Sarp, şarkıcı (47) ◊ Ben bir müzisyenim, ruhumu notalarla, kelimelerle iyileştirmeye çalışan bir kadınım; ama sokağa çıktığımda sadece Aydilge değil, adımları her an bir tehlikeye karşı tetikte olan o kolektif kadın hafızasının bir parçasıyım.◊ Keşke her kadın gece sokakta yürürken sadece yıldızları düşünebilse.

Ama çoğu zaman biz önce güvenliğimizi düşünürüz.

Daha bir hafta önce yayımlanan ‘Zombi’ şarkımda da tam bunları anlatıyorum zaten. “Sanki hayatımı çalmış birileri” diyorum...

Çünkü bazen sokaklarda güvenle yürüyebilme ihtimalimiz bile elimizden alındığında, biz de hayatta kalma içgüdüsüyle mekanikleşmiş birer gölgeye dönüşüyoruz.

Asıl zombilerse kadınlara rahatsızlık vermeyi bir güç ifadesi sananlar.◊ Mesela hiçbir erkeğin bir kadınla baş başa asansörde kalmaktan korktuğunu sanmıyorum.

Ama bizim için asansörde tanımadığın bir erkekle yalnız kalmak bile tedirgin edici.

Erkeklerin pek çoğunun taksiye bindiğinde plakayı not edip hemen bir tanıdığına gönderme ihtiyacı duyduğunu da ben hiç görmedim.

Ama pek çoğumuz bunu yapıyoruz.◊ Çok gençken otobüste tacize uğradığımdan artık toplu taşımayı asla kullanmıyorum.

Şimdi olsa o adamın yaptığını asla yanına bırakmam.

O yıllar bazen de çantamı göğsüme bastırarak tutardım, içindeki eşyaları korumak için değil; aslında kendi kalbimi ve alanımı koruma içgüdüsüydü bu.

Yanımıza oturan kişinin enerjisine göre yer değiştirmek, gece son sefere kalmamaya çalışmak bizim yazılı olmayan anayasamız gibi.

Korkuyla değil, farkındalıkla ve dayanışmayla yürümeye devam edeceğiz.

Sokaklar bizim, hayat bizim.

Bir gün anahtarlarımızı avcumuzda bir silah gibi tutmadan, korkmadan, sadece kendimiz olarak yürüyebileceğiz.

O güne kadar birbirimizin sesi ve gücü olmaya devam edeceğiz.‘Kurye gelince evde biri var izlenimi veriyorum’Ç., öğrenci (20)◊ Gece geç saatlerde tek başıma yürürken huzursuzluk duyuyorum.

Bu sebeple ulaşıma açık sokakları, dükkânların olduğu ışıklı bölgeleri tercih ediyorum.

Toplu taşımada cama ya da kapıya olabildiğince yakın olmaya, kendime mümkün olduğunca alan yaratmaya çalışıyorum.

Kulaklığım çoğunlukla müzik dinlemek için olsa da istemediğim diyaloglara girmemek için de sessizde kullanıyorum.

Gittiğim bir yerden eve geç saatte ve yalnız döneceksem kıyafet seçimim değişebiliyor.

Hatta bazen gün içinde üst üste devamlı toplu taşıma kullanacağım bir günde de kıyafet seçimlerimi gözden geçiriyorum.

Eve varınca arkadaşlarıma ‘geldim’ mesajı atıyorum.◊ Taksiye bindiysem plakasına bakıyorum.

Yanımda çoğunlukla powerbank ya da şarj aleti taşıyorum.

Özellikle akşam geç saatlerde bir olumsuzluk yaşama ihtimalimi hep aklımda tutuyorum.

Kapıya kurye geldiğinde içerideki ışıkları yakıyorum.

Televizyon veya müzik sesi gibi evin içinde birileri varmış izlenimi veren sesleri ayarladığım oluyor.‘Geç döneceksem çantamda bol tişört taşıyorum’D., mimar (25)◊ Mesleğimle bağlantılı bazı alan gezileri için gittiğim mahallelerde hem yabancılıktan hem de kaygıdan gündüzleri dahi daha hızlı hareket ediyorum.

Konumum en yakın arkadaşlarım ve erkek arkadaşımla süresiz şekilde paylaşımlı.

Metroda daha boş olacak vagonlara denk gelmeye çalışıyorum.

Bazı erkekler çok yayılarak oturuyor bu yüzden yer değiştiriyorum.

Eve geç döneceksem yazları dönüş yolunda giymek için çantamda bol bir tişört taşıyorum.‘Sevgilimle konuşuyormuş numarası yapıyorum’Helin G., öğrenci (24) ◊ Taksiye kendim bindiğimde de arkadaşlarımı bindirdiğimde de ilk yaptığım şey plakasını kaydetmek oluyor.

Sonra bunu arkadaşlarımla paylaşıyorum.

Şoför sohbeti ileri götürmeye çalıştığında sevgilim varmış numarası yaptığım oluyor.

Onun evine gelmişim gibi konuşuyorum, erkek arkadaşlarımdan arayıp sevgilimmiş gibi konuşmalarını rica ediyorum.‘Toplumsal cinsiyete duyarlı belediyecilik çok önemli’Sema Yurtbilir, avukat (50)◊ Kendimi bildim bileli karanlık çöktüğü anda sokakta yalnız olmaktan korkarım.

Lisedeyken taşrada bir defasında arkadaşlarımla akşam saat 21.00 gibi sokağa çıkmaya cesaret etmiştik.

O kadar korkmuştuk ki birbirimizin koluna girip yan yana 5 kız yürümüştük.

Her kız çocuğu, her kadın gündüz vakti bile yolda taciz edilme deneyimi yaşamıştır.

Bugün taciz edilmek şöyle dursun hiç tanımadığı erkekler tarafından sokak ortasında öldürülüyor kadınlar.◊ Hava karardıktan sonra ıssız ve aydınlatma olmayan sokaklarda olmaktan çekinirim.

Bu yüzden toplumsal cinsiyete duyarlı belediyecilik çok önemli.

Sokakların kadınlar için güvenli hale getirilmesi şart.◊ Toplu taşımada erkeklerden uzak noktalarda dururum.

Her erkek fail değil ama faillerin tamamına yakını erkek olduğu için taciz edilmekten endişe duymamız normal.

Kendimi güvende hissetmediğimde eşim ve oğlumla konum paylaşırım.

Bir de KADES uygulaması var tabii, tüm kadınlar indirmeli.

İlgili Sitenin Haberleri