Haber Detayı
AB’nin ‘dönüşümü’ Türk ürünlerine yeni kapı açıyor
Türkiye’de 14 binin üzerinde firmanın bulunduğu hırdavat sektörü, 12 milyar dolarlık ihracatını daha da yukarılara taşıyacak. Bu yıl ABD ve Suriye’de ‘yeni bir dönem’ başlatacak olan sektör, Avrupa’da yaşlanan binaların modernizasyonu ve akıllı bina dönüşümünde aktif rol almaya hazırlanıyor.
Nurdoğan A.
ERGÜN/KÖLNnurdogan.arslan@dunya.comAvrupa’da yaşlanan yapı stoku ve Avrupa Birliği’nin karbon nötr hedefleri doğrultusunda binaların enerji verimliliğini artırma zorunluluğu, hırdavat ve yapı malzemelerine olan talebi artırıyor.
Geçtiğimiz yıl yaklaşık 12 milyar dolarlık ihracatının 4,8 milyar dolarını AB ülkelerine yapan Türkiye hırdavat sektörü Avrupa’nın bu dönüşüm dalgasında daha da aktif olmayı hedefliyor.
Son olarak AB’nin ‘Made in Europa’ inisiyatifi içerisine Türk ürünlerini de dahil edeceğini açıklamasıyla umutlanan sektör, bölgedeki ‘kritik’ büyümesini sürdürecek.
Hırdavat Sanayici ve İş Adamları Derneği (HISİAD) Başkanlığı görevini de yürüten İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, Avrupa’daki renovasyon (yenileme) ihtiyacının Türk ihracatçısı için en kritik büyüme alanı olduğunu belirtti.
Avrupa’daki yaşlanan yapı stoku, altyapı yatırımları ve Yeşil Mutabakat sürecinin sektöre yeni bir kapı açtığını ifade eden Tecdelioğlu, “İnşaat, makine, beyaz eşya ve otomotivin tamamlayıcı unsuru olan hırdavat sektörü, akıllı bina yatırımlarıyla çok daha kritik bir hale geldi.
Türk firmaları yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve karbon azaltımı konusundaki dönüşümünü tamamladı.
Bu sürdürülebilir üretim kapasitesi, bizi Avrupa’daki renovasyon dalgasında rakiplerimizin önüne geçiriyor” dedi.“Avrupa için en doğru adresiz” Her ne kadar ilk etapta dört sektörü kapsasa da Avrupa Konseyi’nin Made in EU logosunun Türkiye’de üretilen ürünler için de geçerli olmasını ‘olumlu gelişme’ şeklinde yorumlayan Tecdelioğlu, bu gelişmenin renovasyon pazarındaki payı artıracağını söyledi. “Türkiye kalite, hız ve lojistik avantajıyla Avrupa’nın en güvenilir tedarik halkası” ifadelerini kullanan Tecdelioğlu, şöyle devam etti: “AB ile Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmaları olan bir ülke olarak, Türkiye’de üretilen ürünlerin ‘Made in EU’ logosunu kullanabilecek olması bizler için önemli.
Güçlü lojistik altyapımız, bankacılık sistemimiz, kültürel yakınlığımız ve Gümrük Birliği avantajımızla Avrupa’nın en güvenilir tedarik zinciri halkalarından biriyiz.
Made in EU yaklaşımının Türkiye’yi dışarıda bırakmaması, hem Avrupa’daki yatırımların hem de Türkiye’deki üretim altyapısının geleceği açısından son derece doğru bir karar.
Avrupa, kendi yatırımlarının geleceği için en doğru kararı verdi.
Avrupa da bizden vazgeçemez, biz de Avrupa’dan vazgeçemeyiz.
Türkiye, kalite, sürdürülebilirlik ve hız avantajıyla Avrupa için her zaman en doğru adres.”Pandemi sonrası Uzak Doğu’ya olan bağımlılığını azaltmak isteyen Avrupa’nın, tedarik kolaylığı nedeniyle Türkiye’ye yöneldiğini ifade eden Tecdelioğlu, “Mümkün olabildiğince Uzak Doğu’ya karşı sarı kart göstermiş durumdalar.
Türkiye’ye burada gerçekten çok önemli fırsat doğuyor.
Firmalarımızın da aynı anda Avrupa’da derinleşmesi lazım.
Türkiye’de il il, ilçe ilçe, mahalle mahalle nasıl satış yapıyorsak aynı şekilde Avrupa’da da aynı stratejiyi izlemeliyiz.
Burada lojistik merkezler kurup, ürünlerimizi buraya hızlı sevkiyatla göndermemiz gerekiyor.
E-ticaret sitelerine istedikleri ürünü tedarik edecek depolar kurup onlara 24 saatte malını teslim edeceğimiz altyapıyı kurmalıyız.
Avrupa’nın e-ticaretinde ciddi bir kar marjı var.
Hırdavat ürünlerinde fiyatlar Türkiye’nin 5-6 katı pahalı.
Bu nedenle çok hızlı hizmet eden depolara ve lojistiğe ihtiyacımız var” diye konuştu.ABD ve Suriye, kritik pazarlar oluyor Hedef pazarlar hakkında da değerlendirme yapan Tecdelioğlu’nun verdiği bilgilere göre, ABD Türkiye’nin en büyük 5 pazarı arasında yer alıyor.
Ancak Amerika’nın toplam ithalatı içinde Türkiye’nin payı binde 17.
Türkiye 2025'te ABD’ye 536 milyon dolarlık hırdavat ithalatı yapabildi.
ABD pazarının farklı standartlar, sertifikasyon süreçleri ve distribütör ağı yapısı nedeniyle özel bir strateji gerektirdiğini vurgulayan Tecdelioğlu, Türk ihracatçısının bu pazarda derinleşmesi gerektiğini ifade etti.
ABD pazarı için çok ciddi bir şekilde heyetler yaptıklarını kaydeden Tecdelioğlu, Türk ihracatçılarının tüm sektörlerde birinci fokusunun Amerika olduğunu kaydetti.
Tecdelioğlu, “Çok gidip gelmemiz, çok uğraşmamız, orada firmalarımız adına pazarlamayı yapacak doğru acentalar bulmamız lazım” vurgusu yaptı.
Öte yandan Suriye’de savaş sonrası ticaretin yeniden canlanmaya başladığını ve Türk ticari ateşelerinin göreve başladığını hatırlatan Tecdelioğlu, lojistik geçişlerin ve bankacılık işlemlerinin yeniden işler hale gelmesinin önemli bir eşik olduğunu söyledi.
Yeniden yapılanma sürecinde Türkiye’nin hem ticari hem de insani rol üstleneceğini ifade eden Tecdelioğlu, hırdavat sektörünün de bu süreçte kilit rol oynayacağını kaydetti.
Tecdelioğlu, Suriye’nin gelecekte Türkiye için çok önemli bir pazar olacağının altını çizdi.Savaşın gölgesi fuara da düştüKüresel belirsizlikler ve jeopolitik risklerin gölgesinde Köln’de gerçekleşen EISENWARENMESSE International Hardware Fuarı, Türkiye’nin Avrupa tedarik zincirindeki vazgeçilmez yerini bir kez daha kanıtladı. 53 ülkeden 2 bin 500’ü aşkın firmanın katıldığı organizasyonda, Türk hırdavat sektörü 91 firma ile yer aldı.
Ortadoğu’daki çatışmaların da fuara doğrudan yansıdığını vurgulayan Çetin Tecdelioğlu, vize problemlerinin de katılımı düşürdüğünü aktardı.
Tecdelioğlu, “Avrupa Birliği, Rusya, Türk cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika ülkelerine vize kolaylığı sağlamayarak bu büyük buluşma merkezinin potansiyelini kısıtlıyor.
Bu noktada 27- 30 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştireceğimiz fuarımız, vize sorunu yaşayan tüm bu coğrafyalar için gerçek bir ticaret üssü olacak” dedi.