Haber Detayı

Fillerin unuttuğu bir şey var
Melike güler kadan aydinlik.com.tr
09/03/2026 00:00 (8 saat önce)

Fillerin unuttuğu bir şey var

Fillerin unuttuğu bir şey var

Geçen hafta perşembe günü, Cihangir Atölye Sahnesi’nde Arzu Gamze Kılınç’ın yönettiği “Filler ve Karıncalar” oyununu izleme fırsatı buldum.

Baştan öneriyorum.

Oyun, Yaşar Kemal’in usta kaleminden çıkan, o meşhur politik alegorisi “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” kitabından uyarlanmış.

Yıllar önce okuduğum bu kitabın sahnede hayat bulması, damağımda eşsiz bir tat, boğazımda düğüm bıraktı.

Alegorinin kalbinde o kadim karşıtlık duruyor: Bir yanda büyük, güçlü ve ezici filler; diğer yanda sayıca çok ama sesleri fillere ulaşamayacak kadar küçük karıncalar.

Karıncalar çalışkan, ambarları bereketli, binbir çiçekten bal var, hayatları huzurlu...

Ancak karıncanın bu güzelliğini duyan Filler Sultanı boş durur mu?

Önce onlara ne kadar aciz olduklarını fısıldarlar, sonra dillerini değiştirip ruhlarını ele geçirirler.

Bir karınca bile biraz kafamı kaldırayım dese, şehrin dev hoparlörlerinden yayılan o gürültülü propaganda ile tüm karıncaların direncini kırarlar. *** Yaşar Kemal’in bu dev eseri, aradan geçen onca yıla rağmen bugün hâlâ taptaze.

Bugün “devlerin” gölgesinde kimlik arayan modern insan, aslında Filler Sultanı’nın “filleşmeye” ikna ettiği o karıncalardan hiç de farklı değil.

Sistemin birey üzerindeki kuşatması bir yana; Filler Sultanı’nın karınca ülkesine bakışı, bugün okyanus ötesinden koca bir coğrafyayı yeniden dizayn etmeye çalışan “küresel hegemonların” bakışıyla da birebir. *** Geçmişi mazlumların kanıyla dolu ABD’nin teknolojik ve askeri üstünlükle inşa ettiği o devasa “Fil” imajı, karşısında kendi gelenekleri, dirençler, öz kaynakları ile var olmaya çalışan örgütlü bir “Karınca” ordusunu buluyor: İran.

Hikayedeki fillerin karıncaları “ehlileştirme” çabası; bugün “modern” dünyada maruz kaldığımız kültürel ve ekonomik ambargoların, rejim değişikliği baskılarının edebiyattaki en can yakıcı karşılığı olarak karşımıza çıkıyor.

Fakat fillerin hep unuttuğu, karıncanın ise DNA’larında taşıdığı bir gerçek var: Fillerin tankına, topuna ve kibrine karşı direnen milletlerin, her daim bir Kırmızı Sakallı Topal Karınca’sı vardır.

Bir demirci gider, bin demirci gelir; ama o ocak hiç sönmez.

Okura not: Tiyatroyu AVM’lere hapseden, yüksek bütçeli ve “ünlü” isimlerle süslenmiş ticari işler yerine, Cihangir Atölye Sahnesi gibi yürekli yerlere şans verin, tiyatroyu yaşatın derim.

İlgili Sitenin Haberleri