Haber Detayı
Silivri’de zaman!
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun “suç örgütü lideri” olarak yargılandığı İBB davasının üçüncü duruşmasına katıldık.
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ’nun “suç örgütü lideri” olarak yargılandığı İBB davasının üçüncü duruşmasına katıldık.
İlk gün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ’in yaptığı “Ergenekon benzetmesi” hemen her yönüyle devam ediyor.
Siyasal bir hedef doğrultusunda yapılan toplu yargılamalarda amaca karşılık gelen kişi ya da kişilerin etrafına dolgu yapılır.
Bu hem davayı çok büyükmüş gibi gösterir hem de insanların algılaması zor olduğu için esrarengiz bir hava katar.
Dün tam da bunu ifade eden bir duruşma yaşandı.
CHP’nin kurultay davasının da sanığı olan PM üyesi Baki Aydöner ’in kardeşi Bulut Aydöner dinlendi.
Aydöner tutuklandıktan bir süre sonra “Deliller toplandı”, “Ek yeni durum yok” gerekçesiyle serbest bırakılmış, daha cezaevinden çıkmadan yeniden yakalama kararı çıkmış.
Hakkındaki tek “delil” bir itirafçı!
Dün savunmasını yaparken bir emlakçının günlük yaşamına tanık olduk.
Tapu işlemleri nasıl yapılır, müşteri nakit ödeme yapmak ya da nakit almak isterse ne yapmak gerekir, öğrendik!
Bulut Aydöner’in başlıca suçunun şu olduğunu gördük: Baki Aydöner’in kardeşi olmak!
Önümüzdeki günlerde bir belediye bürokratı yargılanırken yerel yönetimler, bir işadamı yargılanırken çalışma yaşamı öne çıkacak!
İmamoğlu da “örgüt lideri” olduğu için sanıklardan kim ne yaptıysa ondan da sorumlu olacak! *** Dünkü duruşmayı kızım avukat Yağmur Balbay ’la birlikte izledik.
Üç güvenlik kontrolünden sonra iç içe geçmiş bariyerlerin arasından salona girdik.
Duruşma Ergenekon yargılamalarının yapıldığı salon dar bulunduğu için inşa edilen yeni binada yapılıyor.
Şimdi bu da yetmiyor, daha daha büyüğü inşa ediliyor.
Yağmur, Silivri yargılamalarıyla yedi yaşındayken tanıştı.
On iki yaşına dek sık sık o salonda buluştuk.
Tutukluluk ortamında güvenlik görevlileri sınırları bir nebze zorlayarak sarılma izni verirdi.
O anlar çok kısa süreli de olsa sıcaklığı bitmezdi.
O yargılama şekli kafasında hâkim savcı imajları oluşturdu.
Daha çok avukatların arasındaydı.
Yaşamını da bu durum etkiledi.
Yağmur’a duruşma arasında, “ne hissettiğini” sordum.
Şöyle dedi: “Babacığım karamsar olmamak için kendimi çok zorluyorum.
O yıllardan anımsadığım her şey devam ediyor...” Birkaç saat sonra tekrar sordum. “Üzerimdeki ilk etkiyi attım” dedi, devam etti: “Ne olursa olsun vazgeçmemek lazım.
Ergenekon’u anlatmak için çok zorlandığımızı hatırlıyorum.
Şimdi en azından daha davanın başında insanların çoğu işin siyasi olduğunu biliyor.” Yağmur’u o yıllardan tanıyan bir kadın ağlayınca doğal olarak ortam hüzünlendi.
Bir tutuklu yakını da şöyle söylendi: “Sizler yargılanırken bu bina yeni yapılıyordu!
Burada kim yargılanacak acaba diyorduk, yargılanan yine biz olduk!” CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik , o adının ve soyadının hakkını veren bir tonla seslendi “Nerede olursak olalım, asla ve asla dönmek yok!
Mutlaka kazanacağız!” *** Böylesi davalarda bir kişi tutuklandığında bir aileyi de tutuklamış oluyorsunuz.
Duruşma salonunda kalplerin en hızlı attığı yer izleyicilerin olduğu bölümdü.
Yıllar önce Silivri’den ayrılırken dile getirdiğimiz büyük bir özlem vardı: Bir gün Silivri hukuk ve demokrasi müzesi olacak!
O günlere!