Haber Detayı

‘III. dünya savaşı’ değil ama...
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
12/03/2026 04:00 (3 saat önce)

‘III. dünya savaşı’ değil ama...

İran’a yönelik operasyon “Epic Fury”nin başlamasının üzerinden 11 gün geçti.

İran’a yönelik operasyon “Epic Fury” nin başlamasının üzerinden 11 gün geçti.

ABD ve İsrail’in ortak hava harekâtı, Yüksek Rehber Hamaney ’i ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst komuta kademesini hedef aldı.

Tahran’ın saatler içinde verdiği yanıt ise yalnızca İsrail’i değil, dokuz ülkedeki ABD üslerini, Körfez ülkelerinin sivil altyapısını, balistik füzelerle, insansız hava araçlarıyla vurmaya başlamaktı.

Hürmüz Boğazı da fiilen kapandı.

Üçüncü dünya savaşı tanımını kullanmak için henüz erken.

Ancak Soğuk Savaş’tan bu yana hiçbir kriz, bu kadar çok sayıda ülkeyi, fazla büyük gücü aynı anda aynı savaş sahnesine çıkarmamıştı.

Rusya, İran’a fiilen yardım etmemekle birlikte artan petrol fiyatlarından ekonomik kazanım sağlıyor, Ukrayna savaşında üzerinde dikkatin dağılmasından yararlanıyor; Ortadoğu’da arabulucu konumunu pekiştiriyor.

Çin gelişkin uydu sistemini kullanarak İran’a saldırılarla ilgili istihbarat sağlıyor, hedef saptamasına yardımcı oluyor.

Çin, stratejik petrol rezervleri, küresel liman ağı sayesinde şimdilik savaşın ekonomik etkilerinden doğrudan zarar görmüyor ancak Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalırsa bu durum değişebilir.

Türkiye, kendi topraklarına yönelik kaynağı tartışmalı füze saldırılarının ardından tarafsızlığını korumakta zorlanıyor.

Avrupa, Güney Kıbrıs, İran yapımı bir insansız hava aracının hedefi olunca uluslararası hukuka saygı konusundaki kaygılarını bir kenara bırakarak sınırlı da olsa askeri rol üstlenmek zorunda kaldı.

Ekonomik gelişmeler de bir başka risk katmanı oluşturuyor.

Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol trafiğinin yaklaşık yüzde 75 oranında düşmesi, 1970’lerden bu yana görülmemiş boyutta bir enerji şoku olasılığını gündeme getirdi.

Petrolün varil fiyatı 150 dolara, Avrupa’da doğalgaz (1 saat) 120 Avro’ya çıkabilir.

Enflasyon, yakıt fiyatlarından başlayarak gıda, gübre ve petrokimyasal ürünlere, kara, deniz taşımacılığına bağlı malların fiyatlarına doğru yayılıyor.

ABD on yıllık hazine tahvil faizleri yüzde dördün üzerine çıktı.

Analistler, hedge fonların kriz dönemlerinde piyasadan çekilme eğilimine, kısa vadeli borçlanma araçlarının toplam borç stoku içindeki payının tehlikeli biçimde yükselmesine, özel kredi piyasalarındaki son tıkanıklığa sistemik bir finansal kırılganlık olarak işaret ediyorlar.

Savaş Körfez ülkelerinin, özellikle de Dubai’nin yatırımcılara, uzaktan çalışan yüksek vasıflı profesyonellere, turistlere sunduğu güvenlikli, lüks ortam imajını yıktı.

Hızla değersizleşen bir sabit sermaye yığını oluşmaya başlamasının ötesinde, bu imajın yeniden inşası kaçınılmaz olarak yıllar alacak.

Siyasi dinamikler de ekonomik riskler kadar karmaşık.

Trump , hem kendi seçmen tabanındaki savaş karşıtı eğilimlerle hem de Kasım 2026 ara seçimlerinde oy kaybetme riskiyle hesaplaşmak zorunda.

MAGA’nın, Epstein dosyalarının hâlâ tamamen açıklanmamış olmasına ek, bu savaşın Amerika’nın değil İsrail’in çıkarlarına öncelik verdiğini, savaşa ilişkin ölü yaralı, bilgiler üzerinde, özellikle sosyal medyada ağır bir sansür uygulandığını düşünerek öfkelenmeye başladığı anlaşılıyor.

MAGA’nın kanaat önderleri, kimi emekli komutanlar arasında, eğer ABD bu “amaçları belirsiz savaşı”, “Büyük İsrail” projesine uymayan biçimde bitirmek isterse Netanyahu ’nun nükleer silah kullanmayı seçebileceğini düşünenlerin sayısı artıyor.

Avrupa müttefikleri, ABD operasyonlarına destek vermenin Ukrayna meselesindeki konumlarını zayıflatıp zayıflatmayacağını tartışıyor.

Körfez ülkelerinin yönetimleri ise kendi kamuoylarından gelen baskıyla ABDİsrail ittifakları arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.

ABD’nin sunduğu varsayılan güvenlik şemsiyesine güvenlerinin sarsıldığı da kesin.

Kimi yorumcular, yakın gelecekte, orta büyüklükte ülkelerin, güvenlik kaygısıyla nükleer silah edinmeye çalışacağını düşünüyorlar.

Tüm bu faktörler, bu krizin, salt askeri bir çatışmanın çok ötesine geçtiğini gösteriyor.

Birden fazla büyük gücün hesapları, birden fazla ekonomik kırılganlık ve birden fazla iç siyasi baskı, birbirine kilitlenmiş durumda.

Herhangi bir halkadaki kopuş zincirleme sonuçlar doğurabilir.

Bu şimdilik, III. dünya savaşı değil ama kıyısına kadar geldiğimizi söyleyebiliriz.

İlgili Sitenin Haberleri