Haber Detayı

Kadın hekimler sağlık sisteminde yaşanan sorunları anlattı! Koruyucu sağlık hekimliğini güçlendirelim
Kadın aydinlik.com.tr
14/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Kadın hekimler sağlık sisteminde yaşanan sorunları anlattı! Koruyucu sağlık hekimliğini güçlendirelim

Antalya Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Dilek Şahin, aile hekimlerinin, kamu binalarının yetersiz olduğu bölgelerde apartman katlarında hizmet vermek zorunda olduğunu belirtti. Dr. Elfide Nur Tanhan da koruyucu sağlık hekimliğini güçlendirme çağrısı yaptı.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı.

Kadın doktorlar, sahada hangi sorunları yaşıyor?

Sağlık sistemimizde yaşanan sorunlar nasıl çözülür?

Aydınlık’a konuşan Dr.

Elfide Nur Tanhan, mesleğini yaparken karşılaştığı zorlukları anlattı.

HEMŞİRE SANILIYORUZ - Kadın hekimler, özellikle hasta yakınları tarafından uygulanan fiziksel ve sözel şiddete daha sık maruz kalabilmektedir, özellikle hastane koridorlarında nelere şahit oluyorsunuz?

Kadın hekim olmamızdan dolayı en sık başımıza gelen şey aslında hemşire sanılmamız.

Hekim vasfının en başta bir kadına yakıştırılmayışından ileri geliyor bu durum.

Yer yer meslekteki becerimize güvensizlik de doğuruyor beraberinde.

Kendini ispatlamak ve o güveni kazanmak için bir erkek hekimden ayrıca çaba sarfetmek gerekiyor.

Sonrasında elbette fiziksel şiddet ya da sözel şiddet söz konusu olduğunda kadınlara tepki göstermek çok daha kolay oluyor. - Nöbet yoğunluğu ve ağır çalışma koşulları, kadın hekimlerin aile ve sosyal yaşamlarını nasıl etkiliyor?

Aslında bunu kadın hekimlerin aile yaşamları olarak değerlendirmek tam olarak doğru olmaz.

Çünkü yoğun nöbetler ve uzun mesailer çalışan her bireyin ailesinden ve sosyal çevresinden kısılan zaman ve enerji anlamına geliyor.

Ancak şöyle ki toplumsal olarak kadın ve erkeğin sorumlulukları eşit olmadığı, kadının aile hayatında daha etkin ve belirleyici bir rol olduğu bir dünyada elbette oldukça yıpratıcı bir durum meydana geliyor.

En basitinden, günlük ev işleri diyebileceğimiz şeyler en nihayetinde kadına dert oluyor.

Bu sebeple de hem iş yükü hem de evde bitmeyen bir mesai durumu oluşuyor.

YOĞUN BRANŞLARDA KADIN HEKİMLER DAHA AZ - Mesleki hayatta ayrımcılık, yönetim kademelerinde kadın temsiliyetinin düşüklüğü önemli sorunlar arasındadır.

Bunlar kadın hekimliğin geleceğini nasıl etkiliyor?

Aslında bir önceki soruda bahsettiğimiz yükümlülükler buna yol açıyor.

Kadın hekimler, ders çalışmaya daha az fırsat bulduğu, mental olarak daha fazla şeye kafa yorduğu için kariyer yönetiminde erkeklerden geride kalıyor.

Bunun sonucunda özellikle yoğun branşlarda kadın hekimlerin daha az yer aldığını görüyoruz. - Düşük ücretler, güvencesiz çalışma ve emeklilik haklarındaki yetersizlikler, kadın hekimlerin en çok dile getirdiği sorunlardan bazılarıdır.

Bu konular hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında sadece kadın hekimlerin değil bu tüm hekimlerin ortak rahatsız olduğu konulardan bir kaçı.

Tabi söz konusu sorunlara bir de kadın olmak eklenince bunlar bizim tercih ettiğimiz branşa yönelik zorlukları artırıyor.

Maaşların tek kalemde verilmemesi, emeklilikte düşük emeklilik ücreti, nöbetlerdeki düşük ücretler… Bunlar normalin üstünde bir sorumlulukla emek veren hekimlerin motivasyonunu kırıyor ve de kadın olarak hekimlikte mesaisi yoğun branşların tercih edilmesinin önünde bir engel oluşturuyor.

REFİK SAYDAM’IN MİRASI - Piyasalaşmaya karşı kamucu, eşitlikçi ve parasız sağlık hizmeti ön plana çıkarılması tüm sorunları çözer mi?

Hastanelerde ardı arkası görülmeyen sıraların, randevu bulamam sorunlarının, ameliyat sırası gelmemesi durumlarının önüne geçebilecek en önemli şey aslında sağlık sisteminde birinci basamak dediğimiz Refik Saydam’dan bize miras kalan koruyucu sağlık hekimliğini güçlendirmek.

Hastanelere gereksiz başvuruların önüne geçecek, hastalıkların erken teşhisini kolaylaştıracak ve de gerçekten ileri düzeyde bir hizmet gerektiren hastalıkların 3.

Basamak hastanelerde tedavi edilmesini sağlayacak yegane sistemdir.

ASM’de kiracı olduk Antalya Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr.

Dilek Şahin, 1.

Basamak sağlık hizmetleri sorunlarının dağ gibi yükseldiğini belirterek, “Tüm sağlık sisteminde olduğu gibi aile hekimlerinden de istifalar son yıllarda ciddi şekilde arttı.

Her gün karşımıza çıkan dayatmalar, artan iş yükü, yetersiz hak edişler, sağlıkta şiddet ve bu konuda atılmayan adımlar, bizleri istifaya sürüklüyor.” dedi.

BİNALAR KAMU BİNASI DEĞİL Şahin, aile sağlığı merkezlerinde (ASM) kiracı duruma düşürüldüklerini belirterek, şöyle devam etti: “Aile hekimlerine göre bu uygulamalar hasta güvenliğini riske atıyor, hekimi çalışamaz hale getiriyor.

Aile hekimleri, kamu binalarının yetersiz olduğu bölgelerde apartman katlarında ve özel mülklerde hizmet veriyor.

ASM’nin önemli bir bölümü kamu binası değil.

Hekimler kiracı konumunda ve kiralarını kendi ceplerinden ödüyor. “Antalya örneğinde olduğu gibi ASM’de kiracı aile hekimlerinin açık iradesi ve yazılı muvaffakiyeti bulunmaksızın, yeni aile birimleri açılmaya çalışıldığı, ASM’nin kuraya dahil edilerek fiili yerleştirme yapıldığı gözlemlenmiştir.

İtiraz dilekçesinde ASM’nin özel mülk olması, sözleşmede alt kiracıya açıkça verilemez hükmünün bulunması, yeni birim için fiziksel oda bulunmaması ve ASM krokisinin 2 birimli olarak ruhsat onaylı olması belirtilmiştir.

Bu maddelere rağmen hekim arkadaşın ve mülk sahibinin rızası olmadan sözleşme hükümleri yok sayılarak hukuksuz biçimde kuraya açılmıştır.” İNSANÜSTÜ İŞ YÜKÜ Dr.

Dilek Şahin, dayatılan düzenlemelerin aile hekimlerini insanüstü bir iş yüküyle karşı karşıya bıraktığını, hizmet kalitesini ve hekimlerin mesleki güvenliğini riske attığını söyledi.

Şahin, şöyle konuştu: “ASM’de doktor odaları hariç aşı uygulaması, tıbbi müdahale, üreme sağlığı ve RİA uygulamaları, laboratuvar işlemleri, depo alanı ile gebe ve bebek izlemlerinin aynı odada verileceğine dair mevzuat hükmü bulunmamaktadır. “Hasta güvenliği, enfeksiyon riski ve mahremiyet açısından ciddi sakıncalar bulunmaktadır.

Hasta hakları mevzuatı ve temel sağlık hizmeti sunum ilkeleri ile çelişmektedir.

Bu uygulamalardan derhal vazgeçilmemesi halinde idari yargıda iptal ve tazminat davaları ile cezai soruşturmalar kaçınılmaz olacaktır.”

İlgili Sitenin Haberleri