Haber Detayı

Ekonomik bağımlılık siyasi bağımlılığı getirir
Hakan topkurulu aydinlik.com.tr
14/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Ekonomik bağımlılık siyasi bağımlılığı getirir

Ekonomik bağımlılık siyasi bağımlılığı getirir

Terörsüz Türkiye projesi hatalı hedefi ile birlikte tıkanma noktasına geldi.

Başta insanın kulağına hoş gelen, sanki çok doğru imiş gibi görünen bir ifade de Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer AK Partili yetkililer tarafından dillendirilmeye başlandı: “Türk, Kürt, Arap kardeşliği.” Burada eğer niyet Batı Asya’da bir ittifak ise nerede Farslar!

Siyasi hedefi kısaca yazarak nereden nereye geldik sorusuna geçmek istiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk, Kürt ve Arap kardeşliğinden bahsediyorsak, bölücülük yapıyoruz demektir.

Çünkü Türkiye’de Mustafa Kemal’in yaptığı millet tanımı geçerlidir: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” Bu tanım, içerisinde Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Boşnak ve daha birçok milliyeti kapsar.

Mustafa Kemal millet tanımını yaparken tek tek milliyetleri sıralamaz.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan herkes Türk Milleti tanımının içine girer şeklinde tasnif yapar.

Dolayısıyla Türk Milleti tanımını başka şekillerde dillendirmek çok hoş bir ifade imiş gibi söylenirken, aslında başka bir nokta bilinçaltına yerleştiriliyor.

Böyle tanımlamalar eskiden “komplo teorisi” olarak karalanmaya çalışılırdı.

Ama yaşadıklarımız bunların komplo değil, gerçek olduğunu bize öğretti.

Bu hoş olarak düşünülebilen cümlenin içerisinde “Türkiye himayesinde Kürdistan” projesi yer almaktadır.

ABD İran’a saldırarak ikinci İsrail projesinin yolunu kısaltmaya çalışıyor.

Her ne kadar Talabani ve Barzani’nin İran’a karadan saldırmayı reddetmesi ve İran’ın PKK’nın İran kolu PJAK’a yaptığı sert askeri müdahaleler, şimdilik bu projenin önünü tıkamış gibi görünse de, sonuçta İsrail ile birlikte, ABD’ye göbekten bağlı başka bir Batı Asya devleti ABD’nin önünde kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Buraya nereden geldik; Mustafa Kemal İzmir İktisat Kongresi’ni açış konuşmasında döne döne ekonomik bağımsızlığa vurgu yapmıştır.

Konuşmanın neredeyse tamamına yakını ekonomik bağımsızlık olmadan, gerçek bağımsızlığın olmayacağı yönündeki örneklerle doludur.

Bugün yaşadığımız gerçeklik işte bunun ta kendisidir. 2014-2023 yılları arasında kör-topal bağımsızlık çizgisine dönmeye başlayan ekonomik politikalar, maalesef AK Parti iktidarının devamını Atlantik Sistemi’nin insafına terk etme korkaklığı ile ülkemiz ekonomisi tekrar yılan ve çıyan istilasına uğramıştır.

İşte bu ekonomik bağımsızlık sürecinin terk edilmesi, bugün iktidarın Atlantik Sistemi’nin arzularını yerine getirme çabalarına geri dönmüştür.

Türkiye, İran, Çin ve Rusya, büyük imparatorluklar mirasına sahip milletlerdir.

Geçici olarak teslimiyet dalgasına ses çıkarmıyor gibi görünse de sonuç bu milletlerin milli hedefleri doğrultusunda gerçekleşecektir.

Cahil, hurafelerle dolu, bilimden ne anlar denilen İran, en derin bilimsel yüzünü ortaya çıkarmış, yenilmez denilen ABD’ye müthiş bir ders vermek üzeredir.

İstiklal Marşımız “Korkma!” diye başlamaktadır.

Mehmet Akif, milletin ne durumda olduğunu en içten şekilde kavramış ve marşımızı yazmıştır.

İlgili Sitenin Haberleri