Haber Detayı

Hürmüz Boğazı kapandı: Küresel ekonomik kriz kapıda
Ali rıza taşdelen aydinlik.com.tr
15/03/2026 18:35 (2 saat önce)

Hürmüz Boğazı kapandı: Küresel ekonomik kriz kapıda

İran’ın ABD-İsrail saldırılarına karşı şanlı direnişi, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu şaşkına çevirdi ve hayal kırıklığına uğrattı.

İran’ın ABD-İsrail saldırılarına karşı şanlı direnişi, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu şaşkına çevirdi ve hayal kırıklığına uğrattı.

On beş gündür devam eden saldırılarda bunalan ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonistlerinin kaldırdıkları taş ayaklarına düştü.

İsrail’i demir kubbesi delik deşik oldu, belki de İsrail tarihinde ilk defa şehirlerine ve askeri noktalarına bu kadar füze düşmüş ve tahrip olmuştur.

İran aynı zamanda ABD’nin bölgedeki dayanaklarını yıktı ve nefes borularını kesti.

Bölgedeki işbirlikçi Arap ülkelerinde bulunan tüm ABD askeri üsleri, CIA ve MOSAD merkezleri ve limanları paramparça edildi.

Bugün saldırganlar başlattıkları bu savaştan nasıl kurtulup geri çekileceklerinin hesabını yapıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanları ve devlet yöneticileri ise savaşın, kendilerine yönelik emperyalist ve Siyonist saldırılara bir daha cesaret edilemeyecek bir noktaya gelene kadar süreceğini açıkladı.

Hem sahada hem de psikolojik alanda üstünlük; vatanını savunan İran’dadır.

AVRUPA YENİ ENERJİ KRİZİNE ÇARE ARIYOR ABD haydutları ve Avrupa yani Batı dünyası savaşın yol açtığı krizlere karşı çareler aramaya başladı.

Kriz küresel boyutadır; dünya hidrokarbür (petrol ve gaz) tüketiminin yaklaşık %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazının, İran Devrim Muhafızları tarafından gemilerin geçişine kapatılması ve körfez ülkelerinin üretimlerini durdurmasıyla büyük çaplı bir enerji krizi başlamıştır.

Akaryakıt, gaz ve buna bağlı elektrik fiyatları uçtu.

Bu kriz sadece hane halkını değil aynı zamanda sanayiyi de vurdu.

Ekonomik faturası büyüktür; enflasyon tetiklendi, mali piyasalar alt üst oldu.

Hürmüz Boğazı, dünyanın en stratejik enerji geçiş noktası olarak kabul ediliyor.

Amerikan medyasının aktardığı tahminlere göre, günde yaklaşık 15 milyon varil ham petrol ve yaklaşık 4,5 milyon varil rafine ürün şu anda Körfez'de bloke durumda.

Savaşın üçüncü günü petrolün varil fiyatı 120 doları buldu.

Köşeye sıkışan ABD Başkanı Trump’ın “savaşı bitiriyoruz” açıklamaları ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) stratejik petrol rezervlerinden 400 milyon varil petrolü serbest bırakma kararı ile birlikte 80 dolarlara geriledi.

Savaş devam ettiği sürece petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü dalganın devam edeceği öngörülüyor.

EN BÜYÜK FİYAT ŞOKLARI ÖNÜMÜZDE Trump yönetiminin enerji fiyatlarındaki artışı durdurma çabaları bir işe yaramamış görünüyor.

Analistler, en kötü fiyat şoklarının henüz gelmemiş olabileceği konusunda uyarıyorlar.

Commodity Context bülteninin yazarı ve petrol analisti Rory Johnston, X'te yayınlanan bir makalesinde şöyle diyor: “Petrol fiyatı, boğazdaki deniz trafiği yeniden başlamadıkça, varil başına 200 dolara, hatta daha da yükseğe çıkacak.

Bu, dikkat çekmek için uydurulmuş bir başlık değil, daha çok acımasız bir fizik kanunu ve gerekli ekonomik zorunluluklar.” AVRUPALI LİDERLER ENDİŞELİ Avrupa’da akaryakıt ve gaz fiyatlarının yüzde 30 ila 50 civarında artığı görülüyor.

Almanya Başbakanı Merz, savaşın sonucu olarak “enerji fiyatlarındaki gelişmelerden endişeli” olduğunu ve bunun, zaten zor durumda olan Avrupa'nın en büyük ekonomisinin “konjonktürüne yansıyabileceğini” söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa'nın “mümkün olan en kısa sürede” Hürmüz Boğazı'ndaki konteyner gemileri ve petrol tankerleri için askeri eskortlar kurmak istediğini, ancak bölgedeki çatışmalar yatışana kadar böyle bir operasyonun başlatılamayacağını belirtti. ‘HÜRMÜZ’DEN BİR LİTRE PETROL GEÇMEYECEK’ Tasnim haber ajansına göre, Devrim Muhafızları sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, “petrol ve gaz fiyatlarını düşürme ve kontrol etme çabaları geçici ve boşuna olacaktır.

Savaş zamanında ticaret, bölgesel güvenliğe bağlıdır” dedi.

Bölgede barışı bozan ve ateşe sürükleyen ABD ve İsrail cezalandırılana kadar bu savaşın devam edeceği görülüyor.

Artık ABD ile “müzakerelerin gündemde olmadığını” ifade eden Devrim Muhafızları'nın sözcüsü Ali Mohammad Naini, “İran silahlı kuvvetleri (...) yeni bir emir gelene kadar bölgeden düşman kampına ve ortaklarına tek bir litre petrolün bile ihraç edilmesine izin vermeyecek” dedi.

Le Monde’da göre “Sanırım şu anda hepimiz bu dinî rejimin bölgeye ve dünyaya yönelik tehdidini görüyoruz.

Dünyayı rehin almaya çalışıyorlar” diyen Marco Rubio, Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen bir törende, “ABD'nin İran'a karşı savaşta hedeflerine ulaştığını” da belirtti.

AMAÇ İRAN PETROLÜNE ÇÖKMEKTİ, BAŞARAMADI Irak ve Kuveyt gibi birçok üretici körfez ülkesi, petrolünü bu boğazdan başka bir yolla ihraç etmek için neredeyse hiçbir alternatife sahip değil.

Sözüm ona ABD ve İsrail, İran “rejimini yıkacak ve yöneticilerini değiştirecekti”; füze saldırılarıyla yöneticiler katledilecek ardından da İran halkı iktidara karşı ayaklanacak ve kendilerine yakın bir yönetim oluşturacaklardı.

Böylece Venezüella ve Suudi Arabistan’dan sonra dünyanın üçüncü petrol rezervine sahip İran’ın petrollerini kontrolüne alacaktı.

Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu.

ABD bölge ülkelerindeki askeri üs ve tesislerini de kaybederek milyarlarca dolar zarar etti.

HER PETROL KRİZİ ONARILMAZ İZLER BIRAKMIŞTIR İran bu savaştan zaferle çıkarken Batı dünyası özellikle de Avrupa enerji krizinin yol açtığı ekonomik krizle boğuşmaya devam edecek.

Avrupa “bu krizi de atlatırız, bu da geçer” demesin.

Petrol ve gaz krizi derin izler bırakır. 1973 petrol krizi; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sanayi ve ekonomide büyük atılımlar yapan ve bir bolluk dönemini yaşayan Avrupa’da büyük bir ekonomik kriz yaratmıştır.

Avrupa ülkelerinin ekonomik gelişimi durmuş ve bugün yaşanan borç batağının başlangıç tarihi olmuştur.

Yine 80’li yıllarda yaşanan İran-Irak savaşı ve 2022’den sonra Ukrayna savaşı ve Rusya’nın Avrupa’ya akan gaz musluklarını kapatması.

Başta Almanya ve Fransa olmak üzere yaşanan son enerji krizi sanayilerini vurdu, yükselen enflasyonun yol açtığı fiyat artışları hane halklarının alım gücünü düşürdü.

Elbette her krizin ortaya çıkış nedenleri farklıdır; ama tümünde soykırımcı İsrail ve ABD’nin Filistin ve Arap ülkelerine saldırıları neden oldu.

Batı Asya’da yaşanan ve enerji krizine yol açan bu savaşlarda bir tarafta saldırgan ABD ve İsrail karşılarında da bölgenin mazlum milletleri ve devletleri olmuştur.

İran-Irak savaşı da böyledir.

Ukrayna savaşında da ABD ile mazlumlar dünyasında yer alan Rusya karşı karşıya gelmiştir.

SAVAŞIN KÜRESEL SONUÇLARI Fransız yazar Pierre Duval, observateur-continental.fr sitesindeki analizinde “Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel sonuçları, Fransa'da yakıt fiyatlarının yükselmesiyle görülmeye başlandı.

Bu, tüm AB ve Batı'yı, ama aynı zamanda yakıt alımına bağımlı diğer ülkeleri de sarsan tarihi krizin sadece başlangıcı.

Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla artık hisse senedi fiyatlarındaki düşüşten değil, birkaç gün içinde enflasyona, ticari lojistiğin felç olmasına, bütçede deliklerin açılmasına ve siyasi krizlere yol açan ciddi bir sistemik çöküş riskinden bahsediliyor.

İsrail'in İran'a karşı savaşı bunun bir sonucudur” diyor.

Duval, “Hürmüz Boğazı'nın kapatılması küresel istikrarı tehdit ediyor” başlıklı yazısında Paris Dauphine Üniversitesi Ekonomi Profesörü Patrice Geoffron’dan şu alıntıyı yapıyor: “Hürmüz Boğazı'nın kapatılması veya uzun süreli aksaklığı, endüstriyel değer zincirlerini üç farklı kanaldan etkiliyor.

Birincisi enerji fiyatları: petrol ve gaz trafiğinin kesintiye uğraması, ham petrol ve doğal gaz fiyatlarına ve dolayısıyla elektrik fiyatlarına da hemen yansıyor.

İkinci kanal, enerji dışı girdilerle ilgilidir.

Hürmüz'deki bir aksaklık, Avrupa endüstrisinin büyük ölçüde bağımlı olduğu hammaddeleri (mineraller, kimyasallar, gübreler) de etkiler ve böylece üretim süreçlerinin sürekliliğini zayıflatır.

Üçüncü kanal ise lojistikte yaşanan aksaklıklar olup, bu da transit sürelerini on beş ila yirmi gün uzatacak, ek yakıt tüketimi nedeniyle her seferde yüzbinlerce dolarlık ek maliyetlere yol açacak ve savaş riskleri için sigorta primlerinde patlama yaşanmasına neden olacaktır." SAVAŞ AVRUPALI ÇİFTÇİLERİ DE VURDU Hürmüz Boğazı’ndan sadece petrol ve gaz geçmiyor.

Bu savaş Avrupa’da, yakıt fiyatları üzerinde olduğu kadar çiftliklerde kullanılan gübre fiyatları üzerinde de zincirleme etkiler yaratıyor.

Argus Media analisti Arthur Portier’ye göre  “dünya üre ticaretinin %30'u ve amonyak ticaretinin %20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçmektedir”.

Üre ve amonyak üretiminde kullanılan petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki mevcut artış, azotlu gübre fiyatlarının da artmasına neden oluyor.

Portier, “Amonyak maliyetinin yaklaşık %80'i gaz maliyetiyle bağlantılı” olduğunu söylüyor.

Diğer taraftan Avrupa, Körfez ülkelerine tarım ve gıda maddeleri ihraç ediyor.

Le Monde’un aktardığına göre Fransız Taze Meyve ve Sebze Sektörü Birliği Başkanı Daniel Sauvaitre “Şu anda, 252 konteyner, yani yaklaşık 5.000 ton Fransız elması denizde ve Körfez ülkelerine boşaltılmayı bekliyor” diyor.

ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI  400 MİLYON VARİLİ SERBEST BIRAKTI Le Monde gazetesinin AFP’ye dayandırdığı haberde, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkeleri, 11 Mart Çarşamba günü, Orta Doğu'daki savaşın “ekonomik sonuçlarını hafifletmek” amacıyla düzenlenen G7 liderleri toplantısından hemen önce, fiyatların yükselmesine karşı stratejik petrol rezervlerini büyük ölçüde serbest bırakma kararı aldığını yazdı.

IEA İcra Direktörü Fatih Birol, “IEA ülkeleri, 400 milyon varil petrolü (...) piyasaya sunarak, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle oluşan arz kaybını telafi edecek” dedi.

Birol, “Oybirliğiyle alınan bu karar, tarihindeki en büyük stok serbest bırakma işlemini beraberinde getiriyor” dedi.

Yom Kippur Savaşı'nda Arap ülkelerinin İsrail destekçisi Batı'ya ambargo uygulaması ve OPEC'in fiyatları 4 kat artırmasıyla patlak veren 1973 petrol krizi, Uluslararası Enerji Ajansı’nın kurulmasına yol açtı ve ülkeler stratejik petrol stokları oluşturmaya başladı. 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı Özel Operasyon ile birlikte, IEA üye ülkeleri tarafından iki aşamada piyasaya sürülen 182 milyon varil petrolü serbest bırakmıştı.

Bugünkü 400 milyon varil beklenen krizin büyüklüğünü gösteriyor.

İlgili Sitenin Haberleri