Haber Detayı

Kadınların ‘birikim’i ve Paris’ten gelen karar
Melike güler kadan aydinlik.com.tr
16/03/2026 00:00 (11 saat önce)

Kadınların ‘birikim’i ve Paris’ten gelen karar

Kadınların ‘birikim’i ve Paris’ten gelen karar

Geçen hafta ForInvest’in W Connect etkinliğindeydik.

Etkinlikte düzenlenen panelde, Deeper Alive ve Kalita işbirliğiyle yapılan Türkiye genelinde kadınların yatırım dünyasıyla kurduğu ilişkiyi ve karşılaştıkları bariyerleri ortaya koyan araştırma sonuçları paylaşıldı.

Yatırım dendiğinde akla genellikle eril, teknik ve jargonla dolu bir dünya geliyor fakat konu kadınlar olduğunda, bu tablonun ardında meğer çok daha derin ve toplumsal bir motivasyon yatıyormuş.

Benim en çok dikkatimi çeken yansımalardan biri erkeklerin dünyasında “yatırım”; kadınların dünyasında ise “birikim” kelimelerinin olması.

Çünkü eril ve teknik bir dünyaya ait olan yatırım kelimesi; kadınlarda bilgisizlik, dışlanmışlık ve kontrol kaybı hissi uyandırarak bir nevi tehdit ve stres yaratıyor.

Buna karşılık kadınların dilindeki “birikim” kavramı ise doğrudan geleceği içinde barındırıyor; huzur, güvenlik ve sorumluluk ile ilişkileniyor. *** Aslında bu basit bir kelime tercihi değil.

Kadınlar riski, bilinmezlik ve inşa edilmesi planlanan gelecekteki tüm planların yok olması olarak algılıyor.

Erkeklerin aksine olası bir riski “başarısız olma” ve ailenin geleceğine ilişkin sorumlulukları yerine getirememe ile ilişkilendiriyorlar.

İşte bu yüzden anaparayı koruyan, güven ve huzur barındıran eylemlere yöneliyorlar.

Araştırmanın asıl vurucu tarafı, bu korumacı içgüdünün altındaki temel nedende yatıyor: Birikimlerin amacı kişisel zenginleşme değil, ailenin geleceğini güvence altına alma sorumluluğu.

Bu noktada, kadınların ekonomik faaliyeti basit bir para tutma eyleminden çıkıp, adeta bir kuşaklararası aktarıma dönüşüyor.

Çünkü çocukların eğitimi veya onların gelecekte kuracakları işin sermayesini yaratmak, kadının en güçlü motivasyon kaynaklarından birini oluşturuyor.

İşin özeti, kadınlar ‘geleceğe’ yatırım yapıyor. *** Yine kadınların odakta olduğu başka bir konudan devam edelim. 2018-2019 yıllarında, o dönem Yves Rocher Grubu’nun bünyesinde yer alan Flormar, 132 kadın işçiyi sendikaya üye oldukları için işten çıkarmış, 297 günlük kadın mücadelesi Petrol-İş öncülüğünde sürmüştü.

Emsal karar Fransa’dan geldi.

Sendikadan yapılan açıklamaya göre Paris Asliye Mahkemesi, Yves Rocher Grubu’nun Türkiye’de faaliyet gösteren bağlı şirketinde yaşanan işçi hakları ihlalleri nedeniyle, Fransa’nın Özen Yükümlülüğü Kanunu kapsamında üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğine hükmeden emsal niteliğinde bir karar verdi.

Kararda, Yves Rocher Grubu’nun, büyük şirketlerin küresel faaliyetleriyle bağlantılı insan hakları ihlallerini önleme ve tespit etme sorumluluğu getiren 27 Mart 2017 tarihli Fransız Özen Yükümlülüğü Kanunu’nun gereklerini yerine getirmediği sonucuna varıldı.

Bu karar, bir Fransız şirketinin yurtdışındaki faaliyetleriyle bağlantılı insan hakları ihlalleri nedeniyle Özen Yükümlülüğü Kanunu kapsamında sorumlu tutulduğu ilk örnek olması bakımından önemli.

Mahkeme, Yves Rocher Grubu’nun altı eski çalışana 8 biner Euro, Petrol-İş Sendikası’na 40 bin Euro tazminat ödenmesine de karar verdi. *** Son söz, satın aldığımız ürünlerin arkasındaki hikayeyi sorgulamak; emeğe, kadına ve insan haklarına saygılı, adil koşullarda üretim yapan markaları desteklemek sadece bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk.

Alışverişlerde aklımızda olsun…

İlgili Sitenin Haberleri