Haber Detayı
Hürmüz’e takıldı Çin’e el açtı
Bütün umudunu Hamaney sonrası rejim değişikliğine bağlayan Trump için İran ve Hürmüz Boğazı çözemediği büyük bir düğüm. Hürmüz’de takılan ABD’nin, boğazı kendi başına açma kapasitesi yok. Kızıldeniz’de dili yanan Avrupa, ABD’ye can simidi atmıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, öngöremediği gelişmeler yüzünden Hürmüz Boğazı çıkmazıyla baş başa kaldı.
Boğazın fiilen kapalı olması dünya genelinde enerji fiyatlarını tetiklerken Trump, çözüm için Çin’den yardım isteme ve Rusya’ya uygulanan enerji yaptırımlarını kaldırma noktasına geldi.
Amerikan güçleri cumartesi günü İran petrolünün yüzde 90’ının çıkarıldığı Hark Adası’nda petrol altyapısına dokunmadan yalnızca savunma sistemlerini hedef aldı.
Ancak Trump, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde adadaki petrol tesislerini ve boğazın her iki yakasını bombalayacakları tehdidini savurdu.
TRUMP: GELİN YARDIMCI OLALIM ABD Başkanı ayrıca boğaza gemi gönderilmesi için Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğer ülkelere çağrıda bulundu.
Trump’ın mantığına göre boğazın kapanması her şeyden önce buradan geçen petrol ve doğal gaza ihtiyaç duyan ülkeleri ilgilendiriyor.
Dolayısıyla Hürmüz’ün açılması için onların da sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.
Hatta Trump, ABD’nin olası operasyondaki rolünü “biz de elbette yardımcı olacağız” seviyesine kadar geri çekti.
YANLIŞ HESAP İRAN VARİLLERİYLE DÖNDÜ Geçen hafta ABD basınına yansıyan haberler, Trump yönetimi ve Pentagon’un savaş başlamadan önce İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği ihtimalini ciddiyetle değerlendirmediğini ortaya koydu.
CNN’e göre Beyaz Saray, boğazdaki trafiğin durmasının en çok İran’ı vuracağını, bu nedenle Tahran’ın böyle bir adım atmaktan kaçınacağını hesap ediyordu.
Ancak sahadaki tablo bunun tam tersine işaret etti.
Bloomberg’e göre İran, savaşın başladığı 28 Şubat’tan geçen pazartesiye kadar Hürmüz’den 12 milyon varil petrol geçirdi.
Diğer medya kuruluşları da ilerleyen günlerde İran’ın savaş öncesine kıyasla daha fazla petrol sevkiyatı yaptığını yazdı.
İran’ın en büyük petrol müşterisi olan Çin’in de bu süreçte Hürmüz üzerinden günde yaklaşık 1 milyon varil petrol ithalatını sürdürdüğü bildiriliyor.
Petrol arzının azalmasıyla Trump, Rusya’ya yönelik enerji yaptırımlarını geçici olarak kaldırmak zorunda da kaldı.
Bu yüzden Rus limanlarından petrol almaya giden bir Yunan tankeri hafta sonu Ukrayna güçleri tarafından Karadeniz’de vuruldu.
KABUL EDEN YOK REDDEDEN VAR Trump’ın “imdat” çağrıları ise şu ana kadar karşılık bulmuş değil: Çin henüz resmi bir yanıt vermese de medyada çıkan haberlere göre öneriyi “Hürmüz İran’ın egemenlik hakkıdır.” diyerek reddetti.
Fransa Dışişleri Bakanlığı medyada yer alan “Paris Hürmüz’e 10 savaş gemisi gönderiyor” haberlerini yalanladı.
Açıklamada, “Uçak gemisi saldırı grubu Doğu Akdeniz’de kalmaya devam ediyor.
Savunma pozisyonundayız.
Korku yaymayı bırakın.” ifadeleri kullanıldı.
Japonya’dan yapılan açıklamada ise Tokyo’nun Hürmüz’e savaş gemilerini göndermesi için gereken eşiğin “son derece yüksek” olduğunu söyledi.
LONDRA’YA ‘İSTEMEM EKSİK OLSUN’ DEMİŞTİ İngiltere cephesindeki tablo ise daha da trajikomik.
Başbakan Keir Starmer daha önce İngiliz üslerinin İran’a yönelik ABD saldırıları için kullanılmasına izin vermeyeceğini açıklayarak Trump’ın öfkesini çekmişti.
Starmer daha sonra geri adım atsa da Trump, “İstediğim zaman gemi göndermedi.
Şimdi iki uçak gemisi göndermeyi düşünüyor.
Ama unutmayacağız.
Biz kazandıktan sonra savaşlara katılan insanlara ihtiyacımız yok.” diyerek şov yapmaya çalışmıştı.
Ancak ABD Başkanı, bu sözlerin üzerinden henüz üç gün geçmeden Londra’dan da yardım talep etti.
İngiltere Savunma Bakanlığı sözcüsü Hürmüz konusunda hükümetin olası yanıtları müttefikleriyle değerlendirdiğini söylemekle yetindi.
İngiltere bugüne kadar bölgeye yalnızca hava gücü gönderdi.
TEK PLAN VARDI O DA YÜRÜMEDİ Şu ana kadar hiçbir ülke Trump’ın Hürmüz koalisyonuna yeşil ışık yakmadı.
Washington ve Tel Aviv yönetimleri artık “rejim değişikliği” hedefini dile getirmiyor.
Ancak gelinen tablo açık bir plansızlığa işaret ediyor: İran yönetimi devrilmeyince ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla enerji krizi başlayınca ne yapılacağına dair ortada bir strateji yok.
ABD açıkça doğaçlama ilerleyen, dolayısıyla belirsizliklerle dolu bir savaş yürütüyor. ‘Refakat olası değil’ Hürmüz Boğazı, ABD’nin İran politikasındaki belirsizliklerin en net görüldüğü noktalardan biri.
Trump tankerlere refakat etmeye “hazırız” dese de Reuters’a göre ABD donanması gelen talepleri “yüksek risk” gerekçesiyle geri çeviriyor.
Eski Avustralya subayı ve deniz güvenliği analisti Jennifer Parker, geniş ölçekli refakatin pratikte çok zor olduğunu söylüyor: “Boğaz dar ve tepki süresi kısa.
Tehdit çoğunlukla kıyıdan geliyor.
Geniş refakat operasyonları, çok sayıda savaş gemisi ve Hava Devriyesi (CAP) desteği gerektirir.
İran’ın insansız araç kapasitesi zayıflatılmadan, çok sayıda tankeri güvenle geçirtmek pek olası değil.” Acımasız matematik Trump’ın “Hürmüz’de güvenli koridor” planı, Pentagon’un mevcut envanteri ve deniz harbinin sert matematiğiyle de çarpışıyor.
Donanma kaynaklarından sızan veriler, mühimmat ve gemi sayısının, Hürmüz’de güvenli geçişi sürdürebilecek düzeyde olmadığını gösteriyor.
ABD donanmasının 11 uçak gemisinden biri emekliye ayrılma sürecinde.
Dördü bakımda, üçü ise personel rotasyonunda bulunuyor.
Geriye kalan gemilerin üçü halihazırda İran Savaşı’na tahsis edilmiş durumda.
Pasifik devriyesini sürdürebilen yalnızca tek bir gemi var.
Bu tablo, Hürmüz için ekstra bir “yüzer kale” tahsis edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu ortaya koyuyor.
Hürmüz’den geçecek bir ticaret konvoyunun savunulmasında kritik rol oynayan hava savunma muhriplerinde de tablo farklı değil.
Toplam muhriplerin yalnızca üçte biri aktif görevde. 25 muhribin 15’i zaten uçak gemilerine refakat etmekle yükümlü.
Bir muhribin biten füzelerini yeniden yüklemesi ise iki ila üç hafta sürüyor.
Bu lojistik döngü nedeniyle her an konvoylara eşlik edebilecek gemi sayısı üç veya dördü geçmiyor.
Mühimmat matematiği de ayrı bir sorun.
Üç muhribin toplam 96 hava savunma füzesi bulunuyor.
Deniz harbi doktrinine göre hedefi vurma ihtimalini artırmak için her bir saldırı füzesine karşı en az iki savunma füzesi ateşleniyor.
Bu da İran’ın aynı anda ateşleyeceği 50 füzelik tek bir yaylımın ABD savunma kalkanını tamamen boşaltabileceği ve konvoyu savunmasız bırakabileceği anlamına geliyor. ‘BAE’ye karşılık vereceğiz’ İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin İran’ın petrol tesislerinin bulunduğu iki adaya düzenlediği saldırıların Birleşik Arap Emirlikleri’nden başlatıldığını açıkladı.
Erakçi, Hark Adası’nı da vuran saldırıların ardından İran’ın BAE’ye “kesinlikle karşılık vereceği” uyarısında bulundu.
Erakçi ayrıca Amerika’nın yıllardır propagandasını yaptığı güvenlik şemsiyesinin “deliklerle dolu olduğunun” ortaya çıktığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: , “Bu şemsiye sadece caydırıcı olmamakla kalmadı, aynı zamanda gerginlik ve krizlere de zemin hazırladı.
ABD şimdi Hürmüz Boğazı’nı güvenli tutmak için başkalarından, hatta Çin’den bile yardım istemek zorunda kalmıştır.
İran ise komşu kardeşlerinden işgalci yabancı güçleri topraklarından çıkarmalarını istiyor; özellikle de bu güçlerin tek derdi ve önceliği İsrail’i savunmak olduğu için.” ‘UYARIYORUZ’ Tahran’a göre İran adalarına düzenlenen saldırılar, Dubai civarından HIMARS füzeleriyle yapıldı.
Hatem el-Enbiya Merkez Karargahı, misilleme olarak ABD füzelerinin fırlatıldığı veya Amerikan güçlerinin bulunduğu noktalara saldırılar düzenleneceğini açıkladı ve “BAE liderliğini uyarıyoruz.” diye ekledi.