Haber Detayı

Halepçe Katliamı'nın tanığı anlatıyor: O görüntü hâlâ hafızamda
Dünya artigercek.com
16/03/2026 16:07 (5 saat önce)

Halepçe Katliamı'nın tanığı anlatıyor: O görüntü hâlâ hafızamda

Halepçe’de 16 Mart 1988’de gerçekleştirilen kimyasal saldırının tanıklarından Kalswme Huseyn, yaşananların hafızasında hâlâ canlı olduğunu anlattı: 'O görüntü hâlâ hafızamda. Halepçelilerin kalbi hâlâ acıyor. Bugün de İran-ABD-İsrail uçakları uçuyor, irkiliyorum'

Artı Gerçek - Irak askerlerinin 16 Mart 1988'de Kürtlerin yaşadığı Halepçe kentinde kimyasal silah kullanarak binlerce sivili öldürmesinin yıldönümünde kimyasal saldırının tanıklarından Kalswme Huseyn, tanıklıklarını anlattı.

Irak’ta Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas rejimi tarafından düzenlenen saldırıda, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 5 bin sivil hayatını kaybetmiş, yaklaşık 10 bin kişi de yaralanmıştı.

Saldırı, sivillerin yaşadığı bir yerleşim alanına yönelik tarihin en büyük kimyasal saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti.

Katliam sırasında 14 yaşında olduğunu anlatan Huseyn, annesi ve ağabeyiyle birlikte bir caminin bodrumuna sığınarak hayatta kaldığını söyledi.

Ailesinden ve akrabalarından çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini belirten Huseyn, o gün yaşananları hâlâ unutamadığını ifade etti.

Kalswme Huseyn, en küçük bir seste irkildiğini, bazen uyuyamadığını ve bütün vücudunun titrediğini söyledi. 'O GÖRÜNTÜ HÂLÂ HAFIZAMDA' Kalswme Huseyn, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Annem ve ağabeyimle birlikteydim.

Katliamda teyzem ve onun çocukları hayatını kaybetti.

Ayrıca ailemden 5 kişi daha yaşamını yitirdi.

Katliamdan önce her gün İran tarafından top atışları oluyordu.

O gece Beraat gecesiydi.

Top atışlarının artması üzerine annem kalkıp ağabeyimin evine gitti ve onu uykudan kaldırdı.

Annem ağabeyime, 'Uyan, Halepçe'nin dört tarafı bombalanıyor, bu nedir?' dedi.

Ağabeyim de anneme, 'İran saldırıyor' dedi.

Biz de kalkıp bir caminin bodrumuna gittik.

Orada saklandık.

O zamanlar bahar mevsimiydi; her yer çiçeklerle süslenmişti.

Halepçe çok güzel bir manzaraya sahipti.

Ama daha sonra her yer toza dumana büründü.

O görüntü hâlâ hafızamda." 'UÇAKLARIN SESİ HİÇ KESİLMİYORDU' Huseyn, bombardıman sırasında insanların kimyasal gazdan korunmak için yüzlerini kapattığını ve dağlara doğru kaçtığını belirterek, “Sabah olmuştu ve herkes birlikte feryat ediyordu.

Kimyasal gazdan korunmak için yüzlerimizi kapatmıştık.

Kalın kıyafetleri üst üste giymiştik.

Çocukların yüzleri de kapatılmıştı; anneler onları kollarının altına alıp saklıyordu.

Uçakların sesi hiç kesilmiyordu.

Çocuklar korkudan ağlıyordu.

O an yaşananlar ve açılan yaralar bugün bile kalbimde ilk günkü gibi duruyor” dedi.

Kalswme Huseyn Mezopotamya Ajansı'ndan Zeynep Durgut'a konuşan Kalswme Huseyn, anlatımlarına şöyle devam etti: "Üç gün boyunca aralıksız yağmur yağdı.

Biz henüz umutsuzluk içinde değildik, ama yaşlılar 'Mavi yağmur geliyor' diyordu.

Onların yaşı büyüktü ve bunun normal bir yağmur olmadığını anlıyorlardı; sanki bir haber gibiydi.

Onlar biliyordu ki Irak, bir yere saldırdığında yağmur yağardı.

Ama diğer insanlar bunu pek bilmiyordu.

Başımıza geleceklerden kimsenin haberi yoktu. 'O AN İLK GÜNKÜ GİBİ KALBİMDE DURUYOR' Irak askerleri ilerleyemiyordu, bu yüzden kimse şehre giremesin diye her taraftan bombardıman yapıyorlardı.

Irak, Halepçe'yi kaybettiğini anlamıştı ve orayı tamamen yok etmek istiyordu.

Sabah Hewraman tarafına gitmek için hazırlık yaptık.

Ancak tam o sırada uçakların tekrar geldiğini gördük.

Tam o anda uçaklar tekrar geldi ve bombardıman başladı.

O an ve o yaralar bugün bile kalbimde ilk günkü gibi duruyor.

Bombaları gördükten sonra aileler çocukların etrafında toplandı.

Kalbimize büyük bir korku düşmüştü.

İnsanlar kendilerini kurtarmak için bir taraflara kaçıyorlardı.

Artık Halepçe'ye gidemezdik ve bu yüzden bizim için en güvenli yer dağlar olmuştu.

Biz de yönümüzü dağlara verdik. 'DÖNDÜĞÜMÜZDE BİRÇOK KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ' 1991 yılında tekrar Halepçe'ye döndük.

Fakat döndükten sonra da birçok kişi hayatını kaybetti.

Çünkü her yer kimyasal maddelerle kirlenmişti.

İnsanlar kendi topraklarına ve bahçelerine gidiyordu, ama toprağın zehirli olduğunu bilmiyorlardı.

Bu yüzden çok sayıda kişi öldü" dedi. 'BELGELER YOK EDİLDİ' BAAS güçlerinin kimyasal silah kullandığını gösteren birçok belge yok edildi.

Bu yüzden BAAS Partisi yargılanmadı.

İnsan ne yaparsa yapsın, bu kadar büyük bir felaket unutulmaz.

Halepçelilerin kalbi hâlâ acıyor. 'HALEPÇE BÜYÜK BİR SOYKIRIMIN BAŞLANGICI OLDU' Bazen insan 'Keşke sadece Halepçe olsaydı' diyor.

Ama ne yazık ki Halepçe'den sonra da Kürt halkı 9 gün boyunca bombardıman altında kaldı.

Kürdistan'ın dört bir yanında bombardıman ve kimyasal saldırılar devam etti.

Halepçe büyük bir soykırımın başlangıcı oldu.

Bugün Halepçe üzerinde başka bir tehlike daha var.

Artık sadece askeri düşmanlık değil, okullar aracılığıyla da bir etki oluşturuluyor.

Türkiye devleti Halepçe'de okullar açıyor.

Sormak gerekir, Türkiye hükümeti neden Halepçe'de okul açıyor?

Bugün Halepçe'nin çocukları Türkçe konuşuyor.

Halepçe Kürtlerin kimliğidir; bizim direnişimizin sembolüdür. 'BUGÜN DE UÇAKLAR UÇUYOR, İRKİLİYORUM' Bugün de yine aynı tür bir tehditle karşı karşıyayız.

Çünkü her gün Amerikan, İsrail ve İran savaş uçakları gökyüzünde uçuyor.

Bu uçakların sesi halk üzerinde çok kötü bir etki bırakıyor.

Sadece benim ailemden 150 kişi hayatını kaybetti.

Hâlâ bir ses duyduğumda irkiliyorum.

Böyle bir ses geldiğinde bütün vücudum titriyor.

Bu benim elimde değil.

Bu korku hâlâ geçmedi." (HABER MERKEZİ)

İlgili Sitenin Haberleri