Haber Detayı
‘Bayram benim neyime’
‘Bayram benim neyime’
Dünya ve ülkemiz zor-zorlu bir dönemden geçiyor.
Yakın çevremizde yaşananlar hepimizi acılara boğuyor.
Bunca olumsuzluk içinde yaşam sevincimizi kaybediyoruz.
Bayram günlerine yaklaşırken bayram sevincini bile yeterince duyumsayamıyoruz.
Gelin de böylesi olumsuz koşullarda “Bayram benim neyime” demeyin!
Aslında bayram günleri insanlar için sevinçli, keyifli dönemlerdir.
Birbirlerini arayıp sordukları; aileleri, dostları ve çevreleri ile buluştukları anlamlı-güzel birlikteliklerdir.
Ama artık onları bile yapamaz, yaşayamaz hale geldik.
Toplumca adeta bir girdapta sürükleniyoruz!
SAVAŞIN ACILARI Ortadoğu’da yaşanan savaş her açıdan bizi olumsuz etkiliyor.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ile başlayan savaş, giderek bütün bölgeyi ateş çemberine alıyor.
Savaşın bölgedeki bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor.
Ortadoğu tümden bir ateş topu haline geliyor.
Savaşın acıları ağır bir drama dönüşüyor.
Elbette yıkım yalnızca insani acılarla da sınırlı değil.
Başta bölge ülkeleri olmak üzere, tüm halklar savaşın yarattığı ekonomik yıkımdan da alabildiğine etkileniyor.
Enerji, ulaşım, lojistik, gıda ve daha birçok sektörde önemli sıkıntılar yaşanıyor.
Savaş var olan sorunları katlayarak büyütüyor ve adeta bir çığa dönüştürüyor.
EKONOMİK SIKINTILAR Aslında savaş başlamadan da ülkemizde ağır ekonomik sorunlar yaşanıyordu.
Halkımızın önemli kesimi, ekonomik-sosyal problemlerin burgacında adeta kıvranıyordu.
Başta emekliler, emekçiler, asgari ücretliler olmak üzere dar gelirli kesimler; ağır geçim koşulları altındaydı.
Çevremizdeki sıcak savaşın olumsuzlukları adeta bunların üstüne tüy dikti!
Başta akaryakıt olmak üzere iğneden ipliğe hemen her ürüne zam geldi.
Yurttaş fiyat artışlarıyla baş edemez durumda.
Çarşı-pazar-mutfak adeta yangın yerine dönüyor.
Toplumun yoksul kesimleri gıdaya, zorunlu ihtiyaçlara erişmekte zorlanıyor.
ADALET ARAYIŞI Tabii sorunlar yalnızca savaş ve ekonomi konularıyla sınırlı değil.
Bir de Silivri’de süren İBB davasında simgeleşen ülkemizdeki hukuk ve adalet arayışı var.
Ülkenin kurucu ve birinci partisi CHP, siyaseten kuşatılmaya çalışılıyor.
Başta İstanbul’un seçilmiş büyükşehir başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere, birçok belediye başkanı yargı kıskacı altında bulunuyor.
İşte böyle bir ortamda “hak-hukuk-adalet” talebi yükseliyor.
Toplumun büyük çoğunluğu, açılan davaları ve belediyelere yönelik hamleleri “siyasi dava” olarak değerlendiriyor.
Silivri’deki davanın canlı yayınını sanıklar ve muhalefet ısrarla isterken iktidarın bundan kaçınması özellikle dikkat çekiyor.
TEMEL MESELE Öyle anlaşılıyor ki yaşanan siyasal, hukuksal ve ekonomik sorunları aşmanın yolu, iktidar değişiminden geçiyor.
İçinde bulunduğumuz bütün sorunlar burada düğümleniyor. 24 yıldır işbaşında bulunan siyasi iktidar artık tümüyle yorulmuş ve tükenmiştir.
Ancak değişimi bir türlü kabullenmemektedir.
Bugün yaşanan sorunların temelinde bu gerçeklik vardır.
İşte bunun için, öncelikli ve temel mesele, iktidarın sandıkta değişimini sağlamaktır.
Unutulmamalıdır ki bu iktidar gitmeden hiçbir ekonomik-sosyal sorun çözülemez.
İçinde bulunduğumuz koşullarda ne yeni bir anayasa yapılabilir ne de tam anlamıyla “terörsüz Türkiye” ye ulaşılabilir.
Bu bağlamda, tüm siyasal ve toplumsal muhalefet öncelikle iktidar değişimine odaklanmalıdır.
İNSANLIĞA AĞIT Bayram haftasında bayram sevincini duyumsayamayanlar olarak bizim de belleğimizin ve yüreğimizin kıvrımlarında günlerdir bir ağıdın tınıları dönenip duruyor...
Geçmişte bir emek direnişinde vurulan işçi Şerif Aygün için yakılan bu ağıt, sanatçımız Rahmi Saltuk ’un sesinden günümüze kadar ulaşıyor.
Biz de bugünlerde bu ağıdı halkımız ve tüm insanlık için söylüyoruz.
İçinde bulunduğumuz tüm olumsuzluklara karşın, yine de bayramınızı şimdiden iyi dileklerimizle kutluyoruz.
Tam da bayram öncesinde; “Bayram benim neyime” diyen bu ağıdın adeta yüreğimize kazınmış unutulmaz sözleriyle okurlarımızı selamlıyoruz: “... bitsin artık kara zulüm / bayram benim neyime / hep bize mi bunca ölüm / kan damlar yüreğime / ezilip duruyoruz / bayram benim neyime / iktidara yürüyoruz / gül damlar yüreğime.”