Haber Detayı

Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
25/03/2026 04:00 (3 saat önce)

Kurtuluş Savaşı'nda Nevruz Bayramları: “Ergenekon-Nevruz İlişkisinin Anlamı”

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı...

“Bugün Türklerin tarihi kurtuluş gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı.

Mektep talebesi takım takım Büyük Millet Meclisi önünde toplanmış, Ankara’daki askerî kıtalar tarafından büyük bir geçit resmi yapılmıştır.

Meclisin önündeki meydanda halk çoluk-çocuk toplanarak sevinçlerini ortaya koymuşlardır.” (İkdam, 23 Mart 1922) Mustafa Kemal (Atatürk) Nevruz kutlamalarında (1922) Bir Nevruz Bayramı daha geride kaldı.

Peki, nedir Nevruz?

Nevruz; Orta Asya’dan, İran’a, Mezopotamya’dan Anadolu’ya baharın gelişidir, doğanın uyanışıdır.

Eski Türklerde doğanın uyanışı yanında takvim değişikliğini de ifade eden bu bahar bayramı, “Nevruz-Ergenekon Bayramı” olarak kutlanmıştı.

Çünkü Ergenekon, Türklerin (Göktürklerin) yeniden doğuş destanıdır.

XI. yüzyılda Nizamü’l-Mülk, “Siyasetnâme” adlı eserinde ve Kâşgarlı Mahmut da “Divan-ı Lügati’t-Türk” te bu bayramın aynı zamanda yılbaşı olduğunu belirtirler.

Selçuklularda da Nevruz günü yılbaşı olarak kabul edilmişti.

Nevruz, Osmanlı döneminde de kutlanmıştı.

Ömer Seyfettin , 18 Mart 1914’te Tanin gazetesinde “Türklerin Milli Bayramı Yeni Gün: 9 (miladi 22) Mart)” başlıklı yazısında Türklerin “Nevruz-Ergenekon Bayramı”nın tarihini anlatmıştı.

Seyfettin yazısında, Türklerin “Yenigün” bayramının İranlılar tarafından “Nevruz”a dönüştürüldüğünü yazmıştı. “Her milletin hatırası kendi tarihine, kendi eski an’anelerine dokunan millî bayramları vardır.

Biz Türkler milliyetimize ait ne varsa kalbimizde bir acı duymadan unuttukça millî bayramımızı da muhafaza edememişiz.

Türklerin millî bayramını Acemler benimsemişler ve ‘Yenigün’ tâbirini ‘Nevrûz’a çevirmişler.” Ömer Seyfettin, yaptığı alıntılarla Türklerin Ergenekon’dan çıkışının “Yenigün Bayramı” olarak kutlandığını belirtmişti: “Yenigün biz Türklerin milli bayramıdır.

Tarihimiz, mazimiz, masallarımız, an’anelerimiz ve nihayet Ergenekon ve demir âyini bu millî bayramımızın bir efsane değil, millî ve içtimaî bir hakikat olduğunu meydana çıkarır.” Ömer Seyfettin, Ergenekon hatırasından ilham alan bugünün şairlerinin, bugünün Türklüğünün perişan ve esir halini Ergenekon’a benzettiklerini; bir kurtarıcı, bir bozkurt, bir Börteçene beklediklerini belirterek, “ Asıllarını seven Türk gençleri bu 100 milyon Türk’ün millî bayramına yabancı kalmamalı; 9 (miladi 22) Mart gününü en muazzez günlerin sırasına koymalıdır” demişti.

ERGENEKON NEVRUZ BAYRAMI 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.

Mondros’tan sonra Türkiye’nin işgali başladı.

Ömer Seyfettin’in 1914’teki yazısında beklediği o “kurtarıcı” , o “bozkurt” , yaklaşık 4 yıl sonra, işte o işgal günlerinde ortaya çıktı, üstelik bir bahar ayında...

Beklenen o kurtarıcı Mustafa Kemal’di.

Mustafa Kemal‘in Samsun’a çıktığı 1919 yılının 19 Mayıs günü ise Türklerin bir kere daha Ergenekon’dan çıkış sürecinin başladığı yeni bir gündü. 23 Nisan 1920’de TBMM açıldı.

Yunan orduları, 21 Mart 1921’de, Nevruz öncesinde bütün cephelerden taarruz hazırlığına başladılar.

Hedefleri Ankara ve Büyük Millet Meclisi’ydi.

Buna karşın, 21 Mart 1921 tarihinde, halk ve öğrenciler sokaklara, Ankara’nın belirli çayırlıklarına, meydan yerlerine toplanmış, Nevruz Bayramı’nı kutlamıştı.

Kütahya Milletvekili Besim (Atalay) Bey, Hâkimiyet-i Millîye’deki “Ergenekon-Nevruz” başlıklı yazısında şöyle demişti: “Milletler her ne şekilde yaşarlarsa yaşasınlar, her nereye giderlerse gitsinler, onların aralarında asırların söküp götüremediği birçok ananeler devam eder durur.

İşte, ‘Nevruz’ adı konmuş ‘Ergenekon’ bu suretle pes-zinde hâlinde yaşamakta olan bir ananemizdir.

Şeklini değiştirmiş olmasına rağmen hâlâ ölmemiş ve her sene yarı bir bayram havasında yaşanmaktadır. (…) Türkler Ergenekon’dan mart dokuzunda çıktığı için her yıl dokuz martta bayram yaparlar, (Güneş Takvimi ve Ay Takvimi arasında 13 günlük fark vardır.

Bu nedenle 9 Mart, 22 Marta karşılık gelir) demir döverler, ateş yakarlar, kurt başlı bayrakları takdis ederlermiş.

Acemleşen Batı Türkleri bu bayramı Acem bayramı olarak kabul etmişlerdir.

Bu Ergenekon hadisesinden çıkacak mühim netice, bizim bugünkü Millî Mücadele’mizle benzeşmesidir.

Dokuz kişiden türeyerek düşmanlarından intikam alan Türk soyunun, bugün de kendi varlığına kastedenlere karşı silahlanarak yarın muvaffakiyetini temin edeceğine ve ulu Tanrı’nın yardımı ve milletin gayretleriyle kara günlerden kurtulacağına eminim.” Açıkça görüldüğü gibi Besim Atalay , I.

Dünya Savaşı’nı kaybeden Türklerin, işgallere karşı Anadolu’nun içlerinde başlattıkları Milli Mücadele’yi (Kurtuluş Savaşı’nı) Ergenekon’a benzetiyor.

Bu mücadelenin (savaşın) kazanılmasıyla Türklerin “kara günlerden kurtulacağını” belirtiyor.

TÜRKLERİN KURTULUŞ BAYRAMI Nevruz Bayramı, 1922 yılında daha büyük bir coşkuyla kutlanmıştı.

Sakarya Zaferi’nden hemen sonra, Türk ordusu derlenip toparlanmaya çalışıyordu.

Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922 günü cepheye gitmiş, durumu yerinde incelemiş, ordunun son hazırlıklarını gözden geçirmişti. 1922 yılında Nevruz Bayramı, 22 Mart Çarşamba günü, TBMM önünde ve Taşhan Meydanı’nda resmi törenlerle kutlanmıştı.

Ziraat Mektebi’nin altındaki çayırlık alana büyük bir çadır kurulmuştu.

Ankaralılar da bu çayırın etrafında halkalar hâlinde toplanmıştı.

Öğrencilerin heyecanlı konuşmalarının ve şiirlerinin ardından törenler başlamıştı.

Ertesi gün gazeteler, “Ankara’da Ergenekon Günü kutlandı.

Meclis önünde geçit töreni yapıldı.

Öğrenciler ve halk da Meclis önünde toplandı” diye yazmıştı: “Resmigeçit dün bütün göğüsleri kabartacak derecede muntazam olmuştur.

Nevruz, ananevi ve halkımızın rivayet ettiği seyirlik, gezintiye çıkmak, servet, zenginlik, sevinç günüdür.

O an eski anane ve âdete uyarak tüm askerlerimiz daha sabahtan şehir içinde harekete başlamıştır.

Mecliste de, bütün milletvekilleri ve bakanlar toplanmış olduğu gibi hariçte de binlerce halk toplanmıştır.

Uzaktan Karaoğlan Çarşısı yönünden musikisi işitilmeye başlayınca kahraman askerlerimizi görmek için halktaki heyecan artmıştır.

Meclis kapısının önünde bir polis müfrezesi iki taraflı sıralanmıştı.

Meclis azası, Meclis bahçesinde ve balkonlarda bulunuyordu.

Bando gelerek karşıda durdu ve geçit resmine karşı musiki marşlar devam ediyordu.

Sırasıyla kıtalar gayet muntazam elbise, teçhizat ve kahramanlara yakışan alçak gönüllü bir tavır ve intizam ile Meclis’in ve halkın alkışları arasında geçti.” 23 Mart 1922 Perşembe günü çıkan İkdam gazetesinde “Türklerin Halas (Kurtuluş) Günü” başlığı altında Nevruz kutlamalardan şöyle söz edilmişti: “Bugün Türklerin tarih-i kadde halas (kurtuluş) gününe yani Ergenekon’a tesadüf ettiği için Ankara’da sevinç gösterileri yapıldı.

Mektep talebesi takım takım Büyük Millet Meclisi önünde toplanmış, Ankara’daki askerî kıtalar tarafından büyük bir geçit resmi yapılmıştır.

Meclisin önündeki meydanda halk çoluk-çocuk toplanarak sevinçlerini belirterek ortaya koymuşlardır.” CUMHURİYETTEN ÖNCEKİ SON NEVRUZ BAYRAMI Nevruz Bayramı 1923’te de büyük bir coşkuyla kutlanmıştı. 23 Mart 1923 tarihli Yeni Gün gazetesinden okuyalım: “Dün Nevruz’a tesadüf ediliyordu.

Hava biraz serin olmakla beraber güneşlidir.

Kışın karlı ve çamurlu günlerini basık tavanlı evlerinde geçiren Ankara sakinleri Nevruz dedikleri bu güzel günü temiz hava, bol güneş olarak ve taze bir neşe içinde karşıladılar.

Kadın-erkek büyük bir halk kalabalığı akın akın kırlara çıkarak, hava alıp birbirlerini gördüler.

Şehir haricine taşan kalabalık arasında temiz elbiseler içinde iki kız varken, mektepliler bilhassa dikkatimi çekiyordu.

Mesirelere öğretmenler ile dökülen bu yavrucaklar baharı içlerinde taşıyor gibiydiler.

Dün Samanpazarı Cebeci’ye kadar bütün Bendderesi ve istasyonu şehre rapteden yollar Nevruz’u kutlamaya çıkan halk ve mektepliler ile dolu idi.

Akşama doğru aynı aheste adımlarla şehre döndüler, güzel bir gün geçirmekten mutlu, memnuniyetle yorgunluklarını unutmuş bulunuyorlardı.

Bugün cuma olduğu için hava güzel giderse, Nevruz devam edecek demektir.” ANKARA ERGENEKONU Nevruz Bayramı kutlamaları Erken Cumhuriyet Döneminde de çeşitli etkinliklerle devam etmişti.

Nevruz, resmi olarak milli bayramlar arasında yer almamasına karşın halk tarafından kutlanmıştı. 1930’larda Türk tarihindeki “Ergenekon Efsanesi” ile Türk Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması arasında bir özdeşlik kurulmuş; ulusal direnişin karargâhı Ankara, Türk ulusunun yeni Ergenekon’u olarak görülmeye başlanmıştı.

Örneğin, 27 Aralık 1932’de, Ankara Halkevi sahnesinde –Atatürk’ün Ankara’ya gelişi kutlamaları kapsamında- Ergenekon piyesi sergilenmişti.

Behçet Kemal (Çağlar), “Ergenekon” adlı bir perdelik piyesi bir arkadaşıyla Atatürk’ün huzurunda oynamıştı.

Piyesin ilk sahnesinde Ergenekon Efsanesi, ikincide ise Ankara Ergenekonu anlatılıyordu.

Behçet Kemal Çağlar’ın ifadesiyle “İki Ergenekon’u birbirine bağlayan bu piyeste, dağlar demircinin çekici ile parçalanınca, Ankara görünüyor ve kaybolan Bozkurt’un yerine Atatürk’ün silueti ufukta güneş gibi parlıyordu.” Böylece Ergenekon Efsanesi’nde Türklere yol gösteren bozkurtun yerini “Ankara Ergenekonu”nda Türklere yol gösteren Mustafa Kemal Atatürk alıyordu.

KURTULUŞ SAVAŞI’NDA ERGENEKON-NEVRUZ İLİŞKİSİ Her şeyden önce Nevruz, bahar bayramıdır; doğanının her yıl yeniden uyanışının bayram coşkusuyla kutlanmasıdır.

Nevruz, belli bir etnik kökenin, belli bir inancın, dinin veya mezhebin değil, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya, Mezopotamya’dan Anadolu’ya doğayla bütünleşen, dayanışma ruhuna sahip, farklılıklarıyla bir arada duran, yan yana yaşamayı becerebilen insanların bayramıdır.

Nevruz ölümün değil yaşamın, savaşın değil barışın, bölünmenin değil birleşmenin bayramıdır.

Nevruz eli kanlı terör örgütlerinin değil, gerektiğinde demir dağları eritip kurtuluşa ulaşma becerisine sahip Türk ulusunun; Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının -Ergenekon’dan çıkışa göndermeyle- her bahar yeniden doğuşunun bayramıdır.

Ergenekon-Nevruz Bayramı Türk kültürünün tarihi zenginliklerinden biridir.

Bu nedenledir ki, 1914 yılında Ömer Seyfettin Nevruz’u, “Türklerin Milli Bayramı Yenigün” diye adlandırırken, 1921 yılında Besim Atalay Nevruz’u, “Ergenekon-Nevruz” olarak adlandırmıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında (özellikle 1921, 1922 ve 1923 yıllarında) Anadolu’da özellikle Ankara’da Nevruz Bayramı olabildiğince coşkuyla kutlanmıştır.

Ergenekon Destanı’nda Türklerin Ergenekon’dan çıkıp kurtulmaları ile Kurtuluş Savaşı’nda Türklerin Anadolu’da kendilerini kurtarmaları arasında özdeşlik kurulmuştur.

Böylece Kurtuluş Savaşı yıllarındaki Nevruz Bayramları, işgale karşı direnişin, emperyalizme karşı tam bağımsızlığın, ölüme karşı yaşamın, kısacası Anadolu’nun ortasına sıkıştırılıp orada yok edilmek istenen Türk ulusunun kurtuluşunun ve yeniden doğuşunun sembolü olmuştur.

KAYNAKÇA - Abdulhalük M.

Çay, Türk Ergenekon Bayramı Nevruz, 4.

Bas., Ankara, 1991. - Abdullah Şengül, “Türk Kültürüne Nevruz ve Anadolu’da Nevruz Kutlamaları”, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, S.26, s. 61-73. - Behçet Kemal Çağlar, “Ergenekon”, Ülkü Mecmuası (Seçmeler), Ankara, 1982. - M. Âkif Tural, “Millî Mücadele ve Atatürk Devrinde Nevruz Kutlamaları”, Türk Dünyasında Nevruz Üçüncü Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 2000. - Ömer Seyfettin, “Türklerin Milli Bayramı Yenigün: 9 Mart” , Tanin, S. 1879, 5 Mart 1330 -18 Mart 1914, s. 3-4. - “Ömer Seyfettin: Türklerin Milli Bayramı”, https://www.kutluyol.org.tr/omer-seyfeddin-turklerin-milli-bayrami/amp/ (Son Erişim, 23 Mart 2026) - Ramazan Korkmaz, “Çıldır’daki Nevruz Törenleri ve Bu Törenlerin Şamanik Kültürle İlişkisi”, Türk Dünyasında Nevruz Üçüncü Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara, 2000. - İkdam, Hâkimiyet-i Milliye, Tanin, Yeni Gün gazeteleri.

İlgili Sitenin Haberleri