Haber Detayı

Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde
Sektör haberleri dunya.com
08/05/2026 00:00 (4 saat önce)

Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde

TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, mal ihracatının milli gelire oranındaki düşüşün Türkiye açısından ‘sanayisizleşme riski’ yarattığını belirterek, emek yoğun sektörlerin teknoloji, tasarım ve marka değeriyle dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Ferit PARLAKTürkiye Giyim Sanayi­cileri Derneği (TGSD) kuruluşunun 50’nci yı­lını kutladı.

Gerçekleşen et­kinlikte konuşan TGSD Müş­terek Başkanı Toygar Narbay, “Mal ihracatının GSYH’ye oranını, sanayileşme seviyesi açısından önemli bir göster­ge.Bu oran 2022’de yüzde 27 seviyesindeyken 2025 sonun­da yüzde 18’in altına geriledi; Orta Vadeli Program çerçe­vesinde 2028 için öngörülen oran ise yüzde 16,4.

Dünya or­talaması yaklaşık yüzde 22-25 bandındayken ülkemizde olu­şan bu tablo, sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğu­muzu açık biçimde ortaya ko­yuyor” dedi.

Narbay, “Türkiye açısından mesele, emek yoğun sektörleri geride bırakmak ye­rine bu sektörleri daha yüksek verimlilik, güçlü tasarım ka­pasitesi, ileri teknoloji kulla­nımı ve yüksek marka değeriy­le yeni bir aşamaya taşımak­tır” diye konuştu.Avrupa’nın uzun yıllar bo­yunca üretiminin önemli bir bölümünü üçüncü ülkelere bı­rakan yaklaşımının bugün tek­noloji geliştirememe, tekno­lojik gelişimde geride kalma, stratejik bağımlılık, kırılgan tedarik zincirleri ve istihdam kaybı olarak geri döndüğünü vurgulayan Narbay, Çin’in ise bunun tersine düşük ve orta teknolojili üretimi sistemin dışına itmeden, bu alanların üzerine yüksek teknoloji ve inovasyon kapasitesi inşa etti­ğini ifade etti.Zayıf üretimle, kapasite değil yarını da kaybederizToygar Narbay sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa ör­neği bize üretimden uzaklaş­manın uzun vadeli maliyeti­ni gösteriyor.

Çin örneği ise üretim ekosistemini koruya­rak yukarı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.

Bir ülkede üretim tabanı zayıf­ladığında yalnızca bugünkü kapasite kaybedilmez; yarı­nın tasarım, teknoloji, marka ve inovasyon imkanı da dara­lır.

Bu nedenle hazır giyim gi­bi yüksek istihdam, ihracat ve katma değer yaratan, ülkemi­zin üretim hafızası olan sek­törlerimizi korumalı, bu eko­sistemi daha da büyütmeliyiz.”Kaslarımızı ve insan kaynağımızı korumalıyızKüresel tedarik zincirlerin­de yaşanan dönüşümün Tür­kiye için yeni fırsatlar yarattı­ğını ifade eden Narbay, Türk hazır giyim sektörünün dün­yanın ikinci büyük tedarik zin­ciri ve beşinci büyük üreticisi olarak alıcılar açısından güç­lü bir havza olduğunu ancak yüksek maliyetlerin rekabet­çiliği azalttığını belirtti.

Avan­tajların korunması için ölçek, finansman, iş gücü ve reka­betçilik başlıklarında sektö­rün desteklenmesi gerektiği­ni söyleyen Narbay, “Bugün dünyada tedarik zincirleri ye­niden şekilleniyor.Jeopoli­tik riskler, lojistik maliyetleri, hızlı teslimat ihtiyacı ve güve­nilir tedarik arayışı Türkiye’yi yeniden çok önemli bir konu­ma taşıyabilir.

Ancak bu fırsat kendiliğinden kalıcı siparişe dönüşmez.

Üretim kaslarımı­zı, nitelikli insan kaynağımızı ve ölçeğimizi korumamız ge­rekiyor.

Ölçek kaybı yaşandı­ğında sanayicinin dijitalleş­me, yeşil dönüşüm, tasarım, markalaşma ve yeni pazarlara açılma kapasitesi de zayıflar” açıklamasında bulundu.“2040’a kadar somut bir çerçeve sunduk”TGSD’nin 2026-2040 Sek­törel Stratejik Yol Haritası’nın bu anlayışla hazırlandığını be­lirten Narbay, sektörün yeni­den konumlanması için somut bir çerçeve sunduklarını kay­dederek, “2026-2028 dönemi­ni stabilizasyon, 2028-2034 dönemini değişim ve dönü­şüm, 2034-2040 dönemini ise ‘Türkiye Markası’ekseninde daha yüksek katma değerli ya­pı inşa etme dönemi olarak gö­rüyoruz.

İlk aşamada bozulan bilançoların onarılması, işlet­melerin sermaye yapısının ko­runması ve firmaların orta va­deli dönüşüme hazırlanması gerekiyor.

Ardından daha yük­sek katma değerli üretim, pa­zar çeşitliliği, markalaşma, di­jitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarında güçlü bir sıçra­ma hedefliyoruz” şeklinde ko­nuştu.“Doğru politika ve destekle yeniden konumlanabiliriz”Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Narbay,“Türk hazır giyim sektörünün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %1,34 düşüşle 5,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

İthalat yılın ilk çeyreğinde %2 artışla 1,05 milyar dolara çıkarken tekstil ve ham maddeleri ihracatı ise %1,8 geriledi.2025 yılı sonuna göre sektör maliyetlerimizin dolar bazında 13-14 puan arttığı bu dönem, kapanmaları da beraberinde getirdi.

Yılın ilk iki ayında 651 hazır giyim, 202 tekstil olmak üzere toplam 853 işletme kapandı; ilk üç ayda 85 firma konkordato ilan etti.

İki sektörün ilk iki ayda istihdam kaybı ise 8 bin 204’e ulaştı” dedi.Narbay, yılın geri kalanına ilişkin şöyle konuştu: “Küresel talep, jeopolitik riskler, enerji ve lojistik maliyetleri ile finansman koşulları sektörümüz üzerinde belirleyici olacak.

Körfez’de ortaya çıkan durum dolayısıyla kısa vadede siparişler ülkemize geldi.

İç ve dış koşullarda ilave bir bozulma yaşanmaz, tedarik zincirlerindeki yeni arayışlar doğru ekonomi politikalarıyla desteklenirse sektör yılın ikinci yarısında suyun üzerine çıkmaya başlayabilir.

Doğru adımlar atılırsa 2026, hazır giyimde yeniden konumlanmanın ilk eşiği olabilir. 2026-2028 dönemi kritik önem taşıyor.”

İlgili Sitenin Haberleri