Haber Detayı
Narbay: Emek yoğun sektörler dünya ortalamasının gerisinde
TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, mal ihracatının milli gelire oranındaki düşüşün Türkiye açısından ‘sanayisizleşme riski’ yarattığını belirterek, emek yoğun sektörlerin teknoloji, tasarım ve marka değeriyle dönüşmesi gerektiğini söyledi.
Ferit PARLAKTürkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) kuruluşunun 50’nci yılını kutladı.
Gerçekleşen etkinlikte konuşan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, “Mal ihracatının GSYH’ye oranını, sanayileşme seviyesi açısından önemli bir gösterge.Bu oran 2022’de yüzde 27 seviyesindeyken 2025 sonunda yüzde 18’in altına geriledi; Orta Vadeli Program çerçevesinde 2028 için öngörülen oran ise yüzde 16,4.
Dünya ortalaması yaklaşık yüzde 22-25 bandındayken ülkemizde oluşan bu tablo, sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya olduğumuzu açık biçimde ortaya koyuyor” dedi.
Narbay, “Türkiye açısından mesele, emek yoğun sektörleri geride bırakmak yerine bu sektörleri daha yüksek verimlilik, güçlü tasarım kapasitesi, ileri teknoloji kullanımı ve yüksek marka değeriyle yeni bir aşamaya taşımaktır” diye konuştu.Avrupa’nın uzun yıllar boyunca üretiminin önemli bir bölümünü üçüncü ülkelere bırakan yaklaşımının bugün teknoloji geliştirememe, teknolojik gelişimde geride kalma, stratejik bağımlılık, kırılgan tedarik zincirleri ve istihdam kaybı olarak geri döndüğünü vurgulayan Narbay, Çin’in ise bunun tersine düşük ve orta teknolojili üretimi sistemin dışına itmeden, bu alanların üzerine yüksek teknoloji ve inovasyon kapasitesi inşa ettiğini ifade etti.Zayıf üretimle, kapasite değil yarını da kaybederizToygar Narbay sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa örneği bize üretimden uzaklaşmanın uzun vadeli maliyetini gösteriyor.
Çin örneği ise üretim ekosistemini koruyarak yukarı çıkmanın mümkün olduğunu ortaya koyuyor.
Bir ülkede üretim tabanı zayıfladığında yalnızca bugünkü kapasite kaybedilmez; yarının tasarım, teknoloji, marka ve inovasyon imkanı da daralır.
Bu nedenle hazır giyim gibi yüksek istihdam, ihracat ve katma değer yaratan, ülkemizin üretim hafızası olan sektörlerimizi korumalı, bu ekosistemi daha da büyütmeliyiz.”Kaslarımızı ve insan kaynağımızı korumalıyızKüresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşümün Türkiye için yeni fırsatlar yarattığını ifade eden Narbay, Türk hazır giyim sektörünün dünyanın ikinci büyük tedarik zinciri ve beşinci büyük üreticisi olarak alıcılar açısından güçlü bir havza olduğunu ancak yüksek maliyetlerin rekabetçiliği azalttığını belirtti.
Avantajların korunması için ölçek, finansman, iş gücü ve rekabetçilik başlıklarında sektörün desteklenmesi gerektiğini söyleyen Narbay, “Bugün dünyada tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor.Jeopolitik riskler, lojistik maliyetleri, hızlı teslimat ihtiyacı ve güvenilir tedarik arayışı Türkiye’yi yeniden çok önemli bir konuma taşıyabilir.
Ancak bu fırsat kendiliğinden kalıcı siparişe dönüşmez.
Üretim kaslarımızı, nitelikli insan kaynağımızı ve ölçeğimizi korumamız gerekiyor.
Ölçek kaybı yaşandığında sanayicinin dijitalleşme, yeşil dönüşüm, tasarım, markalaşma ve yeni pazarlara açılma kapasitesi de zayıflar” açıklamasında bulundu.“2040’a kadar somut bir çerçeve sunduk”TGSD’nin 2026-2040 Sektörel Stratejik Yol Haritası’nın bu anlayışla hazırlandığını belirten Narbay, sektörün yeniden konumlanması için somut bir çerçeve sunduklarını kaydederek, “2026-2028 dönemini stabilizasyon, 2028-2034 dönemini değişim ve dönüşüm, 2034-2040 dönemini ise ‘Türkiye Markası’ekseninde daha yüksek katma değerli yapı inşa etme dönemi olarak görüyoruz.
İlk aşamada bozulan bilançoların onarılması, işletmelerin sermaye yapısının korunması ve firmaların orta vadeli dönüşüme hazırlanması gerekiyor.
Ardından daha yüksek katma değerli üretim, pazar çeşitliliği, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik başlıklarında güçlü bir sıçrama hedefliyoruz” şeklinde konuştu.“Doğru politika ve destekle yeniden konumlanabiliriz”Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Narbay,“Türk hazır giyim sektörünün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %1,34 düşüşle 5,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
İthalat yılın ilk çeyreğinde %2 artışla 1,05 milyar dolara çıkarken tekstil ve ham maddeleri ihracatı ise %1,8 geriledi.2025 yılı sonuna göre sektör maliyetlerimizin dolar bazında 13-14 puan arttığı bu dönem, kapanmaları da beraberinde getirdi.
Yılın ilk iki ayında 651 hazır giyim, 202 tekstil olmak üzere toplam 853 işletme kapandı; ilk üç ayda 85 firma konkordato ilan etti.
İki sektörün ilk iki ayda istihdam kaybı ise 8 bin 204’e ulaştı” dedi.Narbay, yılın geri kalanına ilişkin şöyle konuştu: “Küresel talep, jeopolitik riskler, enerji ve lojistik maliyetleri ile finansman koşulları sektörümüz üzerinde belirleyici olacak.
Körfez’de ortaya çıkan durum dolayısıyla kısa vadede siparişler ülkemize geldi.
İç ve dış koşullarda ilave bir bozulma yaşanmaz, tedarik zincirlerindeki yeni arayışlar doğru ekonomi politikalarıyla desteklenirse sektör yılın ikinci yarısında suyun üzerine çıkmaya başlayabilir.
Doğru adımlar atılırsa 2026, hazır giyimde yeniden konumlanmanın ilk eşiği olabilir. 2026-2028 dönemi kritik önem taşıyor.”