Haber Detayı
İthalatta yeni rekor! Ekonomide dışa bağımlılık artıyor...
Son yıllarda Türkiye'nin tüketim malları ithalatı hızla arttığı ortaya çıktı. Bu artışın ithalat bağımlılığını körükleyip ekonomik sürdürülebilirliği tehdit etmesi dikkat çekti.
Son iki yıldır uygulanan döviz kuru baskısı ve yüksek enflasyon karşısında Türkiye'nin dış ticaret dengesi giderek bozuluyor.
Döviz kuru üzerinde oluşturulan baskılar, Türk firmalarının ihracat alanındaki fiyat rekabetçiliğini zayıflatırken, bu durum ülkeyi ‘ithalatçı cenneti’ olma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin ihracatı yüzde 4,5 artarken, ithalatı ise yüzde 6,3 oranında bir artış gösterdi.
İthalatın hızla artmaya devam etmesi, özellikle tüketim malları ithalatındaki patlama, ekonominin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. 2022 yılında 30,5 milyar dolar olan tüketim malları ithalatı, 3 yıl içinde neredeyse iki katına çıkarak 2025 yılı sonunda 59,2 milyar dolara ulaşması, ithalat bağımlılığının ne denli arttığını gözler önüne seriyor.
DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR Türkiye’nin dış ticaret dengesindeki bu bozulmanın en dikkat çekici yönü, ihracatın artarken ithalatın daha hızlı bir şekilde yükselmesidir. 2025 yılına ait veriler, Türkiye'nin ihracatının yüzde 4,3 artarak 261,9 milyar dolara çıktığını, ancak ithalatın yüzde 6,5 artarak 365,5 milyar dolara yükseldiğini gösteriyor.
Bu fark, ekonominin dışa bağımlılığını artırırken, Türkiye’nin üretim kapasitesini artırmak için gerekli olan yatırım malları ithalatının da hızla arttığını ortaya koyuyor. 2025 yılında yatırım malları ithalatı, yüzde 8,4 artarak 54,9 milyar dolara ulaşırken, bu artışın yanında tüketim malları ithalatının yüzde 8,8 oranında bir artışla 59,2 milyar dolara yükselmesi, ülkenin ithalat dengesinin ne denli bozulduğunu gözler önüne seriyor.
TÜKETİM MALLARINDAKİ ARTIŞ ENDİŞE VERİCİ Tüketim malları ithalatındaki artış, son derece endişe verici bir tabloya işaret ediyor. 2021 yılında 24,1 milyar dolar olan bu ithalat, 2025 yılında 2,5 katına çıkarak 59,2 milyar dolara ulaştı.
Tüketim malları ithalatının, toplam ithalat içindeki payı ise yüzde 8,4’ten yüzde 16,2’ye çıkarak tarihi zirveye ulaştı.
Bu durum, Türkiye’nin ithalata dayalı bir ekonomiye dönüşme riskini artırıyor ve yerli üretim yerine ithal malların daha cazip hale geldiğini gösteriyor.
Özellikle 2024 sonrasında tüketim malları ithalatının yatırım mallarını geçmesi, ekonominin üretim kapasitesinden çok tüketim odaklı büyümeye doğru kaymaya başladığını düşündürüyor.
TEKNOLOJİ VE OTOMOTİV SEKTÖRLERİNDE GERİYE GİDİŞ!
İthalatın en fazla arttığı sektörlerin başında petrol ve petrol ürünleri geliyor.
Ancak burada dikkat çeken bir gelişme, bu kalemdeki ithalatın geçen yıl yüzde 4,6 oranında gerileyerek 62,6 milyar dolara düşmesidir.
Diğer yandan, makine ve ekipmanlar ile otomotiv ve yan sanayi ürünlerinin ithalatı ise önemli bir artış göstermiştir.
Özellikle otomotiv ithalatı, yüzde 16,4 artarak 36,8 milyar dolara ulaşırken, elektronik cihazlar ve ekipmanları ithalatı da yüzde 10,1 artışla 29,9 milyar dolara yükseldi.
Bu artışlar, Türkiye’nin teknoloji ve otomotiv gibi ithalata dayalı sektörlerde giderek daha fazla dışa bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
TEKNOLOJİ YOĞUN İTHALATININ YÜKSELMESİ İthalatın teknolojik yoğunluğuna bakıldığında ise, yüksek teknolojili ürünlerin ithalatında dikkat çekici bir artış gözlemleniyor. 2025 yılında yüksek teknolojili ürün ithalatı yüzde 14,2 artarak 35,4 milyar dolara ulaşırken, orta-yüksek teknolojili ürünlerin ithalatı da yüzde 7,8 artarak 132,3 milyar dolara yükseldi.
Bu da Türkiye'nin teknoloji odaklı üretim altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde dışa bağımlılığın giderek artacağını ortaya koyuyor.