Haber Detayı

Hâkim dövmenin dayanılmaz hafifliği
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
08/01/2026 04:00 (1 gün önce)

Hâkim dövmenin dayanılmaz hafifliği

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Adalet bakanı sıkça aynı cümleyi kullanıyor: Türkiye bir hukuk devletidir.

Gelgelelim, çoğu kişiyi ikna edemiyor.

İkna etme şansı da yok.

Çünkü neyin ne olduğunu ancak çizginin öbür tarafındakiler anlayabiliyor.

Çizginin öbür tarafına nasıl geçilir?

Yani yargılayan nasıl mağdur olur da hukuk arar?

Nasıl “hukuk arama mücadelesi” ne karışır?

Biliyorum, zor.

Ama “yapılmışı var” dedikleri bir dosya var.

Önümde duruyor.

Üstelik yargı ağlarını karıştırmış.

Şöyle anlatayım...

BOŞANMA ÇATIŞMAYA DÖNDÜ E.K. 30 yaşında genç bir hâkim.

Büyükçekmece Adliyesi’nde görevli.

Başından geçenlere kadar tıpkı adalet bakanı gibi “Türkiye bir hukuk devletidir” diye düşünüyordu.

Geçen 29 Haziran’da evlendi.

Evliliklerinin ilk günlerinden itibaren eşi D.K. ile geçimsizlik yaşıyorlardı.

Ağustos ayında, yıllık izinde, E.K’nin memleketi Ordu’ya gitmişlerdi.

E.K’nin ailesi ile eşi anlaşamıyordu.

Yine tartıştılar.

Boşanmayı konuştular.

Eşi eşyalarını toplayıp İstanbul’a geldi.

Hâkim E.K. küstüğü eşinin peşinden gitmedi.

İki hafta iki eş birbirlerini aramadılar.

İki hafta sonra, 31 Ağustos’ta, Hâkim E.K.

İstanbul’a evine geldi.

Ancak eşi kapının kilidini değiştirmişti.

Eşine mesaj attı.

Eşi “Bekle” dedi.

Her şey bundan sonra başladı.

Hayır, konumuz iki eş arasında olanlar değil.

Zaten o konular bu köşenin meselesi değil.

E.K. eşini beklerken eşinin ağabeyi geldi.

Belinde silah vardı.

Kardeşiyle boşanma aşamasındaki E.K’ye öfkeliydi.

Önce biraz konuştu.

Sonra hakaret etti.

Tehdit etti.

Sonra “Seni evde bekliyorlar” diyerek arabayla diğer kız kardeşinin evine götürdü.

Hâkim E.K’nin verdiği ifadeye göre evde yedi kişi vardı.

Kayınpederi, eşinin abisi, bacanağı, bacanağının babası, eşi, eşinin kız kardeşi, eşinin annesi.

HÂKİME TEKME TOKAT DAYAK Bir süre hakaret edilince kalkıp gitmek istedi.

Ancak o kadar kolay olmadı.

İfadesinden aktarayım: “Eşimin babası ‘Şunun telefonunu alın, kapıyı kilitleyin, gitmesine izin vermeyin’ dedi.

Kapıyı kilitlediler.

Oturma odasının kapısını kapattılar.

Ben odadan çıkmaya çalışırken kayınpederim boğazımı tutup yüzüme sert bir şekilde tokat attı.

Ben bu sırada yere düştüm.

Kayınpederim ve kayınbiraderim başıma yumrukla ve sopayla ve sert bir cisimle vurmaya başladılar.

Ben bu sırada yerdeydim.

Bilincimi kaybetmek üzereydim.

Öldüresiye vuruyorlardı. ‘Yardım edin’ diye bağırdım.

Kayınpederimin, bacanağım O.A ’ ya ‘Bunun hâkimlik kariyerini bitireceksin’ dediğini duydum.

Apartmandakiler polisleri aramışlar.

Polisler de geldi.

Ev sahibi olan bacanağım O.A., polislere avukat olduğunu söyleyip, aile içi mesele deyip, polislerin işlem yapmasına engel olup ikametten uzaklaşmasını sağlamış.

Yaklaşık 1-2 saat bu evden çıkamadım.

Olaydan sonra dayımın ikametine gittim.

Kıyafetim kanlıydı.

Dudağımda kanama vardı.

Kafamda şişlikler hâlâ durmaktadır.

Biraz kendime geldikten sonra Bahçelievler Devlet Hastanesi’ne giderek rapor aldım.

Rapordan sonra ise karakola gittim.” ‘HATIRLI’ İSME DOKUNMAK ZOR O gün saat 16.31’de verilen doktor raporunda darp izleri yer almış.

Öte yandan hâkim E.K., olayın başından itibaren cebindeki telefonun kayıt tuşuna basarak 1 saat 53 dakika boyunca yaşananları kaydetmiş.

Bunun çözümlemesini yaptırarak da dosyaya eklemiş.

Dayak seslerinin de olduğu kayıttan, aile saldırısının hâkim E.K’nin aralarındaki tartışma sonrası iki hafta eşini arayıp sormamasından, ayrıca düğün altınlarının nasıl bölüşüleceğinden kaynaklandığı anlaşılıyor.

Dedim ya “Hâkimlik yaptığı ülkede hukuk var” diye düşünüyordu diye...

Kendisini bir eve kilitleyip öldüresiye dövenlerin gözaltına alınacağını, hızla cezalandırılacağını sanıyordu.

Gelgelelim bilmediği bir şey vardı...

Alıkonduğu evin sahibi olan bacanağının iktidarla arası iyiydi.

Devletin elindeki kuruluşlardan birinin kurum avukatlığını yapıyordu.

AKP’li eski bir milletvekili ile çalışıyordu.

Halihazırda görevdeki bir milletvekilinin gayrı resmi danışmanlığını yürütüyordu.

İktidara yakın bir hukuk derneğinde görevdeydi.

Haliyle hâkim döven o isimleri gözaltına almak o kadar kolay değildi.

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’ndaki dosya üç buçuk ay rafta bekledi. 25 Aralık’ta, yedi kişinin tamamı hakkında, “delil yetersizliği” nedeniyle, kişiyi zorla alıkoymak dahil çeşitli suçlardan “Kovuşturmaya yer yok” kararı verildi.

Öte yandan olay bu kararla kapatılamayacak kadar büyüktü.

Ortada ölüm tehditlerinin olduğu ses kaydı ve darp raporu duruyordu.

Devletin hâkimi de “Dövüldüm” diyordu.

Hâkim E.K’nin eşinin ağabeyi ve babası hakkında hakaret ve basit yaralamadan, alıkonduğu evin sahibi olan “hatırlı” bacanak hakkında ise hakaretten soruşturmanın devamına karar verildi.

Üç isim adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

Öğrendim ki bir zamanlar “Türkiye bir hukuk devletidir” diyen hâkim E.K., siyasetin yargı üzerindeki gücünü görünce artık bu fikirde değilmiş.

Hukukun sınırlarını hâkimlikten hak aramaya geçtiğinde görmüş.

Kısacası “hukuk devleti” çizginin hangi yanında olduğunuza göre değişir.

Bir tarafında hâkim dövüp serbest kalırken öte tarafında mahkeme kararı eleştirip tutuklanabilirsiniz!

Çizgiler ortadan kalktıkça dünya gözümüze bütün gerçekliğiyle görünecek.

İlgili Sitenin Haberleri