Haber Detayı

Bir memurun ortalama borcu 215 bin lira: 'Hiçbir iktisat teorisi bu 'gelir adaletsizliğini' meşrulaştıramaz'
Ekonomi cumhuriyet.com.tr
08/01/2026 04:00 (1 gün önce)

Bir memurun ortalama borcu 215 bin lira: 'Hiçbir iktisat teorisi bu 'gelir adaletsizliğini' meşrulaştıramaz'

Ortalama bir memurun sırtında 215 bin liralık bir borç yükü bulunduğunu söyleyen Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Furkan Ali Çiftçioğlu, “Memurun geçim derdi çektiği ortamda nitelikli kamu hizmeti sunulamaz” dedi. Çiftçioğlu, memur maaşıyla geçinmenin hiçbir matematik formülüyle hesaplanamayacağını ve hiçbir iktisat teorisinin bu 'gelir adaletsizliğini' meşrulaştıramayacağını açıkladı.

TÜİK 2025 yılı enflasyonunu yüzde 30.89 olarak açıkladı.

Bununla birlikte milyonlarca memur ve memur emeklisinin alacakları zam oranları da belli oldu.

Memur ve memur emeklilerinin maaş ve aylıklarında toplu sözleşme ve enflasyon farkı olarak yüzde 18.61 oranında artış gerçekleşecek.

Maaş artışlarını ‘zam’ olarak değerlendirmeyen emekçiler, oranların açıklandığı gün TÜİK ve Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde toplananarak ‘Memuru Taş Devri’ne döndürdünüz’,‘Emekçiye karanlık yarattınız’ diyerek tepki gösterdi.

Bu çerçevede Devlet Memurları Konfederasyonu (DMK) Genel Başkan Yardımcısı Furkan Ali Çiftçioğlu açıklanan maaş artışları, enflasyon ve memurun yaşadığı sıkıntılara ilişkin gazetemiz Cumhuriyet’e açıklamalarda bulundu. ‘ORTA SINIF SİSTEMATİK OLARAK YOK EDİLDİ’ Maaş artışının; yıllık enflasyonun yüzde 30.89 olduğu bir ortamda, memurların reel alım gücünü korumaktan çok uzak olduğunu belirten Çiftçioğlu, “Enflasyon farkı ‘zam’ gibi sunulsa da, bu yalnızca geçmiş kayıpların gecikmeli bir iadesidir.

Kamu çalışanları; kira, gıda ve temel ihtiyaçlarının fiyatlarındaki fahiş artışlar karşısında borç sarmalında boğulurken, bu zam memurun geçim derdini bir kez daha derinleştirmiştir.

Açlık sınırının 30 bin 143 TL’ye dayandığı bir ülkede, kamu hizmetini ayakta tutan memurların ekonomik açıdan geldiği son durum artık yalnızca bir haksızlık değil; bir insanlık dramı, bir vicdan yarasıdır.

Yoksulluk sınırının 98 bin 188 TL gibi astronomik bir rakama ulaştığı ortamda, memur maaşıyla bırakın bu sınıra yaklaşmayı, yanından bile geçmek imkansız hale geliyor.

Bu durum, orta sınıfın sistematik bir şekilde yok edildiğinin en somut belgesidir.

Eskiden orta direk olarak bilinen bu kesim artık borç sarmalında boğuluyor.

Memur aileler birikim yapamıyor, çocuklarının geleceğinden büyük bir endişe duyarak büyütüyor.

Bu durum toplumun ekonomik omurgasını kırıyor.

Günümüz koşullarında memur maaşıyla geçinmeyi hiçbir matematik formülüyle hesaplayamayız, hiçbir iktisat teorisi bu gelir adaletsizliğini meşrulaştıramaz” dedi. ‘BU, GEÇİM DEĞİL; HAYATTA KALMA MÜCADELESİ’ Çiftçioğlu “Trajediyi tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor” diyerek Kamu Çalışanları Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (KAMUSAM) Kasım ayında farklı iş kollarından 2 bin 314 kamu çalışanın katılımıyla gerçekleştirdiği saha anketinin sonuçlarını paylaştı.

Bugün ortalama bir memurun sırtında (kredi kartları, tüketici kredileri, eksi hesabı gibi) tam 215 bin liralık bir borç yükü bulunduğunu vurgulayan Çiftçioğlu, 'ortalama 26 bin TL’lik kredili ürün taksitlerinin, ortalama 28 bin TL kiranın, her ay 10 bin TL’ye yakın elektrik, su, doğalgaz, telefon ve internet faturaları'nın memurun her ay kapısına dayandığını belirtti.

Bu sarmalın içinde bir memurun kenara para koyamadığının altını çizen Çiftçioğlu, “Sabahları kahvaltısından eksilten, öğlen yemeğini atlayan, akşamları çocuğunun okul ihtiyaçlarını erteleyen, hafta sonları bir sinema bileti için iki kez düşünen bir memur, nasıl verimli çalışabilir?

Bu maaşlar, bir ‘yaşam bedeli’ olmaktan çıkmış, ‘hayatta kalma bedeli’ olmaktan uzaklaşmıştır.

Bu, sadece geçim değil; bir hayatta kalma mücadelesidir” ifadelerini kullandı. ‘NİTELİKLİ KAMU HİZMETİ SUNULAMAZ’ Hayatın ağır yüklerinin memur için hafifletilmesi gerektiğini söyleyen Çiftçioğlu, “Memurların ve memur emeklilerin temel ihtiyaçlarından olan elektrik, su, doğalgaz faturalarında kısmi olarak devlet desteği sağlanmalı, toplu taşıma kartları tüm kamu çalışanlarına ücretsiz hale getirilmeli, büyükşehir ve diğer illerde iki farklı kademede ‘kira desteği’ ödenmelidir.

Bu destekler yalnızca bir yardım değil; orta sınıfın var oluş hakkının iade edilmesidir.

Ancak bu adımlarla memur, borç batağından başını kaldırabilir, ailesine zaman ayırabilir, topluma faydalı olabilir.

Çünkü bir memurun geçim derdi çektiği bir ortamda nitelikli bir kamu hizmeti sunulamaz” diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri