Haber Detayı
Gazeteci Metin Göktepe katledilişinin 30'uncu yıl dönümünde mezarı başında anıldı
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, haber takibi yaptığı sırada polis tarafından katledilişinin 30’uncu yıl dönümünde mezarı başında anıldı
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, polis tarafından katledilişinin 30’uncu yılında mezarı başında anıldı.
Anmada basın özgürlüğü vurgusu öne çıktı; konuşmacılar gazetecilere yönelik baskılara, tutuklamalara ve kayyum uygulamalarına dikkat çekti.
Anmada konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Metin Göktepe'yi katledenler tarihin karanlığının içerisinde yok olup gittiler ama Metin Göktepe gazeteciliği bugün genç gazetecilerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
Onu hiç unutmayacağız.
Gerçeklerin peşinden canı pahasına gittiğini hiç unutmayacağız" dedi.Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, ölümünün 30’uncu yılında mezarı başında anıldı.
Göktepe, 1996’da Ümraniye E Tipi Cezaevinde öldürülen tutukluların cenazesini takip etmek için “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek gittiği Alibeyköy’de polis tarafından gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda dövülerek öldürülmüştü.
Anmada “Metinler ölmez Evrensel susmaz”, “Özgür basın susturulamaz”, “Evrensel susmaz susturulamaz” sloganları atıldı.Törene Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Özçınar, TİP Milletvekili Ahmet Şık, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, İstanbul Barosu adına Ahmet Erkin, çok sayıda dernek yetkilisi katıldı.EVRENSEL GAZETESİ: "GÖKTEPE GAZETECİLİĞİ BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR”Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal, Göktepe’yi çalışma arkadaşları adına andığını belirterek, 30 yılın Göktepe gazeteciliğini azaltmak bir yana büyüttüğünü söyledi.
Özdal, “Gazeteciler tutuklandı, televizyon kanallarına kayyum atandı.
Merdan Yanardağ cezaevinde.
Nazım Daştan ve Cihan Bilgin Suriye’nin kuzeyinde haber takibi yaparken öldürüldüler.
Basına yönelik fiziki, hukuki ve maddi saldırılar sürüyor.
Ancak Metin Göktepe bütün bunlara rağmen halkın haber alma hakkının ve basın özgürlüğünün önemli bir simgesi olarak yaşamaya devam ediyor” dedi.Özdal, Göktepe’nin “Bu haberi ben izlemeliyim” diyerek gittiği habercilik çizgisinin sürdürüldüğünü ifade ederek, “Cezaevlerinde koşullar ağırlaştı, siyasi tutuklular var.
Ama biz bu 30 yıl boyunca olanları anlarken Metin Göktepe’den güç aldık.
Bundan sonra da alacağız” diye konuştu.Göktepe’nin kız kardeşi Meryem Göktepe, konuşmasına annesinin selamlarını ileterek başladı. “30 yıldır değişen ne var diye sorarsak; Metin’in bıraktığı değer ve onur var.
Bir de Metin Göktepeciliği inadını sürdüren gazeteciler var” dedi.
Yakın zamanda Hakan Tosun’un tıpkı Göktepe gibi katledildiğini hatırlatan Meryem Göktepe, “Belki artık gazeteciler eskisi kadar sık öldürülmüyor ama bu kez gazetecinin haberini öldürerek gazetecilik öldürülüyor” ifadelerini kullandı.
Göktepe, annesi adına anmaya katılanlara teşekkür ederek “Annem adına hepiniz birer Metinsiniz” dedi.CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, “Doksanlı yılların karanlığında gazeteci Metin Göktepe'yi kapladılar.
Tıpkı doksanlı yılların karanlığında Sivas katliamını gerçekleştirdikleri gibi Gazi Katliamını gerçekleştirdikleri gibi Uğur Mumcu'yu katlettikleri gibi doksanlı yılların karanlığında Metin Göktepe'yi aramızdan aldılar" dedi.
Çelik şunları söyledi:"Metin Göktepe'yi katledenler tarihin karanlığının içerisinde yok olup gittiler ama Metin Göktepe gazeteciliği bugün genç gazetecilerin yolunu aydınlatmaya devam ediyor. 30'uncu yılında Metin Göktepe'yi anıyoruz.
Onu hiç unutmayacağız.
Gerçeklerin peşinden canı pahasına gittiğini hiç unutmayacağız.
Doksanların karanlığında katledilen gazetecileri, yazarları, aydınları, sanatçıları hiç unutmayacağız.
Onlar doksanların karanlığında katledildiler.
Bugün Türkiye başka bir karanlığı yaşıyor.
Az önce ifade edildi.
Bugün televizyonlara kayyumlar atanıyor.
Gazeteciler tutuklanıyor.
Merdan Yanardağ ve çok sayıda gazeteci tutuklu vaziyette sosyal medyaya karartmalar getiriliyor.
Yani toplumun bütününü sindirme, susturma çabası içerisinde olan karanlık bir anlayışla karşı karşıyayız.
Bu anlayışa karşı hep birlikte mücadele etmeyi sürdüreceğiz.
Basın özgürlüğü için, halkın haber alma hakkı için mücadeleyi sürdüreceğiz.
Ve bu ülkede yaşayan 86 milyon yurttaşlarımız için adaletin, demokrasinin, özgürlüğün mücadelesini hep birlikte vermeye devam edeceğiz.
Metin Göktepe'yi ve katledilen tüm gazetecileri saygıyla anıyorum”“OTUZ YILDIR BASIN BASKILARA RAĞMEN AYAKTA DURMAYA ÇALIŞIYOR”TGS Başkanı Gökhan Durmuş, 30 yılın anmalarının aynı zamanda gazeteciliğin baskılara rağmen ayakta durmaya çalıştığının belgesi olduğunu söyledi.
Durmuş, “Basın ve ifade özgürlüğü yok edilmeye çalışılıyor ama Metin Göktepe gibi inadına gazetecilik yapan meslektaşlarımız var.
Bir gün burada Metin’e müjde vereceğiz ve ‘Basın özgürce yazıyor, rahat uyu’ diyeceğiz” dedi.“MÜCADELEYİ METİN'İN BIRAKTIĞI YERDEN SÜRDÜRECEĞİZ”Alparslan Aydın, genç gazetecilerin Göktepe’nin mücadelesini sürdürdüğünü belirterek, “Metin ağabeyi hiç tanımadık ama bize güvenirdi.
Onun dostuna dost, düşmanına düşman olacağımıza güvenirdi.
Bu mücadeleyi son ana kadar sürdüreceğiz” dedi.“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ BASKI ALTINDA”Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Göktepe’nin gerçek habercilik mücadelesinin yüzlerce gazeteciye ilham verdiğini söyledi.
Aslan, Evrensel Gazetesi’nin İzmir bürosuna düzenlenen silahlı saldırıyı anımsatarak, “O kurşunlar basın özgürlüğüne sıkılmıştır” dedi.
Aslan, kayyum uygulamaları, tutuklamalar ve medya baskısının sürdüğünü belirterek, “Bu saray düzeni karşısında direnenler olduğu sürece mücadele sürecek” ifadelerini kullandı.“ÖZGÜR BASIN YAZMAYA DEVAM EDİYOR”DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Özçınar, 1990’ların karanlığına dikkat çekerek, “Gerçeği yazan gazeteciler sokak ortasında hedef alındı.
Amaç halkın haber almasını engellemekti.
Bugün de özgür basın yazmaya devam ediyor” dedi.“HAKİKATİN PEŞİNDEKİ GAZETECİLER BASKI ALTINDA”EHP Genel Başkan Yardımcısı Nehir Sevim, gazetecilerin hakikatin peşindeki rolü nedeniyle baskıya maruz kaldığını söyledi.
Sevim, “Gazeteciler yolsuzluğu, sömürüyü, katliamları ve karanlığı açığa çıkarıyorlar.
Tehlike de buradan doğuyor.
Metin Göktepe bu çizginin en parlak örneklerinden biriydi” dedi.“GERÇEKLER YOLUNU BULUR”TKP adına yapılan konuşmada, Göktepe’nin emekçilerin tarafında habercilik yaptığı vurgulanarak, “Gerçekler bu düzenin çarpıklığını ortaya koyuyordu.
Otuz yıl önce öldürüyorlardı, şimdi hapse atıyorlar.
Ama gerçekler yolunu bulur” denildi.CUMARTESİ ANNELERİ: "KARANLIĞI AÇIĞA ÇIKARAN İLK GAZETECİLERDEN BİRİYDİ"Cumartesi Anneleri’nden İkbal Eren, Göktepe’nin Galatasaray Meydanı’ndaki kayıp yakınlarını takip eden ilk gazetecilerden olduğunu belirterek, “Eğer bu fedakâr gazeteciler olmasaydı, 35 yıllık ısrarımız sürmezdi” dedi.
Göktepe’nin çektiği bir fotoğrafı hâlâ sakladıklarını söyleyen Eren, “O fotoğrafa baktıkça hem annemi hem kaybettiğimiz sevdiklerimizi hem de Metin’i görüyorum” dedi.Göktepe’nin çocukluk arkadaşı da kısa bir konuşma yaparak, anmaya katılan gazetecilere ve siyasetçilere teşekkür etti.Anma programı boyunca konuşmacıların ortaklaştığı başlıklar; gazetecilerin hedef alınması, basın özgürlüğüne yönelik baskılar, kayyum uygulamaları, tutuklamalar ve toplumsal hafızanın korunması oldu.
Göktepe’nin gazetecilik çizgisinin genç kuşaklar tarafından sürdürüldüğü vurgulandı.METİN GÖKTEPE KİMDİRMetin Göktepe, 10 Nisan 1968’de, Sivas ilinin Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde dünyaya geldi.
Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Metin, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu emekçi bir ailenin 7. çocuğuydu.Evrensel'de yer alan habere göre, İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Metin, 1979’da kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi.
Esenler’deki Harp Dinçsoy İlköğretim Okulu’na kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu.
Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesi’nde başladı ve liseyi de burada okuyarak şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden 1986’da mezun oldu. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’ne girdi.
Metin üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu.
Öğrenci ve işçi hareketinin oldukça coşkulu olduğu bu dönemlerde, birçok kez gözaltına alındı.1992 yılının Mart ayında işçi ve emekçi hareketinin gelişimine objektif tutacak bir derginin, Haberde ve Yorumda Gerçek dergisinin çıkacağını öğrenince orada çalışmaya başladı.
Yayın hayatı boyunca Haberde ve Yorumda Gerçek Dergisi’nde muhabiri olarak çalışan Metin, 7 Haziran 1995’te kurulan Evrensel gazetesinde yer aldı.
Metin, İstanbul, Eyüp'te 8 Ocak 1996 günü takip ettiği haber sırasında polislerce gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü kapalı spor salonu yakınında ölü bulundu.Öldürülmesinden sorumlu polisler kamuoyunda "Rahşan affı" diye bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanarak toplam 1 yıl 8 ay yatmışlardır.
Metin Göktepe gözaltında öldürülmüş gazeteciler içinde katilleri yargılanmış ilk gazetecidir."MUTLAKA BEN İZLEMELİYİM ARKADAŞLAR"Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı ve polislerce dövülerek öldürüldü.
Gün 8 Ocak 1996'ydı.
Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy'e gitmişti.
Ancak, "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı.
Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü.
Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.DEVLET YETKİLİLERİ, CİNAYETİ GİZLEMEYE ÇALIŞTIDevlet yetkilileri çelişkili açıklamalar yaparak cinayeti gizlemeye çalıştı.
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, Metin Göktepe’nin gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.8 Ocak 1996 akşam saat 20.00'de Eyüp C.
Savcısı Erol Canözkan, olay ve ölüm tutanağı düzenleyerek Metin'in cesedini Adli Tıp'a gönderdi.
Bir süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin'in gözaltında polis tarafından öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak götürüldüğünü söylediler.Metin'in ağabeyi İbrahim Göktepe, Eyüp Cumhuriyet Savcısı Erol Canözkan'a ifade verdi ve Metin'in gözaltında polisler tarafından öldürüldüğünü belirterek, şikayetçi olduğunu söyledi.DAVA SÜRECİ NASIL İŞLEDİEvrensel Gazetesi Sahibi Vedat Korkmaz, polisler hakkında idari soruşturma açılması için İstanbul Valiliği'ne şikayet dilekçesi verdi.
İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, gözaltına alınanlar arasında Göktepe'nin olmadığının kamera görüntülerinden de tespit edildiğini, listede isminin yer almadığını ileri sürdü.
Ancak daha sonra yaptığı açıklamalarda Göktepe'nin gözaltına alındığını kabul etti.11 Ocak 1996: Vedat Korkmaz'ın şikayet dilekçesi ve Metin'le ilgili Adli Tıp otopsi tutanağı Valilik tarafından idari soruşturma yapılması için Polis Başmüfettişi Yaşar Gökışık'a gönderildi.13 Ocak 1996: TGC Başkanı Nail Güreli'yi ziyaret eden ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Göktepe'nin ölümüne ilişkin resmi makamların yaptıkları açıklamaların tatmin edici olmadığını söyledi ve olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.15 Ocak 1996: Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, "görevsizlik kararı" ile Memurun Muhakematı Hakkında Muakkat Kanun hükümleri gereği haklarında soruşturma yapılan polislerin atılı suçu idari görevlerini ifa ederken işledikleri gerekçesi ile soruşturma dosyasını Eyüp Kaymakamlığı'na gönderdi.
Eyüp Kaymakamlığı da dosyayı İstanbul Valiliği'ne gönderdi.16 Ocak 1996: İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanlığı, raporunu açıkladı.
Raporda, "Metin Göktepe gözaltına alınmış, gözaltında polis tarafından öldürülmüştür" denildi.Metin'in meslektaşları olan genç gazeteciler, Metin gözaltına alındığı ve öldürüldüğü günden itibaren, duruşmaları izlerken atacakları "İnadına hepimiz birer Metin'iz" sloganının gereğini yapmaya başladı.Göktepe ailesinin, gazetecilerin, avukatların ve Metin'in gazetesi Evrensel'in ısrarlı çabalarıyla İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatmak zorunda kaldı.19 Ocak 1996: Bir grup gazeteciyi Çankaya Köşkü'nde kabul eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Cinayeti polis işlemiştir tabirini beğenmiyorum.
Hadiseleri kendi sınırları içinde mütalaa etmeliyiz.
Münferit hadiselerden netice çıkarırken, devleti yargılamayalım.
Yargılanacak olan suçu kim işlemişse odur.
Polis teşkilatını yargılamamız yanlıştır.
Ama üstünde polis üniforması olan A veya B şahsı işlemişse, yakasına yapışırız.
Cinayet örtbas edilemez" dedi.
Aynı gün Evrensel gazetesinin Ankara bürosunu ziyaret eden DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Metin'in öldürülmesinin demokrasi ayıbı olduğunu söyleyerek, DSP olarak olayın aydınlatılması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.22 Ocak 1996: Başbakan Tansu Çiller, Göktepe'nin duvardan düşmediğini, gözaltına alındığını açıkladı.7 Şubat 1996: İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin soruşturması sonuçlandı.
Müfettişler tarafından hazırlanan 38 sayfalık fezlekede 49 polisin yargılanması istendi.5 Temmuz 1996: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay 10.
Ceza Dairesi'nin, İstanbul'da güvenlik sağlanamayacağı gerekçesi ile davanın Aydın'a nakline karar verdi.4 Kasım 1996: Aydın'daki duruşmadan bir süre sonra Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı ile Aydın Valiliği'nin isteği üzerine Yargıtay 10.
Ceza Dairesi, davanın Afyon'a naklini kararlaştırdı.
Ancak davanın İstanbul'dan uzaklaştırılması, davaya olan ilgiyi azaltmadı.
Tam tersine ısrarlı takipçilerin sayısı her duruşmada biraz daha arttı. "Dava nerede biz oradayız" diyen binlerce kişi bir çok ilden otobüslerle duruşmaların görüldüğü Afyon'a geldi.
Hatta hemen her duruşma yurtdışından gelen delegasyonlar tarafından da izlendi.Afyon'a taşınan Göktepe Davası, 28 Eylül 2000'de beş polis memuruna "kastı aşan insan öldürmek" ve "faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek" suçlarından verilen yedişer yıl altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti.
Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası aldı.
Mahkum polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.Odatv.com