Haber Detayı
Konuşanlar konuşmayanlar
Konuşanlar konuşmayanlar
Ukrayna Savaşı başlar başlamaz; Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve neredeyse tüm spor federasyonları, Rusya’yı ve birçoğu Belarus’u tüm organizasyonlarından atmıştı.
Sorgusuz sualsiz Rus sporculara ve takımlarına uluslararası spor alanları kapatıldı.
Sonra; zamanla bazı Rus ve Belaruslu sporcular yarışmaya başladı.
Ama; ne Rus bayrağı göndere çekildi ne Rusya Milli Marşı çalındı. 2 Aralık 2021’de, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu 76. oturumunda, “Spor ve Olimpiyat ideali aracılığıyla barışçıl ve daha iyi bir dünya inşa etmek” başlıklı bir karar, 193 üye devletin 173’ünün lehte oyuyla kabul edildi.
Bu karara göre; 20 Mart 2022’ye kadar Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkes uygulanacaktı.
Bu sürede Ukrayna silahlanıyordu, silahlar Rusya’yı tehdit ediyordu.
Moskova’yı kısa sürede vurabilecek füzeler Ukrayna’ya getiriliyordu.
Faşist çeteler Rus sivillere saldırıyordu. 24 Şubat 2022’de Rusya, ülkesini savunmak için Ukrayna’ya müdahale etti.
Aynı gün; IOC, tüm uluslararası spor federasyonlarına resmi bir açıklamayla Rusya ve Belarus’taki tüm spor organizasyonlarının iptal edilmesini ve herhangi bir uluslararası spor etkinliğinde Rusya veya Belarus bayraklarının veya milli marşlarının gösterilmemesini/çalınmamasını şart koştuğunu duyurdu. 4 yıldır, Paralimpik Kış Oyunları’nın başlangıcına dek Rus ve Belaruslu sporcular kendi ülke bayraklarıyla yarıştırılmadılar.
Ateşkesten ve barıştan bahseden IOC ve ona bağlı spor federasyonlarının yöneticilerinden İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki uygulamaları için en küçük bir eleştiri yapılmadı, en ufak bir yorum yapılmadı.
Rusya, yanı başında kendini Batı’nın silahları ile tehdit eden ve içindeki faşist gruplarla sivil Rus halkına saldıran Ukrayna’ya karşı önlem alıyordu.
ABD, kendisinden 10 bin kilometreden daha uzaktaki İran’a İsrail ile birlikte saldırdı.
Okulda çocukları öldürdü.
Hastaneleri vurdu.
Spor tesislerini vurdu.
Sporcuları öldürdü.
Filistin’de 1000’den fazla İran’da 100’den fazla sporcu katledildi.
IOC sadece sustu.
Ağızlarından “Fair Play” (Adil Oyun) lafını düşürmeyenlerin adaletinin ne olduğunu gördük.
IOC’nin ve ona bağlı spor organizasyonlarının tüm yöneticilerinin; bugün görevlerini devam ettirmeye hakları yoktur.
İsrail’e ve ABD’ye solukları çıkmayan bu emperyalizmin piyonları; kendilerini haklı çıkarmak için şimdi Rusya’yı yavaş yavaş spor organizasyonlarına almaya hazırlanıyor.
Tarihin yargılamasından kaçamazsınız.
İsim isim bu sahtekâr tavrınızın hesabını tarihe vereceksiniz.
ABD’ye 2026 FIFA Dünya Kupası’nın ve 2028 Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’nın organizasyonunu vermenin hesabını da vereceksiniz.
Bu organizasyonlara katılmaya hak kazanıp gidemeyen tüm sporcu ve spor insanlarının, organizasyonlar boyunca yaralanacak ve vefat edecek her bir spor severin sorumlusu kendini emperyalizme pazarlamış bu spor yöneticileridir.
Bugünden uyaralım. 1986’da Kolombiya’da yapılması planlanan FIFA Dünya Kupası Meksika’ya alındı ve 3 yılda organizasyon tamamlandı. 1986’nın 3 yılı, 2026’nın 3 haftasıdır.
Spor tesislerinin Dünya Kupası’na hazır hale getirilmesi birkaç haftalık olaydır.
Zaman kaybedilmeden Dünya Kupası ABD’den alınmalıdır.
Dünya Kupası tüm Amerika kıtasına yayılabilir.
A ve G grubu Meksika’da, B ve F Grubu kanada’da, C Grubu Brezilya’da, D Grubu Paraguay’da, E Grubu Ekvador’da, H Grubu Uruguay’da, I Grubu Bolivya’da, J Grubu Arjantin’de, K Grubu Kolombiya’da ve L Grubu Panama’da oynanabilir.
İngiltere, Fas, İspanya, Almanya, Türkiye her zaman böyle bir organizasyonu yapacak stat sığasına sahiptir.
Olimpiyatlara ise 2 yıldan fazla zaman var. 1931’de Barselona’ya verilen Olimpiyatlar, sonra Berlin’de yapıldı. 2 yılda yeni bir ev sahibi mutlaka bulunur.
ABD dünyanın yarısına vize vermiyor, Trump sporculara vize uygulamadığını açıklamasından sonra onlarca ülkenin sporcusunu ülkesine kabul etmedi.
Masa tenisinde dünya şampiyonu Brezilyalı sporcu, sırf Küba’yı gezdi diye ABD’deki Uluslararası MasA Tenisi Federasyonu’nun resmi turnuvasına alınmadı.
BİZİMKİLER SUS PUS Spor organizasyonlarının yöneticilerinin gıkı çıkmazken kamuoyuna mal olmuş spor insanlarının cesur açıklamalarını okuyoruz.
Sevilla Teknik Direktörü Matias Almeyda “Bugün savaşlar var ama biz bir futbol maçından bahsediyoruz.
Bu, ‘hiçbir şey umrumuzda değil’ demek.
Düşünsenize, fırlatılan o füzelerin her biri belki 50 milyon euro değerinde ama sonra ‘Afrika’da açlık var’ diyoruz.
Diyorum ki; o füzeleri fırlatmak yerine neden o 50 milyon euroyu pirinç yardımı veya eğitim için harcamıyoruz?
Ama biz sadece kendimiz için olan bir dünyada yaşamaya devam ediyoruz.” diyor.
Bask bölgesinin kadın basketbol takımı Bizkaia Gernika’nın Kulüp Başkanı Gerardo Candina “Gazze’deki vahşi soykırıma tamamen karşıyız.” diyor.
Lineker, Gazze’de yaşananları, “hayatı boyunca gördüğü en kötü şey” olarak niteliyor ve İsrail’in saldırılarında öldürülen çok sayıda çocuğun görüntüsünü izlediğini söylüyor.
Lineker, “İsrail’in yaptığının yanlış olduğunu söylemenin antisemitik olduğunu düşünmüyorum.
Şu anda herkesin bunu nasıl görmediğini anlayamıyorum.
Dünyanın bu bölgesinin tarihi 7 Ekim’den çok daha öncesine dayanıyor.” diyor.
Bu sözlerinden dolayı BBC’deki işinden olsa da geri adım atmıyor.
Batı’da onlarca bu spor insanlarından var.
Susmuyorlar, milyonların saygısının gereğini yapıyorlar.
Bizimkiler nerede?
ABD ve İsrail’in cinayetleri için ne diyor? “Biz sporla siyaseti karıştırmıyoruz.” diyorlarsa; yazıklar olsun onlara duyulan saygıya sevgiye!
Çok sevdiğim ve konuşmaktan çekinmeyeceğine emin olduğum Mustafa Denizli ne diyor?
Fatih Terim, Rıdvan Dilmen, Sergen Yalçın, Şenol Güneş ne diyor?
Federasyon başkanları, kulüp başkanları, teknik direktörler, sporcular ne diyor?
Spor insanı olmak sadece bedenle yapılan bir şey değildir, ahlâkla da yapılır.
Sadece zeki ve çevik olmak yetmez; ahlâklı ve cesur olmak da gerekir!