Haber Detayı

Bir pankartın anlattıkları
Erdem cömert aydinlik.com.tr
17/03/2026 00:00 (3 saat önce)

Bir pankartın anlattıkları

Bir pankartın anlattıkları

Alevi Kültür Dernekleri’nin 9.

Olağanüstü Genel Kurulu’nda gözüme en çok takılan şey, divan masasının önüne asılmış siyah pankart oldu.

Pankartta büyük harflerle şu cümle yazıyordu: “Suriye’de soykırım devam ediyor.” Bu cümle ağırdır.

Çünkü “soykırım” öyle kolay kullanılacak bir kavram değildir.

Bir slogan gibi yazıldığında da anlamını büyütür, ama aynı zamanda sorumluluğunu da büyütür.

Bu yüzden insan ister istemez soruyor: Gerçekten Suriye’de olan şey soykırım mı?

Suriye’de Alevilerin ve Hristiyanların yaşadığı bölgelerde çok ciddi saldırıların yaşandığı doğru.

Silahlı grupların ortaya çıktığı, yağma ve cinayet haberlerinin geldiği de doğru.

Orada yaşayanların anlattıkları ürkütücü bir tabloyu ortaya koyuyor.

Günlerdir evden çıkamayan, sokaklarda daha önce görmedikleri silahlı insanların dolaştığını söyleyen insanlar var.

Gece boyunca silah sesleri, bağırışlar, patlamalar… Ailelerin bir araya gelip evlere kapanarak beklediği bir atmosferden söz ediliyor.

Bir başka anlatımda ise kamu düzeninin ortadan kalktığı, sokakların silahlı gruplara kaldığı, her akşam ölüm haberlerinin geldiği söyleniyor. “Aleviler mezara, Hristiyanlar Lübnan’a” sloganları atıldığı ifade ediliyor.

Bütün bunlar korkunçtur.

Buna kimse itiraz edemez.

Sivillerin hedef alındığı her saldırı katliamdır, zulümdür, insanlık suçudur.

Ama yine de sormak gerekir: Bu yaşananlar soykırım mı?

Çünkü soykırım, bir halkı veya bir inanç topluluğunu sistematik biçimde yok etmeye yönelik planlı bir devlet politikasını ifade eder.

Uluslararası hukukta da böyle tanımlanır.

Suriye’de yaşanan şiddet olaylarının niteliği konusunda farklı değerlendirmeler yapılırken, bu kavramı hemen en başa koymak ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirir.

ORTADOĞU’DA TANIDIK SENARYO Ortadoğu’da son yirmi yılda yaşananlara bakınca bazı kalıplar artık fazlasıyla tanıdık geliyor.

Önce kaos yaratılır.

Silahlı gruplar ortaya çıkar.

Azınlıkların tehlike altında olduğu söylenir.

Ardından uluslararası müdahale çağrıları yükselir.

Formül neredeyse ezberlenmiştir: “IŞİD geliyor, herkesi katledecek.” O halde Amerikan müdahalesi kaçınılmazdır.

Bir başka yerde: “Dürziler tehlike altında.” O halde İsrail bölgeye girmelidir.

Bu senaryoların farklı versiyonlarını Irak’ta gördük, Libya’da gördük, Suriye’de defalarca gördük.

LAZKİYE’DEKİ PROVOKASYON İDDİALARI Lazkiye’de yaşanan son olaylarla ilgili ortaya çıkan bilgiler de bu tabloyu düşündürüyor.

Bazı aktörlerin Alevileri silahlı ayaklanmaya çağırdığı, federasyon taleplerini dillendirdiği ve farklı azınlıkları ortak bir isyana teşvik etmeye çalıştığı görülüyor.

Bu çağrıların bir başka yönü daha var: dış müdahaleyi meşrulaştırma çabası. “Bizi kurtarın” çağrısı, Ortadoğu’da çoğu zaman emperyalist müdahalelerin kapısını açan anahtar olmuştur.

SOYKIRIM DENİNCE Bugün gerçekten “soykırım” kavramından söz edilecekse dünyanın gözleri önünde yaşanan bir başka trajedi var: Gazze.

Hastanelerin bombalandığı, çocukların hedef alındığı, milyonlarca insanın yaşam alanlarının yok edildiği bir tablo.

Uluslararası hukukçuların önemli bir bölümü bu süreci açıkça soykırım olarak tanımlıyor.

Böyle bir gerçek ortadayken kavramları yerli yersiz kullanmak, aslında gerçek soykırımların ağırlığını da gölgeleyebilir.

PANKARTIN SÖYLEDİĞİ Bu yüzden bir genel kurulda divan masasının önüne “Suriye’de soykırım devam ediyor” pankartı asılması sadece bir duyarlılık ifadesi değildir.

Aynı zamanda siyasi bir tercihtir.

Sorun şu: Bu tür bir yaklaşım, Ortadoğu’daki büyük güç oyunlarını görmezden gelme riskini taşıyor.

ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi İran’a bombalar yağdırırken, saldırıda İmam Hüseyin soyundan gelenler katledilirken, çoluk çocuk demeden yüzlerce insan öldürülürken gözleri sadece Alevidir diye Suriye’de yaşananlara çevirmek eğer at gözlüğü takılmamışsa meseleye İsrail gözlüğüyle bakmak anlamına gelmektedir.

ASIL MESELE Aleviler tarih boyunca zulme karşı duruşuyla bilinen bir geleneğin mirasçılarıdır.

Bu miras yalnızca mazlumdan yana olmak değil, aynı zamanda ABD emperyalizminin ve İsrail siyonizminin oyunlarını görebilecek bir siyasi bilinç taşımayı da gerektirir.

Suriye’de sivillere yönelik saldırılar elbette kabul edilemez.

Ama Ortadoğu’da bazen silah kadar tehlikeli bir şey daha vardır; algı yönetimi.

Çünkü bu coğrafyada bazen insanlar gerçekten ölür, bazen de insanların acıları büyük planların parçası haline getirilir.

Ve çoğu zaman ikisi aynı anda yaşanır.

Aşk ile…

İlgili Sitenin Haberleri