Haber Detayı
İsrail’in savunma miti
İsrail’in savunma miti
İran ve ABD arasındaki savaş başladığından beri haber kanallarında uçan füzeler ve bombaları görüyoruz ve yarattığı tahribatı canlı olarak gözlemliyoruz.
Daha da kötüsü her bomba aynı zamanda hem yaşamsal kayıp hem de maddi tahribat demek.
Özellikle İran’ın yaptırımlar nedeniyle ABD’ye karşı daha dezavantajlı olduğu bu asimetrik savaşta tüm şartlara rağmen İran’ın gerek Körfez’deki ABD üslerine gerekse İsrail’e attığı füzelerin ve dron saldırılarının bir kısmının başarıya ulaştığını görüyoruz.
Özellikle on yıllardır teknoloji harikası olarak bilinen savunma kalkanı Demir Kubbesi ile övünen İsrail’in neden bu saldırılara daha efektif karşı koyamadığını sormak lazım.
Daha da ötesi son teknoloji Patriotlar ve THAAD (Terminal High Altitude Area Defense) olarak bilinen savunma sistemleri bile saldırıların büyük çoğunluğunu püskürtse de bu savunma sistemlerini geçen füzeler ve dronlar olduğu görülüyor.
Peki bunun sebebi nedir?
Bu derece yüksek teknoloji ürünü bu savunma sistemleri neden İran’ın saldırılarını tam olarak durduramıyor?
SAVUNMANIN SINIRLARI Her şeyden önce bunun iki sebebi var.
Bunun sebebi, yüksek hipersonik hızda gelen dik açılı füzelerin radar kesitlerini yakalamak oldukça zor ve yakalandığında bile yüksek hızlarından dolayı onları havada yakalayıp vurmak oldukça zor.
Sizin savunma sisteminiz onların olduğu yere ulaştığında saniyeler içerisinde bu hipersonik füzeler kilometrelerce uzaklaşmış oluyorlar.
Bu tür saldırı füzelerine balistik füze deniyor ve klasik yöntemlerle durdurulması oldukça zor.
Yapılması gereken füzenin trajektorisini yani yörüngesini ve izlediği yolu tahmin edip onu başka bir füzenin bu yol üzerinde beklemesi.
Ama bunu bile bir kurşunu karşı taraftan kurşun sıkarak vurmaya çalışmak gibi düşünebilirsiniz ve tahmin edeceğiniz üzere oldukça zor.
Bu derece yoğun hız, titreşim ve tabii atmosferik koşulların olduğu ortamda bunu yapmak en iyi bilgisayar hesaplamalarıyla bile kolay değil.
NATO doktrini bu tür balistik füzelerin durdurulması için 2 ile 3 arasında karşı savunma füzesi atılmasını öngörüyor.
Böylece biri vuramaz ise diğerlerinin yörüngenin geri ve ileri bölümlerinde vurması söz konusu.
Ama her füzenin milyonlarca dolar olduğu düşünülürse atılan birkaç yüz füzeyi düşürmek için yüzlerce hatta bine yakın karşı füze atılması lazım ki bu da ekonomik olarak mümkün değil.
O yüzden şu sıralar bire bir ve en fazla bire karşı iki karşı füze atılıyor, bu da istenilen savunma kubbesini sağlayamıyor.
SATÜRASYON SORUNU Tabii daha da zor olan savaş dronlarını durdurmak.
Yüzlerce dron ile bir saldırı olunca birkaç bin dolarlık bir dron için birkaç milyon dolarlık savunma füzesi atmak da ekonomik olarak mantıklı değil, zaten atılmaya karar verilse bile stokları çok çabuk eritecek bir durum olur.
Bu yüzden dronları ya karşı dronlar ile veya savaş jetleri ile hatta elektromanyetik saldırı sistemleri ile durdurmak daha ekonomik bir çözüm.
Bir diğer çözüm olarak uçaksavar sistemler kullanılarak yüksek kalibreli mühimmat ile onları vurmaya çalışmak da daha ekonomik bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak burada da sorun eğer karşı taraf yüzlerce dron ile saldırırsa bu da savunma sistemlerinde satürasyon dediğimiz bir duruma yol açıp savunma kapasitesini yoğunluk nedeniyle işe yaramaz hâle getirebilir.
Yani bu durumlarda bir iki dron ile saldırmak çok mantıklı değil (eğer süpersonik bir dron değil ise) ve İran da böyle yaparak düzinelerce dronu tek bir hedefe yönlendirip aynı anda yüzlerce dron ile on tane hedefe kilitlense zaten ister istemez birkaç tanesi hedefe ulaşmış oluyor.
Yani savunma sistemimiz ne kadar iyi olursa olsun öncelikli faktör ekonomi ve mühimmat çeşitliliği.
Eğer milyarlarca dolar harcamayı göze alırsanız yüzde 97 oranında bir savunma kubbesi kurmak mümkün ama bu demek ki gene de 100 balistik füzede üçünün bu kubbeyi geçme imkanı var.
Tabii bu yüzden ne ABD ne İsrail bu saldırıları tam engelleyemiyor.
YENİ NESİL ÇÖZÜM Peki bu durumda ne yapılabilir?
Şu anki yeni nesil teknolojiler füze ve atış sistemleri yerine daha çok yapay zekâ güdümlü lazer sistemleri ile savunma konseptine yönelmiş vaziyette.
Bu sistemin avantajı kurşuna, füzeye ya da başka mekanik bir atılacak alete ihtiyaç duymaksızın elektrik ile manyetik enerji üretip yüksek yoğunluklu lazerler ile saldırıları engellemek.
Burada depolanacak mühimmat olmadığı için enerji olduğu sürece süresiz olarak lazer silahları ile savunma yapabilirsiniz.
Mesela “MQ-9B SkyGuardian” bu tarz bir savunma sistemine sahip bir dron ve aktif olarak ABD tarafından kullanılıyor.
Ayrıca ABD Donanması’nın bazı gemilerinde hava saldırılarına ve füzelere karşı HELIOS adlı savunma lazerleri de var.
Bunların soğutma ve enerji problemleri çözülürse önümüzdeki yıllarda her yerde bu sistemleri görebiliriz.
TÜRKİYE NE YAPMALI?
Bir nevi bu savaştan biz de Türkiye olarak ders almalıyız ve savunma sistemlerimizi en son teknolojiler ile donatmalıyız.
Nasıl dronlar ve insansız hava saldırı sistemleri son 5 yılda savaş teknolojisi olarak en öne çıktıysa, aynı şekilde önümüzdeki beş yıl içinde de lazer sistemleri öne çıkacak.
Belki de zamanla füze kullanmak tamamen mantıksız hale bile gelebilir.
Bu yüzden diğer savunma teknolojilerimize ek olarak bu yeni nesil savunma teknolojilerini de muhakkak envanterimize eklemek gereklidir.
Böylece hem anavatanımız hem mavi vatan hem uzay vatan korunmuş olur.
Tabii şimdiden yapılan AR-GE çalışmaları eş zamanlı olarak devlet-millet-üniversite üçgeninde hızlandırılmalıdır, çünkü vatan savunmasına harcanan her para, gelecek nesillerin korunması için elzem bir harcamadır.