Haber Detayı

Uyuşturucu nasıl patladı?
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Uyuşturucu nasıl patladı?

Türkiye uyuşturucu madde kıskacında.

Türkiye uyuşturucu madde kıskacında.

Dolaylı kullanımın yasak olmadığı New York ile Amsterdam’ı saymazsak esrar-kokainin en yaygın içildiği iki kent Barselona ve İstanbul.

Son dört yılda inanılmaz artış var açık kaynaklardaki verilere göre.

Yüzde 400’ün üzerinde yükselmiş kullanıcı ve özendirici sayısı.

Bebek, Arnavutköy, Ortaköy hattı uyuşturucu trafiğinin merkezi.

Büyük bir pazar var!

Peki yasak olan bu madde nasıl yaygınlaştı, peynir ekmek gibi satılıyor?

Geçenlerde Zafer Partisi lideri Prof.

Dr.

Ümit Özdağ konuya farklı bir açıklama getirdi, suç çetelerinin sokak çocuklarını kullandığını söyledi. “Bu çocuklar sokak çocuğu değil, aslında devlet çocuğudur” diye altını çizdikten sonra sözlerine devam etti: “Ne yazık ki devlet sahip çıkmadığı için suç örgütlerinin maşası oldu kimsesiz çocuklar.

Hayvanseverler darılmasın -ben köpek besleyen biriyim- ama sokak çocukları ne yazık ki sokak köpekleri kadar konuşulmuyor, gündem olmuyor.

Siz 18’ine kadar bu evlatlara sahip çıkıyormuş gibi yapıp 18’ini 1 gün geçtiğinde sokağa atıyorsanız suça davetiye çıkarırsınız.

Bu evlatların bir bölümü de uyuşturucu baronlarının eline düşüp alışverişi sağlıyor” dedi.

Ayrıca iki yıl önceki Afgan akınının da uyuşturucunun yaygınlaşmasında rol oynadığını söyledi Özdağ.

Çünkü o günlerde Türkiye’ye sırt çantaları ile koşa koşa gelen ve büyük kentlere dağılan bu grupların ülkeye uyuşturucu getirmediğinin garantisi yok gerçekten!

EMEKLİ MAAŞI NEREYE? “Çok şükür emekli aylıklarını zor koşulda olsa da ödüyoruz” diyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan bilmeli ki aile şirketinin kasasından vermiyor o maaşları.

Ülkeyi yıllarca sırtında taşırken emeklilik primlerini eksiksiz yatıran emekçiye, memura ödeme yapılıyor anaparadan.

Bu tip demeçler emekliliği bir sistem olmaktan çıkarıp sadaka düzenine çevirir, devletin birbirine kenetlenmiş cıvatalarını söker!

Ayrıca En düşük emekli maaşında eser miktarda düzeltme yapan iktidarın diğer emeklileri görmezden gelip çoğunluğu yüzde 12.9’luk artışa mahkûm etmesi toplumsal eşitlik ve adalet ilkeleriyle ters düşüyor.

Eğer bu kafayla gidilirse üç bilemediniz dört yıl sonra 3 bin 600 günde emekli olanla 9 bin 700 gün prim ödeyen arasında fark kalmayacak, emeklilik sosyal yardım kalemine dönüşecek!

Zaten 2025 verilerine göre ortalama emekli maaşının, kişi başına GSYH oranı yüzde 50’lerden yüzde 30’lara indi. (Bkz.

DİSK verisi) MHP lideri Devlet Bahçeli ’nin dünkü grup toplantısında emekli maaşlarını sefalet ücreti olarak adlandırmasıyla CHP’nin TBMM eylemi ve Özgür Özel ’in gruptaki, “Biz emeklilerin hakkını savunan partiyiz” açıklaması AKP’nin bakan ve teknokratlarına mesaj olarak gitti mi bilinmez, gerçekten yüzde 3’lük dilim dışındaki tüm emekliler ülkenin en fakir kesimi!

Ayrıca bir şehir efsanesi var, “Türkiye’de emekli ve çalışan kesim arasındaki makas açıldı, Avrupa’da 4 çalışana 1 emekli düşüyor, bizde bu oran 1.5” diye.

Maaşların düşük olmasının nedeni emekli sayısının fazlalığıymış!

Tam bir “Andersen’den Masallar”.

Üstelik bu demeci Vedat Işıkhan ’ın da aralarında bulunduğu bakanlar veriyor!

Oysa DİSK’in raporuna göz atsalar bu demeci vermezler.

Çünkü Türkiye’deki aktif-pasif (çalışan-emekli) oranı Portekiz, İsveç, Almanya, Fransa ile (1.3-1.7 arası) başa baş.

Asıl konu emeklilere gereken kaynağın aktarıl(a)maması, iktidarca önemsenmemeleri!

YENİ KANDİL OLMASIN!

Güvenlik güçlerimiz, 10 yıl önce PKK’nin kent yapılanmasına karşı Sur, Cizre ve Nusaybin merkezli askeri operasyonlar düzenlemişti. “Hendek operasyonu” olarak bilinen çatışmalarda 750 vatan evladı şehit düşerken 3 bine yakın hendek ve barikat yıkılmış, suçsuz günahsız yaşlıların, çocukların arkasına sığınan teröristler yok edilmişti.

Geçen hafta PKK’nin Suriye kolu SDG aynı taktiği uygulamak istedi Şam merkezi yönetimine karşı.

Halep ve çevresinde hendekler kazdılar, kadınları, çocukları kendilerine siper ettiler ancak sonuç değişmedi, kaybettiler!

Bölücü terörün sınırları değişiyor, çirkin yöntemler değişmiyor.

Konu açılmışken Türkiye bölgedeki gelişmeleri çok yakından izlemek zorunda, çünkü Şam yönetimi tarafından Halep’ten kamyonlarla Fırat çevresine gönderilen SDG güçleri, alternatif bir Kandil yaratıp Türkiye için risk oluşturabilir.

Ki bu riske Suriye’de yayımlanan gazeteler, “Fırat’ın doğusuna PKK’liler geliyor” diye dikkat çekti!

Hatta, silah bıraktılar denip Suriye’ye göçen PKK’liler o bölgede hendek kazmaya başlamışlar!

Kime mi karşı?

Ya Suriye yönetimi ya Türkiye!

Dipnot: SDG ve Kandil, bizdeki bazı siyasetçilerin “barış güvercini” olarak gördüğü terörist başı Öcalan ’ı dinlemiyor ve fakat DEM Kandil’i dinliyor, terörsüz Türkiye projesi umarız açmaza girmez!

İlgili Sitenin Haberleri