Haber Detayı

Varlık içinde yokluk mu? Çok tanıdık!
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
14/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Varlık içinde yokluk mu? Çok tanıdık!

Petrolü var, kendi petrolüne hakim değil!

Petrolü var, kendi petrolüne hakim değil!

Maden yatakları var, madenlerini değerlendiremiyor.

Altını var.

Ama tam kapasiteli bir üretim yapılamıyor.

El emeğiyle elde edilenle ancak acil gereksinim duyulan gıda ve temizlik malzemesi alınabiliyor.

Demiri var, ama demir yataklarını işletemiyor.

Altyapı ve yatırımcısı olmayınca demir de demir sanayisi de çok sınırlı kalıyor.

Boksiti var.

Yani alüminyum üretimi için en önemli hammaddeye sahip.

Uçak, gemi, otomobil yapımından yüksek ısıya dayanıklı ürünlere kadar modern sanayinin süper gücünü toprağın altında tutuyor.

Niyobyumu var.

Bununla gökdelenler yapabilir.

Daha da önemlisi jet motorları, roket parçaları üretebilir; nükleer reaktörlerde, enerji santrallerinde, uzay sanayisinde teknolojiyi doğasının armağanlarıyla üretebilir.

Tantalı var.

Korozyona ve yüksek ısıya çok dayanıklı olan bu cevheri cerrahi aletlerde, implantlarda, bilgisayarlarda, füze teknolojisinde, cep telefonlarında, oyun konsollarında kullanabilir.

Kendisi ilgili sanayide kullanamasa bile kullanabilenlere bolca ihraç edebilir.

İşletme, çıktı, değerlendirme süreçlerinin her birinde dünya devi olabilir.

Elmas, gümüş ve bakır zaten toprağın hanımefendileri ve beyefendileri.

Bunların insanlık tarihinde nasıl rol oynadığını herkes bilir.

Doğal gaza gelince… Venezuela’nın doğal gazı da var.

TOPRAĞIN EFENDİSİ: PETROL Toprak altı cevherler bir araya gelse, toplanıp bir ülke kursa, hiç şüphe yok ki onları seçimsizce “Efendi Petrol” bir tiran olarak yönetirdi.

Enerji kaynağının ana maddesinin ya da üretim biçiminin bambaşka bir hal alacağı o günlere değin petrol, küresel dengeleri belirlemeye devam edecek.

Dolayısıyla, bu tiranı yöneten de tüm dünyayı yönetmeye… Kendi kaynağını yönetemezse?

Venezuela dünyadaki petrol rezervinin yaklaşık beşte birine sahip.

Rezervler tam performansla işletilemiyor; yönetim yetisi ve sürdürülebilir ekonomik model üretilmediğinden kısıtlanmış petrol geliri havaya karışıyor.

Bu kadar büyük bir doğal servetin üzerinde yaşayan halk; petrol gelirlerini kendine ayıran mafyatik yönetim ağıyla birlikte petrolü kendine ucuz yollu akıtmak isteyen ABD zorbalığının yaşattığı ambargodan ötürü fakirlikten kırılıyor.

Milyonlarca insan ölümü göze alarak ülkeden kaçıyor.

Kendi kaynaklarını bağımsız bir biçimde yönetmek çok önemli, ama bu kaynaklardan elde edilen kazancın dürüstlük, şeffaflık, hesap verilebilirlik ilkeleriyle paylaşılması da en az bunun kadar önemli.

Maduro kime karşı suçlu?

Maduro kendi halkına karşı suçlu.

O nedenle, bir devleti yönetenleri, ancak o ülkenin yurttaşları yargılayabilir.

İçeriden ya da dışarıdan olsun, iktidarları tasarlayanlar genelde muhalefeti de tasarlarlar.

İş ve işleyiş şansa ve tesadüflere bırakılmaz.

Maduro’ya karşı muhalefetin kendi dinamiklerinin bir yerde patlayacağı açıkken bir başka ülkenin ona böyle bir müdahalesi hiçbir surette doğru olamaz.

ABD’nin makamlara yerleştirmesiyle iktidara gelmiş ve gelecek olan Venezuelalıların gelecekte nasıl yazılacağı da şimdiden belli.

VENEZUELA BAŞKAN VEKİLİ: TRUMP Trump sahibi olduğu sosyal medya platformunda kendini “Geçici Venezuela Başkan Vekili” olarak duyurdu.

Sanki ABD Venezuela halkına refah, mutluluk, huzur getirecekmiş gibi bir yanılsama pazarlanıyor.

Elbette ambargolar kalkınca, ticaretin önü açılınca bir parça ferahlama gelecektir kısa ve orta vadede.

Ancak bu Venezuela’da uçak fabrikaları, biyokimya araştırma merkezleri, enerji santralleri, beyin göçü çekecek müthiş eğitim kurumlarının kurulacağı anlamına gelmeyecek.

Çünkü ABD, aslında Venezuelalıların yönetmesi ve sahip olması gereken petrol gelirlerini kendine akıtacak.

Bunu renkli bir suyun bir yüzeyden akarken etrafına boyasından bırakması olarak düşünebiliriz.

Petrol ABD’ye akarken akışın yakınında konuşlanan Venezuelalıların hayatlarına belki renk gelecek ama asla akıp geçtiği yerlerde rengi dışında bir şey bırakmayacak.

Özetle; kalıcı bir iyileşme bir başka devletin yalnız kendi çıkarlarını gözettiği bir ortamda sağlanamaz.

Akışın bereketli alüvyonu ABD topraklarında birikecek, verimli deltalar orada oluşacak.

Kaynakların Efendisi Olmak Petrol, boksit, niyobyum, tantal, altın, bakır, elmas ve doğal gaz… Bu hammadde zenginliği bir ülkeyi doğal olarak güçlü yapmaz.

Bir başka ülkenin müdahalesiyle, kaynakları yönetmeye kalkışmasıyla umut edilen refah asla gelmez!

Bir ülkenin kaderini belirleyen öncelikle bağımsızlığına gösterilen sadakattir.

Ülkeyi güçlü yapan yurttaşların iradesinin sarsılmazlığı, egemenliğinden asla ödün vermemesi, bunun için de dış odakların elini güçlendirecek yönetişim hataları yapılmamasıdır.

Yeraltı ve yerüstü varlıkları katma değere dönüştürecek vizyon çok değerlidir.

Ama ondan da önce seçim güvenliği, demokratik şeffaflık, gelir dağılımındaki eşitlik ve adalet vurguları gelir.

Bunlar en önemli yargı alanlarıdır ve yalnızca o ulusun yurttaşlarının mahkemelerinde hesabı verilebilir ve verilmelidir.

İlgili Sitenin Haberleri