Haber Detayı

SDG’ye koşulsuz teslimiyet çağrısı
Gündem aydinlik.com.tr
14/01/2026 23:00 (2 saat önce)

SDG’ye koşulsuz teslimiyet çağrısı

Suriye Ordusu, Fırat’ın batısındaki Deyr Hafir-Meskene hattında SDG’ye koşulsuz teslimiyet çağrısı yaptı. Görüşmeler sonuçsuz kalırken özellikle Tişrin Barajı çevresinde çatışmalar yoğunlaştı. Öte yandan Barzani yayın grubu Şara ile yapılan röportajı yayınlamaktan vazgeçti.

Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Nehri’nin batısında Deyr Hafir-Meskene hattında  yer alan ve PYD/SDG kontrolündeki bölgelerin “askerî alan” ilan edilmesinin ardından hem cephe hattında hem de iç güvenlik düzleminde dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. “Kapalı askerî bölge” ilan edildiği açıklanmış olan söz konusu bölgelerin “Halep’e yönelik saldırılarda kullanılan kamikaze insansız hava araçlarının çıkış noktası” olduğu belirtilmişti.

Duyurunun ardından bölgeden çatışma haberleri gelmeye başladı.

Yerel saha kaynakları, SDG unsurlarının bazı köprüleri patlayıcılarla imha ettiğini, bunun “Suriye Ordusu’nun ilerleyişini geciktirmeye yönelik bir hamle” olarak değerlendirildiğini aktarmıştı.

Aynı kaynaklar, Deyr Hafir çevresindeki bazı köylerin SDG tarafından atılan ağır topçu atışlarına maruz kaldığını bildirdi.

Sahadan gelen bilgilere göre, bölgede savaşmadan teslim seçeneği son ana kadar gündemde kaldı.

SDG tarafının, “Deyr Hafir’in Meskene’den ayrı şekilde teslim edilmesini” teklif ettiği, bu yolla Rakka kırsalının doğrudan ateş hattına girmesinin engellenmeye çalışıldığı ifade edildi.

Aynı görüşmelerde SDG’nin, “Deyr Hafir sonrası Cezire bölgesine yönelik bir askerî harekât olmayacağına dair garanti” talep ettiği, ancak bu taleplerin tamamının reddedildiği öğrenildi.

Görüşmelerin sonuçsuz kalması hâlinde Suriye ordusunun bölgeye askerî olarak gireceği bilgisi paylaşıldı.

Güvenlik tedbirleri de sahadaki gerilime paralel olarak artırıldı.

Suriye iç güvenlik birimlerinin, Meskene ve Altıncı Çiftlik bölgelerine giden yolu “güvenlik gerekçesiyle” sivil ulaşıma kapattığı bildirildi.

Bu adım, hattın fiilen askerî kontrol altına alınmaya başlandığı şeklinde yorumlandı.

Çatışmalar yalnızca Deyr Hafir ve Meskene ile sınırlı kalmadı.

Saha kaynakları, “Tişrin hattında şiddetli çatışmaların sürdüğünü” ve tarafların zaman zaman ağır silahlar kullandığını aktardı.

Daha önce Ayn İsa hattında yaşanan sızma girişimleri ve Tişrin Barajı çevresindeki hareketlilikle birlikte değerlendirildiğinde, Fırat üzerindeki bu hattın yeni bir çatışma ekseni hâline geldiği belirtiliyor.

Öte yandan Rakka’nın batısında, Tabka kırsalındaki Abu Asi köyünde bulunan ve tren istasyonu içinde yer alan, “İstasyon Alayı Karargâhı” olarak bilinen büyük bir askerî nokta insansız hava araçlarıyla hedef alındı.

SDG kaynakları, saldırıların “Türk Bayraktar İHA’ları” tarafından yapıldığını öne sürdü.

AŞİRET HAREKETLİLİĞİ Bölgenin büyük ölçüde Arap nüfusa sahip olduğu, yerel halkın SDG’ye yönelik ciddi bir tepki ve güvensizlik taşıdığı ifade ediliyor. 9 Aralık 2024’te, SDG unsurlarının yerel halkın mallarını yağmaladığı iddiaları üzerine bölgede bir halk ayaklanması yaşanmıştı.

Saha kaynaklarından alınan bilgiye göre, olası bir askerî operasyonda hem Deyr Hafir hem de Meskene’de yerel halk desteğinin yüksek olabileceği belirtiliyor.

Bu tabloya ek olarak, önceki akşam Rakka’daki Arap aşiretlerin yayınladığı bir video da dikkat çekti.

Videoda SDG’ye yönelik açık tehditler yer alırken, RPG’ler, uzun namlulu silahlar ve çok sayıda mühimmat görüntülendi.

SDG ÇATIŞMAKTA ISRARCI Deyr Hafir’deki SDG/PKK unsurlarının sözde komutanlarından Serxwebun Kobane, “Saldırı olursa karşılıksız bırakmayız, ölümüne savunma yaparız.” dedi. “Aylarca düşmez”, “Eşrefiye ve Şeyh Maksud birer kale” propagandalarını çiğneyen Kobane, “Şeyh Maksud ve Eşrefiye ile Deyr Hafir’deki durumlar tamamen farklı; orada sadece Asayiş vardı, burada ise SDG güçleri tam teyakkuz hâlinde...Yaşananlar Türkiye’nin komplosunun bir parçasıdır.” diyerek hezimetlerini saklamaya çalıştı. ‘SEN KUKLASIN’ Öte yandan SDG ile işbirliği içindeki İsrail destekli ayrılıkçı dürzi grubun lideri Hikmet el Hicri İsrail basınına verdiği demeçte,“İsrail’in parçasıyız” ve “bağımsızlık istiyoruz.” diye konuşmuştu.

Hicri’ye yanıt geldi.

Kendisi de Süveydalı olan Süveyda Emniyet Müdürü Süleyman Abdülbaki şöyle konuştu:  “Sen hain ve kuklasın.

Sen onurunu müzakere konusu eden birisin ama biz Benû Marûfların (Dürzilerin) onuru asla müzakere konusu olamaz.

Biz senin ehlinden değiliz.

Sen de bizden değilsin.

Biz bu toprakların öz evlatları ve sahipleriyiz.

Biz bu topraklar için, Suriye’nin onuru için, Suriye halkı için, devrim için binlerce şehit verdik.

Sen siyonistler için halkımızı tehlikeye sürüklüyorsun.

Herkesin günahı ve akan her kan senin boynunda olacak.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sunduğu bütün anlaşmalara ihanet ettin.

Sen oğlunu bile ülke dışına kaçırdın ama masum insanları birbirine kırdırıyorsun.

Sen kriz tüccarlığı yapıyorsun.

Biz ise bu vatanda kalmaya ve senin gibilerine asla fırsat vermemeye devam edeceğiz.

Tekrar ilan ediyoruz: Hicri haindir.

Yaptığı ve söylediği her şeyin bedelini ödeyecektir.” Barzani’ye yakın medya Şara röportajını yayınlamadı Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Barzani kontrolündeki Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi merkezli Şems TV ile röportaj yaptı.

Ancak Şems TV röportajı yayınlamadı.

Röportajın PKK/PYD’den gelen tehditlerden dolayı yayınlanmadığı öne sürüldü.

Röportajı yapan ve kaydın yayınlanmayacağını duyuran Şems TV Genel Müdürü Eli Nakouz, görüşmenin ilk dakikalarından itibaren tonun yüksek olduğunu, her soruyla birlikte sertliğin arttığını ifade etti.

Nakouz, Şara’nın Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu özellikle vurguladığını, ancak buna karşın SDG’ye yönelik mesajlarının “son derece net ve nihai bir uyarı” niteliği taşıdığını söyledi.

Nakouz’un aktardığına göre Cumhurbaşkanı Şara, “tek bir Suriye Devleti” ve “tek bir meşru ordu” vurgusu yaparak, Suriye Ordusu dışında hiçbir silahlı yapının kabul edilmeyeceğini açık biçimde dile getirdi.

Röportajda, imzalanan mutabakatlara geri dönülmesi dışında SDG’ye yeni bir alan tanınmayacağı mesajının verildiği, bu yönüyle açıklamaların bir “son fırsat” çerçevesi çizdiği ifade edildi.

Şems TV yönetimi ise röportajın yayınlanmamasına ilişkin yaptığı açıklamada, kararın Suriye Cumhurbaşkanlığına veya röportajda yer alan gazetecilere yönelik bir tutumdan kaynaklanmadığını, mevcut hassas dengeler gözetilerek “gerilimi düşürme ve sükûneti koruma” amacıyla alındığını duyurdu.

İsrail ile müzakere yok İsrail’in Suriye ile yürütüldüğü öne sürülen müzakere sürecine ilişkin tutumu, İsrail basınına yansıyan açıklamalarla netlik kazandı.

Maariv gazetesinin üst düzey İsrailli yetkililere dayandırdığı habere göre Tel Aviv yönetimi, Şam ile bir güvenlik anlaşmasına kapıyı kapattı.

Haberde, İsrail’in bu tutumunun temel gerekçesinin, Suriye yönetiminin Hermon Dağı’ndan çekilme talebi olduğu aktarıldı.

Yetkililer, İsrail güçlerinin Hermon Dağı’ndaki varlığının “müzakereye açık olmadığı”nı vurguladı.

İsrailli kaynaklara göre, Suriye ile ABD arasında yürütülen temaslar ise siyasi bir uzlaşıya dönüşmedi.

RUS VARLIĞINA KARŞILAR Söz konusu görüşmelerin yalnızca “teknik bir koordinasyon mekanizması” ile sınırlı kaldığı, bu temasların İsrail açısından bağlayıcı bir sonuç üretmediği ifade edildi.

Haberde ayrıca İsrail’in, Suriye’nin güneyinde herhangi bir Rus askerî varlığına kesin şekilde karşı çıktığı belirtildi.

İsrail tarafının, operasyonel serbestliğini sınırlayacak bir konuşlanmaya izin vermemek için bu yöndeki girişimleri engellediği aktarıldı.

İsrailli yetkililer, gelecekte olası bir güvenlik düzenlemesi ihtimaline de mesafeli yaklaşıyor.

Buna göre Tel Aviv yönetimi, Suriye’nin başta gelişmiş hava savunma sistemleri olmak üzere stratejik askerî kabiliyetler edinmesini kabul etmeyeceğini bildirdi.

Bu tür kapasitelere sahip bir Suriye’nin, bölgesel dengeyi İsrail aleyhine değiştireceği değerlendirmesi yapıldı.

Maariv’in aktardığı bilgilere göre, İsrail’in mevcut yaklaşımı, “sahadaki askerî üstünlüğün ve hareket serbestisinin korunması” ilkesine dayanıyor.

Bu çerçevede Tel Aviv’in, Suriye ile kapsamlı bir siyasi ya da askerî uzlaşıya şu aşamada sıcak bakmadığı ifade ediliyor.

PYD Avrupa Temsilcisi: Tek devleti kabul etmiyoruz Terör örgütü PKK/PYD’nin Avrupa temsilcilerinden Mizgin Ehmed, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ehmed, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan adeta kendini Suriye’nin veziri gibi görüyor.” ifadeleri ile Türkiye’yi hedef aldı.

Türkiye’nin Şam yönetimi üzerinde baskı kurduğunu ileri süren Ehmed, mutabakatlara rağmen ilerleme sağlanamadığını belirterek, “10 Mart mutabakatında toplam sekiz madde var ve askerî madde en son maddedir.

Buna rağmen hükümet her seferinde askerî maddeyi öne çıkarıyor.” ifadeleri ile entegrasyon sürecinde SDG’nin entegrasyon konusuna nasıl baktıklarını itiraf etmiş oldu.

SDG’nin entegrasyon konusundaki yaklaşımına da değinen Ehmed, sözlerine şöyle devam etti: “Bize dayatılan entegrasyon tek dil, tek bayrak, tek devlet mantığıdır.

Bunu kabul etmiyoruz.

Bizim savunduğumuz entegrasyon demokratik entegrasyondur.

SDG yıllardır Kuzey ve Doğu Suriye’yi savundu.

Bu yapıyı dağıtmak istiyorlar.

Türkiye, SDG’nin silah bırakmasını istiyor.

Oysa bu yapı halkın savunma gücüdür.

Öz savunma meşru bir haktır.

Silah bırakma çağrıları, SDG’nin Suriye’deki statüsünü ortadan kaldırma amacı taşıyor.

Kürtler Suriye’de bir halktır ve anayasada yerini almalıdır.

Suriye’nin geleceği ancak bu şekilde inşa edilebilir.” Şam’dan SDG notları: Süreci Hemo yönetiyor Suriye Hükûmeti’ne yakın kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, SDG/PKK içerisinde son dönemde yaşanan askerî tırmanmanın arka planında liderlik ve karar alma mekanizmalarına ilişkin dikkat çekici bir ayrışma bulunuyor.

Kaynaklar, sahadaki son gerilim kararlarının Mazlum Abdi’den daha çok kısa süre önce Kandil’den askerî bir görevle bölgeye gelen Sipân Hemo tarafından alındığını öne sürdü.

Aynı kaynaklar, Hemo’nun Halep’teki Şeyh Maksud Mahallesi’nde yürütülen müzakerelerde etkin rol oynayan isim olduğunu, bugün ise Suriye Hükûmeti’ne karşı askerî tırmanma hattına fiilen liderlik ettiğini aktardı.

Hemo’nun, SDG içerisindeki sertlik yanlısı kanadı temsil ettiği ve talimatlarını yerel siyasi yapıdan değil, doğrudan Kandil’den aldığı iddia edildi.

Buna karşılık Mazlum Abdi ile SDG’nin siyasi kanadında yer alan İlham Ahmed’in, entegrasyon ve Şam ile müzakere yönünde tutum aldığı; ancak bu çizginin sahada bağlayıcılığını büyük ölçüde yitirdiği ileri sürüldü.

Kaynaklara göre, siyasi kanadın aldığı kararlar askerî yapı üzerinde etkili olmuyor.

Mazlum Abdi’nin süreçte sessiz kalması da, Hemo’ya karşı olsa da tepki göstermediği yorumlarına sebep oluyor.

Şam ile yürütülen entegrasyon görüşmelerine de değinen kaynaklar, bu temasların esasen SDG’nin Cezire bölgesinde ayrı bir yapı muhafaza etme hedefi doğrultusunda yürütülen bir oyalama süreci olduğunu savundu.

Entegrasyon başlığının ise sahada uygulanabilir bir iradeden ziyade, ABD’yi ikna etmeye yönelik “şekli bir adım” olarak ele alındığı belirtildi.

İlgili Sitenin Haberleri