Haber Detayı

Askeri başarıları bütünleşmeyle taçlandıralım
Gündem aydinlik.com.tr
20/01/2026 00:00 (3 saat önce)

Askeri başarıları bütünleşmeyle taçlandıralım

Suriye Ordusu’nun Fırat’ın doğusuna geçerek PYD/YPG işgalindeki bölgelerde kontrolü sağlaması, ‘Bütünleşen Türkiye’ sürecinin de önünü açtı. Şimdi sıra Af Kanunu ile dönüşlerin başlatılmasında.

Suriye’de 18 Ocak’ta Şam ile SDG arasında imzalanan ‘Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’yla birlikte Suriye Hükümeti, Deyrezor, Rakka ve Haseke başta olmak üzere Fırat’ın doğusundaki bölgelerde devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi sürecini başlattı.

Şam Yönetimi, sürecin “birleşik ve merkezi Suriye” hedefi doğrultusunda yürütüleceğini vurguladı. 14 MADDELİK ANLAŞMA DUYURULDU Anlaşmanın tam metni şöyle: 1-Yeniden konuşlandırmaya bir ön adım olarak Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında tüm cephelerde ve temas hatlarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi ve SDG’nin tüm askeri birliklerinin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi. 2-Deyrezor ve Rakka illerinin idari ve askeri olarak tamamen ve derhal Suriye hükümetine devredilmesi.

Buna, tüm sivil kurum ve tesislerin devri ile Suriye devletinin ilgili bakanlıklarında görevli mevcut çalışanların kadroya alınması için derhal kararnamelerin çıkarılması ve hükümetin, iki vilayette SDG’nin savaşçıları ve sivil kurum çalışanları hakkında herhangi bir işlem yapılmaması taahhüdü dahildir. 3-Haseke ilindeki tüm sivil kurumların, Suriye devletinin kurumları ve idari yapılarına entegre edilmesi. 4-Suriye Hükümeti, kaynakların Suriye devletine dönmesini sağlamak için Suriye güvenlik güçleri tarafından korunması suretiyle bölgedeki tüm sınır geçişlerinin, petrol ve doğal gaz alanlarının kontrolünü ele alacaktır. 5-Kürt bölgelerinin özel durumu göz önünde bulundurularak, gerekli güvenlik incelemesinin ardından, tüm SDG askeri ve güvenlik personelinin “bireysel” olarak Suriye Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yapılarına tamamen entegre edilmesi, bu kişilere askeri rütbeler, mali haklar ve lojistik gereksinimler sağlanması. 6-Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderliği, eski rejimin kalıntılarını saflarına katmaktan kaçınmayı ve Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerindeki eski rejim yetkililerinin listesini sunmayı taahhüt eder. 7-Siyasi katılım ve yerel temsilin garantisi olarak, Haseke Valiliği görevine atanacak adayı belirleyen bir başkanlık kararnamesinin yayımlanması. 8-Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinden ağır askeri varlığın çekilmesi, kentin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı yerel bir polis teşkilatının korunması. 9-DEAŞ tutukluları ve kampları dosyasından sorumlu idarenin ve tesislerin güvenliğini sağlayan güçlerin Suriye Hükümeti’yle entegre edilmesi; böylece Suriye Hükümeti’nin bunlar üzerinde tam hukuki ve güvenlik sorumluluğunu üstlenmesi. 10-Ulusal ortaklığı sağlamak amacıyla, merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanmak üzere SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilmesi. 11-Kültürel ve dilsel hakların tanınmasını, kayıt dışı veya vatansız kişilerin statüsünü ve geçmiş on yıllarda biriken mülkiyet hakları taleplerini kapsayan 2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması. 12-SDG’nin, egemenliğin ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla Suriyeli olmayan tüm PKK lider ve üyelerini Suriye Arap Cumhuriyeti dışına çıkarma taahhüdünde bulunması. 13-Suriye Devleti’nin, bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlamak amacıyla ABD ile koordinasyon içinde Uluslararası Koalisyonun aktif bir üyesi olarak terör örgütü DEAŞ ile mücadeleyi sürdürmesi. 14-Afrin ve Şeyh Maksud bölgeleri sakinlerinin evlerine güvenli ve onurlu dönüşüne ilişkin mutabakat sağlanması için çalışılması. ‘SURİYE MERKEZİ BİR DEVLETTİR’ Anlaşmanın ilan edilmesinin ardından basın mensuplarına konuşan Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, süreci “tüm Suriyeliler için bir kazanım” olarak nitelendirdi.

Şara, anlaşmanın, ülkenin kuzeydoğusunda fiilî bölünmüşlüğün sona erdirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.

Şara, “Devlet kurumları Deyrezor, Rakka ve Haseke olmak üzere üç vilayetin tamamına girecek.

Suriye Devleti karar alma mekanizması bakımından birleşik ve merkezi bir devlettir.” ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın yeniden inşa, kalkınma ve istikrar süreci için bir başlangıç teşkil ettiğini belirten Şara, terörle mücadelenin de bu çerçevede sürdürüleceğini vurguladı. ‘Terörsüz Türkiye’ - ‘Terörsüz Bölge’ Suriye’deki gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara telefonla görüştü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Suriye topraklarının terörden tamamen arındırılmasının hem Suriye hem de bölgenin tamamı için gerekli olduğunu” ifade ettiğini aktardı.

Duran, Türkiye’nin Suriye’ye terörle mücadele başta olmak üzere birçok alanda desteğinin artarak süreceğini vurguladı.

Duran, ayrıca ‘Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır dile getirdiği ‘Terörsüz Bölge’ hedefi açısından önemli bir aşama olduğunu belirterek, “Anlaşma koşullarının yerine getirilmesini yakından takip edeceğiz.” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik “SDG’nin ‘Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge’ ilkemizi hedef alan ‘darbe girişimi’ durdurulmuştur.” ifadelerini kullanarak şunları anlattı: “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefleri birbirinden ayrılamaz.

Terörsüz Türkiye’ye destek verdiğini söyleyip terörsüz bölgeye karşı çıkmak ağır bir siyasi çelişkidir. “Esas olan; kapsayıcı bir toplumsal, siyasal ve anayasal modelle Arap, Türkmen ve Kürt kardeşlerimizin, tüm din ve mezhep mensuplarının bir ve bütün Suriye’nin eşit ve onurlu unsurları olmalarıdır.” “Suriye’deki Kürt kardeşlerimiz için gerçek kazanım, 10 Mart Mutabakatı ile başlayan, hakları garanti altına alan kararnameyle devam eden ve son olarak bu anlaşmayla çerçevelenen yol haritasıdır.” Haseke ve cezaevleri tartışması devam ediyor Haseke’den gelen “katliam” iddiaları üzerine Suriye İçişleri Bakanlığı soruşturma başlattığını duyurdu.

Bakanlık, “Alınan bilgilerin doğrulanması için yetkili birimler derhal harekete geçti.” açıklaması yaptı.

Örgüt cephesinden yapılan açıklamalarda ise bu iddialar reddedildi ve “ateşkesi bozma girişimi” olarak nitelendirildi.

Öte yandan Rakka ve Haseke çevresindeki bazı cezaevleri ve kampların kontrolüne ilişkin tartışmalar sürüyor.

SDG yetkilileri, Tabka, Rakka ve Deyrezor’daki bazı kampların artık kontrollerinde olmadığını kabul etti.

Graham kaygılı Suriye’deki anlaşmaya bölge ülkelerinden de destek geldi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, Suriye Hükümeti ile YPG/SDG arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasını memnuniyetle karşıladıklarını duyurdu.

Riyad, anlaşmanın Suriye’nin güvenliği, istikrarı ve devlet kurumlarının inşası açısından önemine dikkat çekti.

ABD cephesinde ise daha temkinli ve soru işaretleri içeren açıklamalar öne çıktı.

ABD’li Senatör Lindsey Graham, yaptığı yazılı açıklamada, ateşkes anlaşmasına ilişkin Senato’ya kapsamlı bir bilgilendirme yapılmadığını belirtti.

Graham, anlaşmanın Türkiye ve İsrail ile müzakere edilip edilmediği, Türk askerlerinin bölgede gelecekte konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağı gibi soruların yanıtlanmasını istedi.

Graham, ABD’nin Suriye bağlamındaki temel ulusal güvenlik çıkarlarından birinin SDG ile kurulan ortaklık olduğunu ifade ederek, “Bu anlaşmaya dair şu an yanıtladığımdan çok daha fazla sorum var.” dedi.

PKK/SDG cephesinde farklı sesler Şam Yönetimi’nin duyurduğu anlaşma, terör örgütü YPG/SDG cephesinde ise farklı açıklamaları beraberinde getirdi.

Örgütün sözde genel komutanı Mazlum Abdi, yayınladığı video mesajda, “6 Ocak’tan bu yana bu savaş bize dayatıldı.” ifadelerini kullandı.

Abdi, mesajında, “Deyrezor, Rakka ve Haseke’den çekilmeyi kabul ettik.

Savaşı bitirmek için bu anlaşmayı kabul ettik.” dedi.

Anlaşmanın içeriğine ilişkin ayrıntıları Şam’dan döndükten sonra paylaşacağını kaydeden Abdi, “Halkımızın kazanımlarını koruyacağız, bölgemizin özel statüsünü koruyacağız.

Gücümüz var ve çabalarımız devam edecek.” şeklinde konuştu.

Gazetemizi baskıya gönderdiğimiz saatlerde Rudaw haber ajansı SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya gelmek üzere başkent Şam’a ulaştığı bildirildi.

Ahmed Şara, önceki gün yaptığı açıklamada dün Mazlum Abdi ile bir araya geleceklerini ve taraflar arasında sağlanan uzlaşıyı resmen imzalayacaklarını duyurmuştu.

Öte yandan feshedilen PKK’nın Avrupa yapılanmasında yer alan isimlerden Remzi Kartal, örgüte yakın bir yayın organında katıldığı televizyon programında, Şam Yönetimi tarafından duyurulan 14 maddelik metnin bir “mutabakat” olmadığını ileri sürdü.

Kartal, söz konusu metnin taraflar arasında müzakere edilerek ortaya çıkmadığını savunarak, metni “tek taraflı hazırlanmış” ve “dayatma” olarak nitelendirdi.

Kartal, açıklamalarında anlaşmanın içeriğine doğrudan itiraz ederek, metnin “Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tasfiyesini hedeflediğini” iddia etti.

Kartal, “Bu metin, Rojava Devrimi olarak tarif edilen yapının sona erdirilmesini amaçlıyor.

Merkeziyetçi bir sistem dayatılıyor, ademimerkeziyetçi bir yapı öngörülmüyor.” ifadelerini kullandı.

Şam Yönetimi ile yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerinde, örgütün bugüne kadar elde ettiğini savunduğu kazanımların risk altında olduğunu dile getiren Kartal, sahadaki askerî tabloya da dikkat çekti.

Kartal, “Saldırılarla diş gösteriliyor, ardından yazılı bir metinle kazanımlar tasfiye edilmek isteniyor.” diyerek, sürecin askeri ve siyasi baskı altında yürütüldüğünü öne sürdü. “Rojava’da inşa edildiği iddia edilen yapının ağır bir tehdit altında olduğunu” belirten Kartal, bu tabloyu “tarihin en büyük saldırılarıyla karşı karşıya kalınan bir süreç” olarak tanımladı.

Kartal, Şam ile yapılması planlanan görüşmelere ilişkin olarak da temkinli bir dil kullandı.

YPG/SDG elebaşı Abdi’nin Şam’a gitmesinin beklendiğini belirten Kartal, görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğunu ifade etti. “Ortada kesinleşmiş bir mutabakat yok, sadece bir görüşme hazırlığı var.” diyen Kartal, sahada çatışmaların sürdüğünü iddia etti.

KARTAL ÇAĞRI YAPTI Avrupa’daki örgüt çevrelerine de çağrıda bulunan Kartal, yaşanan süreci “olağanüstü bir durum” olarak nitelendirdi.

Kartal, “Rutin hayat bırakılmalı, Rojava’ya sahip çıkılmalı.” ifadeleriyle Avrupa’da yaşayan örgüt sempatizanlarını ve çevrelerini “seferberliğe” davet etti.

Berlin ve Bonn başta olmak üzere çeşitli kentlerde eylemler düzenlendiğini dile getirdi.

TÜRKİYE’YE ŞART KOŞTU Kartal’ın açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık ise, sürecin yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığı iddiası oldu.

Kartal, Suriye’deki  gelişmelerin Türkiye’de yürütülen süreçleri de etkilediğini vurgulayarak, “Bu sürecin sınav alanı Rojava’dır!” ifadelerini kullandı. 44 saatte temizlik Siyasi ve diplomatik açıklamaların gölgesinde, sahada yaşanan askerî hareketlilik dikkat çekici bir hızla ilerledi.

Suriye Ordusu, 16 Ocak akşamı başlattığı operasyonla Fırat Nehri’nin batısında ve doğusunda çok sayıda noktada ilerleme sağladı.

Deyr Hafir ve Meskene bölgeleri 24 saat içinde kontrol altına alındı.

Ardından Tabka yönünde genişletilen operasyon, 18 Ocak sabahı bu stratejik kentin de Suriye Ordusu’na geçmesiyle sonuçlandı.

Aynı saatlerde Fırat’ın doğusunda Rakka ve Deyrezor’da aşiretlerin harekete geçmesi, sahadaki dengeyi tamamen değiştirdi.

Suriye Ordusu, anlaşmanın ardından Fırat Nehri’nin doğusuna geçti.

Rakka kent merkezine giren birlikler, devlet kurumlarının konuşlanması için hazırlıklara başladı.

Tel Abyad-Rasulayn hattından Rakka kırsalına açılan yeni cephelerle birlikte geniş bir alan çatışma yaşanmadan devralındı. 19 Ocak sabahı Münbiç’in güneybatısındaki Tişrin Barajı’nın da Suriye ordusunun kontrolüne geçtiği bildirildi.

Yerel kaynaklar, örgüt unsurlarının baraj sahasından çekildiğini ve kontrolün çatışmasız sağlandığını aktardı.

Saha görüntülerinde, ele geçirilen noktalarda YPG/SDG’ye ait sembollerin ve bayrakların imha edildiği görüldü.

AŞİRETLER SAHNEYE ÇIKTI Sahada en dikkat çekici gelişmelerden biri, Deyrizor ve Rakka başta olmak üzere Fırat havzasındaki Arap aşiretlerinin pozisyon alması oldu.

Yerel kaynaklar ve saha raporlarına göre, uzun süredir YPG/SDG’nin kontrolü altında bulunan bölgelerde aşiretler ve yerel halk, Şam yönetimi lehine harekete geçti.

Deyrizor’da aşiret güçleri, 18 Ocak’ta örgüt unsurlarını kent merkezlerinden çıkardı.

Aynı gün içerisinde Ömer Petrol Sahası ve Kuniko Doğal Gaz Sahası’nın bulunduğu bölgelerde de kontrolün el değiştirdiği bildirildi.

Bölgedeki aşiret temsilcileri, bu alanların “yeniden Suriye halkına döndüğünü” ifade etti.

Rakka’da da benzer bir tablo ortaya çıktı.

Kent merkezinde ve çevresinde aşiretler ve yerel halk, YPG/SDG’ye karşı ayaklandı.

Yerel kaynaklara göre, örgüt mensupları bazı noktalardan çekilirken, kent merkezinin büyük bölümü 18 Ocak itibarıyla kontrol altına alındı.

Kutlamalar sırasında örgüte bağlı keskin nişancıların sivillere ateş açtığı, saldırılarda ölen ve yaralananların olduğu bildirildi.

Rakka’daki Naim Kavşağı’nda toplanan halk, yaşananları “kurtuluş” olarak nitelendirdi.

Kent sakinlerinden Ümmü Mehidi, “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Bu zafer tarif edilemez.

Allah’a binlerce kez şükürler olsun” sözleriyle duygularını dile getirdi.

Rakkalı bir çocuk ise kameralara, “Hamdolsun, SDG’den kurtulduk.” dedi.

Aşiretlerin ve halkın sahaya inmesi, bölgede yalnızca askerî değil, toplumsal dengelerin de değiştiğine işaret etti.

Sahadaki bu hareketlilik, Şam yönetiminin ilerleyişini kolaylaştıran temel faktörlerden biri olarak öne çıktı.

İlgili Sitenin Haberleri