Haber Detayı

Bahçeli 'Fırat’ın doğusuna' işaret etti; SDG'yi hedef aldı
Politika artigercek.com
20/01/2026 12:43 (2 saat önce)

Bahçeli 'Fırat’ın doğusuna' işaret etti; SDG'yi hedef aldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kuzey ve Doğru Suriye'ye yönelik saldırıları 'süpürme harekâtı' olarak nitelendirerek, sadece Fırat’ın batısında değil doğusunda da 'terörist faaliyetlerin kökünün kazınması' gerektiğini söyledi. Bahçeli, 'Şam’ın güvenliğinin Ankara’nın güvenliği' olduğunu savundu.

Artı Gerçek - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli konuşmasında SDG'yi hedef alarak, 'SDG'nin Kürtlerden ayrı olduğunu' iddia etti ve 'Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir' dedi.

Bahçeli, Suriye geçiş hükümetinin Cumhurbaşkanı Ahmet el Şara'nın Kürtlere ilgili imzaladığı kararnameyi de övdü. *Şara'dan Kürtlerle ilgili 8 maddelik kararname Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan başlıklar özetle şöyle: "Milliyetçi Hareket Partisi olarak birer haftalık arayla önce İl Başkanları Toplantımızı, müteakiben de MYK-MDK Ortak Toplantımızı gerçekleştirdik.

Bundan sonra takip ve temin edeceğimiz siyasi yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak fikir ve görüş birliği sağladık.

Ülkemizi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı olarak ele aldık.

Bilhassa “Terörsüz Türkiye” ile “Terörsüz Bölge” hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık. 'RAKKA, DERAZOR KURTARILMIŞTIR' Önce Suriye’de şekillenen ve somut bir içerik kazanan siyasi tabloyu değerlendirmek, bunun sonuçları hakkında mütalaada bulunmak lazımdır.

Malumunuz olduğu üzere, SDG/YPG yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat’ın batısından sürüp çıkarılmıştır.

Halep’in yanı sıra Rakka ve Deyrizor esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarılmıştır.

SALDIRILARA 'SÜPÜRME HAREKATI' DEDİ 10 Mart Mutabakatına direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden SDG/YPG kapsamlı bir süpürme harekatı ile tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir.

Son gelişmeler hem Suriye, hem de bölge ülkeleri ve Türkiye’miz adına son derece müspet ve kayda değerdir.

Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG’nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır.

Gerçekten de Suriye’de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK’nın kurucu önderliğidir. 'KÜRTLER BAŞKA SDG BAŞKA' Suriye’de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır.

Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG’nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur.

Suriye’de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.

Özellikle Rakka ve Deyrizor’da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir.

Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki, Kürt kardeşlerimiz başka SDG/YPG başkadır.

SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A’dan Z’ye hayal mahsulüdür.

ŞARA'NIN KARARNAMESİ 18 Ocak 2026 Pazar günü, “'Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın Yayımladığı Kararname ve Suriye’de Yaşanan Gelişmelere' ilişkin yapmış olduğum yazılı değerlendirmede her mesele enine boyuna yorumlanmıştır.

Bir kez daha ve özetle ifade edecek olursam; 'Milliyetçi Hareket Partisi olarak yeni Suriye’de kapsayıcı, kucaklayıcı, uzlaşmacı, tüm etnik ve dini unsurları Suriye’nin ortak geleceğinde buluşturan “Suriye vatandaşlığında' bütünleştiren, demokratik, istikrarlı, temsil adaletine ve serbest seçimlere dayalı temel hak ve hürriyetlerin korunmasını esas alan bir anlayışla Anayasa yapılmasını önermiştik. 16 Ocak 2026 tarihinde Suriye Cumhurbaşkanının “'nayasal beyanname hükümlerine dayanarak, yüksek ulusal menfaatlerin gereklilikleri uyarınca, devletin ulusal birliğini güçlendirme, tüm Suriyeli vatandaşlar için kültürel ve sivil hakları tanıma konusundaki rolü ve sorumluluğuna binaen” yayımladığı 2026/13 sayılı Kararname, düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.” Bize göre mezkur Kararname; isabetli, anlamlı, Suriye’de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adımdır.

Tekraren vurgulamak isterim ki, Suriye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir.

Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir.

En önemli ortak paydanın ise “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir.

FIRAT'IN DOĞUSUNA DA VURGU Suriye’de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır.

Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.

SDG/YPG’nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur.

Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir.

Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız. 'ŞAM’IN GÜVENLİĞİ ANKARA’NIN GÜVENLİĞİDİR' Terörün sonu yoktur.

Terörizm çıkmaz sokaktır.

İnsanlığa karşı işlenmiş en vahşi suç terör suçudur ve terörle yaşamak, teröre sessiz ve seyirci kalmak onurlu yaşamanın tam tersi, tam zıttıdır.

Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir.

Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir.

Şam’ın güvenliği Ankara’nın güvenliğidir.

Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır.

Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, “Terörsüz Bölge” hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye’nin tecellisine azami destek sağlamasıdır. 'BEKA SORUNU' Türkiye'nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğü hepinizin malumudur ve beka düzeyinde en önemli sorunudur.

Ve bu sorun köklü olarak halledilecektir.

Terörsüz Türkiye’ye adım adım ilerledikçe korkuya kapılanlar, uykuları kaçanlar, çılgına dönenler, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanlar kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya sonuna kadar müstahaklardır. 'CHP'NİN İŞİ GÜCÜ İSTİSMARDIR' Göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi görünmesini de biliriz.

Çizgimizde zikzaklar yoktur.

Karabağ Savaşı’nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP’​ye hiç benzemeyiz, buna da hiç tevessül etmeyiz.

CHP’nin işi gücü istismar ve inkardır.

CHP’nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır.

Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir.

CHP’nin muhalif siyaseti Türkiye’ye karşı kurgulanmıştır.

Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır.

Hatırlarsanız, geçen haftaki grup konuşmamda, en düşük emekli maaşı alan kardeşlerimizin sefalet ücretine değil en azından insanca yaşayabilecekleri bir seviyeye taşınmasını gündeme getirmiştim. 'SUÇA KARIŞMIŞ ÇOCUKLAR' İstanbul Güngören’de yaşı henüz 17 olan Atlas Çağlayan isimli evladımız yan baktın bahanesiyle 15 yaşındaki bir katil tarafından sokak ortasında katledildi.

Müteessir bir hissiyatla diyorum ki, Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti.

Merhum Atlas evladımıza Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı niyaz ediyorum.

Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gereksiyorsa yapmalıyız. 'BU HALLERE NASIL DÜŞTÜK?' Bakıyorsunuz, sanatçı ve medya mensupları uyuşturucuyla anılıyor.

Ünlüsü ünsüzü bataklıkta çırpınıyor.

Makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğü görülüyor, gösteriliyor.

Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor.

Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor.

Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş.

Sorarım sizlere, bize ne oldu?

Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik?

Bu hallere nasıl düştük?

Son günlerde gördüğümüz ve şahit olduğumuz gelişmeler alarm zillerini çalmaktadır.

Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesi dehşet verici bir tehdittir.

Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz.

Topyekun bir mücadele başlatmalıyız.

Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız." (HABER MERKEZİ)

İlgili Sitenin Haberleri