Haber Detayı
Suriye’de olan bitenin anlamı
Suriye’de olan bitenin anlamı
Suriye’de son 15 günde, SDG/YPG etrafında oluşturulan efsane çöktü.
Suriye Ordusu, ülkenin üçte birlik bir bölümünü işgal altında tutan SDG/YPG’yi, önce Halep’in iki mahallesinden çıkardı.
Ardından, son 48 saatte Rakka’yı ve doğalgaz/petrol sahalarının da olduğu Deyrizor’u kurtarıp Haseke’ye ulaştı.
Bu gelişmelerin gösterdiği sonuçlardan en başa yazılması gereken şudur: Günümüz koşullarında ABD ve İsrail’in ipine sarılanların yenilgisi kaçınılmazdır.
Bu gerçek, devletlerden başlayarak, her türden siyasi, silahlı, terörist örgütler için geçerlidir.
Dolarları da, devasa askeri gücü de ABD’ye bu gerçeği değiştirecek kabiliyeti kazandıramıyor.
Bütün saldırganlığına ve yayılmacı eylemlerine rağmen İsrail’in de bırakın SDG/YPG’yi korumayı, ABD olmaksızın herhangi bir savaşı kazanacak gücü yoktur.
Bu gerçekler ışığında, son 15 gündeki gelişmeleri ABD’nin planlaması içinde görmek zavallılıktır.
ABD, istediği için değil, mecbur kaldığı için bu sürece “evet” demek zorunda kalıyor.
ABD, Türkiye ve Suriye devletlerinin, milli ordularıyla ortaya koydukları Suriye’yi bütünleştirme iradesini kabul etmeye mecburdur.
Aksi takdirde, daha geniş ölçekli çıkarlarını kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
Bu nedenle, SDG/YPG’ye verdiği desteği çekmek zorunda kalmıştır.
Yani, “ABD, SDG/YPG’yi onlarla işi bittiği terk etti” görüşü, son derece yüzeysel ve ABD’nin gerilemesini anlamayan, hatta gizleyen bir yaklaşımın sonucudur.
GALİP VE MAĞLUP Döne döne vurguluyoruz şu çıplak gerçeği: ABD’nin, 1990’ların başında uygulamaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi (BOP ya da GOKAP), başta Türkiye olmak üzere bölge devletlerinin mücadelesi sonucunda tarihe gömülmüştür.
ABD’nin bu projesinin odak noktası, Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin parçalanarak, adı Kürdistan olan ABD kuklası bir İkinci İsrail devletçiğini yaratmaktı. 2011’de Suriye’deki hamleyle Irak’ın kuzeyinden başlayıp Suriye’nin kuzeyi boyunca Akdeniz’e ulaşan bir koridor kurulması için IŞİD bahanesi yaratıldı.
Önce IŞİD bu bölgeleri ele geçirdi.
Ardından ABD, askeri şemsiyesi, silahı ve desteğiyle PKK/YPG’yi, Türkiye sınırındaki bölgelere yerleştirdi.
Suriye’ye yönelik emperyalist operasyon öncesinde, ipleri doğrudan CIA ve MOSSAD’a bağlı olan FETÖ’nün tertipleriyle Türk Ordusu ve Türk milleti teslim alınmak istendi.
Böylece Türkiye’nin bu operasyona direnci kırılacaktı.
Fakat Ergenekon ve Balyoz tertiplerine karşı yükselen halk hareketinin sonucunda bu plan çöktü.
AK Parti iktidarı, siyaset değiştirmek zorunda kaldı ve FETÖ’ye karşı mücadeleye başladı.
ABD, 15 Temmuz 2016’da bu kez Türkiye’nin rejimini değiştirmek için NATO/FETÖ Gladyosu’nu darbe girişimine yöneltti.
Fakat, Türkiye, ordusu ve milletiyle bu kalkışmayı bastırdı ve ABD’yi yendi.
Bütün bu sürecin sonunda Türkiye, BOP operasyonuna karşı, sonuca doğru ilerleyen aşamalı bir askeri mücadeleye girişti.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarıyla terör koridoru planı bozuldu.
GELDİĞİMİZ YER Geldiğimiz yerde, ABD’nin binlerce tır silahıyla desteklenen, Netflix dizileriyle allanan pullanan Rojava efsanesi bitti.
Bu efsane etrafında yaratılan proje, coğrafi, etnik, demografik durum nedeniyle zorlamaydı.
Fakat, Suriye parçalansaydı bir şekilde uygulanmak istenecekti.
Suriye’deki gariban Kürtler için bu, zaten baştan yalandı.
Çünkü, Suriye’de SDG/YPG adını kullanan PKK, Batı’da propaganda edilenin aksine, bulunduğu her bölgede yaptığı gibi, Kürtler üzerinde ABD’nin verdiği silahlarla baskı kurmuştu.
Şimdi, Suriye devletinin egemenliği altında, vatandaşlık ve mülkiyet haklarını almış Kürtlerin, Suriye halkının ayrılmaz bir parçası olarak huzur içinde yaşaması doğrultusunda bir zemin oluşmaktadır.
Bu gelişme, emperyalist planların değil, gelişen dünya devletlerinin lehinedir.