Haber Detayı
Davos 2026: Atlantik düzeninin sonu
Davos 2026: Atlantik düzeninin sonu
Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu Zirvesi, Grönland tartışmaları ve Gazze Barış Kurulu imza töreni haberleriyle öne çıktı.
Ancak bu yılki Zirve’nin en önemli sonucu, Atlantik İttifakı’nın merkezinde olduğu dünya düzeninin sona erdiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyması oldu.
Şimdiye kadarki zirvelerin en yüksek profillisi olarak nitelenen 19-23 Ocak günlerindeki toplantıya 130 ülkeden 65 devlet ve hükümet başkanı, çok sayıda hükümet yetkilisi, bürokrat ile uzmanın yanı sıra iş dünyasından patron ve yöneticiler katıldı.
Zirve’nin ana teması ise diyalog ruhu idi.
Küreselleşmeci tekellerin en önemli örgütlerinden biri olan Forum’un bu ana temayı gündeme getirmesinin esas amacı, Trump ABD’si ile Avrupa arasında son dönemde Grönland, ama öncesinde Ukrayna savaşı, NATO’nun geleceği ve daha birçok konuda gerilen ilişkilerde orta yol bulmaktı.
Fakat Zirve’de bu beklenti gerçekleşmedi.
AVRUPA VE NATO’NUN GELECEĞİ Geçen yılki Zirve’ye telekonferans ile katılan Trump, bu yıl Davos’a kalabalık bir heyetle geldi.
Trump, Grönland konusunda ise herhangi bir geri adım atmadı.
Bu konu, uluslararası alanda daha çok Trump yönetiminin “kural tanımazlığı” açısından ele alınıyor.
Avrupalı liderlerin konuşmalarında bu yönün öne çıktığı görülüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un konuşmasında da Almanya Başbakanı Merz’inkinde de aynı vurgular dikkat çekiyor.
Fakat Grönland tartışması, aslında uzun süredir çatırdamakta olan, Atlantik’in iki yakası arasındaki birliğe dayalı düzenin bittiğini gösteriyor.
Trump’ın bu hamlesi, NATO’yu da boşa düşürüyor.
NATO’nun patronu konumundaki ABD, NATO üyesi bir Avrupa devletinin egemenliği altındaki bir bölgeyi, gerekirse silah kullanarak alacağını ilan ediyor.
NATO üyesi Avrupa devletleri buna karşı çıkıyor.
ABD’nin bu girişimini askeri güçle engellemekten söz eden açıklamalar yapıyor.
Ama varlık nedeni Avrupa’nın savunması olarak sunulan NATO’nun, bu konuda hiçbir işlevinin olmadığı ortaya çıkıyor.
Avrupalı liderler, bu gelişme karşısında sızlanmaktan öteye geçen bir adım atamasa da konu, Avrupa’nın savunması, NATO’nun geleceği, küresel düzendeki değişikliklerin gidişatı konusunda yaşlı kıtadaki arayışların derinleşmesine neden oluyor.
TÜRKİYE İÇİN ANLAMI İyi de bundan bize ne?
Birincisi, NATO üyesi bir ülke olarak İttifak’ın geleceği Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.
İkincisi hem Asya hem de bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin Avrupa’nın Atlantik İttifakı dışındaki güvenlik mekanizmaları arayışında kendi menfaatleri açısından bir tutum alması gereklidir.
Yukarıdaki iki unsuru da belirleyen esas özelliği ise Türkiye’nin dünya genelindeki nesnel olarak bulunduğu konumdur.
Türkiye, orta büyüklükte gelişen dünya devleti olarak, çok kutuplulaşan dünyada yeni düzen arayışlarının tam da merkezinde yer almaktadır.
İkinci Dünya Savaş sonrası kurulan düzende, gelişen dünyanın hegemonyacılığa karşı kendi menfaatlerini savunması karşısında en önemli sorun, emperyalist devletlerin esasen blok olarak davranmasıydı.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, Atlantik’in iki yakasındaki emperyalist devletler arasında çelişmelerin artması, derinleşmesi sadece Türkiye’nin değil, bütün gelişen dünyanın menfaatinedir.
Daha önemlisi, 74 yıldır Türkiye’nin dış ve iç siyasetinden ekonomisine, güvenlik alanındaki uygulamalarına ve askeri düzenine belirleyici ölçüde yön veren NATO/Atlantik düzeninin sona eriyor olması, Türkiye’nin ufkunun açılması imkanını sağlıyor.