Haber Detayı
Trump ‘vekil’ kartı...
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açışından önemi ortada.
Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açışından önemi ortada.
Şam yönetimi güçlerinin SDG’yi ters köşe yapan hamlesi tartışmalı İmralı sürecini de yakından ilgilendiriyor.
İktidar cephesiyle DEM arasında tansiyon inişli çıkışlı.
İmralı sürecinde tamam mı devam mı yol ayrımında olunduğu yorumları yapılıyor.
Gözler cihatçı HTŞ’den jet hızla uluslararası siyaset sahnesine taşınan Şara yönetimiyle SDG’nin ana omurgası terör örgütü PKK/YPG arasındaki pazarlıklara çevrilmiş halde.
Bir çatışma bir ateşkes haberleri birbirini izliyor.
YPG ile ittifaktaki Arap aşiretleri, “Artık sizinle değiliz” diyerek isim babalığını ABD’lilerin yaptığı SDG’yi terk edip Şara yönetimiyle işbirliğinde.
YPG’ye verilen mesaj; Fırat’ın doğusuna çekilmesi.
Ki bu noktada Türkiye’nin güvenliği açısından dikkatler YPG-İmralı-Kandil hattındaki gelişmelerde.
ERBİL’İN ROLÜ YPG’nin yıllardır arkasına aldığı Washington desteğini Şara cephesine kaptırmış görüntüsü sürecin geleceğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Örneğin; ABD milyarlarca dolar askeri, siyasi yatırım yaptığı YPG’yi bir çırpıda siler mi?
Bölgesel çıkarlarının koruyucusu olarak gördüğü İsrail ile kalkan oldukları YPG’nin Kürt yapılanmasındaki rolünü sınırlar mı?
Ve belki de kritik soru ana rolü Fransa ve İngiltere ile de yakın ilişkileri olan Erbil’e, Barzani cephesine mi verir?
Transatlantik ilişkilerde gerilim artarken Kürt yapılar üzerindeki etkisini Avrupa’ya kaptırmaya göz yumar mı?...
Emperyalist çıkarların çoklu hesapları, hızlı manevra kabiliyeti düşünüldüğünde BOP/GOP’lu haritalar akla geldiğinde ABD’nin “Kürt kartını” tümüyle terk etme olasılığı düşük.
Ama o kart olmazsa radikal İslamcı HTŞ kökenli yapı üzerinden bir diğer kartı çıkabiliyor.
O olmadı başkası...
Irak, Suriye, İran ve Türkiye üzerinden “Kürt devleti yaratma” senaryoları bitecek gözükmüyor.
Aynı zamanda ABD’nin YPG’ye tavrı emperyalizmin “Çıkarlarına göre kullan, bırak” anlayışını nasıl kolayca sahaya uyguladığının da örneği.
NATO TARTIŞMASI “Önce Amerika” diyen Trump yönetimi, dışarıda askeri yapılanma ve harcamalarını azaltma peşinde.
Bu çerçevede İsrail-Şam arasındaki normalleşmeyi yaşama geçirmek, “vekilleriyle” bölgede etkinliğini sürdürmek arayışında.
Pentagon’un 2026 “Ulusal Savunma Stratejisi” belgesi, ABD anakarası, Batı Yarımküre’nin güvenliğini ilk sıraya yerleştiriyor. “NATO perdesi kapanıyor mu” ya varan tartışmalar alevlenirken Washington, Avrupa’ya “Bana bel bağlama, savunmanı güçlendir” diyor.
Pentagon, “krizlerde müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini” istiyor.
Kimi yorumda Trump’tan Ankara’ya da bir mesaj gelme olasılığına değiniliyor.
Ortadoğu kazanının durulacağını düşünmek hayalperestlik olsa gerek.
Emperyalist zihniyet aynı.
Bağımsız, egemen bir ülkeden yana olmayan, ulusal birliği düşman gören, din-etnik-mezhepsel çeşitliliği kaos için kullanan, toplumsal barışa ayrımcılık ve nefret tohumu eken, stratejik bölgelerde demografide yapay oynamalar yapan, böl-parçala sistemini devreye sokan kirli çıkar çarkının dönmesi...
Suriye, Irak, İran üzerinden artan gerilim geçen hafta sınırımızda bayrak provokasyonuna dek uzandı.
Bu noktada bir kez daha Türkiye’nin diken üstü bölgede güvenliğini korurken ulusal birlik içinde demokratik, laik, hukuk devlet ilkesini sıkıca benimseyip güçlendirmesinin gerekliliği ortada.
Birlik mesajları yaparken iktidar da DEM de samimiyet testinden geçiyor.
Ekonomik krizle boğuşan yurttaşın karnı aç ama yeni aldanmalara, kandırıldık kandırmalarına da karnı tok.