Haber Detayı

Çölün altı altın ve zümrüt kaynıyor
Ekonomi dogruhaber.com.tr
26/01/2026 12:37 (1 saat önce)

Çölün altı altın ve zümrüt kaynıyor

Mısır, nadir ve stratejik madenlere yönelik kapsamlı bir ulusal strateji hazırlıyor. Jeolojik taramalarla rezervleri tespit etmeyi ve bu kaynakları işleyerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürmeyi hedefleyen Kahire yönetimi, ülkeyi nadir minerallerde bölgesel bir üretim ve işleme merkezine dönüştürmeyi amaçlıyor.

Mısır Başbakanı Dr.

Mustafa Medbuli, Mısır'ın cuntacı Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından, nadir minerallerden azami düzeyde faydalanılmasına yönelik kapsamlı bir ulusal strateji hazırlanması talimatı verildiğini açıkladı.

Bu stratejiyle Mısır’ın, nadir madenlerin işlenmesi ve rafine edilmesinde bölgesel bir merkez haline getirilmesi, katma değerin artırılması ve ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerinin desteklenmesi amaçlanıyor.

Mısır hükümeti, birkaç gün önce ülke genelinde jeolojik tarama çalışmalarının başlatılmasına karar verdi.

Bu çalışmalarla mevcut mineral elementlerin tespit edilmesi, stratejik sanayilerde kullanılmak üzere gerekli madenlerin ithalatı için ortaklıkların kurulması ve nadir madenlerin işlenmesi ile rafinasyonu alanında kapasitenin genişletilmesi hedefleniyor.

Bu çerçevede, Mısır-Afrika İş İnsanları Derneği Başkanı ve uluslararası yatırım uzmanı Dr.

Yusri eş-Şarkavi, Mısır’ın nadir mineraller ve bunlarla bağlantılı stratejik madenler açısından umut verici rezervlere sahip olduğunu belirtti.

Bunlar arasında özellikle tantal, niyobyum gibi mineraller öne çıkıyor.

El Arabiya'ya konuşan Şarkavi, Doğu Çölü’ndeki Ebu Dabbab Madeni’nin, dünyadaki üçüncü en büyük tantal rezervi olarak kabul edildiğini, ayrıca Doğu Çölü’nün diğer bölgelerinde, Sina Yarımadası’nda ve Batı Çölü’nde de potansiyel rezervler bulunduğunu ifade etti.

Açıklamada, bu minerallerin öneminin; ileri teknoloji, elektronik, yenilenebilir enerji, hassas silah sistemleri ve elektrikli araçlar gibi sektörlerde kritik rol oynamasından kaynaklandığını belirten Şarkavi, bu durumun söz konusu madenleri küresel ekonomi ve ulusal güvenlik açısından vazgeçilmez hale getirdiğini vurguladı. “Devasa potansiyel” Şarkavi, nadir element rezervlerinin kesin büyüklüğünün hâlen yoğun keşif ve değerlendirme aşamasında olduğunu, ancak mevcut tahminlerin milyarlarca dolar değerinde devasa bir potansiyele işaret ettiğini söyledi.

Şu anki odak noktasının ise Ebu Dabbab’daki tantal ve ona eşlik eden mineraller olduğunu kaydetti.

Ayrıca, toryum adlı bir başka nadir metalin varlığına da dikkat çeken Şarkavi, bu madenin barışçıl nükleer enerji üretiminde büyük önem taşıdığını belirtti.

Şarkavi’ye göre Mısır, bu stratejik ve nadir mineralleri ham bir kaynak olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ekonomik ve sanayi büyümesinin itici gücü haline getirecek iddialı bir strateji benimsemeli.

Bu kapsamda Ebu Dabbab ve Doğu Çölü’ndeki Nuveyba gibi bölgelerde keşif faaliyetlerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Atılması gereken ilk adımlar arasında; modern ve kapsamlı jeolojik taramaların yapılması, ulusal veri tabanının güncellenmesi, uluslararası şirketleri çekmek için yeni yatırım teşviklerinin sunulması ve özellikle Çin başta olmak üzere bazı ülkelerle teknoloji ve finansman transferine dayalı stratejik ortaklıklar kurulması yer alıyor.

Dünyanın en eski altın madeni Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Dr.

Abbas Şaraki ise Mısır’daki madencilik faaliyetlerinin M.Ö. 3000 yılına kadar uzandığını belirtti.

Şaraki, Kızıldeniz kıyısındaki Beramiye bölgesinde, dünyanın en eski altın madeninin haritasının bulunduğunu ifade etti.

Şaraki, Mısır’da halihazırda ekonomik değere sahip çok sayıda maden bulunduğunu; Sukkeri ve Hamash altın madenleri ile henüz işletilmeyen onlarca başka saha olduğunu söyledi.

Ayrıca Bahriye Vahası ve Doğu Asvan’da demir, Doğu Çölü’nde fosfat rezervlerinin bulunduğunu aktardı.

Uranyum da var Şaraki, ayrıca Hurgada’daki Cebel Cettar bölgesinde uranyum bulunduğunu ve bunun nükleer enerji üretiminde kullanıldığını belirtti.

Bunun yanında Sina Yarımadası ve Doğu Çölü’nde bulunan beyaz kum (kuvars/silika) rezervlerinin; cam, elektronik çipler, güneş panelleri ve fiber optik üretiminde kullanıldığını ifade etti.

Kuzey sahili boyunca Reşid’den Refah’a kadar uzanan bölgede yer alan siyah kumların da ilmenit, zirkon, rutil, manyetit, monazit gibi ağır mineraller içerdiğini kaydeden Şaraki, bu minerallerin havacılık, seramik, elektronik ve boya sanayileri gibi birçok stratejik sektörde kullanıldığını vurguladı.

Bu kapsamda Mısır’ın, Reşid’de beş fabrikadan oluşan bir sanayi kompleksi açarak bu kaynakları ekonomiye katma değer sağlayacak şekilde değerlendirmeye başladığını belirtti.

Şaraki ayrıca; ilmenit ve rutilin titanyum, boya, plastik ve kâğıt sanayisinde; zirkonun seramik, sıhhi tesisat, cam ve nükleer sanayide; manyetitin sünger demir ve ağır beton üretiminde; garnetin taşlama, zımpara ve su filtrelerinde kullanıldığını ifade etti.

Toryum ve uranyum gibi radyoaktif maddelerin ise ileri teknoloji ve nükleer reaktörlerde değerlendirildiğini söyledi.

Değerli taşlar Şaraki, Doğu Çölü’ndeki Mersa Alam bölgesinde beril (zümrüt), zebercet, tantal, niyobyum ve lityum gibi minerallerin bulunduğunu belirtti.

Bu minerallerin batarya üretiminde kullanıldığını ve özellikle elektronik, cep telefonu ve elektrikli araç sanayileriyle birlikte büyük bir ekonomik geleceğe sahip olduğunu vurguladı.

Bu kaynaklar nedeniyle büyük ülkelerin Afrika, Ukrayna ve Grönland’da yoğun bir rekabet içine girdiğini ifade etti.

Ayrıca kükürtün, özellikle Cemşe ve Cebel Zeyt bölgelerinde olmak üzere Kızıldeniz kıyıları ve Süveyş Körfezi’nde bulunduğunu, sülfürik asit üretiminde kullanıldığını söyledi.

Değerli taşlardan turkuazın Sina’daki Cebel el-Mağara ve Serabit el-Hadim bölgelerinde; zümrüdün Mersa Alam’da; zebercedin ise Kızıldeniz’in güneyindeki Zeberced Adası’nda yer aldığını belirtti.

İlgili Sitenin Haberleri